• Konya9 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kadını dövmek İslama sığar mı?
29 Eylül 2010 Çarşamba 09:07

Kadını dövmek İslam'a sığar mı?

Beylikdüzü Fatih Sultan Mehmet Camii girişinde asılı olan veda hutbesi unutulmuş tartışmayı körükledi
Beylikdüzü Fatih Sultan Mehmet Camii girişinin her iki tarafında monteli levhaların birisinde İstiklal Marşı’nın tamamı yazarken diğerindeyse Veda Hutbesi bulunuyor. Türkiye’de bir ilkin gerçekleştirildiği uygulamadan, İstanbul İl Müftülüğü yetkililerinin haberi olmaması ise dikkat çekiyor.

Hz. Muhammed’in (S.A.V) ashabına ve insanlığa seslendiği Veda Hutbesi’nde değişik konularda öğütler bulunuyor. İslam alimleri arasında farklı şekilde yorumlanan ve tercümesinde değişik anlamlar çıkartılan ihtilaflı konulardan birisi de Nisa Suresi 34.ayeti VE yıllardan beri tartışıla geliyor.

İtaatkârsızlıkta ısrar eden, hatta iffetsizliklerinden dolayı eşlerine sıkıntı yaratan kadınlara yönelik indirilen ayette, “Önce güzel söz söyleyerek nasihat edin, yola gelmezlerse yataklarınızı ayırın, yine dinlemezlerse hafifçe dövün” şeklinde tercüme edilen ayet meali Batı dünyasının İslam’a bakış açısından da bir koz olarak değerlendiriliyor.



MAKSAT BAĞCIYI DÖVMEK; KELİME OYUNLARI İLE İSLAM'A ÇAMUR ATMAK

Yakın zamanlarda ülkemiz din alimleri arasında farklı açılardan alınan ve “dövün” fiilin Arapçası olan darebe fiili 37 değişik anlam içeriyor. İslam âlimlerinin darebe fiiline neden ısrarla dövmek anlamını yüklediği de başka bir tartışma konusu. Kimi alimlerin de konuyu yumuşatmak adına “canını acıtmadan, okşayarak dövün” tercümesinde bulunması olayın ehemmiyetini sulandırıyor.

Yaşayan Kuran olarak isimlendirilen İslam Peygamberi Hz. Muhammed (S.A.V) eşlerinden hiç birisini dövmediği gibi, eşlerini dövenleri de, “Gündüz eşek gibi dövdüğünüz kadınları gece koyunlarınıza mı alıyorsunuz” diyerek ikaz etmiştir.

Konuyla ilgili araştırma yapan haber ekibimizin, İstanbul İl Müftülüğü ve Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan aldığı bilgilerle; meallerdeki kadının dövülmesi emrinin farklı tercümelerden kaynaklandığı ve İslam’ın böyle bir şeyi asla özendirmediği, tasvip etmediği sonucuna ulaştı.



Türk Ceza Kanunu ilgili maddesine göre kadını döven eşe 3 ila 8 yıl arası hapis cezası öngörülüyor. Suçu övmenin de suç sayıldığı TCK’ya göre; kamu alanında asılı olan levhanın suç sayılıp sayılmaması da farklı görüşleri öne çıkarıyor. Konuyla alakalı Hadis alanında ihtisas yapmış olan Dr. Ahmet Emin Seyhan’ın görüşlerini değerlendirmenize sunuyoruz.


Kur’an-ı Kerim‘de kadını dövmek var mıdır?

Yüce Allah, Nisa suresi 4/34 ayette geçen "darebe" fiili ile erkeklere "kadınlarınızı dövünüz" mü demektedir?

Nitekim bu ayeti iyi anlayabilmek için "darebe" fiilinin anlamlarına bakmak gerekmektedir. “Darebe” fiili pek çok anlama gelmektedir.

Mesela; “bir şeyin üzerinde bir şey oluşturmak” bu anlamlardan biridir. Bir şey üzerinde bir şey oluşturmanın ise tabii olarak birçok yolu ve yöntemi vardır. O nedenle sözcük mecazi olarak yüzlerce anlamda kullanılabilmektedir. Örneğin herhangi bir şeyin üzerine, el ile ayak ile sopa ile kılıç ile bir şey oluşturulabilir. Mesela; bir şey üzerinde el ile bir şey oluşturulmasına, dövmek, çarpmak; sopa ile olduğunda kırmak, parçalamak; kılıç ile olduğunda ise kesmek, yaralamak ve çizmek anlamları verilebilir. Tüm bu eylemler “darebe" fiilinin anlamı içerisindedir.
Yine herhangi bir metal parçası üzerinde oyma veya kabartma yapılabilir. Bu da “darebe” sözcüğüyle ifade edilir. İşte bu eylemden dolayı metal para basımına “darb”, para basılan yere de “darphane” adı verilmektedir. (Osmanlı paralarının üstünde “duribe fi kostantıniyye" yani; İstanbul’da basılmıştır) ibaresinin mevcut olduğu unutulmamalıdır. Yine "bir şey üzerine bir şey oluşturmak" anlamı paralelinde “yollarda ayak ile iz oluşturmak" yani; rızık, ticaret veya savaş amacıyla yola çıkmak de “darebe fiili ile ifade edilmektedir. Ayrıca Araplar misafire “dârib (yol tepen, yola çıkan, yoldan gelen)” derler. Bu darebe fiili mecazî anlamı itibariyle “dövmek ve çarpmak” anlamlarıyla meşhur olmuş olsa da başka anlamlara da gelmektedir. "Yağmurun topraktaki izi, Musa’nın denizde İsrailoğulları’na asasıyla yol açması, tuvalete defi hacet için hızlı gitmek, çiş yapmak, bir yere bir şey dikmek, erkek hayvanın dişisinin üstüne çıkması, bir şeyi bir şeye çarpmak, karıştırmak, koyun boyamak, suda yüzmek, akrep sokması, kalp atışı, nabız vuruşu, bir şeyi kaldırmak, el ile işaret, sıkı tutmak, kavgadan, beladan kaçmak, bir yere varıp dikilmek, örnek vermek, uzaklaştırmak, ayırmak” gibi pek çok anlam “darebe” fiiliyle ifade edilmektedir. (Bkz. Lisanu’lArap, 5/477, 483; el-Müfredat s. 294.)

Dolayısıyla mezkur ayette geçen "darebe" fiiline bakıp buradan, sadece anlamlarından biri olan "dövmek" fiilini almak ve peygamberin hiç yapmadığı ve tavsiye de etmediği bir sonuca ulaşmak bize yeterince doğru ve ikna edici gelmemektedir. Bu zamana kadar yapılan uygulamada ve anlamlandırmada ısrar ederek bütün bu diğer anlamları göz ardı etmek Kur'an'ın anlaşılmasını zorlaştırmak olarak değerlendirilebilir.

Nitekim kendi anlayışlarını Kur'an'a söyleterek, bu ayetin "dövmeye" işaret ettiği sonucuna ulaşanların ve yıllarca aynı yanlış uygulamayı savunanların bugün dünyada İslam'ın doğru tanıtılmasına ne gibi olumlu veya olumsuz katkılar sağladıklarını yeniden gözden geçirmelerinin zamanının gelip geçtiğine inanmaktayız.Bu düşünceden hareketle; bu ayette ifade edilenler ve bu sıralama şu şekilde olmalıdır diye düşünmekteyiz.

ETKİLİ İLETİŞİM. Yani; güzel öğüt; Eşiyle karşılıklı iyi ve etkili bir iletişim kurma, güzel güzel konuşma, güzel örnekler verme, ona değer verdiğini hissettirme, samimi olma, sevgisini en iyi şekilde gösterme, bu yuvanın yıkılmasını istemediğini en güzel şekilde ona anlatma, onu düşünmeye sevk edecek sorular sorma, hatasını kavramasını sağlama, onun anlayacağı şekilde konuşma, eşini dinleme, onu da anlamaya çalışma, ona sevgi ve merhametini gösterme, ona kendi sadakatini ispatlama, yuvanın önemini kavratma... vs. vs…

CİNSEL YALNIZLIK: Yani; yatakta yalnız bırakma; Onu aşağılamadan, kızmadan, küstürmeden, kırmadan, hakaret etmeden, küçük görmeden cinsel birliktelikten uzaklaşma, gerekçesini iyi bir şekilde ona açıklama, kendisini onun yanlış davranışlarının üzdüğünü ona hissettirme, onun yanlış tavırlarının (nüşüz) aile yuvasını tehlikeye attığını ona fark ettirme, böyle bir uygulama ile onu derin düşünceye sevk etme, işin ciddiyetini ona anlatma, bu fiilî durumu anlamasını, idrak etmesini sağlamaya çalışma…

MEKÂNSAL AYRILIK: Yani; evden uzaklaştırma; Babasının evi olabilir, kadın sığınma evi olabilir. Veya kendi imkânlarıyla taşınacağı bir başka ev olabilir. Eğer kadının hiç gidecek bir yeri yoksa, bu takdirde koca evden ayrılabilir. O bir başka yere taşınabilir. Bir kaç ay da bu şekilde düşünebilirler. Birbirlerinin değerini belki o zaman çok daha iyi anlayabilirler...

Kanaatimizce "darebe" fiili bu ayette "dövme" anlamında değil, "evden uzaklaştırma" anlamında kullanılmıştır. Hala sorun çözülmüyorsa, tayin edilmiş hakemler de bu konuda başarılı olamamışlarsa, o karı-kocanın ayrılmaları artık elzem olmuştur. Mahkeme kararı ile boşanırlar ve herkes kendi yolunu kendisi seçer. Kimse artık bir diğerini suçlayamaz. Çünkü bütün haklarını her iki tarafta kullanmış ve kendi kararlarını kendileri özgür iradeleriyle vermişlerdir.

Özetle ifade edecek olursak, etkili iletişim sorunu çözemediği zaman, kadının cinsel yalnızlığa terk edilmesi ona değer verilmemesi (bu arada erkeğin de kendini sorgulaması) ve hatasını anlaması tavsiye edilmektedir. Bu da sonuç vermediğinde ise, daha iyi düşünmelerini sağlayacak "mekansal ayrılık" maddesi devreye girmektedir. Bunun Kur'an'da verilen sıralamaya da uygun olduğunu düşünmekteyiz. "Hayır biz döveriz. Kadın milleti dayaktan anlar. Dövüyorsak aile yuvasını kurtarmak için dövüyoruz. Onun iyiliğine yapıyoruz. Dövmek Kuran’da vardır. Dayak cennetten çıkmıştır. Bazı sahabeler de dövmüştür. Peygamber dövmese de biz döveriz kardeşim" diyenler kıyamete kadar elbette olacaktır. Bu da bir vakıadır. Böyle tipleri değiştirmek de oldukça zordur. Bu da o kişilerin kanaatidir. Bize göre ise son derece yanlıştır.

Dolayısıyla bu tür söylemler, şu an "olan" ve “yaşananlardır.” Bizim yukarıdaki tespitlerimiz ise "olması gerekenlerdir” diye düşünmekteyiz. Medeni Müslümanlara yakışan da budur. Adaletli olandır. Zulümden uzak bulunandır. Bütün dünyanın örnek alabileceği uygulamalardır.

Sonuç olarak; bütün dünya bu ayeti konuşurken, kadınlar bu ayetin yanlış yorumlarıyla suiistimal edilirken yahut kışkırtılırken, bu ayet vesilesiyle Batı dünyası İslam'a her fırsatta saldırırken, doğru yorum üzerinde kafa yormamız biz Müslümanların boynunun borcudur. Yanlışta ısrar etmek de doğru değildir.

Prof. Dr. Hayreddin Karaman’ın tespitleri şu şekilde;

“Haksız ve saldırgan davranışından ileri gelen aile geçimsizliğinde çözüm yollarını gösteriyor. Bu yollar içinde "saldırıya sopa ile karşılık vermek" de var. Bu çare dini bir vazife değil, aslında dince yasaklanmış olan şiddetin (bu arada sopanın) yalnızca bu durumda ve o günün tarihi, kültürel, sosyal şartları içinde kullanılabileceğinin açıklanmasından ibarettir. Günümüz şartlarında birçok insan şiddet kullansa bile bunu dile getirmek, itiraf etmek problem doğurmakta, tepki ile karşılanmakta, İslam'a mal edilmesi durumunda ise dine zarar vermektedir. Hem bugünkü şartlarda başvurulması düşünülemeyecek hem de sözü edildiğinde bile sakıncalar doğuracak bir konuyu doğrudan ortaya koymak hiç uygun değildir; başkaları ortaya koyar da tartışmak kaçınılmaz hale gelirse o zaman da bunun, dinle değil, kültür ve medeniyetle ilgili bir konu olduğunu, günümüzde İslam'ın (Kur'an'ın ve sünnetin genel kurallarının) bunu tecviz etmeyeceğini söylemek gerekir.”

Öte yandan şunu ifade edelim ki; bir kelimenin 37 anlamı varken sadece bir anlamına takılıp diğerlerini göz ardı etmek ne kadar doğrudur? Tüm Batı dünyası bu ayete verilen eksik ve hatalı bir anlam yüzünden, İslam'ın kadınlara hiç bir hak vermediğini iddia ederken, her fırsatta dini değerlere saldırırken ve bu yolda bir hayli mesafeler kat ederken, kendi içimize kapanıp hala Batılıları haklı çıkartacak tarzda dayağı savunmak ve bu kelimeyi tek bir anlama hapsetmek, diğer anlamlarını göz ardı etmek ne kadar da ilginçtir? Bu kabul edilebilir bir durum mudur? Hem peygamberin hiç yapmadığı ve ashabına da kesinlikle tavsiye etmediği bir uygulamayı meşru göstermeye çalışmak ne kadar doğru olabilir? Kuran’ı en iyi anlayan Hz. Peygamber değil miydi yoksa? O, anlayıp doğrusunu açıklamışken, bunun tersini savunmak doğru mudur? “Ataları aklını kullanmayan ve yanlış yolda olan kimseler idiyse de mi hala ısrarla atalarının peşinden gidecekler?" diyen Kuran’a kulak vermenin zamanı gelmemiş midir?

Dolayısıyla Kur'an ve sahih sünnet ne diyorsa o olmalıdır. Geçmişten gelen bir takım yanlış uygulamalara körü körüne bağlı kalmak, eleştirmeden alıp kabul etmek insanları yanlış yollara götürebilir.

Nüşûz kavramıyla ilgili olarak da şunları söyleyebiliriz
Nüşuz; bazı tavır ve davranışları sebebiyle yoldan çıkan, aile hukukuna baş kaldırma belirtileri gösteren, böylece "naşize" (salihanın zıttı) olma ihtimali beliren, aileye ihanet etme durumuna gelen, ailenin şerefine leke sürme olasılığı güçlenen kimselerle ilgili kullanılan bir fiildir. Kur'an'da böyle bir fiili işlemeye başlamış kadınlara, üç aşamalı bir yaptırım söz konusu olmaktadır. Bunu; kısaca “iffetsizlik, sadakatsizlik veya flört ettiği şüphesi güçlenen kadın” şeklinde anlamak mümkündür. Yani; “iffet erdemine ihanet eden kadın, iffetsizlik gösteren, sadakatsiz davranan, böyle bir tehlikeli yola girmiş kadın, aile huzur ve düzenini bozan kişi” şeklinde de anlayabiliriz. Kur'an-ı Kerim’de bu ayette kesinlikle bu kadınları "öldürün" diye bir şey denilmemektedir. Sadece üç aşamadan söz edilmektedir. "Etkili iletişim", "cinsel yalnızlık" ve "mekansal ayrılık".

Nitekim bizim bu konudaki tek endişemiz ve tek derdimiz; bu ayete bakarak "İslam'da kadın hakları olmadığını ısrarla ve güçlü bir şekilde seslendiren ve dünyada epeyce de taraftar toplayanlara karşı" bir şeyler yapmak gerektiğine inanmamızdır. Dayak her dönemde olmuştur. Bugün de vardır. Ama doğrusu hiç olmamasıdır. Bu da elbette zordur. Ama ideal olan budur. Erkek karısını dövmesin. Kadın çocuğunu dövmesin. Patron işçisini dövmesin. Öğretmen öğrencisini dövmesin. Doktor hastasını dövmesin. Komutan askerini dövmesin. Hiç kimse bir diğerine ne fiziksel şiddet, ne de psikolojik şiddet uygulasın. Kimse kimseyi hiç bir şekilde incitmesin. Kurallar hakim olsun ve herkes bu kurallara uysun.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten
  • Selçuklu'da teravih buluşmaları devam ediyor
  • Konya'da fuhuş operasyonu
  • Konya'da cip takla attı: 1 ölü, 2 yaralı
  • Afganistan'da bombalı saldırı! Onlarca ölü var
  • "Zam olmaması için çalışıyoruz"

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA