• Konya20 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Horlamayı hafife almayın
10 Kasım 2011 Perşembe 11:38

Horlamayı hafife almayın

Uzmanlar, bebeğinizin, çocuğunuzun, eşinizin horlaması durumunda, bir sağlık kuruluşuna müracaat edilmesi konusunda uyarıyor.
Uzmanlar, bebeğinizin, çocuğunuzun, eşinizin horlaması durumunda, bir sağlık kuruluşuna müracaat edilmesi konusunda uyarıyor. Bu gibi durumlarda uyku apnesi sendromu rahatsızlığının ortaya çıkabileceğini ve tıbben mutlaka tedavi edilmesi gerektiği söyleyen uzmanlar, rahatsızlığın kontrol altına alınmadığında ölüme kadar gidebilen üzücü sonuçlara yol açabileceğini belirtiyorlar.
    
Selçuk Üniversitesi (SÜ) Selçuklu Tıp Fakültesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Kliniği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mete Kağan Bozkurt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Obstruktif (tıkayıcı) uyku apnesi sendromunun (OUAS), uykuda tekrarlayan üst solunum yolu tıkanmaları ile karakterize ve sıklıkla oksijen satürasyonunda azalmayla birlikte görülen bir sendrom olarak tanımlandığını bildirdi.
    
 Tıkanıklığın 10 saniyenin üzerinde olmasına apne, havayolunun tam olmasa bile yarıdan fazla tıkanarak 10 saniyenin üzerinde yetersiz solunuma sebep olmasına hipopne dendiğini anımsatan Bozkurt, şunları kaydetti:
    
 ''Apnelerin saatte 5 ve üzerinde olması OUAS tanısı koydurmaktadır. Apne ve hipopneler tarafından sıklıkla bozulan uyku nedeniyle, OUAS'lı hastalar derin ve dinlendirici uykudan mahrum kalmaktadırlar. Hastaların bir çoğu uykudaki nefes kesintilerinin farkına varmamaktadırlar. Bu nedenle hastalığın ilk farkına varan, aynı yatakta beraber uyunan eşler olmaktadır. Uyku apneli hastaların uykuları normal olmadığından, genellikle dinlenmiş olarak uyanmazlar. Uykunun iyi bir şekilde alınmamış olması, gündüz yorgunluk, uykululuğa, günlük aktivitelerde yoğunlaşma ve dikkat kaybına yol açar.''
    
Apne sırasında görülen fizyopatolojik reaksiyonların diğer reaksiyonları tetiklediğini ve ciddi sistemik sorunlara da neden olabilen gelişmeler görülebildiğini anlatan Bozkurt, ''OUAS ile birlikte miyokard infarktüsü, felç, aritmi ve hipertansiyon gibi kardiyo ve serebro-vasküler hastalıkların riski yükselmektedir. Belki de toplumda nedeni bilinmeyen hipertansiyon olarak kabul edilen veya nedeni bilinmeyen miyokard infarktüsü geçiren hastalarda tanı konmamış OUAS olabileceği de bir gerçektir. Özetle; basit horlama sadece sosyal bir hastalık olup tedavisi isteğe bağlı olmakla birlikte, OUAS çok ciddi hastalık hatta ölüme neden olabilen ciddi bir sendrom olup, tedavisi tıbben zorunlu bir hastalıktır'' dedi. 
    
-Hastalığın tanısı...- 
     
OUAS ile uyumlu yakınmaları olan hastaların uyku bozuklukları polikliniğinde uzman tarafından değerlendirildiğini ifade eden Bozkurt, klinik değerlendirmeden sonra gerekli uyku ölçek ve formların hasta tarafından doldurulmasının istendiğini, uzman doktor tarafından OUAS veya diğer uyku bozukluğu olduğu düşünülen hastaların gerek görülmesi halinde kesin tanı için polisomnografik uyku çalışması (uyku testi) için uyku laboratuvarına yönlendirildiğini vurguladı.
    
Gece uykusu boyunca hastanın beyin dalgalarının, göz hareketlerinin, solunum ve kalp faaliyetlerinin, kanındaki oksijen yüzdesinin ve kas aktivitesinin polisomnografi sayesinde kaydedildiğine dikkati çeken Bozkurt, ''Beyin dalgaları, kas hareketleri, göz hareketleri, ağız ve burundan solunum, horlama, kalp hızı ve bacak hareketleri elektrot denilen, cilde yapıştırılan küçük metal diskler ile kaydedilir. Göğüs duvarı ve karnın etrafına takılan kemerler solunum çabası hakkında bize bilgi verirler. Kandaki oksijen düzeyi parmağa takılacak bir alıcı ile sürekli ölçülür. Kayıtlar incelenerek hastanın uykudaki horlama, nefes durması, uyku kalitesi, kalp ritim bozuklukları ve diğer uykuyla ilişkili bozuklukların tanısı konabilmektedir'' diye konuştu.
    
Bozkurt, OUAS hastalarının dikkat etmesi gereken hususları ise şöyle sıraladı:
    
''Aşırı kilo hastalığı en bilinen risk faktörüdür. Kilo vermekle belirtiler hafifleyebilmektedir. Uyku öncesi alınan alkolün uykuda apnelerin daha sık ve uzun süreli olarak ortaya çıkmasına neden olduğu bilinmektedir. Uyku ilaçları apnelerin sıklık ve süresini arttırabilmektedir. Tüm hastaların yaklaşık yarısında sırt üstü yattıklarında solunum durmaları artmaktadır. Bazı hastalarda horlama ve/veya solunum durmaları sadece sırtüstü yatarken ortaya çıkmaktadır. Bu hastalarda sırtüstü yatmalarına engel olacak şekilde sırta yastıklar yerleştirmek gibi önlemler almaları uykuda solunum problemlerini çözebilmektedir. Burun tıkanıklığına sebep olan patolojiler horlamayı artırmaktadır. Bu tıkanıklıklara yönelik tedaviler horlama ve uykuda solunum düzensizliklerini bir miktar azaltacaktır.'' 
     
-Tedavisi- 
     
Horlamanın tedavi edilemez bir durum olmadığını hatırlatan Bozkurt, şöyle devam etti:
     ''Basit horlamada tedavi elektif olup, hasta ve/veya yatak arkadaşının çözüm isteyip istememesine bağlıdır. Ancak toplumdaki genel kanının aksine horlama tedavi edilemez bir durum değildir ve yumuşak damak, küçük dil ve bademcik bölgelerinden yapılacak aşamalı cerrahi girişimlerle başarı şansı yüksek olmaktadır. OUAS ise yukarıda bahsedildiği gibi tıbben mutlaka tedavi edilmesi gerekli bir klinik tablo olup, kontrol altına alınmadığında ölüme kadar gidebilen ciddi hastalığa neden olabilmektedir. Erişkinlerde burundan bir maske yardımıyla verilen pozitif basınçlı oksijen tedavisi (PAP) aslında tıkayıcı uyku apnesini iyi tedavi eden bir cihazdır. Hastanın durumuna göre değişebilen basınçlarda gönderilen hava ile tıkanıklık aşılarak hastalık tedavi edilmeye çalışılır. Fakat yüzlerinde maske ile uyumak gibi bir durumları söz konusu olduğu için hastalar uzun süre bu duruma uyum gösteremezler. Son günlerde tekrar popülarite kazanan ağız içi apereyler de bazı hafif apneli durumlarda veya basit horlamada faydalı olabilmektedir.
    
Horlama ameliyatı diye bilinen ve 1980'li yıllarda ilk uygulamalarının yapıldığı uvulopalatofarengoplasti ameliyatı günümüzde modifiye edilmiş haliyle daha az doku çıkartılması daha çok doku plastiği yapılması ile genellikle erişkin hastalarda başarılı sonuçlar vermektedir. Son yıllarda dokulara minimal hasar verilerek yapılabilen anterior palatoplasti gibi değişik damak cerrahisi yöntemleri başarı ile uygulanmaktadır. Yine radyofrekans enerji uygulaması horlamaya neden olan hava yolu daralmalarında lokal anestezi altında yumuşak damak ve dil köküne başarı ile uygulanmaktadır. Tüm bunlara ilaveten dil arkası hava yolunun genişletilmesinin gerektiği hastalara yönelik olarak yapılan, çene ve boyun kemikleri ile ilgili ameliyat teknikleri vardır ve uygun hastalarda iyi neticeler vermektedir. Saatlik apne skorunun 30'un üzerinde olduğu ve cerrahi planlanmayan ağır OUAS olgularında, cerrahinin riskli olduğu veya hasta tarafından istenilmediği durumlarda, parsiyel karbondioksit basıncının 45mmHg üzerinde olduğu hiperkapni durumlarında PAP ilk seçenek olarak uygulanmaktadır.''
    
Uykuda devamlı horlayan her çocuğun Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzmanı tarafından detaylı olarak muayene edilmesinin, bademcik ve geniz eti ameliyatının gerekli olduğu durumlarda cerrahi müdahalenin çocuk sağlığına ve gelişimine çok önemli yararlar sağlayacağını açıklayan Bozkurt, ''Prematür, gelişme geriliği olan, şişman, kalp problemleri bulunan, kraniofasiyal anomalili, nöromüsküler hastalığı olan ve yakın zamanda üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmiş olan çocuklar yüksek risk grubundadırlar. Kilolu, horlayan, sedanter hayatı olan orta yaşlı erkekler ve menapoz sonrası kilolu kadınlar risk grubundadırlar. OUAS tanısı almış hastalar dikkat gerektiren işlerde ve uzun yolculuklarda taşıt kullanırken çok dikkatli olmalıdırlar'' uyarısında bulundu.
 
 
AA
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA