• Konya22 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Türk Dış Politikasında Abdülhamid izleri
15 Ocak 2014 Çarşamba 12:15

Türk Dış Politikası'nda Abdülhamid izleri

Türk Dış Politikası Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu'nun çizdiği istikamet neticesinde gerçek manada ruhunu buldu.
2. Abdülhamid sadece Türk tarihi için değil dünya tarihi açısından da çok önemli bir yere sahip bir kişilik. Dünya tarihçileri onu Osmanlı'nın dağılma döneminde yükseliş yaşatan sultan olarak anıyorlar. Çizdiği ufuk ve yaptığı siyaset hala geçerliliğini koruyor. Necip Fazıl'ın dediği gibi "Abdülhamid'i anlamak her şeyi anlamak olacaktır."
Abdülhamid Han'ın dış politikadaki prensiplerine baktığımızda Erdoğan ve Davutoğlu'nun Abdülhamid'in çizdiği dış politikayı esas aldıklarını görmek hiç de zor olamayacak.
İşte Abdülhamid'in ve Türk Dış Politikası'nın karşılaştırması:
GÜNLÜK POLİTİKALAR ÜRETEN DEVLETLER TARİH SAHNESİNE ÇIKAMAZ
Bir organizasyonun başarılı olabilmesi için, asıl amacının ve bu amaca uygun, kısa ve uzun vadeli hedeflerinin açık ve seçik belirlenmesi büyük bir ehemmiyeti haizdir. Günlük politikalar üreten devletler, tarih sahnesinde mühim bir rol oynayamayacakları gibi, uzun ömürlü de olamazlar. Osmanlı'nın altı asır yaşamasının sebeplerinden biri de amacının berraklığıydı. Osmanlı Devleti, kurulduğu günden itibaren "ilâ-yı kelimetullah"ı hedef ittihaz etmiş, dünya düzenini sağlama noktasında birçok zorlukla karşılaşmış, bu konuda asıl amacına ulaşma istikametinde, kısa ve uzun vadeli hedeflerin en iyisini seçmeye ve gerçekleştirmeye gayret göstermiştir. Hatıralarında izah ettiği gibi uzun vadeli hedef olan İngiltere ile ittifak için, kısa vadede Almanlarla iyi ilişkiler hedeflemiştir. Fakat gerek iç, gerek dış politikasını uygulama hususunda en muhtaç olduğu vesileden, (iyi bir KADRO'dan) mahrum olduğu için uygulamada muvaffak olamamıştır.
2023 VE 2071 HEDEFELERİ
11 yıllık AK Parti iktidarına baktığımızda uzun vadeli planların yapıldığını görmekteyiz. Günlük siyaset üretmek yerine 2023 ve 2071 gibi hedefler koyarak ülkenin siyasetine uzun vadede yön vermiştir. Komşu ülkelerle yapılan ticari anlaşmalar da bunun en büyük kanıtıdır.
ABDÜLHAMİD KENDİ TEŞKİLATINI KURDU
"Deneyerek öğrendim ki, iki kişinin bildiği bir şey sır olmaktan çıkıyor. Oysa benim stratejilerimin yabancı devletler tarafından bilinmemesi gerekliydi. Yabancı devletler, kendi emellerine hizmet edecek kimseleri verip, sadrazam seviyesine çıkarabilmişlerse, devlet güven içinde olamazdı. Doğrudan doğruya şahsıma bağlı bir istihbarat teşkilatı kurdum. İşte jurnalcilik dedikleri budur.
Abdülhamid, bu düşüncelerinden dolayı evhamlı sayılamaz, çünkü İngiliz arşivleri bile dış devletlerle ortak darbe yapmaya çalışan bürokratların bulunduğunu yazmaktadır. "İncelediğimiz (yabancı arşivlerden) örnek olaylar sonrasında karşımıza ilginç bir tablo çıkmaktadır. Osmanlı'daki muhalifler uluslararası konjonktürden ve olası bir büyük devletler müdahalesinden yararlanmayı başlıca amaçlarından birisi olarak görmüşlerdir. Böylesi bir desteği bekledikleri devletlerin başında ise, İngiltere gelmiştir.
MİT VE EMNİYET'İN MİLLİLEŞTİRME OPERASYONU
2. Abdülhamid Paralel Devlet'e dikkat çekerken kendi istihbarat teşkilatını kurarak devletin çıkarlarını himaye etmesini bilmiştir. 1950'den beri CIA'nın kontrolünde olan Milli İstihbarat Teşkilatı 11 yıllık dönemde millileştirilmiş ve Hakan Fidan sonrası tam anlamıyla bağımsız bir teşkilata dönüştürülmüştür. Bağımsız ve milli bir yapı haline gelen MİT 7 Şubat'ta paralel yapı tarafından al aşağı edilmek istenmiş ve MİT üzerinden Başbakan Erdoğan hedef alınmıştır.
BÜYÜK DEVLETLERE TAM BAĞIMLI HALE GELMEDİ
Abdülhamid, dış politikada daima dengeleri korumaya çalışmıştır. Halifelik müessesesini bir koz olarak kullanırken, büyük devletleri tam anlamıyla tedirgin etmemeye de dikkat etmiştir. Büyük devletlerin hiçbirine tam olarak bağımlı hale gelmemiş, hiçbiriyle de ittifak yapma kapılarını tam olarak kapatmamıştır. Batılı devletlerin aralarındaki menfaat çatışmalarını lehimizde değerlendirmeye gayret göstermiştir.
ALTERNATİF DIŞ SİYASET
AK Parti hükümeti döneminde hiçbir zaman temasta olunmayan devletlerle bile ticari ve stratejik anlaşmalar imzalanmış. ABD ve Batı kaynaklı siyaset yerini Rusya, Japonya gibi farklı alternatiflerle de ittifak yaparak dış politikaya başka bir yön çizilmiştir. Bölgesindeki gelişmelerde de aktif rol oynayan Türkiye yeniden mazlumların hamisi olarak bir kez daha tarih sahnesine çıkmıştır. Suriye ve Mısır'da yaşanan mezalimde gösterilen dik duruş sadece bölge Müslümanlarının değil tüm İslam coğrafyasında büyük teveccühle karşılanmıştır.
JAPONYA VE AMERİKA İLE YENİ İTTİFAKLAR
Batılı devletlere karşı kullanabileceği bütün kozları kullanmaya gayret göstermiş, değişik alternatifler aramıştır. Japonya ile ilişkiye girmeye çalışması, Amerika ile ortak petrol arama yollarını araştırması bu gayretlerdendir.
ŞAHSİ DOSTLUKLARA ÖNEM VERMİŞ
Sultan Abdülhamid, dış politikada daha rahat hareket edebilmek için şahsi dostluklara ehemmiyet vermiştir. II. Wilhelm ile yapılan karşılıklı ziyaretlerin ve birlikte yapılan gezilerin, Almanya ile ilişkilerimize olumlu tesirleri olmuştur. Sultan Abdülhamid, o zamana kadar hiçbir ecnebi devletten nişan kabul etmediği halde, iki devlet arasındaki ittifak için gerekli zemin ve zamanın oluştuğuna inandığında, Japon Imparatoru Mikado'nun gönderdiği,o güne kadar sadece Rus Çarı II. Aleksander ile Bismarck'a verilmiş olan Japonların en büyük nişanı Krizantem'i kabul etmiştir.
ERDOĞAN DA ABDÜLHAMİD'İN İZİNDE
Başbakan Erdoğan'ın Başbakanlığı döneminde devlet başkanlarıyla kurduğu şahsi dostluklar bilinen bir gerçek. Bu hamlede de Abdülhamid'in izlerini görmek mümkün.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA