• Konya8 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İran Savaşa mı Hazırlanıyor
06 Aralık 2011 Salı 10:45

İran Savaşa mı Hazırlanıyor

İngiliz Telegraph gazetesi, istihbarat kaynaklarına dayandırdığı haberinde İran'ın olası bir saldırıya karşı savaş hazırlığı yaptığını öne sürdü.
İngiliz Telegraph gazetesi, istihbarat kaynaklarına dayandırdığı haberinde İran'ın olası bir saldırıya karşı savaş hazırlığı yaptığını öne sürdü. Batılı ülkelerinin Tahran'ın nükleer programını engellemek için askeri müdahale seçeneğini değerlendirmesi, İran Devrim Muhafızları’nı savaş hazırlıkları yapmaya yöneltti. General Muhammed Ali Caferi, olası saldırı ve gizli operasyonlara karşı askeri güçlere her an hazır olma emri verdi. Batılı istihbarat yetkilileri, Tahran rejiminin uzun menzilli füzeleri, tahrip gücü yüksek patlayıcıları, büyük topları ve muhafız birlikleri temel savunma noktalarına konuşlandırdığını belirtti.
 
İRAN'IN NÜKLEER TESİSLERİ 
İran, geçen ay yayımlanan Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) raporundan sonra olası saldırılara karşı hazırlığını artırdı. Tahran rejimi, Batı istihbaratı ve güvenlik kurumlarının koordineli hazırladığı bir operasyon planıyla önemli nükleer tesislerinin yok edilmek istendiğinden endişe ediyor.
 
SÜRPRİZ SALDIRI KORKUSU
Telegraph gazetesi, Tahran yakınlarındaki füze tesisinde yaşanan patlamanın, “ABD veya İsrail tarafından sürpriz bir saldırıya maruz kalma olasılığına yönelik endişeleri” artırdığına dikkat çekti. Tahran’ın yaklaşık 50 kilometre batısındaki Bidganeh’teki tesiste 12 Kasım’da yaşanan patlamanın, İran’ın balistik füze programına çok ağır bir darbe vurduğu öne sürüldü. Patlamada, balistik füze programının önemli isimlerinden Tuğgeneral Hasan Tehrani Mukaddem de dahil 17 kişi hayatını kaybetti. UAEK’nin Kasım başında yayımladığı raporda, “İranlı bilim insanlarının nükleer savaş başlığı taşıyabilecek füe teknolojisi geliştirmeye çalıştığı” belirtildi.
 
İKİNCİ ESRARENGİZ PATLAMA
İran, Bidganeh’teki patlamanın yaralarını sarmaya çalışırken, geçtiğimiz hafta İsfahan’daki uranyum dönüşüm tesisinde sebebi kesin olarak bilinmeyen bir patlama daha yaşandı. Washington merkezli düşünce kuruluşu Yakın Doğu Politikası Enstitüsü’nden Patrick Clawson, Los Angeles Times gazetesine, “Görülen o ki İran’a karşı sadece suikast ve siber saldırı değil, bir sabotaj kampanyası da yürütülüyor” ifadesini kullandı. İran’ın dini lideri Ali Ayetullah Hamaney’in, ordu, istihbarat ve güvenlik kurumlarındaki tüm üst düzey komutanlara talimat verdiği ve “rejimi korumak için gerekli tüm önlemleri almalarını” istedi.
 
İSRAİL'İ VURMAZ
Birleşik Arap Emirlikleri’nin lideri Şeyh Muhammed bin Raşid El Maktum da, İran’ın yaptığı ileri sürülen nükleer silah çalışmalarıyla ilgili açıklamada bulundu. İran'ın elde nükleer silah üretmesinin kendilerini endişelendirmediğini belirten El Maktum, Tahran rejiminin nükleer silah yapması halinde bu silahtan çok az fayda sağlayabileceğini söyledi. Maktum ayrıca, İran’ın nükleer silah yapacağına inanmadıklarını ifade etti. Şeyh Maktum, “İran nükleer silahla ne yapacak? İsrail’i mi vuracaklar? Bunu yaparlasa kaç tane Filistinli ölecek? Eğer İran İsrail’e saldırı düzenlerse, kendi şehirleri güvende mi olacak? Savaşın ikinci günü onlarda yok olmuş olacak” dedi....
 
....
 

İran'ın nükleer programında yeni bir sır perdesi

 
Batı ülkeleri, İran’ın nükleer silah geliştirmek istediğini ve bir gün füze teknolojisini nükleer başlıklarla taçlandırmayı amaçladığına inanıyor.
 
Devrim Muhafızları’nın sahip olduğu füze teknolojisinde büyük rol oynayan Tuğgeneral Mukaddam’ın ölümü, geçmişte İran’ın nükleer fizikçileri ve askerleri arasında yaşanan şüpheli ölüm ve suikastları akıllara getirdi.
Patlamada ölen Tuğgeneneral Hasan Tehrani Mukaddam

Geçmişteki olaylara bakıldığında, Mukaddem’in ölümünün Tahran rejiminin nükleer programı için verdiği mücadeleye yeni bir sır perdesi eklediği düşünülebilir.
 
ŞÜPHELİ ÖLÜM
İran’ın yürüttüğü nükleer programla bağlantılı ölümler, Ocak 2007’de başladı. İsfahan Nükleer Teknoloji merkezinde İran nükleer programı için çalışmalar yürüten Ardeşir Hüseyinpur, 16 Ocak 2007’de ölü bulundu. Ölümü altı gün sonra açıklanan Hüseyinpur’un, doğalgaz sızıntısından dolayı hayatını kaybettiği belirtildi.
 
Küresel istihbarat kurumu Stratfor, bir ay sonra yayımladığı raporda Hüseyinpur’un, Mossad’ın hedefi olduğunu ve “radyoaktif zehirlenme” nedeniyle öldüğünü öne sürdü. İran Atom Enerjisi Kurumu ise suikast iddialarını yalanladı.
 
İLK SUİKAST
Tahran Üniversitesi’nde nükleer fizik uzmanı olan Mesud Ali Muhammedi, 12 Ocak 2010 tarihinde Şarif Teknoloji Üniversitesi’nde derse gitmek için arabasına bindiğinde, yakınlardaki bubi tuzaklı bir motosikletin infilak etmesi sonucu hayatını kaybetti. Dışişleri Bakanlığı, suikastın sorumlusu olarak, “Siyonist rejim, ABD ve onların kiralık ajanlarının oluşturduğu üçgene” işaret etti.
 
Muhammedi’nin meslektaşı Ahmed Şirzad, öldürülen nükleer fizikçinin, “nükleer programla bir ilgisi olduğuna dair bilgisi bulunmadığını” belirtti. Uluslararası Atom Enerji Kurumu da (UAEK) Muhammedi’nin çalışanlarından biri olmadığını açıkladı. Der Spiegel, suikastın, “çizginin dışına çıkmayı düşünecek bilim insanlarına yapılmış bir uyarı” anlamını taşıyabileceğine dikkat çekti.
 
SUİKASTI KİM İŞLEDİ
Muhammedi, İran istihbaratı tarafından takip ediliyordu. Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın 2009 seçimlerindeki rakibi Mir Hüseyin Musevi’nin destekçisi olan Muhammedi, iddialara göre muhalif liderle yaptığı bir görüşmenin sonrasında gözaltına alınmış ve sorgulanmıştı. Ölümünden sadece birkaç gün önce ise katıldığı bir panelde saldırıya uğramıştı.
Muhammedi'nin cenazesine çoğu muhalefet yanlısı yaklaşık bin kişi katıldı.

Muhammedi’nin ölümünün arkasındaki sır perdesi hala çözülemediği gibi, nükleer fizikçinin ölümü 2007’de ortadan kaybolan ve akıllarda birçok soru işareti bırakan Devrim Muhafızları komutanı Ali Rıza Asgari’yi getirdi.
 
NASIL ÖLDÜĞÜ BİLİNMİYOR
Sunday Times gazetesinin, 2003’te Mossad ve CIA için çalışmaya başladığını öne sürdüğü Tuğgeneral Asgari, 7 Şubat 2007’de İstanbul’da kayboldu. 6 Mart 2007’de, İran polisi Asgari’nin kaybolduğunu doğruladı. İki gün sonra, Washington Post, Asgari’nin Hizbullah başta olmak üzere İran’ın birçok bağlantısı hakkında Batı istihbaratına bilgi verdiğini yazdı.
 
Ynetnews haber sitesi, Aralık 2007’de, Ayalon cezaevindeki bir tutuklunun intihar ettiğini belirtti, ardından bu haberi yayından kaldırdı. Ancak birkaç gün sonra, Euroasia Review haber sitesi ölen kişinin Asgari olduğunu ve İranlı komutanın öldürüldüğünü bildirdi. Ailesi, Asgari’nin CIA ve Mossad tarafından kaçırıldığını ve işkenceyle öldürüldüğünü öne sürdü.
 
“SORUMLU MOSSAD”
İkinci suikast, 29 Kasım 2010 tarihinde yaşandı. Nükleer fizikçi Mecid Şehriyari, Tahran Şadid Beheşti Üniversitesi’ne giderken, motosikletli kişiler aracına yaklaşarak manyetik bomba yerleştirdi. Patlamada Şehriyari öldü. Eş zamanlı düzenlenen diğer saldırıda, Feridun Abbasi adlı nükleer fizikçi ölümden döndü.
 
Tahran Üniversitesi akademisyeni 35 yaşındaki Daryuş Rızai, 23 Temmuz 2011’de en son suikasta kurban giden isim oldu. Rızai, Tahran’daki evinin önünde vurularak öldürülürken, Tahran rejimi, suikasttın sorumlusu olarak Mossad’ı gösterdi.
 
İran, Rızai’nin öldürülmesinden birkaç gün önce, nükleer tesislerine yeni santrifüjler yerleştireceğini ve uranyum zenginleştirme programını ilerleteceğini açıklamıştı.
 
BİR CASUSLUK KRİZİ DAHA
İranlı nükleer fizikçi Şahram Amiri, 2009’da Hac için geldiği Suudi Arabistan’da kayboldu. Amiri, Temmuz 2010’da Washington’da, Pakistan büyükelçiliğinde ortaya çıktı.
 
Amiri, kaybolmasının üzerinden 14 ay geçtikten sonra, Temmuz 2010’da İran’a döndü. 15 Temmuz’da yaptığı açıklamada, “ABD’de kendisine İran nükleer programı hakkında bilgi vermesi için 50 milyon dolar teklif ettiğini ancak baskılara boyun eğmediğini” söyledi.
Mukaddam'ın ve patlamada ölen diğer 16 kişinin cenazesinde on binler vardı.

Fars haber ajansı, Amiri’nin, “CIA’in elinde bulunan İran nükleer programı hakkındaki bilgilerin kapsamını öğrenmek” amacıyla ABD’ye gönderildiğini öne sürdü. NPR haber sitesi, İran’a dönmesinin ardından hakkında haber alınamayan Amiri’nin, aylarca hapis yattığını ve Mayıs 2011’de “vatan hainliği” suçlamasıyla yargılanmaya başlandığını belirtti.
 
Kısaca, beş yıl içinde İranlı dört nükleer fizikçisi suikasta uğradı, bir tanesi şüpheli bir şekilde öldü, bir diğeri kaçırıldı. Ayrıca bir Devrim Muhafızları komutanı kaçırılarak bilinmeyen bir şekilde öldü. Bu tabloya bakınca, İran’ın bir kaza olduğunu savunduğu patlamanın ulusal bir mücadeleye dönüşen nükleer programında yeni bir sır perdesi oluşturduğunu söylemek mümkün.
 ....
Kaynak: Hurriyet
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten
  • Balıkesir'de midibüs devrildi: 17 yaralı
  • Konya - Antalya yolunda feci kaza: 2 ölü, 3 yaralı
  • İşçi işveren uyuşmazlıklarında arabuluculuk zorunlu
  • Türkiye ile BAE arasında savunma sanayisi işbirliği
  • FETÖ'nün mali yapılanmasına operasyon

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA