• Konya-5 °C

Alev Ayyıldız

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Üç S ve Ardındakiler

13 Mayıs 2010 01:21

Türk siyasetini formüllerle ve kelimelerle ifadece edecek olsak 3 S kuralı geçerli bizde derdim. Sabote, seçim ve seçmen. Seçim ve seçmen adını duyupta normal demokratik toplumlardaki anlayışı ve süreci beklemeyin.

 

Daha kendi halkının oy kullanma yetisi olduğunu hazmedemiyen yobazlar var bu ülkede.

Yazık ki dünyayı ve insanı algılamaktan uzak o küçücük beyinleriyle kenarda köşede kalmış tiplerde değil bunlar. Bizzat yönetimden yargıya, basından orduya, siyasetten yazar-çizer tayfasına kadar mürekkep yalamış insanlar.Halkına güvenmeyen ve onları küçümseyen bu vatandaşlar, halk kararına olumlu her adımı sabote etmeyi görev sayıyorlar.

Kendi işlerine gelmeyen her şeye muhalefet olmayı görev edindiklerinden sorunu çözmek yerine daha da büyütüp küçük problemler dahi mahkemeye götürülüyor.

Anayasa Mahkemesinin kararını ise (hele ki AK Parti aleyhineyse) tahmin etmek, dizilerin gelecek bölümünü bilmekten daha kolay.

Siyasallaşan daha doğrusu muhalefetleşen yargının akıl ve izah ötesi kararlarını sorgulamaktan vazgeçti bu millet. Sevilsin – sevilmesin bir ülkede iktidar partisinin kapatılması tam bir kaos ortamı oluşturacak olmasına rağmen neredeyse bunu gerçekleştiriyorlardı.

YARSAV içinse yorum yapmak için henüz uygun bir tanım bulamadım. Yeter ki Ak Parti aleyhine olsun, ülke ve halk çıkarını çok kolay göz ardı edilebiliyor onlar.

Fakat hala anlayamadıkları bir gerçek var ki sinema filmlerinde dahi mağdur için gözyaşı döken bu millet, mağdur edilen bir partiye sahip çıkmakta gecikmiyor. Etki- tepki olayı yani.

AK Parti karar alıyor, CHP alınan kararın olumlu ya da olumsuz olmasına bakmaksızın Anayasa Mahkemesine koşuyor. Mahkemenin tepkisi daha dava huzura gelmeden belli. Siyasi çıkmaza giren AK Parti seçime gidiyor.

Yakında her ay düzenli olarak seçime gidilecek neredeyse.Traji komik durumun tek yaradığı kesimse karikatüristler. İstemedikleri kadar malzeme var ellerinde.Biz hizmetten çok seçim telaşıyla yaşıya duralım siyasetimize damgasını vuran diğer bir harekette suikast iddiaları ve sabote politikası.

En son örneğini taze istifalı Deniz Baykal’da gördük. Seçim sonuçlarında bile görevi bırakmayan, Onur  Öymen, Önder Sav gaflarında bile bu isimlere sahip çıkan Baykal, bir video görüntüsüyle makamını bırakacak isim değil.

İstifa etmesi ve akabinde ki suikast iddialarını, kaset konusunu gündemden düşürme çabası olarak görüyorum. Düşünsenize kötü iktidar karanlık emellerine ulaşmak için Baykal’ı kasete çeker, rakip isim Sarıgül’de suikast planlar.

Sol kesimde önemli bir güç olabilecek Sarıgül’ü de bu vesile ile unutmamış CHP’liler .Aynı anda bir taşla birkaç kuş vurmayı planlamışlar ama artık halk zannettikleri kadar saf değil. Aslında tutsaydı amiyane tabirle yutulsaydı çokta başarılı bir geri dönüşü olacaktı. Susturulan, suikast ve türlü komplolara maruz kalan lider.

İstifadan önce Baykal’ın video olayıyla ilgili basında çıkan haberleri, yorumları ve köşe yazarlarının açıklamalarını takip ettim. Sayın Baykal’ı rahmetli Menderes’le eş tutanlar dahi oldu.Rahmetliye açılan bebek davasıyla Baykal’ın kaset iddiaları aynı çerçevede değerlendiriliyor.

Yalnızca ezanı bile orijinal haline getirdiği için her daim dua ve rahmetle andığım Menderes’le, öğrenci burslarını dahi hazmedemeyen Baykal’ın aynı kulvardaymış gibi gösterilmesini anlayamıyorum.

 

Baykal’ın olay görüntülerinin zannedilenin aksine kendisine çok şey kaybettirmeyeceğini düşünenlerdenim. Klasik temiz aile babasından çapkın bir politikacıya çıkan unvanının halk nezdinde çokta tepki toplamayacağını düşünüyorum.

Neden derseniz Bihter- Behlül aşklarıyla aile içi ensest ilişkiyi dahi kabul eden halkımız çok takılmaz bu olaya. Üstelik argo bir tabirle yaş yetmiş iş bitmemiş şeklinde çirkin espriler havada uçuşurken. Birde önemli olan kişinin topluma yaptıkları ya da yapamadıkları. Neticede ailevi problemler onun sorunu.

Kongre sürecindeyse Deniz Baykal’ın onayından geçen bir isim genel başkan olacak nede olsa. Siyasi tarihimizde bu denli uzun yıllar bulunan Baykal’da tahminen bir müddet arka plandan kararları verecek olsa da çok dayanamaz yakında tekrar oturur koltuğuna. Yada parti kendisini bırakmak istemez ve yoğun sevgi gösterilerine tepkisiz kalmamak için yeniden aday olur. Önder Sav’ın açıklamaları da bu yönde.

Olayı AK Parti’nin tezgahladığı iddialarına ise aklı başında CHP’lilerin bile inanmaması lazım. Neden derseniz sürekli halkıyla ve iktidarla kavgalı bir muhalefet, AK Parti’nin işine yarayacağı için.

Sayın Baykal yerine hükümetle barışık sorun yerine çözüme odaklanan daha demokrat bir muhalefet başkanı siyasi dengeleri değiştirebilir. Su götürmez bir gerçek var ki Deniz Baykal CHP’nin başında olduğu müddetçe AK Parti’nin oy oranı asla yüzde otuz beşlerin altına düşmez, CHP’ninse yüzde 20’lerin üstüne çıkmaz.

Durum bu derece netken, neden AK Parti Baykal gibi bir muhalefet başkanını kaybetmek istesin ki ?.Olayın ardında kimler olduğu sorusuna gelince de bence çok uzaklarda aramamak lazım isimleri.

Deniz Baykal’a umut bağlayıp başta anayasa değişikliği olmak üzere bir çok kararda istediklerini elde edemeyenler, artık ya kendisini uyarmak yada yerine başka birini getirmek istemiş olabilirler.

Görünen ve kabul ettirilen gerçeklerin arkasında çok daha büyük çok daha tehlikeli güçlerin olduğunu artık öğrendiğimize göre bu işte de, bu çok derin ellerin parmaklarının olmadığını kim savunabilir ki?.

Selam ve dua ile.

   
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA