• Konya1 °C

Alev Ayyıldız

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İçimde bir Yahudi var!

10 Nisan 2009 09:24

Eminim sizlerde ilk duyduğunuzda benim kadar ürpermişsinizdir bu kelimelerden. Metin Karabaşoğlu’nun yanlış hatırlamıyorsam Camide Dans Var isimli kitabından bir bölümün ismiydi bu cümle.  Adı gibi içeriği de oldukça enteresandı. Başına gelen, yaşadığı olumsuz her şeyde Yahudileri( ki çoğunluğunda parmaklarının bulunduğu bir gerçek olsa da) suçlamaya alışık olsan İslam Dünya’sının duyarsızlığını, hataları başkasına yüklemesini farklı bir tarzda anlatıyordu.

Sütten çıkmış ak kaşık durumuna gelebilmek uğruna kendini suçsuz çıkarma, umursamama ve hatta kimi durumlarda abartarak haklı görmek için sarf edilen kelimelerle, benliğimizin nefsanî boyutunu irdeliyordu.

Bölümü okuyunca bir kere daha fark ettim ki gereksiz ayrıntılar, boş bahaneler ve türlü sudan nedenlerle gönlümüzdeki gerçeklerin önüne ne kadar çok set çekilmiş. Zaten oldukça ağır olan kendi içine dönüp yargılarda bulunabilmek böylece iyice zor hale gelmiş. Hatta artık gönlümüzün sesi dahi çıkmaz olmuş.

 Muhakkak ki tarafsız bir vicdani muhasebe yapmak zordur. Kaçımız yaşadığımız olaylarda karşımızdakini suçlamak yerine kendimizi yargılayabiliyoruz ki.? Büyük tasavvuf âlimleri ve İslam tarihine adını altın harflerle yazmış kişileri saymazsak tarafsız ve eleştirel içe dönük vicdani yargılamaların yalnızca Tolstoy romanlarında kaldığını düşünüyorum. Zaten Tolstoy’u da yaşadığı dönemde klasik haline getiren bu ustaca çözümlemeleriydi. Onun dışında hele günümüz dünyasında tarafsız hatta iç dünyamıza yönelik sert tahliller yapabilmekse neredeyse imkânsız.

Tüm bu gerçekleri açık ama acı bir şekilde dile getiren yazar, “İçimde bir Yahudi var” derken de nefsini o çok eleştirilen Yahudilerin adıyla nitelendiriyor. Hatalarından ders almak yerine suçu diğerlerine yüklemeyi, gerçeklerden kaçmayı alışkanlık haline getiren toplumun hazır bahanelerini de sıralıyor. Her türlü sıkıntıda “Tüm yaşananlar Yahudi oyunu” diyerek beynimize ve yüreğimize gönderdiğimiz hazır mesajları irdeliyor.

Binlerce yıllık planlarını kendilerine göre bir disiplinle uygulamaya koyan bu zümreye inat inancın oldukça zengin bir medeniyetle sunulduğu bu topraklarda yan gelip yatan bizlerin tembelliğini yüzümüze çarpıyor. Karabaşoğlu’nun tespitlerini okurken özelikle son dönemde İslam Dünya’sına karşı saldırıları aleni artan İsrail’e karşın gerçek düşmanın hiçte uzak olmadığını daha iyi fark ettim.

Propaganda tekniklerini öğrenirken özellikle Yahudilerin uyguladıkları teknikleri incelediğimizde iki yöntem karşımıza çıkıyordu. Birincisi mağdur ve mazlum bir millet olarak anılma politikası. Bu özellikle Avrupa parlamentosunda ve Batılı dostlarına karşı sıkça dile getirdiği söylemlerle uyguladıkları bir politikaydı. Hitlerin sabun yaptığı mazlum millet imajına bürünüyorlardı. İzlenen televizyon programlarından, okunan kitaplara, çeşitli vasilerle kutlanan anma törenlerine kadar her alanda dile getiriliyordu.

Uygulanan bu politikaya tamda uyacak bir kitap önermek istiyorum sizlere. Adını duyanlarınız ya da bizzat okuyanlarınız vardır muhakkak. Joanne Greenberg’in “Sana Bir Gül Bahçesi Vadetmedim” isimli kitabını. Konusu itibariyle oldukça beğendiğim bu kitapta dikkatimi çeken bir unsura Yahudilerin kendilerini ne denli mazlum olarak tanıtabilmeleriydi.

Şüphesiz ki mağdur olarak tanınma yalnızca dilde kalan söylemlerle sınırlı değil. Bu imajla bütünleşen İsrail, diğer ülke insanlarının da zihinlerinde bu şekilde yer alıyor.

Kendi yaptıkları soykırımı dile getirenleri ise hemen Anti-Semitist olmakla suçluyorlar. Dikkat edin kundaktaki bebeklerin öldürüldüğü son saldırılara kadar herkes Hamas’ı yalnızca terörist bir grup olarak görüyordu. 

Diğer propaganda unsuru ise nasıl olabiliyorsa aynı mazlum milletin Dünya’nın en büyük süper gücü olduğu iddiasıydı. Dikkat eden Filistin- İsrail savaşında en çok kullanılan kelime buydu. Yok İsrail şöyle silahlar sahip, yok İsrail’in arkasında Amerika var. Dünya’yı onlar yönetiyor türünden söylemler sıklıkla yer alıyordu.

Başbakan’ın Davos toplantısı ardı da çok dile geldi bu cümleler. İsrail bunun altında kalmaz. Cılız ve çok da sahip çıkılmayan birkaç ses yükseldi o kadar, hepsi buydu ardı gelmedi. Zamanla gerçek alınganlıkları ortaya çıkar mı bilinmez ama şimdilik onlar dahi abartmadılar bizim kadar.

Yahudilerin uyguladığı her iki propaganda tekniğini incelediğimizde de bariz bir gerçek ortaya çıkıyor ki yaşananların büyük bir kısmında bizlerinde payı var.!

Tarafsız olmaya çalışarak bir tahlil yapın. Binlerce insanın öldürüldüğü son soykırımdan yüreklerde ne kadar eser kaldı?. Bir dönem sokağa dökülüp “Kahrolsun Siyonist rejim” diye bağırmaktan ve arada gözyaşı dökmekten mi ibaretti her şey? Bizleri kısa bir dönem bilinçlenip de daha sonraları boş vermişliğe götüren sebep neydi?

Merak ediyorum yardım kuruluşlarını saymazsak acaba kaç kişi hala büyük bir samimiyetle Filistin işgalini  tüm yüreğinde hissediyor?.Kaç insan, İsrail ürünlerine karşı büyük bir özveriyle boykotuna devam ediyor.?

Gerçek rakamın ne denli azaldığını sanırım hiçbirimiz inkâr edemeyiz. Bir parça daha kaliteli diye İsrail ürünlerinden vazgeçmeyen bir millet bugün hapishanelerde türlü işkencelere maruz kalan mazlumların acısını ne ölçüde hissedebilir ki?.

Tüm bu gerçekleri göz ardı edip, kendi nefsanî duyguların uğruna inancından, idealinden vazgeçip, bu uğurda mücadele edenleri de fanatiklik ve aşırılıkla suçlarken, kahrolsun İsrail demek öylesine komik kalıyor ki…

Bu ironiyi kavrayabildiğim anlarda Metin Hoca’nın ne denli haklı olduğunu bir kere daha fark ediyorum. Evet içimde, içimizde bir Yahudi var ve bence onun adı bencillik, duyarsızlık. Onu silip atmak ve uyanmak içinde önce gönül Dünyamızdan başlamalıyız her şeye. Devamı samimi ve inançlı olduğumuz müddetçe ilahi bir hikmetle bizlere sunulacak.

Bu inancı tüm yüreğimde hissettiğim zamanlarda, özellikle son zamanlarda sıkça kullandığım Şükrü Apuhan’ın kitabındaki mısralar takılıyor dilime. Ne kadar da güzel demiş ti…

“Sal yine Musa’yı sulara

Onu Firavun’un sarayına götürecek

Rabbim var…”

Selam ve dua ile

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten
  • "Avrupa hasta olduğunu kabul etmiyor"
  • 'FETÖ'nün 2 bin 700 kişilik bağış listesi çıktı'
  • MÜSİAD'dan Rektör Şeker’e ziyaret
  • Konya kitap günleri yoğun bir katılımla açıldı
  • Seydişehir'da bazı mahallelere oyun parkı kuruldu

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA