• Konya7 °C

Hakan Bahçeci

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ramazanı Karşılarken

19 Temmuz 2012 14:30
Hiç kimse kendi cenaze töreninde bulunmamıştır. Hayat, bizim için bugün vardır, yani şu an. Benim yazma eylemini gerçekleştirdiğim an ve sizin okumaya başladığınız an. Sizin, bu yazıyı okuduğunuz zaman benim artık bu dünyada olmama ihtimalim yaşamıma devam ediyor olma ihtimalimle aynıdır.
 
Bizden öncekilerin ne yaptığı aslında bizimle birebir alakalı değildir, yarınların ne yapacağı da bizi birebir ilgilendirmez. Biz şu andan sorumluyuz ve sorumlu oluşumuz öncelikle bizzat kendimizle ilgilidir. Bir ordu komutanının sorumluluk derecesi ile askerin sorumluluk derecesi ve alanı aynı değildir belki ama kendi durumları bakımından taşıdıkları sorumluluğun varlığı aynıdır. Bahsettiğimiz vakıayı en anlamlı ve derin şekliyle fark eden de sanırım Müslümanlardır.

 

Müslümanların zamana yükledikleri anlam, ölümle sınırlı bir zaman değildir. Bilakis Müslüman, zamanın Yaratıcının elinde olan bir yaratılmış olduğunu bununla birlikte ölümden sonranın esas olduğunu bilir. Bu biliş Müslüman’da eyleme dönüşür, bu bilişin neticesinde kendi iç varlığını gerçekleştirmeye uğraşan bir bireyle karşılaşırız. Öncelikle kendinden başlayan Müslüman, bulunduğu mekanın ve zamanın Allah’ın rızasına uygun bir yaşam alanı olması için uğraşır. Bu uğraş misyon, görev, hedefe varma gibi bir amaçtan ziyade, “Müslüman” olabilmeyi güder. Neticenin her halükarda, Rabbinin elinde olduğunun bilincindedir.
 
Dünya hayatı ve meşgalesi yukarıda bahsettiğimiz bilincin körelmesine, zayıflamasına sebep olabilmektedir. Elbet, bu körelme ve zayıflama dünya hayatının meşgalesinden değil, o meşgaleye hak ettiğinden fazla ya da eksik muamele eden insanın kendinden oluşmuştur. Her şekilde, şu gün bize bahşedilmiş bir gündür.
 
Dünya bizimdir, şu an yaşayanların. Mezarda olanlar ya da henüz doğmayanların bu dünya ile en ufak bir bağı yoktur, iddia edecekleri bir hakları da yoktur. Ölenin mirası dağıtılmış, cenaze töreni yapılmış ve asıl yolculuğuna çıkmıştır. Ona verecek en fazla şey duadır. Gelecektekilerin ise hali hakkında insanın tahmini kadar bir öngörümüz var. Peki o halde bugün yapabileceklerimizi neden yarına erteleme ihtiyacı hissediyoruz ve neden sürekli yarına bırakılmış planlarla bolca vakit geçiriyoruz?
 
“Bugün” bize verilmiş bir imkandır. Düne değer verip, bel bağlamak yaşamın değerini anlamsızlaştıracaktır, yarından ise kimse emin değildir. Günün kıymetini, bizim yaptıklarımız ya da yapmadıklarımız ölçecektir.
 
Sürekli yaşayacakmış hissi Yaratıcının bir armağanıdır. Tersi bir durumda, hayata dair derin bir yeisle bakar, hiç bir şey yapmak istemezdik. Lakin, bu durum yukarıda bahsettiğimiz “bugün” imkanını anlamak ve değerlendirmek için bir fırsat olmalı, ifrat ve tefrit sınırını ayarlayabilmeliyiz. Şu an yapabileceklerimizi, sonraya erteleme alışkanlığı Müslüman birine yakışmayacak kadar basittir de bir türlü bu basitlikten kendini kurtaramayan yine Müslüman’dır. Biz ancak şu andan sorumluyuz. Şu an Müslüman nasıl bir tavır alacaksa öyle bir tarz sahibi olmalıyız.
 
Ramazanı konu edinerek tercih ettiğimiz başlık, yazının içeriğiyle aslında birebir örtüşmektedir. Ramazan ayı Müslüman’ın ulaştığı ve şu anda yapılabilecek en güzel ibadetin imkanını sağlayan bir zamandır.
Ne kadar saat oruç tutacağımızı, nasıl dayanacağımızı, ne yersek, ne içersek akşama kavuşabileceğimizi hesaplamak yerine, oruçlu olduğumuz her anın ibadet hali olduğunu tefekkür etmek, bugünü idrak etmek için bir imkan olduğunu fark etmek daha isabetli olmayacak mı?

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten
  • Saate dikkat! Kafa karışıklığı yaşanıyor
  • Bağırsak ve mide ağrılarından safra kesesi alındı
  • Yahyalı cemaatinden referandum açıklaması
  • Hayır çıkarsa istifa edecek mi? Bahçeli'den cevap!
  • Bulgaristan'da ZİK'in skandal seçim kararı

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA