• Konya-6 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Türkiyeden özür dilemeliler
24 Eylül 2010 Cuma 09:57

'Türkiye'den özür dilemeliler'

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, BM İnsan Hakları Konseyi Veri Toplama Misyonu'nun Mavi Marmara baskınıyla ilgili raporunu memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.
Gül, söz konusu raporun bu elim hadiseyi ortaya çıkardığını vurguladı.

Türkiye'nin Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'ne seçilmesinde vermiş olduğu Genel Kurul desteğine teşekkür eden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, kendilerinin uluslararası toplumun barış,güvenlik ve refahına katkıda bulunmak amacıyla samimi,nesnel ve etkin bir biçimde çok çalıştıklarını söyledi.Genel Kurul'un açılışının ilk gününde dünya liderlerine seslenen Gül, BM'nin misyonunun tüm insanları saygınlık, güvenlik ve refahını korumak olduğunu hatırlattı.

Konuşmasının bölgesel sorunlar başlıklı bölümünde Mavi Marmara baskınına değinen Gül, Türkiye'nin Ortadoğu'da kapsamlı barışı hedefleyen tüm çabaları desteklediğini kaydetti. Mavi Marmara olayını Genel Kurul'a taşıyan Gül, "Bu bağlamda, İsrail silahlı kuvvetlerince geçtiğimiz Mayıs ayında, uluslararası insani yardım konvoyuna açık denizlerde yapılan saldırı vahim sivil kayıplara neden olmuş; bu kabul edilemez eylem, uluslararası hukukun da açık bir ihlalini teşkil etmiştir. Uluslararası hukuk ışığında, Türkiye'nin beklentisi resmen özür dilenmesi ve kurbanların ailelerine ve yaralılara tazminat ödenmesidir. Dolayısıyla, Soruşturma Paneli'nin ve Veri Toplama Misyonu'nun çalışmalarına özel önem atfediyoruz." dedi.

BM İnsan Hakları Konseyi Veri Toplama Misyonu raporunu memnuniyetle karşıladıklarını belirten Gül, söz konusu raporun bu elim hadiseyi ortaya çıkardığını vurguladı.

TÜRKİYE, TERÖRLE MÜCADELEYİ GÜVENLİK KONSEYİ'NİN GÜNDEMİNE GETİRİYOR

Türkiye'nin iki yıllık Güvenlik Konseyi geçici üyeliği süresince çeşitli küresel ve bölgesel konuların ele alındığını belirten Gül, şöyle devam etti: "Adil ve ilkeli bir tarzda kendi katma değerimizi ortaya koymaya çalıştık. Bizim açımızdan her zaman yüksek öncelik taşıyan bir konu olan barışı koruma ve barışın inşası hakkında Konsey'de cereyan eden görüşmelerde ilerleme sağlanması amacıyla çaba gösterdik. Bu konuda en üst siyasi düzeyde görüş ve fikir teatisinde bulunulması amacıyla, bugün öğleden sonra bir Güvenlik Konseyi Zirvesi oturumu düzenleyeceğiz. Ayrıca, önümüzdeki Pazartesi günü, "Terörizmle Mücadele" konusunda Güvenlik Konseyi'nde tematik bir toplantı tertipleyeceğiz."

Terörizm uluslararası toplum için acil ve en önde gelen küresel bir tehdit olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Gül, "Samimi, etkin, uyumlu ve somut uluslararası işbirliği olmaksızın terörizmle başa çıkılamaz. Sözde siyasi, ideolojik, etnik veya dini amaçları ne olursa olsun, tüm terör örgütleriyle aynı şekilde savaşmadığımız sürece, terörizme karşı mücadelemizin başarısızlığa mahkûm olduğunu hatırlatmak isterim." dedi.


İSRAİL'İN NÜKLEER SİLAHLARINI HEDEF ALDI

Cumhurbaşkanı Gül konuşmasına şöyle devam etti; "Günümüzün en ciddi meydan okumalarından birine ortak yanıt verilmesinin başarılı örneklerinden birini Medeniyetler İttifakı oluşturmaktadır. İspanya ve Türkiye'nin girişimiyle oluşturulan ve bugün 122 üyesi bulunan İttifak, BM'den sonra ikinci en büyük uluslararası platform haline gelmiştir. Bu da, uluslararası toplumun bağnazlık ve çatışma yerine uyum, diyalog ve işbirliğini tercih ettiğinin açık bir göstergesidir."

Kitle imha silahlarının yayılmasının dünyanın karşı karşıya olduğu risklerden birini olduğuna vurguda bulunan Gül, "Nükleer silaha sahip olan ülkeler de dâhil olmak üzere, tüm üye devletler, kendi politikalarında adil ve ilkeli bir yaklaşım benimsemedikleri sürece bu tehdidini üstesinden gelemeyiz." diye konuştu.

İsrail'in nükleer gücüne üstü kapalı değinen Gül, "En hassas bölgelerin merkezindeki bazı ülkelerde nükleer silahların fiilen mevcut olduğu gerçeği gözardı edildiği sürece, küresel düzeyde inandırıcı bir yayılmanın önlenmesi rejiminin oluşturulması mümkün olamayacaktır." diye konuştu. Güvenlik Konseyi'nin 'Orta Doğu'da Kitle İmha Silahları'ndan Arındırılmış Bölge' oluşturulması yönündeki çabalarını yoğunlaştırmasını isteyen Gül, "Mayıs 2010'da New York'ta gerçekleştirilen Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması Gözden Geçirme Konferansı'nda, Orta Doğu'da KİS'lerden Arındırılmış Bölge teşkili amacıyla 2012 yılında bir konferans düzenlenmesi yönünde yapılan çağrıları da destekliyoruz. Bu ilk adımın, dünyanın diğer bölgelerindeki yayılmanın önlenmesi girişimleri açısından da bir "olmazsa olmaz" teşkil edeceğine inanıyorum." dedi.

Doğal afetlere karşı BM çatısı altında 'Küresel Acil Mukabele Yeteneği' kurulmasını isteyen Cumurbaşkanı Gül, "Bu Yetenek; zayıf yönetişim, kamu düzeninin bozulması ve azalan doğal kaynakların yol açtığı ülke içi veya devletlerarası çatışmalardan kaynaklanan tehlikeleri azaltmak suretiyle, uluslararası barış ve istikrarın korunmasına da yardımcı olacaktır." diye konuştu.


"İRAN MESELESİ BARIŞÇIL YOLLARLA VE HIZLA ÇÖZÜLMELİ"

İran'ın nükleer meselesinin barışçı yollarla ve ivedilikle çözümünü isteyen Gül, "Bu sorunun çözümü, ancak UAEA ve Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması yükümlülüklerine uyum ve nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanım hakkına saygı çerçevesinde mümkün olabilecektir." dedi.

Balkan konusunda da konuşmasında değinen Gül, Yunanistan ile ikili ilişkilerin bölgeye getirdiği sağlıklı duruma dikkat çekti. Balkan ülkelerinin Avrupa ve Avrupa-Atlantik yapılarıyla bütünleşmesinin bölgedeki ihtilafların çözüme kavuşturacağına olan inancını dile getiren Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye'nin bu bölgeye yönelik barışçıl çabalarına dikkat çekti. Gül, "Uluslararası toplumunun bölgeyle yakın angajmanı büyük önem taşımaktadır." şeklinde konuştu.

Kafkaslar, Orta Asya gibi Türkiye'nin aktif olduğu bölgelerdeki durum ile ilgili de konuşan Gül, Türkiye'nin Afganistan'daki çabalarının samimiyetle sürdüğünü vurguladı. "Türkiye'nin Afganistan'a desteği açık-uçludur. Afgan halkı ihtiyaç duyduğu sürece yardımlarımızı sürdüreceğiz." diyen Cumhurbaşkanı Gül, "Afganistan'da başlatılan süreçleri geri döndürülemez hale getirmek bakımından, bölgesel ölçekte bilhassa Afganistan'la komşuları arasında daha etkin ve sonuç odaklı bir işbirliği sağlanmasının elzem olduğuna inanıyoruz." şeklinde konuştu.

YUNANİSTAN'LA İLİŞKİLER FEVKALADE BAŞARILI

Türk-Yunan ilişkilerinin geldiği noktaya vurguda bulunan Gül, bu seninin iki ülkenin ilişkileri açısından 'fevkalade' başarılı olduğunu söyledi. Yunanistan ile Türkiye arasında bu sene kurulan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi mekanizmasının önemine değinen Gül, "İlişkilerimizi yapılandırılmış ve kurumsal bir aşamaya ve böylelikle umut verici bir geleceğe taşıyan önemli bir adım teşkil ettiğine inanıyoruz." dedi.

Gül şöyle devam etti: "Buna ilaveten, Ege Denizi'ndeki tüm önemli meselelerde Yunanistan'la aramızdaki görüş farklılıklarını, uluslararası hukuka uygun biçimde, her iki ülkenin hakları ve meşru çıkarlarını gözeten bir çerçevede çözüme kavuşturmaya kararlıyız. Ege Denizi, Türkiye ile Yunanistan arasında bir dostluk ve işbirliği denizi haline gelmelidir."

"KIBRIS'TA ÇÖZÜM SÜRECİ AÇIK UÇLU OLAMAZ"

Kıbrıs meselesinde de adil ve kalıcı barış istediklerini belirten Gül, "Genel Sekreterin yılsonundan önce bir çözümün mümkün olabileceğine dair vizyonunu paylaşıyoruz." dedi ancak bu sürecin açık uçlu olamayacağını vurguladı.

Kıbrıs'ta BM Genel Sekreterin Ban Ki-moon'un yılsonundan önce bir çözümün mümkün olabileceğine dair vizyonunu paylaştıklarını aktaran Gül, "Ancak bu süreç açık uçlu olamaz." dedi. Gül, Kıbrıs ile ilgili sözlerine şöyle devam etti: "Kıbrıs'taki müzakerelerden elde edilecek olumlu sonuçlar, Doğu Akdeniz'i süratle Avrupa Birliği içerisinde bir barış, istikrar, işbirliği ve refah bölgesine dönüştürecektir. Kıbrıs Türk tarafı, 2004 referandumuyla açıkça görüldüğü üzere, çözümü isteyen taraf olduğunu kanıtlamıştır; ancak hakkaniyete aykırı biçimde çözümsüzlükten muzdarip olmaya da devam etmektedir. Bu vesileyle, BM Genel Sekreteri'nin, Kıbrıs Türklerinin üzerindeki izolasyonun kaldırılması ve dünyayla bütünleşmelerini sağlayacak adımların atılması yönünde uluslararası topluma yaptığı çağrıyı yinelemek isterim."

TÜRKİYE, ASYA-PASİFİK COĞRAFYASIYLA DA İLGİLİ

Türkiye'nin, Asya-Pasifik bölgesinin artan ekonomik ve siyasi önemi ışığında, bölge ülkeleriyle ilişkilerinde yeni bir yaklaşım benimsediğini belirten Gül, bu doğrultuda, "Güney Asya, Uzak Doğu ve Pasifik Ülkelerine Açılım" adıyla bir eylem planı başlattıklarını kaydetti.

Kore Yarımadası'nın güvenlik ve istikrarına da önem atfettiklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Gül, "Yarımadadaki istikrarsızlığın bölgenin ötesine geçen sonuçları olduğunun bilincindeyiz. Bu nedenle, ilgili tüm taraflara, mevcut sorunların barışçıl yollardan çözümlenmesi ve bölgenin güvenliğini tehdit edebilecek eylem ve tutumlardan kaçınılması çağrısında bulunuyoruz." diye konuştu.

Türkiye, Pasifik Adaları Forumu ve Pasifik Adalarıyla da bağlarını geliştirmekte olduğunu dikkat çeken Gül, 'Pasifik Ada Ülkeleri-Kalkınma Ortakları'ndan biriyiz.' dedi.

Türkiye'nin Pasifik ülkelerine etkin bir şekilde ulaşmasına ve Pasifik bölgesi halkının sosyo-ekonomik durumunun iyileştirilmesine katkıda bulunacağını savunan Gül, "Bu amaç doğrultusunda, Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) vasıtasıyla yardım programları uygulamaktayız." şeklinde konuştu.


"AFRİKA'NIN AĞIR SORUNLARI YALNIZCA AFRİKALILARIN OMUZLARINA YÜKLENMEMELİ"

Afrika, uluslararası toplumun ortak sorumluluğunu ve müştereken harekete geçmesini gerektiren bir diğer bölge olduğunu ifade eden Gül, "Bu kıtanın ağır sorunlarının çözüme kavuşturulması yükümlülüğü, yalnızca Afrikalıların omuzlarına yüklenemez." dedi.

Türkiye'nin BM çerçevesinde 21-23 Mayıs 2010 tarihlerinde düzenlenen İstanbul Somali Konferansı'na ev sahipliği yaptığını anımsatan Cumhurbaşkanı Gül; bu konferansın Cibuti Barış Süreci ile Geçici Federal Hükümete önemli bir destek sağladığını aktardı.

Latin Amerika ve Karayipler bölgesiyle ilişkilerinin gelişmesi ve derinleşmesine büyük değer atfettiğini vurgulayan Gül, "Türkiye'nin bölgeye açılma yönünde birkaç yıldır izlemekte olduğu politika, her geçen yıl daha çok ivme kazanmaktadır." diye konuştu.

Türkiye, Amerika Devletleri Örgütü ve Karayip Devletleri Birliği'nde daimi gözlemci statüsüne sahip olduğunu hatırlatan Gül, "Güney Ortak Pazarı (MERCOSUR) ve Karayipler Topluluğu (CARICOM) ile de resmi ilişkiler kurmayı amaçlamaktayız." dedi.

BM'in, insanoğluna daha iyi bir gelecek sunulması çabalarında, daha da büyük bir rol oynayabileceği ve oynaması gerektiği yönündeki inancını ifade eden Gül sözlerini şöyle noktaladı: "Sizi temin etmek isterim ki, kendi adına Türkiye, çocuklarımıza daha güvenli, daha müreffeh, daha temiz ve daha sağlıklı bir dünya bırakma arayışında, bu mümtaz örgüte tam destek vermeye ve onunla işbirliği içinde olmaya devam edecektir."

Cumhurbaşkanı Gül, Genel Kurul'da yaptığı konuşmanın ardından BM Genel sekreteri Ban Ki-moon'un heyet başkanları onuruna verdiği öğle yemeğine katıldı. Yemekten sonra Türkiye'nin eylül ayı süresince dönem başkanlığını yürüttüğü BM Güvenlik Konseyi'nin oturumuna başkanlık etti. Cumhurbaşkanı Gül, ABD Başkanı Barack Obama ve eşi Michael Obama'nın heyet başkanları ve eşlerine verdiği resepsiyona da katılacak.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten
  • Konya Havalimanı'nda uçuşlara sis engeli
  • İki pilotun cenazesi Türkiye'de
  • Konya'da silahlı kavga! 1 ölü, 1 yaralı
  • Kar kütlesinin altında kalmaktan son anda kurtuldu
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA