• Konya7 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
O herkesin Üstadıydı
26 Mayıs 2013 Pazar 10:02

O herkesin Üstadı'ydı

Necip Fazıl, vefatının 30. doğumunun ise 109. yıldönümünde dualarla anılıyor. Allah demenin bile yasak olduğu tek parti döneminde iman ve cesaretle mücadelesini sürdüren Necip Fazıl...

Necip Fazıl, vefatının 30. doğumunun ise 109. yıldönümünde dualarla anılıyor. ‘Allah’ demenin bile yasak olduğu tek parti döneminde iman ve cesaretle mücadelesini sürdüren Necip Fazıl, İslamcı siyasal muhalefetin mayasını çalmıştı.

Kurduğu ‘Büyük Doğu’ fikriyatı ile öz yurdunda paryalaştırılmış yığınlara biricik kurtuluş yolunu işaret eden Necip Fazıl Kısakürek, siyasal anlamda Türkiye’deki İslamcılığın tartışmasız kurucusu olarak kabul ediliyor.

TÜRKİYE İSLAMCILIĞI’NIN MİMARI NECİP FAZIL

Ceberrut (Halk Partisi) Tek Parti döneminde İslamcı siyasal muhalefetin mayasını çalmak ona nasip oldu. Bugün O’nun fikriyatından istifade etmemiş kayda değer hiçbir İslamcı çevreden bahsedebilmek mümkün değil. ‘Milli Görüş’ hareketinin temelini atan kadronun büyük çoğunluğu Büyük Doğu Okulu’nun müdavimleri idi. Said Nursi’nin talebeleri de aynı zamanda ‘Büyük Doğu’nun takipçileri arasında idiler.

‘ALLAH’ DEMENİN YASAK OLDUĞU DÖNEMDE BİR KUTLU DESTAN YAZDI

İslamcılığın varlığından henüz söz edilemeyen, ‘Allah’ lafzıyla ezan bile okunamayan, ‘Allah’ demenin yasak olduğu, bu ‘fiili işleyenlerin’ uyuşturucu kaçakçılarıyla aynı cezaya maruz bırakıldıkları söz konusu dönemde O, sadece egemenlere bayrak açmakla kalmamış, ideolocyasını da ilmek ilmek örmüş ve ortaya koymuştu.

ETKİLEMEDİĞİ ÇEVRE ‘YOK’ GİBİ

Günümüzde ‘İslamcılık’ tabirini kabul etmeyen muhafazakar, mukaddesatçı, mütedeyyin çevrelerden ‘cemaat’, ‘ekol’, ‘çevre’, ‘parti’ şu ve bu toplulukların tarihine bakıldığında Büyük Doğu etkisi açıkça görülebilir. En az 10 ayrı türde, 100’ün üzerinde esere imza atmış Üstad Necip Fazıl’ı böylesi kısıtlı yazılarla-dizilerle etraflıca değerlendirebilmek elbette mümkün değildir. Ancak günümüz İslamcılarının O’ndan, mücadelesinden, derdinden ve çilesinden öğreneceklerinin bitmediği fikrinden hareketle, hiç değilse geniş kesimlerce bilinmeyen birkaç husustaki duruşunu tekrar gündeme getirmekte fayda var.

DAVASINA GÜVENİ, TAMDI; TAKIYYE YAPMADI

Üstad Necip Fazıl, ‘Kim var?’ diye seslenilince, önüne ve arkasına bakmadan, ‘Ben varım!’ cevabını verecek bir Akıncı Gençlik özlemi duyarken, kendisi de, geliştirdiği her seviyeden ilişkisinde her zaman ‘açık siyasetten’ yana oldu ve hiçbir zaman takıyye siyaseti gütmedi: “Bizim taktiğimiz, kale kapılarını toprak altı köstebek yuvalarından değil, cepheden ve mancınıkla elde etmektir.” (Rapor / 3  S:16. 1977) 1940’lı yılların başlarından itibaren çıkarmaya başladığı Büyük Doğu Mecmuası ile, Tek Parti diktatörlüğünün ağırlaşan baskılarına karşı Anadolu insanına umut aşılayan, zulme ve zalime ses yükseltebilme cesaretini gösteren Necip Fazıl’dan başkası değildi.

HAKKI OLAN ÖDENEĞİ ALDI, KARŞILIĞINDA HİÇBİR ÖDÜN VERMEDİ

Necip Fazıl’ın Demokrat Parti (DP) iktidarı döneminde devletten ödenek aldığı iddiasına mal bulmuş mağribi gibi sarılanlar şunu iyi biliyorlar ki, tarih boyunca edebiyat ve sanat adamlarına devlet desteği süregelmiştir ve bunda garipsenecek bir şey yoktur. Bu, bugün bile farklı değildir. Yazar, şair ve diğer alanlardan sanat çevrelerinin birinci velinimeti Kültür Bakanlığı aracılığıyla devlettir. Ancak Necip Fazıl’ın farkı, hakkı olan desteği almakla beraber kalemini ve beynini kimseye kiralamamasıydı. Tarihin birçok dönemlerinde birçok şair ve edebiyat insanının, saray çevrelerinin desteği ile isim yaptıkları biliniyor. Batıda ‘hamilik sistemi’ olarak adlandırılan bu görevin doğudaki yüklenicileri devletler olmuşlardır. Sayısız örnek içerisinde birtakım çatlak sesler çıkarmasına rağmen Neyzen Tevfik’in İstanbul Belediyesi yoluyla maaş ve ödeneğe bağlanmış olması çarpıcıdır. Büyük Ozan Aşık Veysel’in çocukları dahi bugün kanunla düzenlenen bir uygulama çerçevesinde devletten maaş almaktadırlar.

TÜRKİYE’Yİ TERKETMEYİ HİÇ DÜŞÜNMEDİ

Nazım Hikmet’in ve bir dönem Mehmet Akif’in Tek Parti diktatoryasının baskıları sebebiyle ülkeyi terk etmek zorunda bırakılmaları yine dönemin dramatik gelişmelerindendi. Nazım Hikmet Sovyetlerin kanlı diktatörü Stalin’e sığınırken, ondan daha az tehdit ve baskıya maruz kalmayan Necip Fazıl Türkiye’yi terk etmeyi hiçbir zaman düşünmedi.

KAVGASI KAVGALAR; İDEOLOJİSİ İDEOLOJİLER ÜSTÜYDÜ

Dahası O, sadece bir edip ve şair olarak değil, nefsini egemenlere karşı koruma mücadelesi veren bir savaşçı, ferdin hürriyet ve cemiyetin nizam ihtiyaçlarına da orijinal teklifler sunabilen ve bugün dahi fikirlerinin aşılabilmesi pek mümkün gözükmeyen bir ideolog olarak da değerlendirilmelidir.

BÜYÜK DOĞU OKULU

Büyük Doğu Mecmuası çevresinde gelişen hareketi ilerde BD Cemiyetine dönüşecek, BD Yayınevi ile eserleri daha geniş yığınlara ulaşacak ve milyonların zihin dünyasında derin izler bırakacaktı. Şevket Eygi’den Aziz Nesin’e, Salih Mirzabeyoğlu’dan Oktay Akbal’a ve hatta Yaşar Nuri Öztürk’e Büyük Doğu ile tanışıp, O’ndan müsbet – menfi etkilenmeyen insan yok gibidir. Çok çeşitli kesimlerden insanlarının yolları O’nunla kesişiyor, O’nla bir şekilde birleşiyordu. O, edebiyat ve fikir noktasında bir cazibe merkeziydi.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten
  • "Avrupa hasta olduğunu kabul etmiyor"
  • 'FETÖ'nün 2 bin 700 kişilik bağış listesi çıktı'
  • Konya kitap günleri yoğun bir katılımla açıldı
  • Seydişehir'da bazı mahallelere oyun parkı kuruldu
  • 'Konya Tarım Fuarı'na rekor sayıda ziyaretçi

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA