• Konya9 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Türkiyede bankacılık yapmak için can atıyorlar
31 Ekim 2013 Perşembe 11:10

Türkiye'de bankacılık yapmak için can atıyorlar

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye'nin bankacılık sisteminin kendi başına bir teşvik olduğunu belirterek, herkesin Türkiye'de bankacılık yapmak için can attığını söyledi.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Dünya Bankası Küresel İslami Finans Geliştirme Merkezi açılışında konuştu.

Merkezle ilgili çalışmaların temelinin 2 yıl önce atıldığını anımsatan Babacan, merkezin Borsa İstanbul’un çatısı altında kurulmasına karar verildiğini söyledi. Merkezin kurulmasında bir çok kurumun katkısı olduğunu vurgulayan Babacan, merkezin en önemli kuruluş amacının ise İslami finans konusunda bilgi paylaşımı olduğunu söyledi.

Babacan, merkezin ayrıca teknik ve danışmanlık hizmetleri de sunacağına işaret ederek, “Merkezin, İslami finans konusunda düzenleyici ve kurumsal alt yapının güçlendirilmesi, uygulama birliğinin sağlanması, bilgi paylaşımının teşvik edilmesi ile bu alandaki araştırmaların geliştirilmesi gibi amaçları da var” dedi.

Faizsiz finansman araçlarının önce Güneydoğu Asya‘da, sonra Körfez’de daha sonra da batıda uygulanmaya başladığını anlatan Babacan, Türkiye’nin bu konuda biraz geç kaldığını ancak yeni açılan merkezle beraber artık İstanbul’un da İslami finansta küresel boyutta bir şehir haline geleceğini söyledi.  Babacan, Dünya Bankası Küresel İslami Finans Geliştirme Merkezi’nin İstanbul’da açılmasının Türkiye için büyük bir gurur arz ettiğini dile getirdi.

 

Faizsiz finans sisteminin finansal istikrara katkısı...

 

Faizsiz finans sisteminin finansal istikrar anlamında büyük katkılar sağladığını belirten Babacan, şöyle konuştu:

“Son yaşanan krizin ardından IMF’in raporlarında da görüldüğü gibi faizsiz sistemin özellikle risk paylaşımına bağlı olarak çalışması toplamda sistemin risklerinin daha düşük tutulmasına neden oluyor. Risk paylaşımı finansman tercihlerinde dikkat ve titizliği beraberinde getiriyor. Faizsiz finansmanın arkasında mutlaka reel bir faaliyet ve bir varlık var. Bu da İslami finans metotlarının konvansiyel metotlardan en büyük farkı.  Aşırı risk alınmasının engellenmesi kısa vadeli ve riskli yatırımlar yerine uzun vadeli yatırımları beraberinde getiriyor."

Babacan,  finansal ürünlerdeki sunilik ve aşırı kaldıraç kullanımı gibi risklerin faizsiz bankacılık sisteminde daha düşük olduğunu vurgulayarak,  “Türkiye’de 1980’lerde başlayan  faizsiz bankacılık sistemi, 2010’da hayata geçen sukuk ihraçlarıyla birlikte farklı bir boyut kazandı. Katılım bankalarının toplam sistemdeki payı krediler açısından baktığımızda yüzde 6 civarında. Son 5-6 yılda yüzde 3’ten buralara geldi” diye konuştu.

Dünyada 1,5 trilyon dolar civarında faizsiz finansal varlık bulunduğunu anlatan Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dünyada 2006’da 20 milyar dolarlık kira sertifikası ihraç edilirken, 2012’de bu rakam 130 milyar dolara ulaşmış oldu. Hazine şimdiye kadar 5 ayrı ihraç gerçekleştirdi. Özel sektör de şuan 7 kira sertifikası ihracı yaptı. İngiliz hükümeti de dün, gelecek yıldan itibaren sukuk ihracına başlayacağını duyurdu. Böylece İslami finansman kurumları, nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerde değil aynı zamanda batı ülkelerinde de yoğun bir şekilde kullanılacak. “

 

"Kamunun yönettiği katılım bankaları da önümüzdeki dönemde sistemde olacak"

 

Borsa İstanbul bünyesinde 2011 yılında bir katılım endeksi oluşturduklarını anımsatan Babacan, artık kamu bankalarının da katılım bankacılığına gireceğini daha önce açıkladıklarını hatırlattı.

Kamu bankalarının Türkiye’deki bankacılık sisteminde 3’te 1’lik bir paya sahip olduğunu vurgulayan Babacan, “Katılım bankacılığı ayağında kamu yok. Dolayısıyla artık kamunun yönettiği katılım bankaları da önümüzdeki dönemde sisteme katılmış olacak” dedi.

Babacan, bütün bu çalışmaların İstanbul’un uluslararası bir finans merkezi olması yönündeki çabalara destek verdiğini vurgulayarak, Dünya Bankası’nın İstanbul’da açtığı bu merkezin son derece büyük önem taşıdığını kaydetti.  

 

"Geç başladık ama oldukça sağlam yürüyoruz"

 

Konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Babacan, Türkiye'de İslami finansın gelişimine ilişkin soru üzerine, Türkiye'nin bu konuda geç kaldığını belirterek, "Geç başladık ama oldukça sağlam yürüyoruz. Uygulamalarımızın kalitesi çok iyi. Türkiye'de katılım bankacılığımız oturmuş durumdadır. 4 kurumumuz da gayet itibarlı" diye konuştu.

Babacan, asıl gecikilen konunun kira sertifikaları olduğunu ifade ederek, Hazine'nin çıkarttığı ilk kira sertifikasının en başarılı kira sertifikası seçildiğini anımsattı. 

İstanbul'un kira sertifikaları ihracı açısından önemli bir merkez olabileceğini anlatan Babacan, Borsa İstanbul'un da özellikle kira sertifikalarının ikinci el ticareti açısından sadece İstanbul ile değil, tüm bu coğrafyada önemli bir rol üstlenebileceğini söyledi.

Araştırma merkezinin neden Borsa İstanbul çatısında olacağına ilişkin soruyu da Babacan, "Borsa İstanbul'un bölgesel özelliğinin vurgulanmasını istiyoruz. Dolayısıyla İstanbul'un rolü, Türkiye, bölge ve İslami finans sektörü için önemli olacaktır" şeklinde yanıtladı.

 

Vakıfbank hisselerinin Hazine'ye devri ve kamu katılım bankaları için tek yasa...

 

Ali Babacan, katılım bankacılığında kamu bankalarının geleceğine ilişkin bir soruyu da şöyle cevapladı:

"Bu konuyla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Bunun hukuki çerçevesine baktığımızda, Hazine'nin doğrudan sermaye koyacak olması nedeniyle yasal düzenleme önümüzde görünüyor. Ayrıca Vakıfbank'ın hisselerinin Hazine'ye devriyle alakalı çalışmamız başladı. Anayasa Mahkemesi'nden beklediğimiz karar vardı ve o karar çıktı. Hem Vakıfbank'ın hisselerinin Hazine'ye devri, hem de kurulacak kamu katılım bankalarının 8-9 maddelik tek bir yasayla olabileceğini düşünüyoruz. Bu, meclisin gündemine de bağlı. Şu anda takvim veremiyorum."

Babacan, kamu bankalarının, katılım bankalarının pazardaki yüzde 6'lık payından almasını arzu etmediklerini belirterek, yüzde 6'lık pastayı büyütme amacıyla kamu bankalarının devreye gireceğini söyledi.

Özel bankalarının katılım bankacılığına girmesine yönelik soru üzerine Babacan, bunun için bir engel olmadığına dikkati çekerek, "Özel bankalarımızdan bazıları pencere açıp oradan yapmak istiyor. Mevcut şirket yapısına dokunmadan vatandaş 'ben şu tür bir hesap açmak istiyorum' diyecek. Biz buna karşıyız. Özel banka yapmak istiyorsa, ayrı bir kurum, ayrı bir yönetim, BDDK'ya ayrı lisans başvurusu gerekiyor" diye konuştu. Bununla ilgili bir teşvikin yapılıp yapılmayacağına ilişkin soruya Babacan, "Bankacılık sistemimiz kendi başına bir teşvik. Herkes Türkiye'de bankacılık yapmak için can atıyor" şeklinde yanıt verdi.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten
  • Milli insansı robotun seri üretimine başlandı
  • Konya'da yakalandı! İç çamaşırından çıkanlar şok etti
  • Annesine küfür ettiğini iddia ettiği genci bıçaklayarak öldürdü
  • Yeni Türkiye’ye genç liderler yetişiyor
  • AB otomobil satışları eylülde düştü

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA