• Konya4 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Türkiye Evet dedi...
11 Ağustos 2010 Çarşamba 15:50

Türkiye 'Evet' dedi...

12 Eylül'de yapılacak referandum öncesi EVET oyu kullanacağını açıklayanlar çığ gibi büyüyor
BAKAN EROĞLU: 40 SEBEP VAR

Bir dizi temaslarda bulunmak üzere Gümüşhane'ye gelen Bakan Eroğlu, beraberindeki heyetle birlikte Vali Enver Salihoğlu'nu makamında ziyaret etti. Valilik ziyaretinin ardından AK Parti İl Başkanlığına geçen Eroğlu, burada partililere referandum ile ilgili açıklamalarda bulundu. 12 Eylül tarihinde yapılacak olan referandumun çok önemli olduğunu, parti tarafından çıkarılan kitapçıkta vatandaşların "Evet" demesi için 40 tane sebep sıralandığını aktaran Bakan Eroğlu, vatandaşların "Hayır" demesi için hiçbir gerekçenin bulunmadığını ifade etti. Eroğlu, "Hayır demek için bir tane sebep göstersinler. Muhalefet bunun kıyısından köşesinden bakıyor. İçeriğine giremiyorlar. Çünkü bu maddeleri teker teker okuduğu zaman vatandaşlarımız görecek ki, fişleme bitecek, yırtdışına çıkışlar, memurlara sendikal haklar, kadınlara, gençlere, engellilere, gazilere ve şehit yakınlarına pozitif ayrımcılık yapılacak. Bu maddeler teker teker incelediği zaman, bunların 73 milyon vatandaşımızın lehine olan maddeler olduğu anlaşılacaktır. Hepsine vatandaşlarımız vicdanları ile baş başa kaldıkları zaman evet diyeceklerdir." diye konuştu.

"Evet" oyu verilmesi ile herhangi bir partiye oy verilmiş olmayacağının altını çizen Bakan Eroğlu konuşmasını şöyle sürdürdü: "Diğer partiler bunu maalesef 'evet' diyince sanki AK Parti'ye oy veriyormuş gibi telakki ederek siyasi polemik konusu yapıyorlar. Bu doğru değildir. Başbakanımızın ifade ettiği gibi üstünlerin hukuku için değil, hukukun üstünlüğü için 'evet' dememiz lazım. Daha fazla demokratik hayat, vatandaşın önünün açılması, Avrupai standartlara yakın anayasa için 'evet' demesi lazım. Binlerce 'evet' denmesi gereken sebep var. Bu konuda da sizlere çok büyük vazife düşüyor."

'HUZURLU BİR GELECEK İÇİN EVET'

 12 Eylül darbesi öncesinde memleketi Samsun'un Alaçam ilçesinde karşıt görüşlü arkadaşları arasında çıkan kavgada kendisini istemeyerek siyasi olayların içinde bulduğunu söyleyen işçi emeklisi Yakup Civelek, milliyetçi muhafazakar kişiliğe sahip olması sebebiyle başına gelmeyenin gelmediğini söyledi. İhtilalde istikbalini kaybettiğini ifade eden Civelek, Anayasa referandumuna 'hayır' diyen siyasileri izledikçe; siyasi rantlarını devam ettirmek için 12 Eylül'e giden yolda nasıl kullanıldıklarını, kardeşi kardeşe nasıl öldürttüklerini daha iyi anladığına dikkat çekti. Mağdur ülkücü, siyasi rantların bitirilmesi, memleketin, çocukların geleceği ve bir daha postal sesleri duymamak için herkesi referanduma destek verilmeye davet etti.

Darbeye hazırlık sürecinde siyasi olaylarla ilk kez 1974 yılında okul arkadaşları ile mahalle arkadaşları arasında çıkan sağ-sol kavgasıyla tanışan Yakup Civelek, kavgada ülkücü gençlerin yanında yer aldı. Bu tercih ise darbe ve sonrası dönemde başına olmadık işler açtı. Askerde ölümle tehdit edilen, baskılar gören ve dövülen, defalarca kahvehanesi bombalanan, evi kurşunlanan, yazılı ve sözlü sınavlarda en yüksek puanı almasına rağmen polislik hakkı elinden alınan Civelek, tüm bunların sonucunda kendisini siyasi olayların ortasında buldu. 7 kez cezaevine düşen ve 56 davada yargılanan Civelek, darbeden geriye; katlandığı işkenceleri, gördüğü hakaretleri ve yaşadığı olayları yazdığı günlüğü ile teselli buluyor. İşkenceden incir, üzüm ve karpuzu hayal eder duruma geldiğini anımsatan 3 çocuk babası, 12 Eylül dönemini hatırlamak dahi istemediğini belirtiyor.

12 Eylül'den sonra 1 gecede koalisyon hükümeti kurulduğunu görünce oyuna getirildiklerini anladığını vurgulayan Yakup Civelek, "Bu kadar zulüm, işkence, ıstırap çektik. Sağcılar da solcular da birilerinin sözüne inanıp bu yola çıktı. Daha sonra demokrasiye dönüşte bizleri birbirimize kırdıranlar, 1980'den sonra nasıl olduysa 1 gecede koalisyon hükümeti kurdu. En büyük destekçileri de rahmetli Türkeş'ti. Barışması kolaydı da biz niye kavga ettik? Samimi arkadaşlarımızla düşman olduk. Bunlar da siyasi rant sağlamaya devam ediyor. CHP, MHP ve BDP'ye bakıyorum 'hayır' diyor. Bunları gördükçe nasıl oyuna geldiğimizi daha iyi anlıyorum. Boşuna kavga etmişiz. Askere polise yardım ettiğimizi zannederek farkında olmadan darbeye zemin hazırlamışız. Büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorum." diyor.

 

"MİLLET İRADESİ İÇİN 'EVET' DİYECEĞİM"

Anayasa değişikliği referandumuna neden destek verdiğini anlatan Civelek sözlerini şöyle tamamladı: "Milletin üzerinde başka bir güç tanımıyor ve kabul etmiyorum. Memleketimin geleceği, çocuklarımın benim yaşadıklarımı yaşamamaları, hayatımıza kimsenin müdahale etmemesi için, hak, adalet ve demokrasinin yerleşmesi için 'evet' diyeceğim. Saygı görmek ve çocuklarımı istediğim gibi okutmak, yetiştirmek istiyorum. Yaşayışımıza kimse müdahale etmesin istiyorum. Şu an 'hayır' zaten mevcut sistemin ta kendisi. Biz, 'hayır' denilen yasalarla yönetiliyoruz. 'hayır' demek olduğu gibi kalsın demektir. O yüzden inşallah 'evet' çıkar."

ESKİ DEVRİMCİ DE EVET DİYOR

 Güney Hollanda eski Eyalet Milletvekili ve Halkevleri Doğu Karadeniz eski Bölge Başkanı Bekir Cebeci, Türkiye'de darbelerin, muhtıraların ve cuntaların tekrar yaşanmaması için referandumda 'evet' oyu vereceğini açıkladı.

Halkevleri Doğu Karadeniz eski Bölge Başkanı Bekir Cebeci, Türkiye'deki sosyal demokratlık ile Avrupa'daki sosyal demokratlığın zıt olduğunu söyledi. Kendisini devrimci mücadelenin eski bir önderi olarak tanımlayan Cebeci, Gümüşhane Öğretmen Lisesi'ni bitirdikten sonra ülkenin çeşitli yerlerinde öğretmenlik yapmış. Daha sonra Trabzon'a gelen ve burada görevinin yanı sıra Halkevleri'nin Doğu Karadeniz Bölge Başkanlığı'nı yapan Cebeci, 1980 darbesi öncesinde cangüvenliği gerekçesi ile Hollanda'da bulunan kız kardeşinin yanına gider. 11 yıl boyunca Türk Ceza Kanunu'nun 141 ve 142 maddeleri nedeniyle Türkiye'ye dönemeyen Cebeci, dönemin Başbakanı Turgut Özal'ın TCK'dan ilgili maddeleri kaldırması ile birlikte vatan hasretini sona erdirerek ülkesine ve insanlarına kavuşur.

Devrimci mücadelenin sonucunda bir bedel ödediklerini ifade eden Cebeci, "Bizim bedel ödememiz o kadar önemli değil ama 1 milyona yakın insan 12 Eylül rejiminin kurbanı oldu. Bu insanlar için önlerine tarihi bir fırsat çıkmaktadır. Bu fırsatta 12 Eylül anayasasını değiştiren, onun değiştirilemez sanılan, tabu sanılan 15. maddesini değiştiren yeni bir anayasa taslağı referanduma sunuluyor. Ben bu referandumda, eski bir devrimci mücadelenin önderi olarak 'evet' diyorum." diye konuşuyor.

30 yıl kaldığı Hollanda'da 4 yıl Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nden Güney Hollanda Eyalet Milletvekilliği yaptığını ifade eden Cebeci, "Devrimciler ve demokratlar ülkelerinin bağımsızlığı ve saygınlığı için dünyanın her yerinde mücadele veriyor. Ama bunları askeri rejimler vatan haini olarak lanse ediyor. Önümüzde tekrardan darbelerin, muhtıraların ve cuntaların gelmemesi için anayasanın değişimine 'evet' diyorum. Avrupa'da muhtıra, darbe, cunta gibi kavramlar yoktur, olması da mümkün değildir. Çünkü orada sivil rejimler, sivil hükümetler hakimdir. Ne yargı, ne de asker hükümetin önünü ve gücünü kesemez. Onun kestiği yerde demokrasiden söz edilemez." dedi.

 

Sivil, özgür, demokratik bir anayasa, kesintisiz demokrasi, tam demokrasi için 12 Eylül'de 'evet' oyu vereceğini belirten Cebeci, bütün liberallerin, sosyal demokratların, muhafazakar demokratların ve ülkücü demokratların da 'evet' diyeceklerine inandığını ifade etti.

Referandumda 'evet' oyu vereceği için 'Mahalle baskısı gördünüz mü?' şeklindeki soruya "çok" diyerek cevap veren Cebeci sözlerini şöyle sürdürdü:

"Devletçi zihniyetin dışında kalan sivil sosyal demokrat düşünceye sahip insanlar baskı altındadır. Devletçi bir partinin mensubu olanlar 'evet' düşüncesine karşı. Demokratik sistemde karşı olabilirsiniz ama bunu kin ve öfkeye kadar götürmelerinin kabul edilebilir bir yanı yoktur. Bu zihniyetin değişmesi lazımdır. Bugün Türkiye'de bir zihniyet devrimi yaşıyoruz. Kaldı ki referandumda 'evet' ya da 'hayır' bir parti mücadelesi değildir. Partiler üstü, Türkiye'nin demokrasisinin ve özgürlüğünün önünün açılması mücadelesidir. Ben 'evet' dediğim zaman bir partiye 'evet' demiş olmuyorum. 'Hayır' dediğim zaman da bir partiyi desteklemiş olmuyorum. 'Evet' dediğim zaman sivil, demokratik bir anayasanın önünü açmış oluyorum." ifadelerini kullanıyor.

 

"CHP, ORDU VE YARGI TÜRKİYE'NİN ÖNÜNDE ENGEL"

CHP, ordu ve yargının Türkiye'nin önünde engel olarak durduğunu ifade eden Cebeci, 27 Mayıs darbesini Gümüşhane'de yaşadığını, aynı gün hem ağlayanı hem güleni gördüğünü belirterek, '700 bin kişilik ordu bir iş yaptığı zaman neden milletin yarısı ağlıyor, yarısı gülüyor' diye serzenişte bulunarak bu duruma anlam veremediğine dikkat çekti.

Sosyal demokrat politikalara inanmış biri olarak, anayasa değişikliği paketinde kadınlara, çocuklara, şehit ailelerine yapılacak pozitif ayrımcılık maddesinin kendisini çok etkilediğine de değinen Cebeci, "Bu, kelimenin tam anlamı ile sosyal demokrat politikadır. Avrupa'daki sosyalist kesim AK Parti'yi kendilerine çok yakın, sosyal demokrat bir parti olarak görmektedirler. Avrupa'dan bakıldığında AK Parti'den başka sivil, devlete mesafeli, halkın sözcülüğünü yapacak bir parti olmadığı için gerçek sosyal demokratların AK Parti'yi desteklemelerini öneriyorum." diye sözlerini noktaladı.

'GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE İÇİN EVET ŞART

 Emekli cumhuriyet başsavcısı ve Hukukçular Derneği üyesi Reşat Petek, demokrasi ve temel insan haklarının egemen olabilmesi için referandumda güçlü bir şekilde 'evet' denilmesinin zaruri olduğunu söyledi.

Hür Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (HÜRSİAD) davetlisi olarak Gaziantep'e gelen Reşat Petek, derneğin üyelerine referandum hakkında çeşitli bilgiler verdi. 12 Eylül 2010'da yapılacak referandumunun darbe anayasasının güçlü bir şekilde değiştirilmesi için büyük bir fırsat olduğuna dikkat çeken Petek, darbeci zihniyetin, askeri- yargı ve sivil bürokraside yer edindiğini ifade edere, bugün yaşananların, bu erklerin ellerindeki gücü kaybetmek istememelerinden kaynaklandığını kaydetti.

Hukukun aleni şekilde söz konusu güçler tarafından ihlal edilmesinin önüne geçmek, demokrasi ve temel insan haklarının egemen olabilmesi için referandumda güçlü bir şekilde 'evet' denilmesinin zaruri olduğuna vurgu yapan Petek, şöyle devam etti: "Şimdi darbe anayasasını değiştirmenin, güçlü bir adım atmanın tam zamanı. Anaların gözyaşının dinmesi ve huzurun tesisi için sandıktan güçlü bir 'evet' çıkmalı. Çünkü yakın geçmişte insanlar taktıkları gümüş yüzükten, başörtülerinden dolayı fişlendi, işlerinden kovuldu. Emirle kişilerin temel hak ve hürriyetleri ellerinden alınamaz, ama alındı. Bu nedenle sizleri referandumda güçlü bir 'evet' demeye davet ediyorum."

Türkiye'de normal vatandaşa karşı işleyen hukukun bazı kesimlere karşı işlemediğine dikkat çeken Petek, Türkiye'de 12 Eylül darbe anayasasının getirdiği sorunlara da değindi.

Darbe anayasası nedeniyle hukukun bazı kesimlere işlemediğini belirten Petek, Cumhuriyet'in kurulduğu tarihten bu yana görevini kötüye kullanma, rüşvet alma gibi suçlardan ceza almış bir tane yüksek yargı mensubunun bulunmadığını kaydetti.

Petek, "Hepsi sütten çıkmış ak kaşık gibi mi? Yoksa işlenen suçlara rağmen yargılama yolunu kapatan bir mekanizma mı var?" diye sordu. Askeri bürokrasi için de aynı durumun söz konusu olduğunu anlatan Petek, "Mahkeme kararıyla suç işlediği, mahkeme kararıyla ortaya konan ve hakkında yakalama kararı verilenler 15 gündür derdest edildi mi? Normal bir vatandaş için bir yakalama kararı olsaydı, herhalde bir operasyon düzenlenir mahkemeye teslim edilirdi. Hukuken yapılması gereken de budur. Ama şimdi emeklisi ile muvazzafı ile ordu evinde barınak oluşturulmuş, hukuk devletinde herkesin saygı göstermesi gereken mahkeme kararı infaz ediliyor. Ondan sonra kamuoyu aptal zannedilip bu millete diyorlar ki, 'Yakalama kararı tebliğ edilmedi de onun için derdest edilmiyor.' Yakalama kararı tebliğ edilmez infaz edilir. Tebliğ olunan davetnamedir. Yakalama kararını güvenlik birimi infaz eder. Yakaladığı kişiyi bulduğunda senin hakkında yakalama var. Gerekçesi budur. Buyurun adliyeye. Gelmezse zorla getirilir. Peki, siz bunun uygulandığını görüyor musunuz? Hayır. Uygulamayanlara bir hesap sorulabiliyor mu? Hayır." diye konuştu.

HÜRSİAD'ın düzenli olarak organize ettiği "Ayın Konuğu" programının davetlisi olarak Özel Cahit Nakıpoğlu İlköğretim Okulu Konferans Salonu'nda çok sayıda iş adamıyla bir araya gelen emekli cumhuriyet başsavcısı ve Hukukçular Derneği üyesi Reşat Petek "12 Eylül referandumunun darbe anayasasının güçlü bir şekilde değiştirilmesi için büyük bir fırsat olduğunu söyledi ve 12 Eylül referandumunda güçlü bir anayasa için iş dünyasından 'evet' desteği istedi.

HÜRSİAD Başkanı Mehmet Taşdemir de referandumu önemsediklerini ifade etti. Taşdemir, "Ülkemiz adına, demokrasimiz adına, partiler üstü bu referandumda 'evet' çıkması; daha öngörülebilir, daha müreffeh, daha dayanıklı bir ekonomi ve daha güçlü bir demokrasi olacağına inanıyoruz. 12 Eylül'deki referandumun kapsamı keşke daha geniş olsaydı, ancak bu referandumda 'evet' demenin daha iyi bir demokrasinin ilk adımı olacağına inanıyoruz. Türkiye'nin bugüne kadar çektiği sıkıntıların sabır ve demokrasi taleplerini geliştirdi. Bugün yaşadığımız gerilim, 60'ların, 70'lerin ve 80'lerin askerî darbesi, 97'nin 'balans ayarı'nın ardından gelinen noktayı göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Zira sistemi askıya almadan, hükümeti devirmeden, sistem içinde kalarak mücadeleyi öğrendiğimizin belgesidir." dedi.

Programın Reşat Petek'e, Güneydoğu Sanayici ve İşadamları Federasyonu (GÜNSİAF) Başkanı Cahit Erbalcı tarafından plaket verdi.

'28 ŞUBAT'TA İKİ KIZIMI İMAM HATİP'TEN ALDIM'

 Balıkesir Bakkallar ve Bayiler Odası Başkanı Hasan Yançıl, yeni anayasanın Türkiye için çok güzel olacağını belirterek, referanduma siyasi olarak bakmadığını söyledi. Yeni anayasayı desteklemekten onur duyduğunu ifade eden Yançıl, "12 Eylül'ü, 28 Şubat'ı gördük. Elit tabaka her şeyden sıyrılıyor. Statükoculuğun son bulmasını istiyorum. İmam-Hatip Lisesi'nde okuyan iki kızımı 28 Şubat'ta okuldan almak zorunda kalarak Kız Meslek Lisesi'ne verdim. Referandumda büyük bir onurla 'evet' oyu kullanacağım. Artık ihtilâller son bulsun." dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Balıkesir Milletvekili Ahmet Edip Uğur, referandumda 'evet' kampanyasına ilişkin turlarını sürdürüyor. Uğur, sivil toplum kuruluşlarını ziyaret ederek, STK Başkanları'na anayasa değişikliğine ilişkin 'evet' kitapçığı hediye etti. Genel Başkan Yardımcısı Uğur ve beraberindeki heyet sırasıyla Balıkesir Bakkallar ve Bayiler Odası, Esnaf ve Sanatkarları Kredi Kefalet Kooperatifi, Tuhafiyeciler Odası ile Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nin yanı sıra Hasan Baba Çarşısı'nda bulunan esnafı da ziyaret etti. Uğur'a Oda Başkanı Hasan Yançıl da destek verdi. Yançıl, şahsen 'evet' oyunu kullanacağını söyledi. Yeni anayasanın çok güzel olacağını belirten Yançıl, "Anayasa oylamasına gelince, Hasan Yançıl olarak yeni anayasaya 'evet' diyorum. Referanduma siyasi olarak bakmıyorum. Yeni anayasayı desteklemekten onur duyuyorum. 12 Eylül'ü gördük, 28 Şubat'ı gördük. Elit tabaka her şeyden sıyrılıyor. Statükoculuğun son bulmasını istiyorum. Silahlı Kuvvetler'de ihraç, uyarma, kınama cezaları ile birçok arkadaşımız ordudan atıldı, ama haklarını arayamadılar. Bu yeni anayasa ile durum değişecek, çok güzel olacak." şeklinde konuştu.

 

BALIKESİR DP GELENEĞİNDEN GELİYOR 'EVET' DİYECEKTİR

Balıkesir Bakkallar ve Bayiler Odası Başkanı Hasan Yançıl ve yönetimini ziyaretin ardından, Esnaf ve Sanatkarları Kredi Kefalet Kooperatifi Başkanı Erol Ayvaz, Tuhafiyeciler Odası Başkanı İsa Erol ve Yönetimi ile Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Mesut Aşanel, Terziler Odası Başkanı Kazım Avcı'yla görüşen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Uğur, Balıkesir'in 'merkez sağ'ı destekleyen demokrat çizgisine güvendiğini, Balıkesirlilerin anayasaya 'evet' diyeceğine inandığını söyledi.

Türkiye'nin darbeler ve muhtıralar tarihinden bir özet bilgi de veren Uğur sözlerini şöyle sürdürdü: "Son zamanlarda yaşananlar ortada, darbe hazırlıkları ve neler neler? Kamuoyu yakından takip ediyor. "Ay Işığı", "Yakamoz", "Balyoz" gibi darbe hazırlıkları ortaya çıkmadı mı? Bütün bunlar ülkeye zarar veriyor. Türkiye artık demokraside yol almak zorundadır. Demokrasiye müdahale olduğu zaman bütün dengeler bozuluyor. Memlekette kriz çıkıyor. İstikrarsızlık ve kaos meydana geliyor. Demokrasi yükseldiğinde ise ülkede refah düzeyi artıyor. Onun için vesayet rejiminden kurtulmamız gerekiyor. Bireysel özgürlükler öne çıksın istiyoruz.Bakınız ne kadar ekmek o kadar köfte diye bir deyim var değil mi? İşte ne kadar demokrasi, o kadar büyüme! Ne kadar demokrasi, o kadar refah, kalkınma ve gelişme. Bunun için referanduma 'evet' diyoruz. Bunun için herkesimin desteğini istiyoruz. Bu parti meselesi değil ki, bu memleket meselesi. Bunu böyle değerlendirmek lazım."

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Balıkesir Milletvekili Ahmet Edip Uğur, "Referanduma denilecek 'evet'in yetmeyeceğini, 2011'den sonra daha sivil, daha güzel ve daha kapsamlı bir anayasa için halktan tekrar yetki isteyeceklerini sözlerine ekledi.

'CİNDORUK AKIL TUTULMASI YAŞIYOR'

 Demokraki Parti (DP) ile birleşerek kendini fesh eden Doğru Yol Partisi (DYP) eski Merkez Karar Yürütme Kurulu (MKYK) üyesi Yunus Suluoğlu, DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk'un anayasa değişikliği referandumuna 'hayır' diyerek akıl tutulması yaşadığını öne sürdü.

Tansu Çiller döneminde DYP MKYK üyeliği yapan Yunus Suluoğlu, memleketi Erzurum'dan DP Genel Başkanı Cindoruk'a referendumda 'evet' oyu kullanması çağrısında bulundu. Demokrasi mücadelesi vermiş, bu uğurda Menderes, Zorlu ve Polatkan gibi devlet adamlarını şehit vermiş olan DP yönetiminin referendumda 'evet' demesi gerektiğini belirten Suluoğlu, "DP üst yönetimi ve lideri Hüsamettin Cindoruk, 'hayır' diyerek akıl tutulması yaşıyor. Siyasi öfke aklı örtmemeli. Muhalefet olmak başka milli meselelerde duruş başkadır. Üç tane demokrasi şehidi vermiş bir gelenekten geldiğini iddia eden Cindoruk'un darbe ve cuntaların yanında değil karşısında yer almasını beklerdik. Ben ve benim gibi binlerce DP'li Cindoruk'a rağmen referendumda sandığa gidip'evet' diyecek. DP tabanı kahir ekseriyetle 'evet' diyerek partiyi işgal eden darbeci Cindoruk anlayışına uymayacaktır." dedi. (CİHAN)

'EVET DEMEK SOUMLULUKTUR'

 Anadolu Sanayici ve İşadamları Federasyonu (ANSİFED) ve Akşehir Sanayici ve İşadamları Derneği (AKSİAD), 12 Eylül'de yapılacak anayasa referandumunda 'evet' yönünde oy kullanacaklarını açıkladı.

Türkiye, 12 Eylül'de yapılacak referanduma kilitlendi. Siyasi partiler seçmenlerine referandum politikalarını anlatabilmek için il il geziyor. Birçok sivil toplum kuruluşu, siyasi parti, sendika, dernek ve sanayici, referandumun Türkiye'nin demokratikleşmesinde önemli bir adım olarak gördüğünü belirterek, destek açıklaması yapıyor. Akşehir Sanayici ve İş Adamları Derneği ve ANSİFED, daha güçlü ve istikrarlı bir ekonomi için referandumda kararlarının 'evet' yönünde olacağını açıkladı.

ANSİFED Başkanı Vedat Yöndem, Türkiye'nin bugüne kadar çektiği sıkıntıların sabır ve demokrasi taleplerini geliştirdiğini ifade etti. Başkan Yöndem, "Müreffeh, dayanıklı bir ekonomi ve daha güçlü bir demokrasi; bunun teminatı olan demokratik bir anayasayla mümkün olacaktır." dedi. Siyasi görüşleri bir yana bırakıp referandumda 'evet' demenin sanayici için de büyük önem taşıdığını kaydeden federasyon başkanı, işadamlarına çağrıda bulunarak ekonomik istikrarın devami için herkese büyük sorumluluk düştüğünün altını çizdi.

Türkiye'nin güçlenmesini isteyen herkesin, 12 Eylül'de yapılacak anayasa referandumunda 'evet' demeyi bir sorumluluk olarak görmesi gerektiğini aktaran ANSİFED Başkanı, "Ancak rakiplerimizle etkin bir mücadelede bulunabilmemiz için takdir edersiniz ki onlarla aynı şartlarda oynamamız gerekir. Rakiplerimize karşı ise en büyük dezavantajımız da hiç şüphesiz tıkır tıkır işleyen bir demokrasimizin olmayışıdır." dedi.

Başkan Yöndem ANSİFED olarak referandumda 'evet' demenin gerekçelerini şu şekilde açıkladı: "Evet diyoruz, çünkü; yargılanamayan kimse kalmayacak. Askerî hâkimler hiyerarşi baskısından kurtulacak. Toplumun zayıf kesimi koruma altına alınacak. Kişisel veriler korunacak. Vatandaşların yurtdışına çıkma özgürlüğü ancak hâkim kararı ile sınırlandırılabilecek. Çocuklar her türlü istismara karşı devlet koruması altına alınacak. İşçiler aynı anda birden fazla sendikaya üye olabilecek. Memura toplu sözleşme hakkı verilecek. Memurlara yönelik uyarma ve kınama cezalarına yargı denetimi açılacak. Kamu denetçiliği kurumu oluşturulacak, parti kapatmaya bağlı olarak milletvekilliğinin düşürülmesinin önüne geçilecek. Anayasa Mahkemesi'nin yapısı yeniden düzenlenecek, üye sayısı artırılacak, üyelerin görev süresi 12 yılla sınırlanacak."

MEMURLAR DA EVET DİYECEK

 Erzurum İli Memurlar Derneği (ERİMDER) Başkanı Ahmet Turan Aksoy, anayasa değişikliğinde memurlara tanınan haklara dikkat çekerek, referanduma 'evet' diyeceklerini açıkladı.

1982 Anayasası'nda önemli değişiklikler içeren referanduma toplumun her kesimden destek gelmeye devam ediyor. Erzurum'da hizmet verem ERİMDER Başkanı Ahmet Turan Aksoy, referanduma 'evet' diyeceklerini söyledi. Referandumda oylanacak anayasa değişikliğinde memurlara tanınan sosyal haklara değinen Aksoy, değişikliğin kabul edilmesi durumunda memurlara toplu sözleşme hakkı tanınacağını, uzlaştırma kurulu kararlarının dikkate alınacağını ve disiplin cezalarına yargı yolu açılabileceğini vurguladı. Temel hak ve özgürlüklerin önemine değinen Aksoy, referandumu daha demokratik bir Türkiye için önemsediklerini belirtti.

Anayasa değişikliğinin hukukun üstünlüğünün esas alındığı bir Türkiye'nin önünü açacağını ifade eden Aksoy, referandumu bir parti meselesi olarak görmemek gerektiğine dikkat çekti. Aksoy, "Halkın seçip iktidara getirdiği sivil bir irade tarafından hazırlanan bu anayasa değişikliğini önemsiyoruz. Memurlara ciddi haklar getirmesinin yanından Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkı elde edilmesi, kişisel bilgilerin koruma alına alınması, Yüksek Askeri Şura kararlarına yargı yolunun açılması, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yapısında değişikliler getirilecek. Bu anayasa değişikliğini muasır bir medeniyete ulaşmanın ilk adımı olarak görüyoruz." dedi.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten
  • Gençler, “Sosyal Yoksulluk” gündemi oluşturdu
  • Konya’da tarihi miras Payitaht Müzesiyle yeniden canlanıyor
  • Bakan Kaya'dan çalışan annelere müjde
  • Zafer Biryol FETÖ'den gözaltına alındı
  • İkisinin de adı Türkiye, ikisi de Türkiye âşığı

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA