• Konya9 °C

Hamdi Bağcı

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kaliteli Olmanın Yolu Küfretmekten mi Geçer

24 Temmuz 2009 10:08

 

Kaliteli sağcı yazar, ya da dindar yazar olmanın yolu Müslümanlara küfür etmekten mi geçiyor? Geçen gün Konya’nın Kültür adamlarından değerli abimiz Ahmet Köseoğlu Beyle konuşuyorduk. Konu bir ara ülkemizdeki değerli ya da bir başka ifade ile kaliteli adam kavramı üzerinde yoğunlaştı. Ahmet Bey gerçekten çok önemli bir söz söyledi, Ahmet Hakan ve Engin Ardıç’tan yola çıkarak “bizim ülkemizde kaliteli sağcı yazar olmanın yolu dindarlara küfür etmekten, kaliteli solcu yazar olmanın yolu da solculara küfür etmekten geçiyor. Kimsenin değerliye, kaliteliye, münevvere falan meyli yok. Kendi bulunduğun camiaya küfür ettin mi kaliteli, çok okunan oluyorsun” dedi.

Sayın Ahmet Köseoğlu’nun haksız olduğunu söyleyebilir miyiz? Elbette ki haklı, hem de o kadar haklı ki, insan bu gerçekten korkuyor doğrusu. 

Bu gerçek aynı zamanda çok önemli bir sosyolojik tespittir. Bakın şöyle çevrenize, kendini entelektüel, aydın, ileri görüşlü, bilimden, sanattan anlayan gibi görünenleri iyi bir tahlil edin, çoğu çevrelerine küfür etmeyi maharet zannetmektedir.

Adam üniversitede hoca ve kendisini marjinal görüyor, kaliteyi marjinallik zannediyor, daha da kötüsü hamlık, yanmak, pişmek onun dergahından hiç içeri girmiyor. Tek marifeti çevresindekilere küfür etmek ama bunu bir maharet zannediyor, aynı şekilde adam gazeteci ama içinden çıktığı toplumu aşağılamayı, toplumu hor görmeyi marifet zannediyor, al birini vur ötekisini, sizin anlayacağınız.

Tabi aslında bu insanlar kadar suçlu olan bu insanları çok fazla ciddiye alanlardır da.

Oysa halkımızın ferasetine hep güvenmemiz gerekir. Barış Manço’nun ceketinden şarkı yaptığı Ahmet Bey’in kendini entelektüel zannedenden daha güçlü bir iç derinliği olduğu muhakkaktır.

Bakın çevrenize, insanımıza bakın, ne kadar süzülmüş gelmiş bir aklın emaresi yaşamlar göreceksiniz. Marifet onu anlamak ve ona hizmet edebilmekte. Bizim inancımız halka hizmeti hakka hizmet saymıyor mu? İşte sır orada, ben insanımıza layık olabilmeyi her değerin üzerinde görüyorum ve hakkında işte oraya layık bir insan olabilmekte olduğunu düşünüyorum.

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın, bizim dünya felsefemiz bu. Halkımızın hoşgörüsünün engin olduğunu düşünüyorum. Düşünce özgürlüğünde de, bireysel özgürlükte de halkımızın derin aklına güveniyorum. Allah bizi halkımıza layık kılsın. Halkımızı anlamak isteyenlere önemli bir kitap tavsiye edebilirim, M. Ertuğrul Düzdağ’ın kaleme aldığı, ‘Üstat Ali Ulvi Kurucu Hatıraları’ isimli 3 ciltlik kitabı bu konuda harika bir eserdir. İlgilisine duyurulur. 

 

Halk Askerin Sivil Mahkemede Yargılanmasını İstiyor…

 

Geçtiğimiz günlerde GENAR tarafından bir anket yayınlandı. Bu anket 5–11 Temmuz tarihleri arasında yapılmış. Ankette birçok sosyal konuya cevap aranmış. Eminim merak edenler medyadan konuyu ayrıntılı bir şekilde okumuştur.

Haberi okumayanlar, http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=872259&title=bu-anket-ergenekon-taraftarlarini-uzecek , başlıklı linkten ayrıntılı okuyabilirler.

Ben ankette iki konuyu özellikle önemsediğimi belirtmek istiyorum. Birincisi ankete göre Ak Parti 41,8’lik bir oy oranına yükselmiş durumda.

Ben Ak Partinin yükselişinin önemli olduğunu ifade etmek istiyorum. Bakın zam yapılıyor, herkes kriz var diyor ama Ak Parti oylarını yükseltiyor.  

Bu araştırmaya göre hükümetin performansı da iyi. Hükümeti halkımızın yüzde 57,7’si sosyal yardımlar, yüzde 56,5’i çetelerle mücadele, yüzde 52,3’ü terörle mücadele, yüzde 51,4’ü dış politika, yüzde 48,1’i demokratikleşme ve yüzde 48,1’i ekonomi alanında başarılı görüyor. Bu çok önemlidir. Özellikle çetelerle, terörle mücadele ve dış politikadaki başarı hükümeti, dolayısıyla da Ak Partiyi ciddi anlamda başarıya taşıyan hususlar arasında geliyor. Tabi özellikle Sayın Ahmet Davutoğlu’nun dış politika açılımları hükümete ciddi katkı yaptığı yadsınamaz bir gerçek. 

 

İkinci hususu ise darbeye teşebbüs eden askerlerin sivil mahkemede yargılanmasını öngören yasa değişikliği ile ilgili halkımıza yöneltilen soru oluşturuyor. Çıkan sonuca göre her üç kişiden ikisi Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül'ün yasayı onaylaması ile doğru yaptığını düşünüyor. Yasa değişikliğine ankete katılanların yüzde 60,4’ü destek veriyor. Yasaya karşı çıkanların oranı ise yüzde 39,6. Buna göre CHP halkın tersine gidiyor, halk ne istiyor, neyi destekliyor, CHP onun tam karşısında duruyor.

 

CHP lideri geçen gün bir basın toplantısı yaptı ve Başbakanın ne zaman gideceksin, sorusuna cevap olarak “daha gelmedik ki gidelim” dedi, öyle anlaşılıyor ki Deniz Baykal hiç gitmeyecek, zira böyle giderse CHP hiç iktidara gelemeyecek.

 

 

Deniz Fenerini Söndürtmeyelim…

 

Hatırlayınız bundan yaklaşık 10 yıl kadar önce iki insan Ramazan ayında bir televizyon ekranlarından evimize konuk olmuşlar ve bizim güzel iftarlarımızın tam ortasında bize adeta “komşusu aç yatarken tok yatan bizden değildir” Hadisi Şerifini hatırlatmışlardı.

 

Evet, dostlar işte o yardım seferberliği saçma sapan iftiralar yüzünden şimdilerde irtifa kaybetmeye başlamıştır. Geçtiğimiz günlerde bir Deniz Feneri yetkilisiyle görüşmüştüm. Bana “biz siyasetin hep dışında durduk, bir günde binlerce insana ekmek veriliyor ama artık zorlanıyoruz” demişti. Ama işlerin yoğunluğundan konuyu unutmuştum ki “Artvin Şavşat'ta meydana gelen ve 12 ailenin zarar gördüğü sel nedeniyle bölgeye yardım götüren Deniz Feneri Derneği yardım dağıtım aracı, bir saldırıya uğradı” haberi ile olay benim kafamda dramatik bir şekilde tekrar canlandı.

 

Dağıtım aracını gören bazı vatandaşlar aracın üzerine sprey boyalarla çirkin ifadeler yazmışlar. Evet, tek amacı selden zarar görenlere yardım etmek olan bir derneğin aracına saldırı yapılıyor. Yazık değil mi? CHP ve yalan haberleri durmadan gündeme getirip duran ve özellikle hiçbir suçu olmadığı halde Deniz Feneri Derneğini zan altında bırakan haberleri yayınlayan yayın kuruluşlarının biliyorum ki vicdan mahallesinden yolları geçmiyor, onlar bu tür bir saldırıyı hatta başarı olarak bile görebilirler. Ama ben çok net bir şekilde ifade etmek istiyorum, bu bir insanlık suçudur. Deniz Feneri hiçbir suç işlememiştir. Deniz Feneri Derneğinin Almanya’dan meydana gelen olaylarla hiçbir alakası yoktur ve alenen Deniz Fenerinin zarar görmesine neden olan çıkışların müsebbibi CHP ve yandaş medyası insanlık suçu işlemektedirler. Zira Deniz Feneri bir sürü yardıma muhtaç insana el uzatmaktadır, aleyhinde yapılan yayınlar ve çirkin saldırılar bu yardım elini kırmaya yöneliktir ve insanlık suçudur. Ben önümüzde Ramazan ayı var bir seferberlikle Deniz Feneri Derneği ve bu tür kuruluşlara destek olmalıyız diyorum ve kendi adıma da üzerime düşen bir görev varsa lütfen yetkililer ifade etsin elimden geleni yapacağım.

 

Allah insanlara yardım edenlere, canlılara yardım edenlere, dünyaya yardım edenlere yardım etsin. Deniz Fenerleri sönmesin, ona destek olalım ki onlarda muhtaç insanlara yardımcı olsunlar. Bu hayır kapsının varlığından rahatsız olanları kınıyorum, Deniz Fenerinin aracına bu saldırıyı yapanları kınıyorum.

 

Allah Deniz Feneri Derneği ve Deniz Feneri ile aynı işlevi gören diğer kuruluşlarımıza yeryüzünde yardıma muhtaç son kişiye ulaşıncaya kadar çalışma gücü ve ömrü versin.

 

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA