• Konya-2 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kuran ve sünnet ayrılmaz bütündür
17 Mayıs 2012 Perşembe 14:02

Kur'an ve sünnet ayrılmaz bütündür

Aydınlar Ocağında Kuran ve Sünnetin önemine değinen eğitimci Süleyman Sarı, Kuran ve Peygamber Efendimizin sünnetinin birbirinden ayrılmaz bir bütün olduğunu söyledi.
Aydınlar Ocağı’nda Kur’an ve Sünnet’in önemine değinen eğitimci Süleyman Sarı, Kur’an ve Peygamber Efendimiz’in sünnetinin birbirinden ayrılmaz bir bütün olduğunu söyledi.
 
Sarı, “Kur’an bize yeter deyip koltuklarına yaslananlar; namaz, hac, zekat ve oruç konusunda vahiy kültürünün bir parçası olan Peygamber Efendimiz’in sünnetine bakmaları gerekir” dedi.
Selçuk Dini Yüksek İhtisas Eğitim Merkezi (Konya Haseki) Müdürü Süleyman Sarı, vahiy kültürünün bir parçası olan Peygamber Efendimiz’in sünnetinin Kur’an’la ayrılmaz bir bütün olduğunu söyledi. Konya Aydınlar Ocağı’nın Sille Kültür Evi’nde gerçekleştirdiği geleneksel Salı Sohbetleri’nde “Vahiy Kültüründe Sünnetin Yeri, Sünnetin Konumu ve Hadislerin Önemi” konusunu ele alan ve çarpıcı açıklamalar yapan ilâhiyatçı-eğitimci Süleyman Sarı, mütevazı olması gereken müslümanın tevazuyu baştacı yapması gerektiğini belirterek “‘Kur’an bize yeter’ deyip koltuklarına yaslananlar; namaz, hac, zekat ve oruç konusunda vahiy kültürünün bir parçası olan Peygamber Efendimiz’in sünnet-i seniyyesi’ne bakmaları gerekir” dedi.

Sözlerine “Biliyorsunuz son zamanlarda “Kur’an bize yeter” diyerek koltuklarına yaslanmış, veya Hz. Peygamber Aleyhisselatu Vesselam’ın pozisyonunu sadece bir postacıya indirgeyen bir anlayış var. Gençler ve yeni nesil bundan son derece etkileniyor” diye başlayan Sarı,  “Vahiy, Allah’ın peygamberi vasıtasıyla bize gönderdiği emanettir. Yolumuzu aydınlatan, bize yön veren, yol gösterici, nur, ışık ve kandil anlamlarına gelen ifadeleriyle vahyi bize gönderiyor. Cenab-ı Hakk, “Zikri biz indirdik. Onu koruyacak olan biziz” diyor. Zikir ne? İslâm âlimleri, tefsirlerin büyük bir bölümünde zikir “vahiy”dir diyorlar. Vahiy de kendi arasında ikiye ayrılıyor. Şifreli olan vahiyler var, şifresiz olanlar.. Peygamber Efendimiz, Erike hadisinde; “Adam gelecek ve koltuğuna yaslanacak, Kur’an bize yeter diyecek ve sünneti dışlayacak. Benim haram kıldıklarım da haramdır, helal kıldıklarımda helaldir” diyor. Beş vakit namazı hadi Kur’an’da bulsunlar bakalım. Bulamayız ve bulamazlar. Peki kime müracaat edeceğiz? Tabiî ki Peygamber Efendimiz’e itibar edeceğiz, O’na itaat edeceğiz” diye konuştu.

Müslüman Türkler’in yıllarca dünyaya yön verdiğini kaydeden Sarı, Kur’an ve Sünnet konusuna Hz. Peygamber ile Mevlâna’dan örnekler vererek şunları dile getirdi:
“Bunu dünyada bilmeyen yok!. Biz bunu ispatlamışız. Ama bunu yıkmak arzusunda olan insanlar, sünnet ile Kur’an bütünlüğünü parçalamayı esas almışlar. Parçalarsak bunları kültürlerinden, geleneklerinden, adetlerinden koparırız demişler, bu gayretin içerisinde olmuşlar” şeklinde konuşarak Kur’an ve Sünnet bütünlüğüne, Hz. Mevlana’nın Mesnevî’sinde geçen “Usta ve Şaşı Çırak” hikâyesinden örnek vererek anlattı. Bir usta, şaşı çırağına diyor ki; masanın üzerinde bir bardak var. Onu al bana getir, diyor. Şaşı çırak, masadaki bardağı iki tane görüyor. Usta bu masada bir değil, iki tane bardak var. Hangisini getireyim der. Usta da şuna eksikliğini bir anlatayım diyor. Evladım birini kır, diğerini getir diyor. Çırak da masadaki bardağı kırıyor. Biri kırılınca ikisi birden kırılıyor. İşte vahiy bize, bu kıssadan hissede olduğu gibi Kur’an ve sünnet olarak yansıyor.

Kur’an insana zayıf, aceleci, nankör, cahil, kendini bilmez, aceleci diyor. Yani şaşı çırak gibi.. Şaşı çırak zavallı, herşeyi mükemmel gördüğünü zannediyor. Bizler de öyle değilmiyiz? Herşeyi mükemmel görmüyor muyuz?. Burada kendimize çeki düzen vermemiz, yani sığaya çekmemiz lâzım. Cüneyd-i Bağdadî, insanoğlunun çok kibirli olmamısını, mutevazı olmasını istiyor. Hadis-i Şerifler’de; “Mutevazı olanı Rahmet-i Rahman büyütür” buyuruluyor. Mütevazı bizim baştacımız olmalı. Mevlana da öyle demiyor mu? Toprak gibi tevazu ol, diyor.

Peygamberimiz, “Hac ibadetini benden alın” demiş. Hac belli aylarda yapılıyor. Hangi aylarda? Nereden bileceğiz? Peygamber Efendimiz şu aylarda hac yapılır diyor. O ayların ilki Şevval, ikincisi Zilkade, üçüncüsü de Zilhicce’dir. Hac bu üç ayda yapılır.. Milleti Arafat’a niye yığıyorsunuz?. Bir güne niye sıkıştırıyorsunuz, diyor. Bunu niçin söylüyor? Vahiy kültürünün bir parçası olan sünnet’ten uzak kaldığımız için söylüyor. Bu üç ay niyet etmek için vardır. Ramazan ayında hacca niyet edilmez. Ya ne zaman niyet etmeye başlayacaksın? Ramazan bayramından itibaren.. Peygamberimiz, “Hac Arafat’tır” diyor.
İnsanlar Allah’a ibadet etmek ve hac gibi muazzam  toplanma yeri olan Mekke’de hac farizasını yerine getirirken Hucurat/13’de buyurulduğu gibi birbirleriyle tanışmak için yaratılmışlardır.”
 
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten
  • Otomobil ve telefonda indirime hazır olun!
  • Gülen'den Clinton'a Monica mektubu
  • Ahmet Kural ve Murat Cemcir'den yeni dizi sinyali
  • Başkan Toru, kültür elçilerini misafir etti
  • Karatay'dan asker ailelerine maaş

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA