• Konya7 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
MHP Erdoğanın adaylığına itiraz edecek
05 Temmuz 2014 Cumartesi 15:57

MHP Erdoğan'ın adaylığına itiraz edecek

MHP Lideri Bahçeli "Başbakan Erdoğan'ın adaylığı, YSK'dan dönmeli, detone olan bu şarkı YSK'da sonlanmalıdır. MHP, Başbakan'ın adaylığına itiraz etmekte, aklanmadan, cumhurbaşkanı adayı olamayacağını düşünmektedir" dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Başbakan'ın adaylığı, YSK'dan dönmeli, detone olan bu şarkı YSK'da sonlanmalı, uzun adamın maskesi YSK'da düşürülmelidir. Aksi takdirde Türkiye dünyaya rezil olacak, rüşvet ve soygun düzeni teyit ve teşvik edilip dürüstlük ve ahlak hepten mahkum edilecektir" dedi.

Bahçeli, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, sınırların barut fıçısı, vatandaşın diken üstünde, ülkenin etrafının ateş topu olduğunu ileri sürerek "Türkiye yanmış, yıkılmış, yok olmuş; Başbakan için önemsizdir. Türk milleti bölünmüş, birbirine girmiş, birbirine düşmüş; Başbakan için anlamsızdır. Bayrak inmiş, vatan parçalanmış, kırmızı çizgiler ihlal edilmiş Başbakan'ın umurunda bile değildir" diye konuştu.

"Şu sıralarda içinde sinsi senaryoların saklandığı, düzmece ve dayanaksız 'kamuoyu yoklaması' adı verilen anketlerle, milletimizin iradesi bir kez daha çarpıtılmak istenmiştir" ifadesini kullanan Bahçeli, "kukla anketçilerin süreci manipüle etmek için her tezviratı tedavüle soktuğunu" söyledi.

Erdoğan'ın cumhurbaşkanı adayı olarak ülkeyi, partisini ve demokrasiyi sıkıntıya soktuğunun farkına varması gerektiğini öne süren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İçte, inançları istismar ile mazlum ve mağdur rolü, dışta teslimiyet üzerine kurgulanan sanal AKP siyaseti sona yaklaşmakta, geciken akıbetine doğru yuvarlanmaktadır. Başbakan, bu makus ve kaçınılmaz sonu gördüğünden Çankaya'ya kaçmak, kısa süreliğine kendisini emniyete almak için gözünü karartmış, kararını vermiştir. Ve sonunda yıllardan beri ters köşede yatan, milli değerlerin tersine çalışan Recep Tayyip Erdoğan, 1 Temmuz günü cumhurbaşkanı adaylığını açıklamıştır. Alnında 17-25 Aralık'ın çıkmayacak lekesi duran, kalbinde kin ve nefretin derinlere kazınmış izi bulunan, cumhuriyetin kurum ve kurallarına yapmadığı kötülük kalmayan Erdoğan, şimdi cumhura baş olmak için yola çıkmıştır. Bu durum, hakikaten de başlıbaşına büyük bir handikap ve hüsrandır. Erdoğan, adaylık beyanında bulunduğuna göre, zaman kaybetmeden, daha fazla haksız rekabete neden olmadan, devletin imkanlarını çarçur etmeden Başbakanlık görevinden ayrılacak erdemi göstermelidir. Bu demokrasiye saygının ve riayetin gereğidir. Sanal açılış ve törenlerle cumhurbaşkanı seçim kampanyasını yürüten Başbakan, adaylığı kesinleşir kesinleşmez üzerinde taşıdığı zırhı çıkarmalı, mertçe, yüreklice, adilce diğer adaylarla aynı şartta meydanlarda olmalıdır. Bir yanda Başbakanlık görevinde kalıp diğer yanda cumhurbaşkanı adayı olmak, yürütmeyi tek elde toplayarak kuvvetler ayrımını ortadan kaldırmanın, yani demokrasi dışı bir sistemin ön hazırlığıdır. Başbakan, otoriter dürtüler tarafından ele geçirilmiş, tek adamlığa heves etmiştir."

"Erdoğan, cumhurbaşkanlığına adaylık vizesi alamayacak kadar şaibeli ve şüphelidir"

Cumhurbaşkanı geçici aday listesinin 8 Temmuz'da, kesin listenin ise 11 Temmuz'da Resmi Gazete'de yayımlanacağını hatırlatan Bahçeli, "Artık bundan sonra tüm sorumluluk, tüm yetki, YSK'dadır. YSK, bugünden itibaren tarih ve millet huzurunda hayati bir sınav verecektir" dedi.

Başbakan Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olamayacağını her zaman söylediklerini belirten Bahçeli, cumhurbaşkanı adaylarının tertemiz bir maziden gelmesi gerektiğini ifade etti. Bahçeli, şunları söyledi:

"Başbakan Erdoğan'ın sırtında, 17-25 Aralık'ın kaldırılamayacak yükü vardır. Başbakan Erdoğan'ın geçmişine, haram, hıyanet ve hezimet hakimdir. İktidar yıllarında işlemiş olduğu onca Anayasa suçu, vatan ve millet muhalifliğiyle kabarmış işbirlikçi bir sicili bulunmaktadır. Bu itibarla Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olması şöyle dursun; adaylığı bile gayri meşru, gayri hukuki ve gayri ahlakidir. 'YSK, tarihi bir sorumlulukla karşı karşıya' derken, kast ettiğimiz işte budur. Nasıl ki milletvekilliği genel seçimine katılacak adaylar ince elenip sık dokunuyorsa aynısı cumhurbaşkanı adayı olan kişi ya da kişiler için de gerçekleştirilmelidir. Adı her türlü yasa dışı iş ve ilişkilere karışmış, yolsuzluklarla anılmış, terörle arasına çizgi çekememiş birisinin, taşıdığı veya talip olduğu görevi ve arkasındaki desteği ne olursa olsun meşruiyet ve inandırıcılığı sorgulanacaktır. Başbakan Erdoğan, cumhurbaşkanlığına adaylık vizesi alamayacak kadar şaibeli ve şüphelidir. Başbakan Erdoğan, aday olamayacak kadar kanunsuzluklara batmış, rüşvet ve yolsuzluğa gömülmüştür. Şayet Türkiye, bir hukuk devletiyse şayet Türkiye'de adalet henüz ruhunu teslim etmemişse Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı adaylığının mutlaka, ama mutlaka YSK tarafından reddedilmesi lazımdır. MHP, Başbakan'ın adaylığına itiraz etmekte, aklanmadan, hakkındaki iddialardan dolayı yargı huzuruna çıkmadan cumhurbaşkanı adayı olamayacağını düşünmektedir."

"İsnat ve suçlamalar, adaylığının önünde çok ciddi yasal ve ahlaki engeldir"

YSK'da görev yapanların vicdanlarının sesini dinleyeceklerine ve hukuk neyi gerektiriyorsa onu yapacaklarına inandığını aktaran Bahçeli, şöyle konuştu:

"Erdoğan'ın şahsında düğümlenen, şahsında somutlaşan vahim isnat ve suçlamalar, adaylığının önünde çok ciddi yasal ve ahlaki engeldir. Bu engel duruyorken Başbakan'ın adaylığı, resmiyette onaylansa bile, milli vicdanlarda kesinlikle cevaz ve cevap bulmayacaktır. Başbakanlık makamı, 17-25'in kiri ve pasıyla yeterince aşınmış, yeterince küçülmüş, yeterince incinmiştir. Allah'tan korkan, kuldan utanan hiç kimse, yolsuzluğun, kitabına uydurulan hırsızlığın, milletin alın terini, fakir-fukaranın, garip-gurebanın hakkını gasbeden birisinin Çankaya'yı mesken tutmasına rıza göstermeyecektir. Başbakan'ın adaylığı, YSK'dan dönmeli, detone olan bu şarkı YSK'da sonlanmalı, uzun adamın maskesi YSK'da düşürülmelidir. Aksi takdirde Türkiye dünyaya rezil olacak, rüşvet ve soygun düzeni teyit ve teşvik edilip dürüstlük ve ahlak hepten mahkum edilecektir. Buna da hiç kimsenin hakkı yoktur."

HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş'ın cumhurbaşkanı adayı olmasını da değerlendiren Bahçeli, "Türkiye'ye düşmanlık besleyen, cumhuriyete diş bileyen, milletin varlığına ve birliğine saldıran bu PKK'lının cumhurbaşkanı adaylığı, yasalara aykırı olmakla kalmayıp milli ruha hakarettir. Ümit ederim ki YSK, bunu da değerlendirmeye alacak, terörün kuyruğu olmuş, bölücülüğün dümeninden tutmuş bu Eşbaşkan hakkında detaylı ve ayrıntılı incelemeyi yapacaktır" dedi.

Ekmeleddin İhsanoğlu'na destek veren herkese teşekkür eden Bahçeli, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Türk milleti, 10 Ağustos'ta muz cumhuriyetine baş seçmeyecektir. Türk milleti, 10 Ağustos'ta kabile devletine şef atamayacak, monark tayin etmeyecek, diktatör belirlemeyecek, emir, şah, kral görevlendirmeyecektir. Dahası, Türk milleti, 10 Ağustos'ta AKP, PKK, Peşmerge, İsrail, İmralı canisi, IŞİD, El Kaide, BOP koalisyonuna Çankaya'yı teslim etmeyecektir. Allah korusun, Başbakan Erdoğan Çankaya'ya çıkarsa Müslüman katilleri mevzi kazanacak, vaat edilmiş toprakların hayaliyle rüyalarını süsleyen küresel komplonun eli güçlenecek, Sevr yanaşmaları 94 yıl sonra kılıcını kuşanacaktır. Yani, karşımızdaki manzara ya zillet ya izzet, ya millet ya da rezalettir. Bu iki tercihten birisini aziz milletimiz seçecek, geleceğini riskli veya güvenli hale bizzat kendi iradesiyle sokacaktır."

"Sanki Hitler'in ruhu Başbakan'a nüfuz etmiştir"

Başbakan Erdoğan'ın adaylığını ilan ettiği konuşmasında 12. cumhurbaşkanın seçilmesiyle vesayetler döneminin de kapanacağını söylediğine işaret eden Bahçeli, "Başbakan Erdoğan'ın 28 Ağustos 2007'de göreve gelen Sayın Gül'ü, sözüm ona, karanlık bir devreye dahil etmesi en başta kendi tıynet ve vefasızlığını çok net gözler önüne sermiştir" dedi.

Bugüne kadar seçilen cumhurbaşkanlarının milli iradeden icazet ve yetki aldığını ifade eden Bahçeli, "Başbakan, sanıyorum, diktatörlerle düşe kalka kendi tarihine yabancılaşmanın yanında, cumhurbaşkanlarının nasıl göreve geldiklerini de hafızasından silmiştir" değerlendirmesini yaptı.

"Başbakan Erdoğan'ın siyasetini kavga ve inkara çivilediğini" öne süren Bahçeli, şöyle konuştu:

"Tarihteki tüm diktatörlerin ortak özellikleri Başbakan'da toplanmış, vücut bulmuştur. Sanki Hitler'in ruhu Başbakan'a nüfuz etmiştir. Saddam, Mübarek, Kaddafi, Franko, Salazar, Mussollini, Güney Amerika ve Doğu Asya ülkelerini kasıp kavuran zalimler Başbakan'a nefes vermiş, damarında akan kan, beyninde dolaşan fikir olmuşlardır. İşte bu yüzden, Başbakan Erdoğan cumhura baş olmayı baştan kaybetmiştir."

Logo tartışması

Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kullanacağı logonun "aşırma" olduğunu iddia eden Bahçeli, "ABD Başkanı Obama'nın 2008 seçim kampanyasında kullandığı logoyla çok benzerlikler taşıyan Başbakan'ın logosunda, yeni Türkiye'nin doğuşu güneşin doğuşuyla, Erdoğan'ın hayatı yol ve yolculukla simgelenmiştir. Bilindiği üzere Başbakan, telif ve patent hakkı gözetmeden proje, plan ve eser aşırmada marka bir isim olarak ün yapmıştır. Başbakan, Türk milletinin güneşini perdelerken, kendisine yol açmakta, Türkiye hasımlarıyla sonu felaketle bitecek bir yolculuğa çıkmaktadır" diye konuştu.

"Başbakan'ın altın bileziklere düşkünlüğü daha o tarihlerde varlığını göstermiştir"

Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın "İstanbul'un yoksul mahallelerinden birisinde gezerken yanına 7-8 yaşlarında biz kız çocuğunun geldiğini, bu küçük çocuğun annesinin gönderdiği iki tane bileziği eline tutuşturduğunu, kendi bileğindeki oyuncak bileziği de verdiğini" anlattığını hatırlatarak "Demek ki Başbakan'ın altına, altın bileziklere düşkünlüğü daha o tarihlerde varlığını göstermiştir" dedi.

Medyada çıkan haberlere göre bugün 27 yaşında olan o kız çocuğu, "Ben o gün bir anda annemin elinden çıkararak bileziğimi vermek için yanına gittim. Kendi bileziğimi verdiğimi, beni kucağına aldığını ve sevdiğini hatırlıyorum" dediğini ancak Başbakan Erdoğan'ın küçük kızın kalabalıklar arasında kaybolup gittiğini söylediğini anlatan Bahçeli, şöyle devam etti:

"Anlayacağınız üzere ortada bir yalan vardır. Başbakanla hanımefendinin sözleri çelişmektedir. Kesin yargıya varmak şimdilik mümkün değilse de konuşmasına duygusal bir tema yüklemek isteyen dolar milyarderi Başbakan, yine yalana bağlamış, yine yalana başvurmuştur. Yıllarca inançları sömüren, hissiyatları kanatan, sahte sözlerle insanlarımızı kandıran Başbakan'ın küçük kız çocuğunun masum gözlerini değil, aldığı bileziklerin tadını unutmadığı aşikardır. Bu nedenle haksız kazançla, gayri meşru kanallarla küpünü doldurmuş, kervanını yürütmüş, banka hesaplarını, villadaki odaları para dağına çevirmiştir."

Başbakan'ın YSK'ya verdiği mal beyanını da değerlendiren Bahçeli, şunları kaydetti:

"Buna göre, serveti üç yıl içinde 1 milyon lira, eski parayla bir trilyon lira artış göstermiştir. Başbakan, üç yıl içinde hangi yatırımı yapmış, hangi karlı işe girmiştir de serveti 1 trilyon lira artış göstermiştir? Vatandaşımıza vurmayan talih, Başbakan'ı, Bilal oğlanı, yandaş ve haramzade iş adamlarını nasıl bulmuştur? Demokrasiyle yönetilen hangi medeni ve gelişmiş ülkede bu kadar zengin, bu kadar mal mülk sahibi bir Başbakan vardır? Yıllar içinde hiç azalma göstermeyen 500 bin liralık alacağını hangi borçlu ya da borçlular geciktirmektedir? Aklımıza takılan bir başka konu ise Başbakan'ın hiç mi evi olmadığıdır? Manşetleri süsleyen saray gibi villalar kimin üzerinedir, araziler, arslar kimlerin geçici tapusunda gizlenmektedir? Aklı bilezikte kalan Başbakan'ın, milletin cebini, devletin hazinesini boşaltması şüphesiz ki yanına kalmayacaktır. Başbakan'ın altın kaçakçısı şarlatanları hayırsever diyerek taltif etmesinin sebepsiz olmadığı şimdi daha iyi netleşmiştir. Milyar dolarlık vurgun parasıyla kuyumcu zinciri açacak seviyeye sıçrayan bu Başbakan'dan millete ve devlete cumhurbaşkanı olamayacak, olmayacaktır."

"Ne olursa olsun 49 Türk vatandaşı kurtarılmalı"

IŞİD'in kaçırdığı 32 tır şoförünün özgürlüklerine kavuşmasını "sevindirici bir gelişme" olarak nitelendiren Bahçeli, 49 vatandaşın hala IŞİD'in elinde olduğuna işaret etti. Bahçeli, "Şu anda AKP, IŞİD'le pazarlık yapmakta, yeni bir kahramanlık destanı için teröristlerle kuytu köşelerde tezgah çevirmektedir. Başbakan'ın, Musul Başkonsolosluğumuzdan kaçırılan kardeşlerimizin nerede tutulduğunu, Dicle'nin kenarındaki hangi otelde barındıklarını bilmemesi mümkün değildir. Hükümet, IŞİD'in insafa gelmesi için ezik, pasif ve silik bir şekilde gelişmeleri seyretmekte, cumhurbaşkanı seçimi için propaganda malzemesi elde etmenin arayışındadır. Kafasına göre hilafet ilan eden, ismini revize eden kiralık örgüt IŞİD karşısında Başbakan suskun ve sessizdir. Ne olursa olsun 49 Türk vatandaşı kurtarılmalı, ailelerine kavuşturulmalıdır. Bunda en ufak bir tereddüdümüz yoktur" diye konuştu.

"Türk milleti, bu kötü gidişe ilk olarak 10 Ağustos'ta dur demelidir"

TBMM'de ilgili komisyonda kabul edilen "Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı"nı "Türkiye'yi imha planı" olarak nitelendiren Bahçeli, şunları kaydetti:

"Başbakan ve hükümeti, Türkiye'yi adım adım bölünmeye sürüklemektedir. PKK taleplerinin TBMM'ye havale edilmesi, 23 Nisan 1920'den beri görülmemiş bir kepazelik, şahit olunmamış bir çürümedir. Hal böyle ise Başbakan'ı, Barzani ve cinayet örgütü PKK'yla ısrarla kucaklaşmaya iten ana gerekçe nedir, kimler Başbakan'ın iradesine ve siyasetine zincir vurmuştur? Siyasetin fason imalatı olan Başbakan, hangi dış ziyarette, hangi tezgah altı ilişkide ve neyin karşılığında bu alçaltıcı ve gayri milli duruma düşmüştür? Teröristlerle pazarlık yapanları şimdilik yasal güvenceye almak, şiddet bitecek, silahlar bırakılacak, eve dönüşler olacak oyalama ve kandırmasıyla cani başına ve örgütüne af planları yapmak nasıl bir amacın ürünüdür? Başbakan, milletimize, yurdumuzda hayat hakkı tanımayan ne kadar tetikçi, Türk düşmanı, bayrak hasmı varsa kollarını açmış, onlara ümit aşılamıştır. Türkiye, böyle giderse Ortadoğu'nun karanlığı ve kanlı çekişmesi sınırlarımızdan içeri girecektir. Erdoğan iktidarda kalırsa Türkiye kaybedecektir. Bu itibarla emanetin ve egemenliğin sahibi büyük Türk milleti artık devreye girmeli, bu kötü gidişe ilk olarak 10 Ağustos'ta dur demelidir."

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten
  • Altın işleyen eller standarda kavuşacak
  • Görme kaybı yaşayan 5 yaşındaki çocuk sağlığına kavuştu
  • AK Parti Konya İlçe Başkanı vefat etti!
  • Konya'da trafik kazası: 1'i ağır 2 yaralı
  • Bakanlık kararını verdi! O hastaneler yıkılacak

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA