• Konya14 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
HDP macerasının tek sebebi özerklik düşüncesi
01 Haziran 2015 Pazartesi 14:18

'HDP macerasının tek sebebi özerklik düşüncesi'

Başbakan Yardımcısı Akdoğan, "HDP neden kendini kullandırtıyor. Bu maceraya girmesinin tek sebebi, 'bu kriz ortamında acaba özerlik ilan edebilir miyiz?' düşüncesidir" dedi.

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, "HDP neden kendini kullandırtıyor. Zaten 40 tane vekilin var senin, 50 tane olsa ne olacak, onlarda marjinal sol zaten. Meclise Kürtlerden girmiş olmayacak. Bu maceraya girmesinin tek sebebi, 'bu kriz ortamında acaba özerlik ilan edebilir miyiz?' düşüncesidir" dedi.

Akdoğan, Kanal 24 televizyonunda katıldığı canlı yayının gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Ankara'daki seçim atmosferi ve çalışmalara ilişkin soruya Akdoğan, uzun zamandır seçim kampanyasını başlattıklarını, diğer partilerin ise sadece son birkaç haftadır kampanyalarını sürdürdükleri yanıtını verdi.

Akdoğan, ilçe, köy ve mahalleleri gezdiklerini ve diğer partilerin ortalıkta olmadığına dikkat çekerek, "Partilerin araziye bütün gücüyle yüklenmesi gerekir ama hiç kimse ortalıkta yok. Bu aslında yeni bir durum, daha önceki seçimlerde böyle olmazdı. Bu seçim de liderler miting yapıyor, birtakım reklamlar ve 'PR' çalışmasıyla yürüyen bir kampanya var. Teşkilat ve adaylar olarak arazide yoklar" diye konuştu.

"Birbirlerine oy kaydırma çabaları var"

Muhalefet partileri arasında ciddi bir işbirliği olduğunu vurgulayan Akdoğan, bazı il ve ilçelerde birbirlerine oy kaydırma çabalarının olduğunu belirtti. Akdoğan, "Bunların aktörleri, araziye çıktığı zaman ister istemez bir elektriklenme oluyor ve bunu istemiyorlar. Normalde bunların siyasi kimlikleri, ideolojileri, kitleleri farklı özellikte insanlar. Ama buna rağmen bir işbirliği var. Bunlar çok fazla sokağa çıkarsa yani görünür olursa o zaman bu işbirliğinde bir çatlama meydana geliyor" ifadesini kullandı.

Akdoğan, halkın olumlu olumsuz tüm söylemlerini AK Parti'ye yönelttiğini ve insanlarda "yaparsa AK Parti yapar" anlayışının var olduğuna işaret ederek, vatandaşlardaki "seçim heyecanı yok" söyleminin de muhalefet partilerinin alana inmemesinden kaynaklandığını bildirdi.

Bu seçime Başbakan Ahmet Davudoğlu başkanlığında girilmesinin nasıl bir etkisi olacağına yönelik soruya Akdoğan, bir parti için genel başkanını ve yönetimini değişmesinin kolay olmayacağı cevabını verdi.

Akdoğan, AK Parti'deki geçiş sürecinin başarılı olmasının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderlik başarısından kaynaklandığını anlatarak, Başbakan Ahmet Davudoğlu'nun da partideki genel başkan ve başbakanlık boşluğunu doldurduğunu aktardı.

"AK Parti'yi devirmek için yeni bir kaos planı geliştirdiler"

AK Parti iktidara geldikten sonra birlikteliği bozmak için her yolun denendiğine işaret eden Akdoğan, "Bu seçimlerde AK Parti'yi devirmek için yeni bir kaos planı geliştirdiler. Darbeci vesayetçi anlayış, 'siyaset kurumu etkisiz kalsın, ülkeyi biz yönetelim' diyen anlayış, bu sefer HDP'yi zorladı ve parti olarak seçime soktu. Bunlar hiçbir zaman parti olarak barajı geçeceklerine inanmıyorlardı, büyük bir ızdırap içindeydiler. Şimdi 'barajı getirtirsek, AK Parti'yi engelleyebilir miyiz?' diye bir düşünce var" dedi.

Akdoğan, seçimlerde Paralel Yapı'nın HDP'yi kullandığına dikkati çekerek, bu partinin şuan, içinde Çözüm Süreci olmayan bir senaryonun figüranı olarak ortaya çıktığını ifade etti.

Paralel Yapı'nın Çözüm Süreci'ne karşı ve bu barış sürecini bitirmeye çalışan bir anlayış olduğunu vurgulayan Akdoğan, şöyle devam etti:

"HDP neden kendini kullandırtıyor. Zaten 40 tane vekilin var senin, 50 tane olsa ne olacak, onlarda marjinal sol zaten. Meclise Kürt'lerden girmiş olmayacak. Bu maceraya girmesinin tek sebebi, 'bu kriz ortamında acaba özerlik ilan edebilir miyiz?' düşüncesidir. Şimdi herkes 'HDP meclise girmezse çıkıp alternatif parlamento kuracaklar, ortalığı birbirine katacaklar' diyor. Batıya da 'bakın Kürt'ler temsil edilmiyor' diyecekler. Barajı geçmeleri halinde tam tersi 'bakın bütün bu güney doğu bizim rengimize büründü, ortalık da karışık, kantonlaşmaya gidebilir miyiz?' diyecekler. Bu PKK'nın hedefidir. Şuan bu PKK'nın bir şekilde hedeflerini gerçekleştirmek için basamak olarak görünen bir proje. Buna millet izin vermez. Biz seçim güvenliği açısından da barajı geçsin geçmesin devlet burada gereken tedbirleri alır. Vatandaşlarımı müsterih olsun, böyle bir şey kesinlikle tutmaz. AK Parti güçlü bir şekilde iktidarını koruyacaktır."

"Çözüm Süreci ve yeni Anayasa, biz olmazsak olmaz"

Akdoğan, Çözüm Süreci'ni AK Parti'nin başlattığını belirterek, sürecin devamının AK Parti'nin tek başına iktidar olup olmayacağına bağlı olduğunu söyledi.

Seçimlerden sonra AK Parti'nin öncelikli konusunun Çözüm Süreci ve yeni Anayasa olacağını vurgulayan Akdoğan, şunları kaydetti:

"Çözüm Süreci ve yeni Anayasa biz olmazsak olmaz, bunu yapacak aktör biziz. Seçimden sonra çok hızlı bir şekilde bu süreçte de bir netice alacağımızı düşünüyorum. İmralı'ya giden milletvekili olmayan kişilerde var. Belki bu aktörleri yeni baştan düşünmemiz de gerekebilecek. Çünkü bunlar hep sabote ettiler. Öcalan, 4 Şubat'ta kongre toplayın diye talimat verdi. 28 Şubat'a kadar açıklama yapmadılar, her türlü engellemeyi yaptılar. Öcalan'ın çağrısını karşılıksız bıraktılar. Bir şekilde ayak direyen bir Kandil var. Bunun görünmesi lazım."

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş için kullandığı "Brütüs" ifadesinin hatırlatılması üzerine Akdoğan, Demirtaş'ın 2 dakikalık bir grup konuşması yaptığını ve "Tayyip Erdoğan'ı başkan seçtirmeyeceğiz" dediğini hatırlattı. Akdoğan, şöyle devam etti:

"Bu şunun için yapılmış bir konuşma, Çözüm Süreci'ni başlatan aktöre, Çözüm Süreci'nin sahibi olan ve bütün bu işleri yapan kişiyi sen karşına düşman olarak koyuyorsun. Bu neye benzer, bir dönem vardı 'Öcalan'ı asarız, şöyle yaparız, böyle yaparız' lafı gibi bir şey bu. Burada kalkıyorsun sen çok tahrik edici, ajite edici bir şey söylüyorsun. Bu şu demektir, 'Ey Tayyip Erdoğan düşmanları karşıtları AK Parti'yi devirmeye çalışanlar gelin beni kullanın, ben çıktım ortaya hedefim de bu, kim varsa burada darbeci anlayış, vesayetçi anlayış, paralel çete hepiniz toplanın gelin bak bu işi ben yapacağım, siz deviremediniz, ben devireceğim' açıklamasıdır bu. İlk yaptığı açıklama bu oldu. Ondan sonra bütün adımlarına bakın, ABD'ye gitti geldi, Çözüm Süreci çok hızlı bir şekilde, Başbakanımızla biz görüşme yaptık bu heyetle, çıktılar iki gün sonra insanları sokağa döktüler toplumsal kalkışma çıkarmaya çalıştılar. Arkasından Öcalan çağrı yaptı İmralı'dan, heyet dönmeden çıktı konuştu, dedi ki 'Bugünlerde açıklama yapılacak beklenti içine girmeyin önemli falan değil rutin bir açıklamadır' yani mesajı etkisizleştirmeye çalıştı."

"Güneydoğu'da benim HDP'ye oy veren kardeşlerimin çok iyi görmesi lazım"

"Bir makas değişikliği var Selahattin Demirtaş'ta" ifadesini kullanan Akdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu yeni değil o süreçten beri Erdoğan karşıtı bir hamle gibi kendini takdim ediyor. Aslında bu İmralı karşıtı bir hamledir ve onu hep boşa düşürmeye çalıştı, 'onu nasıl etkisiz hale getirir de bu Çözüm Süreci'ni biz istediğimiz tarafa çekeriz veya sabote ederiz' diyen bir takım uluslararası çevreler Selahattin Demirtaş üzerinden bunu yapmaya çalışıyorlar. Yani burada Güneydoğu'da benim HDP'ye oy veren kardeşlerimin çok iyi görmesi lazım. Kürtlerle ilgili ne yapıldıysa AK Parti yaptı bunlar engel oldu. Çözüm Süreci'ni biz başlattık ve biz olursak Çözüm Süreci başarıya ulaşacak. Bu anlayış bunlar şu anda önce kendileri birbirlerine ihanet ediyorlar, boşa düşürmeye çalışıyorlar, seçimden sonra bu daha iyi görülecek yani benim 'Brütüs' sözüm ne anlama geliyor daha iyi görülecek. Böyle baktığımda ben, makas değiştiren bir HDP ve Genel Başkanı var bunlar başka bir yola girdiler." 

"Paralel örgütle bölücü örgüt nasıl yan yana gelip hareket edebiliyor"

Başbakan Yardımcısı Akdoğan, "Medya tam olarak nasıl bir rol üstlendi bu kirli ittifakın içinde" sorusu üzerine ise bahsettiği kampanyanın bir imalat ve PR çalışması olduğunu dile getirdi.  

"Selahattin Demirtaş kimin yanında duruyor" sorusunu yönelten Akdoğan, "Medya patronları, sermaye ağaları yani beyaz Türk kategorisine çıkardılar, Nişantaşı. Moderatörlerden daha fazla ekranda duran bir şey var belli televizyonlarda. Bu bir imaj çalışması peki o insanlar niye birden buna sarıldılar, eskiden böyle bir hukukları mı vardı, böyle bir fikir birlikteliği mi var. O anlayış ne zaman bunların dostu oldu. Yani paralel çete, paralel örgütle bölücü örgüt nasıl yan yana gelip hareket edebiliyor. Şimdi burada geçici uzlaşı dediğim şu, bunların ikisi de aslında alternatif otorite tesis etmeye çalışan anlayışlar" dedi.

KCK'nın Güneydoğu'da alternatif otorite kurmaya çalıştığını, Paralel Yapı'nın ise bütün devlet mekanizmasında paralel otorite kurmaya çalıştığını söyleyen Akdoğan, şöyle devam etti:

"Şimdi bunlar bundan dolayı rekabet halindeydiler yani Çözüm Süreci'nde bizim gördüğümüz bir takım sabotajlar, bu yapının olumsuzlukları, bunlar birbirleriyle mücadele edip duruyorlar en sonunda dediler ki 'Böyle olmuyor, biz birbirimize gireceğimize burada bir hükümet var bu bize engel oluyor, gelin önce bunu bir devirelim sonra bakarız' dediler ve sonra iki paralel anlayış, iki alternatif otorite kurmaya çalışan örgüt işbirliği halindeler. Önce hükümeti devirelim sonra biz bakarız şeyindeler. Bu anlayışın çok iyi görülmesi lazım, yani Güneydoğu'daki benim vatandaşım şunu görüyor, bu paralel çete onlara ne tür kötülükler yaptı ve bugün nasıl kol kola giriyorlar. Bugün onların gazetelerine bakın manşette hangi lider var, hangi genel başkanlar var, televizyonlarını açın sürekli... Düne kadar bunlar düşmandı nasıl böyle bir aşk yaşıyorlar. Bu yüzden kirli bir işbirliği ve ilişkidir diyorum ben. Bu anlayış, bu kartel medyası her zaman bu darbeci, vesayetçi anlayışın arkasında olmuştur, müdahalelerin şakşakçısı olmuştur ya içinde olmuştur ya kenarında olmuştur. Bunlardan kimseye hayır gelmez. Bu akreple dostluk gibidir bunun karakterinde var ve birbirini sokmaya başlayacaklar ama olan Türkiye'ye olmasın."

"Eyvah eyvah dememek için bence işi sıkı tutmak gerekiyor"

Kendilerinin "Türkiye kazansın da biz kaybetmeye razıyız" dediklerini anımsatan Akdoğan, muhalefet partilerinin ise "AK Parti kaybetsin de ne olursa olsun" mantığında olduklarını vurguladı.

"Bu sorumsuzlara biz Türkiye'yi terk edemeyiz" ifadesini kullanan Akdoğan, "Burada biz çok çalışacağız rehavete kapılmayacağız, güçlü bir şekilde AK Parti iktidar olursa güven ve istikrar sürecek, Çözüm Süreci sürecek, yeni anayasa yapılacak, yeni Türkiye kurulacak. Vatandaşlarımızın şunu iyi düşünmesini istiyorum, ellerini vicdanlarına koysunlar 8 Haziran sabahı nasıl bir Türkiye'ye uyanmak istiyorlar, yani güçlü güven veren tek başına bir iktidar mı yoksa böyle krizler, türbülanslar, koalisyon olacak mı olmayacak mı karanlık günlere sürüklenmeye çalışan bir Türkiye'ye mi uyanmak istiyorlar. Eyvah eyvah dememek için bence işi sıkı tutmak gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Geçtiğimiz hafta Cumhuriyet gazetesindeki durdurulan MİT tırlarıyla ilgili habere yönelik   değerlendirmesinin sorulması üzerine "Paralel üflüyor, bunlar oynuyor böyle bir işbirliği oldu" şeklinde konuşan Akdoğan, birbirlerine tamamen zıt görünen gazetelerde aynı şeylerin söylendiğini ve bunun tek kaynaktan beslendiğini söyledi.

Akdoğan, şunları kaydetti:

"Bu kaynakta paralel çetedir. Bunlar seçim öncesinde, daha önce de bunu yaptılar, geçen seçimlerde de Dışişlerini dinlemişlerdi. Bunları verince yer yerinden oynayacak sanıyorlar oysa kendi ihanetleri ortaya çıkıyor, kendi suçluluklarını ispat etmiş oluyorlar sadece. Böyle baktığımızda bu açık, büyük bir ihanettir. Kendi ülkesini teröristlere yardım eden bir ülkeymiş göstermeye çalışan bir anlayış dünyanın her tarafında kötüleyen bir anlayış bu açıkça bir ihanettir ve başka bir gücün taşeronu olduğunu gösterir. Bunlar böyle bir beklentiyle bunu yaptılar, burada bizim kardeşlerimiz var oradaki Türkmenlere biz katledilmelerine sessiz mi kalacağız. Yani Kobani'ye yardım gönderildiği zaman insanlık onuru için yapılıyor herkes, bütün dünya alkış tutuyor 'Niye yapılmıyor' deniyor, peki bunların canı can değil mi? Oradaki Türkmenlere biz kayıtsız kalabilir miyiz?"

"Türkiye hiçbir zaman terör örgütlerini desteklememiştir. Terör örgütünün uzantısı olan sensin"

Türkiye'ye Arapların, Ezidilerin ve Kürtlerin de geldiğini kendilerinin ise mazluma kimlik sormadan kucak açtığını anlatan Akdoğan, "Kobani'ye insani yardım ya da yardım giderken ses çıkarmayacaksın, Peşmergeler geçti biliyorsunuz, alkış tutacaksın, Türkmenlere yardım gittiği zaman ortalığı ayağa kaldıracaksın. Türkiye hiçbir zaman terör örgütlerini desteklememiştir. Terör örgütünün uzantısı olan sensin, insan utanır biraz, ortada bir terör örgütü var, senin bununla organik bağın var, onun vesayeti altındasın, senin milletvekili listelerini bile onlar yapıyor, seni ikide bir azarlıyor. Sen bunu görmüyorsun Türkiye'ye teröristlere yardım eden ülke muamelesi yapmaya çalışıyorsun. Türkiye hiçbir zaman teröristlere yardım etmemiştir, oradaki masumlara sahip çıkmıştır bundan sonra da gurur duyarak sahip çıkacaktır" diye konuştu.

HDP'nin seçimlerde barajı geçememesi halinde AK Parti'ye yönelik seçim hilesi iddialarının gündeme getirilebileceğine ilişkin bir soru üzerine ise Akdoğan, "Seçime biri hile karıştırıyorsa, birisi tehdit, şiddet karıştırıyorsa bu PKK'nın kendisidir. Yani PKK varlığı şu anda demokrasi için bir tehdittir. Güneydoğu'da insanlara nasıl zulmediyorlar, tehdit ediyorlar baskı yapıyorlar onların binlerce örneğini verebiliriz" dedi.

Akdoğan, seçime hile karıştırılacağına ilişkin propagandanın son zamanlarda artırıldığını ve uluslararası zeminde de yapıldığını söyleyerek, "Bu şudur, AK Parti'nin kazanacağını anladılar 'Nasıl gölge düşürebiliriz, nasıl şaibe karıştırabiliriz, nasıl tartışmalı hale getirebiliriz.' Dünyada en şeffaf şekilde gerçekleşen seçimlerden bir tanesi Türkiye'dedir. Sandıklar açılır iki saatte herkes sonucu görür burada hiçbir sorun olmaz. Burada hiçbir sorun olmaz, münferit bir takım hadiselerin dışında. Bu tamamen kaybetme psikolojisiyle gölge düşürme çabasıdır, bunu yapan da paralel örgüt" ifadelerini kullandı.

"Paralel çete gerçekten hastalıklı bir anlayıştır ve Türkiye'ye açıktan ihanet etmektedir"

Sosyal medyadaki iddialara kendi adını karıştırdıklarını dile getiren Akdoğan, "Bu kadar bariz yalanı bir insan nasıl uydurur?" diye sorarak, "Hastalıklı, habis bir anlayış olması lazım. Yani birileri oturuyor sürekli yalan üretiyor. O insanların yalan dünyada yaşaması lazım, hayatının yalan olması lazım ki bu kadar yalan üretsin. Yani Müslüman olmasını geçtik, bir insan evladı oturup da eğer ruhunu şeytana satmadıysa bu kadar yalan, tezvirat iftira üretemez. O yüzden biz diyoruz ki bu paralel çete gerçekten hastalıklı bir anlayıştır ve Türkiye'ye açıktan ihanet etmektedir. Bu yalanları da bunlar üretiyor, sosyal medya üzerinden üretiyor. Bunlara kimse itibar etmesin, daha önce de bunları denediler bunlar" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'de seçimlerin son derece şeffaf olduğunu yineleyen Akdoğan, "Seçim güvenliği konusunda da ben şunu hep söyledim. 'Süper olur, barajı geçmezse' diye şunun için söyledim bu süreci biz yapacağız, anayasayı da biz değiştireceğiz. Ne kadar çok milletvekilimiz olursa bu iş o kadar kolay olur. Ben bu anlamda söylüyorum. Ben HDP'nin Türkiye partisi olmasını, demokratik siyasetin güçlenmesini yıllardır savunan kişiyim. Ama bu o anlama gelmiyor. Yani terör örgütünün vesayeti altında olan, vekil listeleri bile onun tarafından belirlenen, her türlü açıklamayı... İşte bakın Kandil bugün bile Cumhuriyet gazetesi Cemil Bayık'la röportaj yapmış. Sürekli konuşuyorlar, yani insanlar birilerini seçiyor ama davul onların boynunda tokmak birilerinin elinde, onların dediği oluyor. Böyle bir yapının güç kazanması demokrasinin güç kazanması değildir" dedi.

"İlk defa siyaset kurumu bu kadar şantaja açık hale geldi" ifadesini kullanan Akdoğan, şunları kaydetti:

"Bu kadar terör örgütünün kontrolü altında olan kukla bir yapının ve bu kadar örgütlerle ilişkisi olan adayların Meclis'e girmesi, ben bunu başlı başına bir sorun olarak görüyorum ve bunu da hep söylüyorum. Türkiye partisi olmalarına 'evet' ama şu anda Türkiye partisi falan olmuş değiller. Bu HDP açılımı sadece marjinal sola savrulmak oldu. O marjinal sol da işte bu şiddete bulaşmış bir takım çevreler ilişkiler demektir. Bu yüzden ben bunun demokrasinin selameti açısından iyi bir durum olmadığını düşünüyorum." 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten
  • Konya'ya yapılacak proje en büyüğü olacak!
  • Mührün sesi Avrupa ve Amerika’dan duyulsun!
  • TSK bir haftalık bilançoyu açıkladı!
  • Karapınar'da fidan dikme etkinliği
  • Konyaspor'da Bursa mesaisi

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA