• Konya2 °C

Aydoğan Deveci

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kayıtta Gandi Kemal yazıyor olmasın!

14 Aralık 2010 11:37
Çok değil 8-10 sene öncesiydi. Sağlık kuruluşlarında bütün işleriniz bittikten sonra “Mühür” sırasına girerdiniz. Sabahın köründen beri ayakta olmanız, perişan haliniz mazeret sayılamazdı “O mühür o sevke basılacak!” Yoksa?
 
Ne ilaç alabilirdiniz ne de tedavi yardımı… Yazı sağlıkla alakalı değil, günümüz siyasi manzarasını irdeleyeceğim, tabi geçmişin saçma sapan zulümlerini aklımdan çıkarabilirsem…

Devlet memurluğuydu bunun adı. Kara kaplı kitap vicdan tanımıyordu, emir demiri kesiyor, aslan kediye boğduruluyordu… Neden? Vatandaş memnun olmasın diye elbette, kavga etsin, devlet baskısını hayatının her anında hissetsin diye. Bu gün aile hekiminize gidiyorsunuz muayeneniz bittikten sonra rapor, reçete vs. ne lazımsa dizüstü bilgisayarıyla yazıp çıktısını size veriyor işiniz bitiyor, üstelik ülke yıkılmıyor, ilaçlar ise 8-10 yıl öncenin üçte bir fiyatının altına düştü.

Özetlemeye çalıştığım iki hizmet politikası arasındaki fark ne? Birinde devlet baskıcı, vatandaş ezilmiş, sindirilmiş… Diğerinde devlet düzenleyici, vatandaş işini hızla görüyor, özgüven sahibi bir nesil yetişiyor. Buna vatandaş merkezli devlet yönetimi demek doğru olacak. Devleti vatandaş için çalıştırmak; halk mutsuzsa, halk istemiyorsa değiştireceksin, değiştirmiyorsan gideceksin.

Oysa yukarıda özetlediğimiz ultra saçma uygulamalar Türkiye’nin isminde Halk ibaresi bulunan partisi CHP tarzı işlerdir. “Açık oy gizli tasnif” taktiğinin kamu hizmetlerindeki yansımalarıdır. Zihniyet değişti elbette ama CHP’yi değiştirmek çok da kolay görünmüyor, zira dün olduğu gibi bu günde gücünü oligarşiden alıyor. Devlette bir göreve konacaksın ve milletin anasını ağlatacaksın. Değerleri aşağılayacak yerine halkın kanına dokunan uygulamalar koyacaksın. Seçim zaten sorun değil iktidar iki dudağı arasındakilerin lütuflarıyla altın tepside servis edilecek… “Ağzı tarhana kokanların dediği olmayacak elbet!”

Wikiliks mevzuu var bir de; geleneğimizde dedikodunun fitnenin yeri belli, toplum fitneciye hoş bakmaz, Kur’an fitneyi adam öldürmekten daha büyük günah kabul eder… CHP ise fitne ile oy arttırma peşinde… Anlayacağınız yine milletin değerini çiğneyip, yerine edepsizliği koydu. Memur emeklisi Kemal diyor ki: Başbakan dedikodularda geçen banka hesaplarının kendisine ait olmadığını ispat etsin. Birde İnce Muharrem var, diyor ki Başbakan İsviçre’den belgeleri almalı. Nasıl milletvekili olmak için falan filan belgeyi aldıysa “bunları da almalı.” On yıl öncesi aklıma geliyor, soruyorum: “çıkarken de mühür bastırsın mı Kemal Anadol’a. Nüfus cüzdanı fotokopisi, ikametgah ilmühaberi gerekli mi?” Bu mu solu birleştirecek strateji, bu politikalarla mı Ak Parti’yi sandığa gömeceksiniz? Allah aşkına söyleyin; bu açıklamaları yapmak için kaç saat düşündünüz? Kaç danışman, kaç parti yöneticisi uğraştı bu ucube cümleler için. Soruyorum yine, bu CHP kadroları mı yürütecek Ortadoğu’nun lider Türkiye’sinin dış politikasını? Muharrem İnce’mi arttıracak istihdamı? Aile hekimliğini Gürsel Tekin’mi keşfedecek? Bu CHP’den muhalefet bile olmazken iktidar nasıl olsun?

Biraz da gülelim. İnternet geyiği yazımıza başlık oldu: Kemal gelir seçim sandığının başına, görevliye kimliğini uzatır, ismi listede çıkmayınca “ Bir de Gandi Kemal diye arasanız, belki öyle kaydedilmişimdir!” diye fısıldar. Şamil Tayyar’ın dediği gibi, sen önce seçmen bilgi kaydını çıkart sonra başkalarından banka kaydı iste!

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten
  • Konya'nın Göç Durumu
  • Sinyal kesici ile araç çalan hırsızlar kıskıvrak yakalandı
  • Terörü destekleyen personelin işine son verilecek
  • Konya'da elektrik kesintisi
  • Oto sanayi sitesinde iş yerlerinden hırsızlık

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA