• Konya8 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Terörle mücadelede el ele vermemiz gerek
03 Eylül 2010 Cuma 23:42

'Terörle mücadelede el ele vermemiz gerek'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, merakla beklenen Diyarbakır mitingi sonrasında Yiğit Bulut'un sorularını yanıtladı
 Diyarbakır’da bütün gün gördüklerinizi nasıl analiz ediyorsunuz?

Bir şey sürekli işlendi, ‘Başbakan Diyarbakır'da nasıl bir mesaj verecek?’ Bunun üzerine şöyle mi der, böyle mi der? Dün geceye varıncaya kadar devam eti. Biz de kendilerine batıda ne konuştuysak doğuda onu konuşuruz dedik. Fakat Diyarbakırımıza yönelik mesajı da bugün söyledik. Malum Diyarbakır Cezaevi... Bu konu ile ilgili açıklama yaptık. Bir diğer konu özellikle Diyarbakır Havalimanı’na yönelik bir müjdemiz vardı,  onu açıkladık. Diyarbakır’a yeni cezaevinin de 2011 programına alacağımızı söyledik. En çok mutlu eden şey katılımdı, heyecandı. İktidarımızda Güneydoğu ve Doğu Anadolu ile ilgili olarak hak ve özgürlükler konusunda aldığım tepkiydi. OHAL, Çekiç Güç söz konusu olunca hafıza yenilenmesi oldu.

Bölgedeki baskıyı nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz? O insanlar demokratik sürece katılmak istiyor ama...

Burada fiili bir durum var.

Örgütten korkuyorlar...

Aynen öyle. Burada halk devletiyle bütünleşmeli. Bu demokratik hakkını ne pahasına olursa olsun kullanmalı. Biz de devlet olarak alınması gereken önlemleri almalıyız. Tüm tedbirleri aldık. Vatandaşımız bu süreci bir fırsat bilmeli ve bunu en güzel şekilde değerlendirmeli. Bilboard gördüm: Sandık üzerinde çarpı işareti. Demokrasi mücadelesi veren bir parti sandığa çarpı koyar mı? Bir siyasi parti demokrasiyi kabullenmişse sandığı yok kabul edemez. Türkiye bu otoriter yapıdan kurtulmanın mücadelesini verdi. Biz ikinci sınıf bir demokrasi istemiyoruz. Bunun mücadelesi veriliyor. Bu anayasa değişikliği bunun zeminini hazırlıyor. Daha geniş tabanlı bir anayasa değişikliği hazırlıkları var. Yeni dönemde oluşacak olan kadro... Belki milletimiz bize ‘Tek başına bunu yapın’ der. Daha geniş bir uzlaşma ile bunu yapma şansımız olursa seve seve onlarla beraber yaparız. Çok güçlü bir anayasayı inşallah ülkemize kazandırırız.

Öcalan'la görüşüldüğü iddiası var... Ama burada böyle düşünülmüyor.

Burada muhalefet bilgi kirliliği yaratmanın gayreti içinde. Acaba evet oylarını nasıl eksiltiriz gayreti içindeler. Burada feraset var ya... Ben halkımın ferasetine çok güveniyorum. CHP millete her zaman ‘bidon kafalı’, ‘göbeğini kaşıyanlar’ demiştir. Bu millet CHP'yi tek başına iktidar yapmamıştır, yapmayacaktır. Güneydoğu’ya bakalım, 91-95 yıllarına baktığımız zaman burada ciddi manada faili meçhuller vardı ve o dönemde iktidarın ortağı SHP idi. Bu dönem içinde faili meçhuller almış başını yürümüştür. Ne yaparsan yap yanlış bir rolü üstleniyorsun. CHP hiçbir zaman sağlıklı bir yapının oluşmasına vesile olmamıştır. Millet buna bakıyor. Şimdi devamlı bilgi kirliliği, üst üste yalanlar... Benim milletim bunları yutmuyor. Katılımı gördünüz. Bu katılım bir şeyleri ortaya koyuyor. Yatırımlar, özgürlükler, OHAL,  Çekiç Güç bu dönemde kalktı, DGM'ler bu dönemde kalktı.

Gerçekten bir görüşme yapıldıysa bu örgütün siyasi kanadının referanduma katılması gerekiyor...

Bu teoriyi işleyenler bizden önce iktidardaydılar. Terörist başını onlara teslim ettiler. İmralı'ya götüren onlar. Hiç görüşme yapılmadı mı? Ama silahlı kuvvetler, ama istihbarat. Devlet bu görüşmeleri yapar. Ama siyasi kurum, bizler bu işin içinde asla bulunmayız. Terörü çözmek için devlet bu adımları atar. Her ülkede yapılmış olanlardır. İspanya ve İngiltere'de muhalefetle işbirliği içinde yapılır. Ama biz bunu hiçbir zaman yapamadık. Eylemsizlik kararı alınıyorsa o zaman niçin boykot ediyorlar. Tam aksine demokratik hakkını kullanması lazım.

300 milyar dolarlık silah almışız, 1980-2010 arasında... Teröre o kadar büyük bir para akıyor ki... 30 milyar dolar da komisyon alınıyor, bu para nerede?

Böyle bir şeyin olup olmadığını bilmiyorum. Biz dönemimizde aracılar vasıtasıyla asla konuşmadık. Skorsky'nin kendisiyle konuştuk. Bu görüşmeleri direkt yapıyoruz. Böyle dahi olsa şu anda ne gibi bir harcama yapıldı derseniz rakam çok daha büyük. 400-450 gibi rakamlara ulaşmışız. Bu paralar bölgeyi ihya ederdi. Özellikle ben bölge halkıma sesleniyorum, bu terörle mücadelede el ele vermemiz lazım. Sadece bu harcama ile bitmiyor. Yatırımcı bölgeden kaçıyor. İstihdam noktasında da bir eksiklik kalmayacaktı. Bunları bizim çok iyi değerlendirmemiz lazım. Yatırım güven ister. İstikrar bölgede sıkıntılı. Bu iki sihirli kelime yatırımda çok önemli. Silah tüccarları, baronlar ciddi manada kazanıyor.

Bundan sonra bölge ile ilgili nasıl bir strateji geliştirmeyi düşünüyorsunuz?

Çok açık ortaya koyayım. Bizim bir defa ülkemizin üniter yapısı üzerinde bir operasyon düşünmemiz akıl kârı değil. Muhalefet bilgi kirliliğini yürütmeye devam ediyor. Orta Anadolu’da prim yapmak istiyorlar. 14 Ağustos 2001'de, daha yeni yola çıktığımızda bunu söyledik: Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek millet... Bundan neden rahatsız oluyoruz ki? Tek millet derken kimliklerin fazlalılığı bizi rahatsız etmiyor. Herkes kimliğiyle övünebilecek. Bunlar aynı zamanda da saygındır. Bu kadar farklı etnik yapı tek çatı altında toplansın: Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı. Bunların bizi rahatsız etmemesi lazım. Bu bayrağın kırmızı rengi sadece Türkün kanı değil, burada Kürdün de, Boşnağın da Arabın da kanı var. Bunu Çanakkale'ye gittiğimiz zaman orada görürüz Bu  bayrağın al rengi onlardan oluşmuştur. Bunu böyle kabullenmemiz lazım.  Tek vatan diyoruz. Türkün ne kadar hakkı varsa Kürdün de, Arabın da... hepsinin aynı derece hakkı var. Kendimizi belli bir yere sıkıştırmanın ne anlamı var? Tek devlet diyoruz. Örneğin Amerika... Zenci-beyaz ayrımından arınmış bir Amerika var, Obama şimdi başkan... Tek dil… Resmi dil olarak evet, Türkçe. Ama herkes kendi dilini rahatlıkla konuşabilmeli. Siz resmi dil olarak Türkçe'yi koymazsanız bu ülkede birliği dağıtırsınız. Burada ciddi bir tuzak var. O tuzağa benim Kürt kökenli vatandaşlarımın düşmeyeceğine inanıyorum. Eserler yazabilirler, şimdi üniversitelerde bölümler açılıyor. Bunda hiçbir sıkıntı yok. Ama resmi dil Türkçe'dir.

Ana dilde eğitim ile ilgili soru işaretleri de var. Okuyacağız, ama nasıl çalışacağız diyorlar...

Dünyada egemen olan dil İngilizce. Şimdi İngilizce’yi bilmeyen bir insanın çektiği sıkıntıyı düşünün. Aynı duruma benziyor. Hele hele kendi vatanında... Siz hakim olan dili bilmeyeceksiniz...

‘Siz de buralara gelebilirsiniz’ dediniz konuşmanızda...

Bazı Kürt kökenli vatandaşlarım, ‘Kürtler sürece katılmıyor’ diyor. Bir baskı oluşturulmuş. Parlamentonun içinde 100'e yakın Kürt kökenli milletvekilimiz var. Sürece katkıda bulunuyorlar. Bugün yargıda Kürt kökenli vatandaşlarım var. Eğitim sisteminin içinde on binlerce Kürt kökenli vatandaşım var. Yok diyenler şu anda bu noktadalar. Yargıda benimle ilgili onayı veren farklı mezhebe mensup kişilerin bulunduğu bir daireydi. Sonra bu kişiler CHP'de görev de aldılar. CHP'nin gelişindeki o kadrolaşma mantığında bunlar yatıyor.

Ben yargı kararlarına saygı duyulması gerektiğinde duyarım. Yargı kararlarına uymak mecburiyetindeyim. Bir başbakan olarak bile kabullenemediğimiz birçok kararlara uymak zorunda kalıyoruz. İdare mahkemeleri, Danıştay bizim atadığımız valileri yerine atıyor. Bir şube müdürünü bir bakanım görevinden alıyor, tekrar iade... Bunun hesabını millete biz veriyoruz. Bu 12 Eylül Türkiye'nin aynı zamanda idarede de ciddi manada güçlenmesini sağlayacak. Demokrasinin güçlenmesi için ‘Evet’ çok büyük anlam taşıyor.

Özerk kurumlara müdahale edemezsiniz, BDDK, IMKB... ama hesabını siz verirsiniz...

Anayasada değişikliği nasıl yapıyorsan, onlarda da değişiklik yaparsın. İşleri ilgili bakanlıklarla paralel götürebiliyor. Ama yargıda öyle değil. Burada tabi yargıçlar devletine doğru gidiş mantığı var. Bu engellenecek diye karşı kampanya yürüyor. Ben tabii milletimin ferasetine güveniyorum. Bizim güvenimizi boşa çıkarmayacak diye düşünüyorum. Halkımızın geleceği burada çok önemli.

Bu iki madde yargıçlar devletinin önünü kesecek mi?

Belli bir kesimin arka bahçesi olmayacak. CHP'nin bu iki madde dışında ‘Evet’ deriz mantığında bu yatıyordu. AYM tamam dedi, bunu bile kabullenemiyorlar. Yine istediklerini alamadılar.

12 Eylül'ü gören herkes referanduma katılır, deniyor Diyarbakır'da... 12 Eylül'le ilgili sizin görüşünüz nedir?

12 Eylül'ün arifesinde Selimiye'den, Metris'ten, Alemdağ'dan bu arada karakollardan geçtim. Şimdi bütün bunlarla beraber orada olanları da yaşadım. Bana gelip bazı şeyleri anlatsalar buradan gelip buradan çıkar. Çünkü yaşadım ben. Muhalefetin başındakiler böyle bir şeyi yaşamadılar. Sayın Baykal yaşadı, tamam. Sayın Bahçeli, Sayın Kılıçdaroğlu böyle bir şey yaşamadı. Bağımsız ülkücüler şu anda ‘Evet’ diyorlar. Merhum Türkeş hayatta olsa o da Evet derdi. Merhum Türkeş'in oğlu farklı şeyler söylüyor. Çünkü tam terörist başının idamdan kurtulduğu dönemde yaptığı açıklamalar var. Şimdi Tuğrul Türkeş'in o günkü açıklamalarıyla bugünkü açıklamaları siyasete yakışmıyor. O yüzde bağımsız ülkücülerin tavırları takdire şayan. Aynı şekilde daha farklı açıklamalar da bu dönemde gelebilir. Ben bu süreçten ayrıca memnunum. Bu bir kırılma noktasıdır anlayışını paylaşan kesim var. CHP'ye, MHP'ye oy veren kardeşlerimden geliyor. Aynı şekilde BDP'ye oy veren vatandaşlarım. Kürtlerin temsilcisi BDP diye bir şey yok. AK Parti'de BDP'yi katlayacak Kürt kökenli vekillerim var. BDP bu bölgeye ne veriyor. Gerçekçi olacağız. Bu işin lafının edilmesi bir şey kazandırır mı? Biz 12 Eylül'de partileri oylamayacağız. Evet veya Hayır diyeceğiz. BDP ne diyor? Oraya gitmeyeceksin diyor. Bu benim milli irademi ipotek altına almaktır. Ben niye irademi bir partinin ipoteği altına koyayım. Ama bakın bağımsız Kürt aydınları da çıkıp Evet diyor.

Bunlarla ilgili dokunulmazlığın kaldırılması iade-i itibardır. Biz bunu en azından yerine getirmiş oluyoruz.

“Bitaraf olan bertaraf olur” sözünüz çok tartışıldı...

Bugünkü BDP'nin durumunu da izah ediyor aynı zamanda. Anti demokratik bir yaklaşım tarzı. Bitaraf olunca ne olacak? Sandığa gitmeyerek bitaraf olacaktır.

Çok ağır eleştiriler de yapıldı.

Biz başka bir şey de söyledik. Bırakın gitsinler sandığa. İster evet desinler, ister hayır desinler. 2001'de tavrını koydun, şimdi de koy. Gazetelere ilanlar veriyorsunuz... Tavrını koy ortaya. Biz bunu görüşürken sizinle de görüştük. Kalktık, ekonomik sosyal konseyi buraya dahil ettik. Sizin teklifinizle bunu yaptık. Aynı şey sendikalar için de geçerli. Bütün bunları yapacaksın. Ondan sonra diyeceksin ki biz bu işin için de yokuz. Hayır da diyebilirsiniz, evet de diyebilirsiniz. Demokrasiyi kavramak çok farklı bir şey. Olduğunuz gibi görüneceksiniz. Olay budur.

Ben dışarıdan gelsem sizi sol politikacı olarak tanımlarım... Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz sosyal adaletçi bir politika izliyoruz. Liberal ekonomi diyoruz ama sosyal adaletçi bir politika izliyoruz. Sol - sağ alışılmış anlamda bitti. Merkezde biz varız. Geçmişte söylediğiniz noktalarda burada sosyal hukuk devleti anlayışını biz burada izliyoruz.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA