• Konya12 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Zehra Yavuz camide kadın düşmanlığını yazdı
21 Kasım 2011 Pazartesi 16:15

Zehra Yavuz camide kadın düşmanlığını yazdı

Haber 7 yazarı Zehra yavuz Camide kadın düşmalığını kaleme aldı. İşte o yazı;

Geçen yaz  (2011) Türkiye tatilinde Almanyalı hacı teyze kızı arkadaşım Hatice, İstanbul-Süleymaniye-Camisi’nde fotoğraf çekiyormuş. Hatice, Almanya’da İslam-Bilimleri okumuş, Almanlara cami gezdiren, İslam’ı anlatan, çok faal olan bir Müslüman kardeşimiz.

Sözü fazla uzatmadan olayı aktarayım:
Hatice cami mihrabını, desenleri çeşitli boyutlardan fotoğraf çekerken, caminin güvenlikten sorumlu görevlisi yanına gelmiş. Sohbeti, bana anlatıldığında aklımda kaldığı kadar aktarıyorum:

Cami güvenlik görevlisi erkek: Hanımefendi, bayanlar burada dolaşamaz, lütfen kadınlar bölümüne geçin. Burası erkeklerin bölümü.

Hatice: Ben fotoğraf çekiyorum. Hem şu anda ön taraf bomboş. Namaz vakti değil, hiçbir erkek yok. Kimseyi rahatsız etmiyorum.

Cami güvenlik görevlisi erkek: Size yasak dedim. Lütfen arka tarafa geçin. (Sert bir şekilde)

Hatice: Neden yasak?

Cami güvenlik görevlisi erkek: Kadınlar namazı camide kılmazlar, evlerinde kılarlar. Kur’anda böyle bir şey yazmıyor! (Azarlayan, küçümseyen bir tavırla)

Hatice: Kur’anda kadınların camide namaz kılmasının yasak olduğu mu yazıyor?

Cami güvenlik görevlisi erkek: Beni daha fazla konuşturmayın! Yasak dediysem yasak! (Sert bir sesle)

Hatice: Bu caminin vergisini Türkiye-Halkı ödüyor. Sizin kendi malınız değil! Bana burada fotoğraf çekmeyi yasaklayamazsınız!

(Bu arada Hatice cami güvenlik görevlisi erkekle birlikte ön tarafa gitmek mecburiyetinde kalmış)

Cami güvenlik görevlisi erkek: Hele bir ön tarafa geçin de, görürsünüz o zaman! (Tehdit eder tarzda)

Hatice: Lütfen, neden böyle yapıyorsunuz. Biz Almanya’da bu fotoğrafları Almanlara gösteriyoruz, orada çeşitli güzel ve tarihi camiler yok. İslam’ı anlatmaya vesile oluyor bu sanat eserleri. Benim fotoğraf çekmem sizi neden bu kadar rahatsız ediyor?

Cami güvenlik görevlisi erkek: Ön tarafa geçemezsiniz dedim! Eğer çok önemli bir durum varsa, Müftülükten izin kağıdıyla geleceksiniz! O zaman ön tarafa geçip, fotoğraf çekebilirsiniz! (Çocuk azarlar gibi ses tonuyla!)

Hatice: O zaman bana kadınların bu camide ön tarafta dolaşmasının yasak olduğuna dair yazılı kanunu gösterin lütfen!

Cami güvenlik görevlisi erkek: Sana deminden beri ne söylüyorsam o!
Hatice: Bana “sen” diye hitap edemezsiniz! Siz kim oluyorsunuz? Siz burada sadece güvenlik görevlisisiniz!

Hatice arkadaşım yerlere kadar uzun ve bol pardesü ile gezen, makyaj yapmayan bir kızdır. Asla erkeklerin içinde dolaşmaz. Kimseyi rahatsız etmez. Cami boş iken, ön tarafta fotoğraf çekiyormuş. Caminin güvenlik görevlisinin bu derece aşırı yasakçı tavrına çok bozulmuş. Akşam namazını beklemiş. Akşam namazından sonra hocalar ve erkekler ön tarafta dağılmak üzereyken ön tarafa koşmuş, caminin hocasından fotoğraf çekmek için izin almış ve fotoğraf çekmeye devam etmiş. Caminin güvenlik görevlisi Hatice’yi dışarıya atamamış.

Böyle durumlar kadınlar tarafından çok yaşanıyor. Tam tesettürlü bir kadın dahi camide “rahatsızlık” verebiliyor. Ama kim rahatsız oluyor?
Bilgisiz, cahil, bilinçsiz Müslüman erkekler camideki kadınlardan rahatsız oluyorlar! Diğerleri değil. Cami önü bomboş iken, tesettürlü bir kadının orada fotoğraf çekmesinin ne gibi zararı olabilir?
Böyle durumlar yaşayan bazı Müslüman kadınlar, eğer imânları zayıf ise, İslam’dan bile soğuyabiliyorlar!

Haber7’de yazan Mehmet Ali Bulut Ağabey 12 Ekim 2011’de “Diyanet İşleri Başkanımız Görmez’den bir rica!” başlıklı bir yazı kaleme almıştı. İnşallah talep ettikleri doğrultusunda gelişmeler oluyordur diye ümit ediyorum.
http://www.haber7.com/haber/20111012/Diyenet-Isleri-Baskanimiz-Gormez8217den-bir-rica.php

Haber7’de yazan Hüseyin Akın Bey’in 11 ve 14 Kasım 2011’deki "Ahzap Suresi 35.Ayeti ne diyor?/ Camiden ve Cuma'dan kovulan kadınlar” başlıklı yazılarını hatırlatmak  ve bazı alıntıları yapmak isterim:
“Kadınların sınırlarını kocaları ve babaları değil Rableri belirler. Lütfen Ahzab Suresi, 35. ayeti üzerinde düşünerek bir daha okuyalım. Peygamberimiz de kadınların mescide gitmelerinin yasaklanmamasını istemiştir. Buhari’de yer alan bir hadiste Hz.Peygamber: “Allah’ın kadın kullarını Allah’ın mescitlerinden menetmeyiniz” buyurmuştur.“

http://www.haber7.com/haber/20111114/Ahzap-Suresi-35-Ayeti-ne-diyor.php

http://www.haber7.com/haber/20111111/Camiden-ve-Cumadan-kovulan-kadinlar.php

Yasakcı olan erkekler “Ama tesettürlerine riayet etmiyorlar, bu yüzden evde oturmaları daha caiz” diye kolaylıkla „fetva“ veriyorlar!

Tesettürüne riayet ettiği halde camiden kovulan Müslüman kadınlar var!

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’den Allah razı olsun. Geçenlerde: “Hazreti Muhammed döneminde kadınların cuma ve cenaze namazlarına katıldıklarını belirterek, ''Bir anne düşünün, evladı vefat etmiş ama cenaze namazına katılamıyor. Yadırganacak bir durum. Namazın usulüne ve esaslarına göre kadınlarımıza cenaze, cuma ve bayram namazlarında yer açmalıyız'' dedi. Ilgili haber burada: http://www.haber7.com/haber/20111107/ProfGormezin-Cuma-namazi-cikisi.php

DİYANET İŞLERİ BAŞKANINDAN RİCALARIMIZ:
1- Cami girişlerinde ayakkabılar için plastik değil, doğayı temiz tutan kağıt poşetler kullanılsın. Poşetler 10 Kuruş’a satılsın. Böylelikle israf önlenmiş olunur ve camiye katkısı olur.

2-Biz Almanya’da Almanlara İslam’ı anlatacağız diye uğraşıyoruz. Camiye gelmeleri ve Müslümanlarla tanışmaları için bu kadar çaba harcıyoruz. İstanbul’da ise turistler cami kapılarında bekletiliyor, hatta cami yatsı namazı sonrası kilitlendiğinden, kapıdan gönderiliyor.
Birçok turist İstanbul’a 1-2 günlüğüne geliyorlar. Cami kapısında yarım saat bekletilme bazılarına uzun geliyor. Camiye giremeden İstanbul’dan ayrılıyorlar. Caminin güzel süslemeleri, Müslümanların namaz kılarken huşu içinde duruşları mutlaka gayri-müslimleri etkiliyor. Lütfen farklı etkinliklerle turistlere geceleyin Kur’an tilavetleri (veya İslam hakkında yabancı dilde sohbetler vs.) sunun. Yabancı dil bilen İlahiyat öğrencileri turistlerle ilgilensinler. Bunları yapabilen kişi bulunamazsa, biz Almanya’dan gelip bu görevi üstlenelim.

3-Cami önündeki tabela yetersiz. Turistler sürekli camiye saat kaçta girebiliriz diye soruyorlar. Akrep ve yelkovanı el ile çevrilebilen „sembolik saat“  ile camiye giriş saati her vakte göre ayarlanabilir. Görevliler ve turistler arası bu kadar çok soru ve cevaba gerek kalmaz.

4-Cuma namazı vakti haricinde turistler her zaman camiye girebilsinler. Sadece fotoğraf makinesiyle gürültülü ve flaşlı fotoğraf çekmek yasaklansın. Teknik olarak sessiz ve flaşsız fotoğraf çekmek mümkün. Cemaat rahatsız edilmesin. Cami boş iken, turistler de caminin ön taraflarına geçip, desenlere yakından bakabilsinler.
İnsanların nelerden etkileneceği belli olmaz. Belki secde eden bir Müslümandan etkilenip, Müslüman olurlar?

5-Cami boş olduğunda, kadınlar da ön tarafa geçebilsinler. Kadınlar, güvenlik görevlileri tarafından arka tarafa kovulmasınlar. Camide neyin yasak ve neyin yasak olmadığı tabelası herkesin okuyabileceği şekilde yazılıp-asılsın. Güvenlik görevlisinin keyfine göre uygulama olmasın.

6-Camideki güvenlik görevlileri iletişim-dini bilgi-dini hassasiyet-yabanci dil, insanlara nasıl iyi davranılır gibi konularda ek kurslar alsınlar, eğitilsinler.

7-Yatsı namazından sonra içeriye turist girecek diye hemen camiyi boşaltıyorlar. Hiçolmazsa İstanbul’un en büyük ve meşhur camileri gece 12’ye kadar açık tutulsun lütfen.

8-Özellikle kadınlar bölümünde cenaze ve Cuma-Namazı nasıl kılınır tabelası asılsın. Birçok Türkiyeli kadın Cuma namazının nasıl kılındığını bilmiyor! Hatta hiçbirisi bilmiyor desek daha doğru olur. Camide dolaşan birkaç hanım görevli çıkış kapısı hizasından bazen hanımlara sesleniyor, eğer vakit ayırırsa açıklama yapıyor.

Not: Caminin desenlerinin ve renklerinin manalarına dair kitap arıyoruz. Bulamıyoruz. „İslam’da sanat, sanatta İslam“, Nusret Çam’ın bilimsel kitabında bu konunun detaylı açıklaması yok. Biz Almanyalı-Müslümanlara bu konuda kitap önerisinde bulunan birisi olursa memnun oluruz.

HİCRİ-YILBAŞI:
HICRI-Yılbaşı 26 Kasım 2011 Cumartesiye denk geliyor. O gün erzak, yani mercimek, nohut, un gibi şeyler satın alabilirsiniz. Yılın bereketli geçmesi için, bu alış-veriş sünnettir. Oruç tutmak ve dua etmek sünnettendir.

Zehra YAVUZ / Almanya / Haber 7
zyavuz@ymail.com

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA