• Konya30 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Peygamberimiz gibi Ramazanı yaşayalım
12 Ağustos 2010 Perşembe 10:21

Peygamberimiz gibi Ramazan'ı yaşayalım

Her yıl medyaya yansıyan 'Uzun saatler ve kavurucu sıcaklarda nasıl oruç tutacağız' benzeri tartışmaların Müslüman'ın gündeminde olmaması gerektiğini söyleyen Karaman 'Allah bunları duyduğunda o kulun

Her yıl medyaya yansıyan "Uzun saatler ve kavurucu sıcaklarda nasıl oruç tutacağız" benzeri tartışmaların Müslüman'ın gündeminde olmaması gerektiğini söyleyen Karaman "Allah bunları duyduğunda o kulunun siteminden nasıl hoşnut olsun. Yersiz yakınmalar ahlaki değildir"

İlahiyatçı ve İslam Fıkıhçısı Prof Dr. Hayrettin Karaman'la sosyal yaşamda Müslümanlar ve merak edilen fıkhı konular üzerine konuştuk. Karaman, ibadetin özü ve anlamını bir kenara bırakıp detaylara kafa yormanın bir Müslüman'a yakışmayacağını söylüyor. Oruç tutulacak saatlerin uzun olması ya da, kavurucu sıcakların bahane edilmesinin sağlıklı bir Müslüman için kabul edilemez olduğunu vurguluyor.

- Dünya Müslümanlarının bugünkü sosyal ve dini duruşlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dünya Müslümanları çeşitli bölgelerde, şartlarda, rejimlerde yaşıyorlar; tamamı hakkında bir değerlendirme yapmak isabetli olmaz. Kamil manada bir İslam anlayışı ve yaşayışı bahis konusu olduğunda genellikle Müslümanların kusurlu olduklarını söylemek mümkündür. Farklı İslam anlayışları var; modernist Müslümanların, diğer kültür ve medeniyetler (özellikle Batı) karşısında iyi bir duruş sergilediklerini söyleyemem. Onların sonu Batılılaşmak ve İslam ile giderek alakalarını sıfır noktasına yaklaştırmak olur. Maksatları göz önüne almadan lafza göre dini anlayan ve yaşayan, şekli birinci planda tutan Müslümanları da başarılı bulmuyorum.

- Özellikle son yıllarda Müslüman cemaatler ve toplumlar arasındaki ayrışma ve kamplaşmaları neye bağlıyorsunuz?

Müslüman gruplar arasındaki ilişkiler de farklıdır; kimileri daha birlikten yana oluyorlar, ortak noktalarda dayanışmayı kabul ediyorlar, farklı alanlarda ve metodlarla çalışmayı bir ayrışma sebebi olarak değil, işbölümü olarak kabul ediyorlar. Ancak bunların sayısı çok değil. Daha çoğu cemaat, tarikat, hareket, parti olarak bölünmüş durumdalar ve aralarında İslam'a aykırı olan duygu, zan ve ilişkiler içinde davranıyorlar. Bazıları Müslüman grupları, Müslüman olmayanlardan daha tehlikeli, aşağı ve düşman olarak değerlendiriyor, buna göre tavır alıyorlar. Ayrışmanın en temel sebebi grupçuluk, grup menfaati ve rekabettir. Buna cehaleti, taassubu, yanlış İslam anlayışlarını da eklemek gerekiyor.

- Toplumsal ve sosyal birlikten biraz da iç birliğimize gelirsek; ruh ve beden dünyasında bizdeki 'tekil birliği' nasıl sağlar Müslüman?

- Elbette ki Ramazan'ın ihtişamlı yapısı hem sosyal ve toplumsal hem de bireysel birlik ve dirliği sağlayıcı bir iklime sahip. Hayatın manası ve gayesi maddi zevklerden ibaret değildir; insan denilen değerli varlığın bedeninden başka bir beyni, bir de kalbi vardır. Yeme içmeyi bir yana bırakıp beyin ve kalbin açlığına yönelmek, onları tefekkür ve ibadetlerle gıdalandırmak, insanlığımızın derinliklerine yol verir, maddenin ve dünyaya düşkünlüğün kapattığı pencereleri açar ve bütün güzelliklerin, kemallerin kaynağı/yaratıcısı olan Yüce Mevla ile kulu arasında -diğer zamanlardan ve hallerden farklı- bir yakınlık ve bu yakınlığın verdiği manevi haz, huzur ve saadet hâsıl olur.

- Ancak bu birliği sağlayalım derken bazen de dozu kaçırmıyor muyuz? Sanki panayır havasına dönüyor her yer?

Ramazan'ın müminler için önemli bir fırsat olduğunu, Ramazan gün ve gecelerinin başka gün ve gecelerden farklı olduğunu gözler önüne seren, büyük küçük herkesin dikkatini bu noktaya çeken faaliyetler faydalıdır. Günah ve abes (manasız, faydasız) şeyler ise olmamalıdır.

- Burada ölçü ne olmalı?

Müslüman'ın ölçüsü Ramazan ayında ve başka aylarda aynıdır; bu da İslam'ın koyduğu hayat kurallarıdır. Her mümin hayatını İlmihal ölçüleri içinde yaşamak durumundadır.

- Bu anlamda en iyi örnek peygamberimiz oluyor. O nasıl geçirirdi?

Her zaman yaptıklarına ek olarak oruç tutar, teravih namazı kılar, Kur'an-ı Kerim'i Cebrail (a.s.) ile karşılıklı okur, yoksullara her zaman yaptığından daha çok yardımda bulunurdu...

 

Kur'an okumak çok önemli

 

- Bu iklimi bir Müslüman'ın nasıl geçirmesi gerekir?

En başında Müslüman 365 gün aynı hassasiyette olmalıdır. Oruç, iftar, sahur, teravih namazı, itikâf, yoksullara yardım, Kur'an-ı Kerim'i hem lafız (nazım) olarak okumak, hem de meallerden ve tefsirlerden istifade ederek manasını anlamaya çalışarak geçirmek mümkün.

 

İslam kolaylıklar dinidir

 

- Bu yılki Ramazan ayı uzun yaz günlerine denk geliyor. Oruçlu olarak bir gün nasıl geçirilmelidir. Çalışan insanlar nasıl davranmalıdır. İş yavaşlatma ya da yavaş hareket etmek gibi yaklaşımlar nasıl değerlendirilmelidir?

Her şey maddi olarak zenginlik, devamlı üretme ve tüketme, servette ve nimette başkalarıyla yarışmaktan ibaret değildir. Bunları önceleyen insanlar bu dünyadan, "bir mümin gibi" yaşamadan gelip geçerler. Ne burada mutlu olurlar ne de ebedi alemde. Yirmi dört saatte mecburi namaz bir saati bulmaz, Ramazan da on iki ayın birinden ibarettir. Namaz, oruç gibi ibadetler yüzünden çalışma, üretim, verim vb'nin azalmasını mesele yapanlar bizden değildir; onlar başka bir inancın, medeniyetin ve kültürün insanlarıdır. Eğer insanlar fert ve ya toplum olarak bir şeye gerçekten ihtiyaç duyarlarsa İslam o şeyi elde etmek için gereken ne ise ona izin verir ve bu sebeple bazı yasakları kaldırır, kolaylıklar getirir; yeter ki, ihtiyaçlar gerçek ihtiyaçlar olsun ve insanlığımızı gerçekleştirmek onlara bağlı bulunsun!

 

Sadece Ramazan'da ibadet etmek olmaz

 

- Ramazan ayında ibadet edip, Ramazan ayı dışında ibadet ve atmosferden uzaklaşanların hükmü nedir?

Arka arkaya gelen iki namaz, iki Cuma namazı, iki ramazan gibi ibadetler, aradaki boşlukları da önceki ibadet ile -mana, ahlak, düşünce, duygu, tesir- bakımından doldurmalıdır. Namazdan çıkar çıkmaz, orucu bitiriverince, Kur'an'ın kapağını kapatınca bunlarla hiçbir alakası olmamış gibi bir ruh haline ve davranış kalıbına dönmek acınası bir durumdur ve mutlaka tamir edilmesi gerekir.

 

 

SIK SORULAN SORULARIN CEVAPLARI

 

İFTAR YEMEĞİ NASIL OLMALI

İftar yemeği mümkün olduğunca hafif olmalı, önce oruç çorba, su, hurma, zeytin gibi bir şeyle açılmalı, sonra akşam namazı kılınmalı, daha sonra hazmı kolay yiyecekler yenmelidir.

DİŞ TEMİZLİĞİ NASIL YAPILIR

Macun yutulmadıkça ağız ve diş yıkamanın oruca bir zararı olmaz. Ağız kokusunu giderecek tedbirler almak -başkalarını rahatsız etmeme niyetiyle olursa- insana sevap bile kazandırır.

EZAN OKUNURKEN YEMEK YENİR Mİ

Eğer ezan, takvimdeki "imsak" saatinde okunuyorsa bize "oruç başlıyor, artık yemeyi içmeyi bırakın ve kalkıp namazınızı kılın" demiş oluyor. Derhal yeme içme bırakılır, ağız yıkanır ve biraz sonra sabah namazı kılınabilir. Ezan imsak saatinden bir süre sonra okunuyorsa, o esnada yiyip içmekte olan kimselerin oruçları bozulmuş olur ve Ramazan'dan sonra kaza ederler..

ÇOCUKLARA NASIL DAVRANMALI

Çocuklar kaç yaşından itibaren oruç tutmaya başlamalı. Oruç tutamayacak kadar küçük olan çocuklara nasıl yaklaşılmalı (Onlar da iftar ve sahur yemeklerine iştirak etmeli midir?) İhtilam olan erkek çocuklar, ayhali görmeye başlayan kızlar ergenlik çağına gelmiş olurlar. Eğer bu biyolojik gelişmeler gecikirse onbeş yaşını dolduran gençler yükümlüdür. (ergen) sayılırlar. Ergenlik çağına gelmiş insanlar namaz ve oruçla da yükümlü olurlar. Bu çağa gelmemiş çocukların -zorlamadan, bıktırmadan, sevdirerek- namaza ve oruca alıştırılmaları, teşvik edilmeleri, sahura kaldırılmaları, teravihe götürülmeleri faydalıdır.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA