• Konya30 °C

Lokman Koyuncuoğlu

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İbrahim Karagül ile Polat Alemdar'ın ortak noktası

15 Şubat 2011 19:45
    Ortadoğu’da tansiyon iyice yükselmişken Mısır’da Mübarek ha düştü ha düşecek beklenirken, Yeni Şafak'tan Abdullah Hanönü, Abdullah Bilgiç, Mustafa Besli ve İbrahim Karagül ile hafta sonu Şam, Halep, Beyrut hattındaydık.
    Bizimkisi her ne kadar turistik bir gezi, ziyaret yönü ağırlıklı bir program olsa da grupta İbrahim Karagül’ün  bulunması ister istemez siyasi bir havada kattı. Siyasi yön demişken, nasıl olsa vizeler kalkmış Şam-Beyrut arası da 45 dakika olunca Cuma günü Beyrut’a gittik. Beyrut Akdeniz’in en güzel şehirlerinden birisi. Bizim için bundan sonraki anlamı ise; “Parlemonto Meydanında nargile içerken, Tahrir Meydanı’nın Mübarek’i düşürmüş olması.”

Beyrut sokakları ve kafelerdeki coşku görülmeye değerdi. Televizyon başındaki merak bir süre sonra arabalarla caddelere de taştı. Demek ki bölge halklarının hepsinde bir diktatör nefreti hakimmiş. Coğrafyanın en karışık yerlerinden biri Lübnan olsa da idari mekanizma açısından diğer ülkelerin epey önünde bir rahatlık sergiliyor. Tabi burada Ortadoğu’nun kayıt dışı ekonomisinin nerdeyse 1 trilyon dolarlık işleminin buradan yapılıyor olmasının etkisi büyük.

Ticaretteki hareketlilik halkın refah seviyesine ve şehrin yapılarına hemen yansımış. Her ne kadar İsrail yakın geçmişte Lübnan’ı vurmuş olsa da Ortadoğu’nun en gelişmiş ve sempatik başkenti Beyrut. Dönemim Başbakanı Hariri tarafından yaptırılan Muhammed El-Emin Cami ise açıkçası benim yeryüzünde gördüğüm en temiz ve iç mekanı en etkileyici yeni camilerden biri.

Beyrut’taki Mübarek’in gidiş coşkusu gece döndüğümüz Şam’da da vardı. Şam halkı sevincini çok açık etmiyordu ancak TV’lerde ki canlı yayınlara ilgilerinden bunu anlayabiliyorsunuz.

Bu programda ilk ziyaret yerimiz Humus’taki Halid Bin Velid Cami oldu. İslam tarihinin muzaffer komutanına Türkiye’den gelenler sabah namazıyla birlikte selam veriyorlar.

İslam tarihinde sıkça anlatılan Peygamber Efendimizin 9 yaşındayken Şam’a giderken uğradığı Busra beldesi de uğrak yerlerimizden. Suriye’nin en güneyinde yer alan bu kasabada Rahip Bahira’nın Manastırı var. Peygamber Efendimize Yahudilerinin tehlikesini haber veren Bahira’nın evi de uğrak yerlerimizden biri. Oldukça harap olmuş bu tarih hazinelerine Türkiye’nin bir el atması icab ediyor.

Şam’daki Emeviye Camiini anlatmaya gerek yok. Caminin hemen önündeki Hamidiye Çarşısına ise mecburen uğramak gerekir. O gece çarşıdan çıkarken İbrahim Karagül’ün Türk olduğunu gören bir esnaf, Murat (Polat) Alemdar’ın cesur yürekliliğinden bahsederek Karagül’e şükranlarını sundu. Belki de duruşundaki cesareti benzetti. Öyle ki bu bölgenin doğru algılanmasında İbrahim Karagül’ün etkisi ne ise Kurtlar Vadisinin de bölgenin özgürlük ateşi yakmasındaki etkisi öyledir. Açıkçası bölgedeki Kurtlar Vadisi rüzgarı görülmeye değer.

Şam’da ki Süleymaniye Külliyesi ise Sultan Vahdettin’in yattığı yer. Oradaki Suriyeli görevlilerin kullandığı bilgisayarların masaüstü resmi Başbakan Erdoğan ile Beşar Esad’ın birlikte oldukları fotoğraf. Kardeşlik duygusunu için zirve bu sanırım.

Son gün Halep’e ulaşmak için dönüş yolundayız. Hama, hatıralarda saklı şehir. Kimse o günleri hatırlamak istemiyor ancak unutulmuyor da. Suriye’nin en dindar kenti Hama. Asaletini hiç kaybetmeden, duruşunu bozmadan bunu sürdürmesi de ayrıca bilinmeli.

Klasikleşmiş söylemdir. “Şam bir başka” ifadesi. Bunu şimdilerde Halep için söylemek lazım “Halep bir başka” diye. Halep için ne denirse kabulümüz. Oldukça renkli, dinlendirici, tarih kokan, huzurlu bir yer. Halep kalesi dünyanın bilinen en büyük kalesi. İçinde 7 bin kişi yaşayabiliyor. Üstelik hiçbir zaman alınamamış bu kale.

Türkiye’nin komşularıyla vizesiz geçiş imkanı sağlaması bölgede müthiş bir sinerji oluşturmuş. Halep’teki oteller sürekli dolu yer bulmak mümkün olmuyor. Bu günlerde Gürcistan’la uygulamaya konulan pasaportsuz (sadece kimlik kartı ile) geçiş bu ülkelerle de yakın zamanda uygulanır. Böylece tarih boyunca bir arada yaşamış insanlar için sınırlar gerçekten kalkmış olur.

Zaten ülkelerin siyasi olarak yakınlaşması, konjoktürel olabilir. Şartlar değişince bu yakınlaşma bitebilir ancak toplumların yakınlaşması gerçekleşirse, bu birlikteliği siyaset istese bile bozamaz. Gerçek dostluk ve yakınlaşmakta halklar arasında kurulandır.

 

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA