• Konya29 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ülkesine, milletine Fransızlar
16 Nisan 2011 Cumartesi 13:30

Ülkesine, milletine Fransızlar

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Memur-Sen'in toplantısında yaptığı konuşmada, sözleşmeli personele kadro müjdesi verdi. Erdoğan, "Türkiye'de, kendi ülkesi ve milletine Fransız kalanlar var" dedi.

Erdoğan, Karayolları Genel Müdürlüğü konferans salonunda düzenlenen Memur Sendikaları Konfederasyonu (MEMUR-SEN) 4. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Türkiye büyüdükçe, ekonomi büyüyüp güçlendikçe daha iyi hizmetler vermeye devam edeceklerini belirterek, sözleşmeli personel konusunda yaptıkları çalışma hakkında bilgi verdi.
Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
''Burada bir çalışmamızı size aktarayım. O da şu; tabii bu sözleşmeli personel olayı nereden çıktı? Bakınız, Türkiye'de özellikle Güneydoğu gibi, Doğu illerimiz gibi birçok illerde, bizler hakikaten geldiğimizden bu yana birçok sıkıntılar yaşadık. O da şudur; zaman zaman gittiğimiz okullarda öğretmenler, hastanelerde doktorlar, hemşireler, bu noktada sıkıntılar yaşıyoruz. Sorduğumuzda hep aldığımız cevap şu oluyor; eş durumundan döndüler. Bizler sözleşmeli olayını da bir yerde istihdam için bir adım atalım diye bu süreci başlattık. Fakat burada da bir sıkıntının olduğunu görüyoruz. Genç öğretmen, sağlık personelinin bölgede 5 yıl gibi veya daha fazla kalması, bunlar da ayrı bir sıkıntı. Fakat bir adımı da atmamız lazım, o da şudur; yani nasıl ki bir polis, bir asker, bir yargı mensubu gittiği zaman o bölgelerde belli bir süre hiçbir şarta bağlı olarak, o süre içinde görevini yapıyorsa bu şekilde orada görevini yapacak şekilde bir hazırlığı arkadaşlarımız yapıyor. Bu hazırlığı, yapıp bitirdikten sonra biz süratle şu anda çıkardığımız kanun hükmündeki kararnameye eğer girebilirse onun da çalışmasını yapıyorlar, bu kararname içinde, aksi takdirde kanunla olması gerekiyorsa o önümüzdeki döneme kalacak. Böylece inşallah sözleşmelilerle ilgili kadro yolunu açmış olacağız.
Temenni ederim ki, KHK ile eğer bu hallolabilirse hemen süratle onu halledip, Bakanlar Kurulu kararımızla bunu çıkarmış olacağız.''

KENDİ ÜLKESİNE FRANSIZ KALANLAR VAR
Çarşamba günü, Strasburg'ta, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi oturumuna katıldığını, parlamenterlere hitap ettiğini ve yöneltilen sorulara cevap verdiğini anımsatan Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Benim, orada verdiğim cevapların, burada hazmedilmediğini, hazmedilemediğini görüyorum. Öncelikle şunu söylemek durumundayım: Biz, gittiğimiz her yerde, 74 milyonun, Türkiye'nin onurunu temsil ediyoruz. Bugüne kadar bu bilinçle hareket ettik, bundan sonra da aynı şuurla hareket edeceğiz.
Türkiye'nin onuru, birilerinin çıkar hesaplarına, birilerinin oy hesaplarına kurban edilemeyecek kadar yüksektir. Biz, dik duruşla diklenmenin farkını çok iyi biliriz. Biz, diklenmeden dik durmanın ne olduğunda çok iyi biliriz.
Türkiye Cumhuriyeti, birilerinin karşısında başını öne eğecek, el pençe divan duracak, ezik bir devlet değildir, hiçbir zaman da olmayacaktır. Hiç kimse de ön yargılarını, yalanlarını, ithamlarını, iftiralarını bu ülkenin boynuna bir yafta gibi asamaz. Türkiye, öyle Brüksel'den, Strasburg'dan izlenerek, üzerinde yalan yanlış değerlendirmeler yapılacak bir ülke değildir.
Üç tane gazete kupürü okuyan, 'Türkiye uzmanıyım' diyerek ortaya çıkamaz ve bizi de yargılayamaz. Nitekim ben, AKPM Genel Sekreteri Yogland ile görüşmemde de bu sıkıntıları ilettim ve onlardan teklif gelmedi ben teklif ettim. Dedim ki sizler yardımcınızı, elemanlarınızı Türkiye'ye gönderin, kaynağından öğrensinler, gerçekleri yerinde görsünler ve burada da kaynağında öğrendiklerini anlatsınlar, raporlarını buna göre yazsınlar onun için Türkiye'ye gelin, Türkiye'nin nasıl bir ülke olduğunu, nasıl değiştiğini, ne yönde ilerleme kaydettiğini yerinde görün ve inceleyin' dedim.
Ve onlar da 'memnuniyetle' dediler. Olayın aslı bu. Niye? Biz kendimize güveniyoruz, biz kendimize inanıyoruz. Bizim endişemiz yok ki niye rahat olmayalım? Rahatız biz... Ama bir şey daha tabi görecekler bu arada; inanç özgürlüğünün, ifade özgürlüğünün, demokratik standartların, yargı bağımsızlığının, hukukun üstünlüğünün bu ülkede nereden nereye geldiğini de görmelerini istedim. Tabii ki 2002'yle kıyas dahi kabul etmeyecek derecede nasıl bu ülkenin çağ atladığını gelin yerinde tespit edin' dedim. Eksiklerimiz yok mu? Var. Ama bu eksiklerin de giderilmesi evvel Allah yakındır.
Ve Strasburg'ta Türkiye'ye Fransız kalınmasını bir nebzeye kadar anlayabilirsiniz değerli arkadaşlarım. Ama Türkiye'de, kendi ülkesine, kendi milletine Fransız kalanlar var, işte üzüntü verici olan bu...''
"Biz milletimiz için siyaset üretiyoruz, gücümüzü milletten alıyoruz ve hesabımızı da millete vereceğiz, veriyoruz" diye Erdoğan ''Ama gücünü milletten değil, çetelerden alanların, mafyadan alanların kimlere hizmet ettiğini, kimlere bedel ödediğini de işte şu anda, o aday listelerinde açık ve net olarak görüyorsunuz. Hiç kimsenin endişesi olmasın... Güzel bir deyim var: Eski hal, muhal... Yani eskiye dönüş asla olmayacak'' dedi.

SENDİKALAR EMEĞİN VE HAKLARIN ÇAĞDAŞ SÖZCÜLERİ OLMAK ZORUNDA
MEMUR-SEN, 12 Eylül'de 'evet' diyerek, sendikal mücadelede yeni ve önemli bir damar açtığını belirten Erdoğan, "Bu damar, hala soğuk savaş ikliminden çıkamamış, eylemleri ve kavramları geçmiş yüzyılda kalan 'ideolojik sendikal anlayış'lara karşı en güzel cevap olmuştur. Çünkü her yönüyle yeni bir Türkiye'ye, 'Yeniden Büyük Türkiye'ye doğru yürüyoruz. Böyle bir Türkiye'ye doğru emin adımlarla ilerlerken, sendikalar, ideolojik saplantıların artçısı değil, hak, özgürlük ve demokrasi mücadelesinin öncüsü olmak durumundadırlar. Sendikalar, değişim ve dönüşümün önünde duvar ve bariyer değil, emeğin ve hakların çağdaş sözcüleri olmak zorundadırlar'' diye konuştu.
Sendikacılığın salt ücret pazarlığı yapmak olmadığını ifade eden Erdoğan ''Bugünün dünyasında sendikacılık, geçmişte olduğu gibi, kırmakla, dökmekle, eylemle, grevle özdeşleşen bir yapı asla sergileyemez. Elbette hak mücadelesi olacak... Ama hak mücadelesi, artık bir sınıf mücadelesi anlayışıyla değil, tüm ülkeyi, hatta tüm dünyayı kavrayan bir anlayışla, yeni bir yaklaşımla ortaya konmak zorundadır. Bu yaklaşımı geliştiremeyen sendikacılık anlayışının varlığını sürdürebilmesi mümkün değildir'' dedi.

1 MAYIS'I SOSYAL DEMOKRATLAR NEDEN BAYRAM İLAN EDEMEDİ?
''Biz, 8.5 yıl boyunca diyalog, uzlaşma ve istişareyi, politikalarımızın şekillenmesinde en hayati mekanizmalar olarak gördük'' diyen Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
  ''1 Mayıs'ı biz bayram ilan ettik. Bizden öncekiler, sosyal demokratlar, şunlar, bunlar niçin ilan edemediler? Yapsaydılar... Hani onlar işçi dostuydu, emekten yanaydılar... Niye bunlar yapamadılar, niye bunlar Taksim'in yolunu açamadılar? Bunu biz başardık. O yolu biz açtık. Bu noktada rahat edebildik. Peki şu anda bazı sendikalar bunun kadrini kıymetini bilebiliyorlar mı? Bilmiyorlar. Bilmedikleri gibi hakarete de yine aynı şekilde devam ediyorlar. Niye? Onlar ideolojinin deli gömleğini giymiş zihniyetlerdir. Onlar cam, çerçeve, çevredeki esnafı, herkesi dilhun ettikleri zaman, kan gördükleri zaman rahatlayan zihniyetlerdir. Hep bunu gördük.''

 
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten
  • Çocuğunun gözünün önünde eşini öldürüp intihar etti
  • ABD üssünde skandal terör toplantısı!
  • "İsrail, Harem-i Şerif’ten derhâl elini çekmeli"
  • Büyükşehir'den Suriyeli öğrencilere üç bin kitap
  • Bisikletle dünyayı dolaşarak Konya'ya geldi

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA