• Konya15 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sağlık alanında devrim yaptık
06 Mayıs 2011 Cuma 19:13

Sağlık alanında devrim yaptık

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye'de bebek ölümlerinin binde 28'den binde 10'a düşmesinin son 8 yıl içinde yapıldığını belirtti.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye'de bebek ölümlerinin binde 28'den binde 10'a düşmesinin son 8 yıl içinde yapıldığını belirterek, ''Bu aynı zamanda hayat standardının yükselmesinin göstergesi'' dedi.
    
 Davutoğlu ve YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Üniversite Hastaneleri Birliğinin Selçuk Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen toplantısına katıldı.
   
  Davutoğlu, burada yaptığı konuşmada, akademik hayatta teorik-pratik uzlaşması ve zıtlığının hep tartışıldığını söyledi.
     ''Bu mesleği icra edenlerin arasında olmaktan büyük haz duyardım'' diyen Davutoğlu, şunları kaydetti:
     ''Bunu kaderin bir cilvesi olarak kaçırdığımı ya da doğru veya yanlış bir tercih yapmak suretiyle kaçırdığımı söyleyeyim. Türkiye'nin nereden nereye geldiğini göstermek açısından da önemlidir. Rahmetli validemi, ben 4 yaşındayken 1963 yılında Konya'nın Toroslar'ındaki Taşkent kasabasından, doğum nedeniyle Konya'ya yetişemediği için kaybettim. 1963 senesi ve şimdi 2011 senesi. Rahmetli annemin vefatından sonra beni büyüten annem ki bana büyük emek verdi. O da vefat etti. Liseyi okurken beni büyüten validemin 'Annenin hakkını ödemelisin ve doktor olmalısın'' psikolojik baskısıyla karşı karşıya kaldım. O zamanki sosyal ve entellektüel ortam içinde doyasıya yaşadığımız için ben sosyal bilimci olmak istiyorum. Annem tıp alanına girmemi istiyor. En sonunda baktım olmayacak. Hayatta nadiren yaptığım 'beyaz yalanlardan' birini anneme karşı söylemek zorunda kaldım. 14 tercihimin 13'ünü tıp yazdım. Birinci tercihimi, Boğaziçi Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi yazdım. Geri kalan hepsi tıp fakültesi. Sonunda valide bunun bir takdir olduğuna hükmettiği için bize de hakkını helal etti. Ama o kadar samimi bunu istemiş ki; bir kadın doğum uzmanı eş nasip oldu bu süreç içinde.''
    
 En çok fark edilen ve hemen kendini gösteren hataların tıp alanında ortaya çıktığını anlatan Davutoğlu, bunu doktorların her an üzerlerinde psikolojik bir baskı olarak hissettiğini bildirdi.
     Üniversite hastanelerinin bu açıdan hem hizmetin sunulduğu hem teorinin üretildiği alanlar olarak her türlü takdiri hak ettiğini dile getiren Davutoğlu, bu konuda eksiklikler varsa onları giderecek çözüm yollarının da birlikte düşünülmesi gerektiğini söyledi.
    
Davutoğlu, Türkiye'de son dönemde birçok alanda olduğu gibi sağlık alanındaki gelişmeleri de doğru okumak gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:
     ''Türk toplumu son derece dinamik bir toplum. Dünyadaki gelişmeleri en detayına kadar en yakından izleyen bir toplum. Böyle dinamik bir toplum, son derece kapsamlı bir yapısal değişim yaşıyor. Bu değişimin her alana yansıması var. Doğrusuyla yanlışıyla bir toplum tüm birikimi yeniden inşa etmek için büyük bir yürüyüşe çıkmış durumda. Bunun sadece siyaset kurumuyla alakalı mesele olduğunu düşünmüyorum. Siyaset ve üniversite kurumlarının şunun farkında olması lazım; bu toplumun bizlerden beklentileri yüksek. Bir taraftan toplumun taleplerini karşılamak bir taraftan o toplumun taleplerinin ilgili olduğu meslek erbabının ya da meslek kurumlarının taleplerini karşılamayı birlikte sağlamak durumundayız.''
     Bazı istatistiklerin, sağlık alanında nasıl bir devrimsel değişiklik yaşandığını ortaya koyduğunu dile getiren Davutoğlu, ''1995 ile 2002 yılları arasında sahada yapılan toplam yatırım 4.8 milyar lira. 2002 ile 2010 yılları arasında toplam yatırım 14.8 milyar lira. Türkiye'nin her alanda ölçeği büyüyor'' diye konuştu.
     Bebek ölümlerinde OECD ortalamasının binde 30'dan binde 10'a düşmesinin 30 yılı aldığını anlatan Davutoğlu, ''Türkiye'de bebek ölümlerinin, binde 28'den binde 10'a düşmesi son 8 yıl içinde yapıldı. Bu aynı zamanda hayat standardının yükselmesinin göstergesi'' dedi.
    
     -YÖK BAŞKANI YUSUF ZİYA ÖZCAN-
    
     YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan da kendi açısından sorunun Türkiye'de sağlık eğitiminin sahiplenilmemesi olduğunu bildirdi.
     Bazı yetkilerin Sağlık Bakanlığında, bazılarının YÖK'te olmasının oldukça karışık bir durum ortaya çıkardığını dile getiren Özcan, ''Dünyanın hiçbir ülkesinde doktorların diplomasını Sağlık Bakanı imzalamaz ama bizim ülkemizde imzalıyor. Hastaneler kendi ihtiyacı olan personeli kendileri kararlaştırır, alır ama bizim ülkemizde bunu Sağlık Bakanlığı kararlaştırır. Böyle garip hallerin olduğu bir alanda konuşup, tartışıyoruz'' dedi.
     Özcan, son 7-8 yıldır sağıktaki hizmetlerin takdire layık olduğunu vurgulayarak, hizmetlerin hepsinin en ücra köşede yaşayan vatandaşlara kadar ulaştırıldığını ifade etti.
     Bu gelişmeler katedilirken feda edilen bazı noktalar da olduğunu dile getiren Özcan, şöyle devam etti:
     ''Bunlardan bir tanesi Tam Gün Yasası'nın ülkemizde uygulamasıyla başlayan problemlerdir. Nasıl uygulanacağı konusunda aramızda bir birlik oluşmamıştır. Tartışmaların ana nedenlerinden bir tanesi de budur. Fena işlemeyen bir sistem bozulmuştur. Önceden doktorlar öğleden sonra 15.30'a kadar hastanelerde çalışır, sonra serbest olarak hasta görürlerdi. Buradan bir miktar para kazanırdı. Bu hastaların da doktoru seçmesine elverdiği için güzeldi. Ama yeni yasada '9-5 mesaisi yapacaklar ondan sonra meslekleriyle ilgili hiçbir faaliyette bulunmayacaklar' önergesi işleri karıştırdı.''
    
     -TAM GÜN YASASI-
    
     Tam Gün Yasası konuşulmaya başlandığında Sağlık Bakanıyla bir anlaşma yaptıklarını dile getiren Özcan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
     ''Bu anlaşma gereği hiçbir akademisyen maddi bir kayba uğramayacak, bunun yanında kendisine ait olan zamanda da çalışmasına devam edecekti. Hatta o çalışmanın şeklini bile belirlemiştik. O çalışma özel muayenehane açmak değil, başka bir sağlık kuruluşunda, bir vakıf üniversitesi hastanesi olabilir, devlet hastanesi olabilir, üniversitenin kendi hastanesi olabilir, orada çalışacaktı. Fakat hukuki süreç Sağlık Bakanımızı öyle bir noktaya getirdi ki bizim 'maddi olarak hiçbir şey kaybetmeyecekler' önermemiz tuttu ama mesai sonrası doktorlara çalışma imkanı sağlanması önerimiz tutmadı. Sağlık Bakanımız Danıştayın o kararından sonra böyle bir yol izlemeye başladı. Bu doktorlarımızı, hocalarımızı gerçekten huzursuz etti. Şimdi işler tekrar değişti. Yargı tam tersi yola girdi. '9-5 mesaisi yapabilirler, hasta almaya özel muayenehanelerde devam edebilirler' gibi Sağlık Bakanımızın hiç arzu etmeyeceği karar aldı. Şimdi işler daha da karışmış görünüyor. Keşke ilk konuştuğumuz şekliyle hem maddi kayıplar önlenebilseydi hem de 5'ten sonra yani devlete olan borcun ödendiği zamandan sonraki hizmetler kabul edilebilseydi. O zaman belki sağlık sektöründe bu kadar ciddi sorunlarla karşılaşmayacaktık. Ama ümitsiz değilim. Son YÖK kurulunda Sağlık Bakanımızı YÖK'e davet etmeyi kararlaştırdık. Tekrar kendisiyle konuşup bu konuda bir uzlaşmaya varmaya çalışacağız.''
     Bir başka sorunun da performans uygulaması olduğunu dile getiren Özcan, bunun uygulanamayacak bir sistem olmadığını, Türkiye'de bu sistemi az çok başarıyla uygulayan hastaneler olduğunu; ancak zamana ihtiyaç duyulduğunu bildirdi.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten
  • 20 yaş üstü araçlar için MTV teşviki kararı
  • Konya’da engelleri kaldıran yollar yapılıyor
  • Keskin nişancı gerçeği iddianamede ortaya çıktı!
  • Büyükada’daki ajan itiraf etti! Evet benim
  • Evlenecek olanlar dikkat! O borca mutlaka bakın...

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA