• Konya-3 °C

Alev Ayyıldız

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Haddini Bilmek

19 Ekim 2011 17:25

Dünyada bir insanın yaşayabileceği en büyük acı ne deseler, kuşkusuz evlat acısı derdim. Çekmeyen bilmez. İçiniz öyle bir yanar ki ne kendinizi ifade edebilirsiniz nede ıstırabınızı…

Sözcükler yetersiz kalır, hayat durur, her şey biranda sizin için sıfırlanır.

Geriye kalan tek duygu tarifsiz üzüntü olur. İman burada devreye girer. İnancınız çıldırmanız önler böylelikle avunabilirisiniz.

 
Zaman kavramının olmadığı, sonsuz âlemde yeniden kavuşmayı ümit edersiniz.

Hele ki yavrunuz, ömrünü uğruna adayacağınız insan şehit olmuşsa, beklentileriniz bir an önce kavuşma isteğine dönüşür.

İlahi kitapta ona müjdelenenleri mutlulukları bilir, oğlunuz adına mutlu olursunuz, lakin özlem ve kavuşma hasreti geçen yıllara inat artar. Dediğim gibi bu duyguyu yalnızca yaşayanlar bilir. Böyle bir acıyı başına gelmeyen tam manasıyla anlayamaz.  

Son saldırılardaki sayıları her geçen dakika artan şehit haberlerini bu duygular eşliğinde yaşadım.  Çoğu insanın yaptığı gibi bende yakınlarımı aradım. Ve klasik cümle döküldü dudaklarımızdan.

 
“Çok şükür bizim ki değilmiş. Allah şehitlerin ailelerine sabır versin”.

Böyle anlarda tuhaf bir mutluluk yaşarsınız. Kendi yakınınızı kaybetmediğiniz için sevinirken, şehit aileleri aklınıza gelir utanırsınız…

Sessizliğin en etkin sözlerden daha güçlü olduğu zamandır böyle durumlar, işte öyle yapar susarsınız…

 
Sizin mahcup susuşunuz, şehit ailelerinde ağıtlara, bitmeyen gözyaşlarına ve sessiz çığlıklara dökülür.

Kültürler, alışkanlıklar, yaşayışlar, diller farklı olabilir bu ailelerde ama gidenlerin ardından hayat aynı şekilde devam eder.

Son yolculuk yapılır, vatan sağ olsunlar denilir.  Konu komşu başsağlığına gelir. Zamanla herkes dağılır. Anne baba, kardeş, şehidin emaneti dul eşi ve varsa çocukları kalır yalnızca…

 
Böyle hanelerde evin içi ağırdır. Mahcubiyet ve özlem duvarlara bile siner…

Komando kıyafetleriyle evladınızın gönderdiği resimler duvarlara asılır. Yaşadığı dönemdeki hatıralar, komik anılar konuşulur. Kimi zaman tebessümle anar hatta gülmeyi bile başarabilirsiniz. Ama gülümsemeniz bile mahcuptur.

Arada şehidiniz rüyalarına girer. O sabah sizin için en güzel günlerden birisidir. Rüyada bile olsa kavuşmak tarif edilmez mutluluk verir.

İhtiyacı yoktur, makamların en güzeliyle uğurlanmıştır ama arkasından Yasin’ler okutulur. namaz ardı  şefaatçi olması için dua edilir.

Bayram sabahları o size gelemez. Siz ona gidersiniz. Kurumuş otları yolar, kabrin başına diktiğiniz ağacın büyüdüğüne sevinirsiniz…

 
Ailede doğan çocuklara onun adını verirsiniz. Bebek büyüdükçe rahmetliye ne denli benzediğini konuşursunuz.

İşte şehit ailelerinin hayatı aynen böyledir. Binlerce ailenin hayatı son otuz yıldır böyle süregelmiştir…

Dün akşam yapılan saldırılarda kaybettiğimiz gençlerimizin ailelerinin de hayatı böyle sürecektir. Farklı hayatlar ortak kaderi aynı hayat üzerinden yaşayacaklardır.

Bu saldırılar üzerine herkes konuşacak şimdi. Kimileri bunu fırsat bilip hükümeti yıpratmaya çalışacak, bir kısım PKK’nın sözcüsü BDP’ye yüklenecek, kimileri hükümeti savunmak adına serinkanlı yaklaşımlardan bahsedecektir. İstihbarat zayıflığı ve orduda alınmayan önlemler dile getirilecektir.

 
Televizyon kanallarında tartışmalar çıkacak, şehitlerin hikâyeleri ekranları süsleyecektir. Sonrasında aradan bir hafta ya da on gün geçtiğinde yeni şehit haberleri eskilerini unutturacaktır.

Bu süreçlerden bir süre sonra, bazı tipler ekrana çıkıp, sosyal devlet, demokrasi, özgürlük adına bölücülük yapacaktır. Hadlerini bilmeyen insanlar, yaptıkları yanına kalacak hesabıyla daha da küstahlaşıp, nefretlerini süslü cümlelerle ifade edecektir.

Onların bu tavırlarını çok görmemek lazım.Gerçekçi ve kalıcı terör politikasını, çeyrek asırdır yaşanan mücadeleye ve binlerce cana rağmen oluşturamayan bir ülkede,sınırı zorlayanları, hadlerini aşanları nasıl engelliyebileceksiniz ki?.

Nasıl bir yaptırımla, terörü, siyasi ve politik bağlantılarını, başta İsrail olmak üzere dış yardımlarını azaltabileceksiniz?.

 
Yada nasıl bir çalışmayla sınır karakollarını kuvvetlendirecek, askeri yerleri hedef tahtası olmaktan çıkartacaksınız?.

Bu soruların cevabı ne kadar müddet daha havada kalacak merak ediyorum. Cumhurbaşkanı başta olmak üzere diğer yetkililerin “sert yanıt” verilecek türünde açıklamaları umut ederim gerçeğe dönüşür. Bunca acının üstüne konuları tartışmak ve konuşmak yerine eylemler fiiliyata döküldüğünde daha gerçekçi olacaktır.

Allah kalanlara sabır versin…

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten
  • ‘Evet’ mitingleri başlıyor
  • Konya Aladağ Kayak Merkezine kavuşuyor
  • Selçuk’tan ileri teknoloji laboratuvarı hizmet kataloğu
  • 65 terörist etkisiz hale getirildi
  • Konya MMO üyeleri tiyatro etkinliğinde buluştu

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA