• Konya-2 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Filistin konvoyu ve IMFnin sonu
26 Ocak 2010 Salı 15:24

Filistin konvoyu ve IMF'nin sonu

Türkiye'ye gelen ünlü Yahudi muhalif gazeteci-yazar Naomi Klein barış konvoyunun büyük etki yarattığını söylerken, iflas eden IMF'nin tek umudunun
Boğaziçi Üniversitesi’nin düzenlediği Hrant Dink İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Konferansı için İstanbul’a gelen ünlü gazeteci- yazar Naomi Klein “Batı Medyasında Filistin'in İnsanlığını Savunmak" başlıklı bir konuşma yaptı. Konuşmasında Hrant Dink’in yaşamından Haiti’de yaşanan depreme ve çeşitli başlıklara değinen Klein Filistin’de yaşanan katliama karşı mücadele eden grupların yeni mücadele yöntemlerine ilişkin bir tartışma yürüttü.

Boğaziçi Üniversitesi'nde düzenlenen Hırant Dink'i anma konferansında konuşan Kanadalı aktivist yazar Naomi Kleine, “Tutarlı olmanın gücü: Basın medyasında Filistin insanlarını savunmak” başlıklı konuşmasında, Barış Konvoyu'nun Filistin'e umut taşıdığını söyledi. Kleine, “Filistin'de adalet mücadelesi, yeni ve umut verici bir döneme giriyor. Barış Konvoyu da bunun bir örneği. Heyecan ve umut verici İsrail bu durumdan rahatısz” dedi.

İSRAİL'İN TECRİT POLİTİKASI

Konuşmasının büyük bölümünü Filistin'e ayıran Yahudi kökenli Kanadalı ünlü gazeteci ve aktivist Naomi Kleine, Filistin'e girilmesine uzun süre izin verilmeyen Barış Konvoyu'ndan söz ederek şöyle konuştu: “Filistin'de adalet mücadelesi, yeni ve umut verici bir döneme giriyor. Barış Konvoyu da bunun bir örneği. İsrail heyecan ve umut verici bu durumdan rahatısz. Filistin'de gösterilerde göz altına alınanların sayısı artıyor. Batı Şeria'daki olaylar giderek artış gösteriyor. Filistin'deki aktivistler tutuklanıp, hapse atılıyor. Ayrıca yabancı gazeteciler gözaltına alınıp, susturulmaya çalışılıyor. Sivil toplum kuruluşlarının çalışmasına izin verilmiyor. Ama bu insanların hiçbiri şiddete başvurmuyorlar. Onlar sadece aktivistler. İsrail, militan organizasyonlarla nasıl mücadele edilecğini biliyorken, şiddete başvurmayan aktivistlere karşı strateji geliştirmekte zorlanıyor” diye konuştu. Kleine, İsrail'in Güney Afrika'da uygulanan tecrit sistemi Filistin'de uygulanmak istediğini fade ederek, “İsrail kuruluşundan beri devam eden bir etnik temizlik yapıyor” şeklinde konuştu. Konferans sonrasında Hrant Dink'in eşi Rakel Dink, Klein'e bir plaket verdi

IMF iflasa gidiyor tek müşterisi Türkiye

Referans gazetesine konuşan Kanadalı yazar Naomi Klein'a "10 yıl sonra dünyada değişen bir şey var mı" sorusuna yanıtı, "No Logo markalaşmayla ilgiliydi, büyük şirketlerin 'biz artık bir şeyler üretmek istemiyoruz, sadece pazarlamak istiyoruz' mantığı üzerine kurulmuştu. Çünkü bu iş daha ucuzdu. Fabrikalarla, işçilerle uğraşmak, para ödemek zorunda değillerdi. Bütün paralarını pazarlama ve imaja yatırıyorlardı. Geçen 10 yıl içinde en dramatik değişim şu: Siyasetçiler, hükümetler de şirketler gibi hareket etmeye, aynı taktiği kullanmaya başladılar. Barack Obama bunun iyi bir örneği. Bazı açılardan, biraz Nike gibi, çok uluslu markalar gibi. Görüntüde çok şey var ama içerik dolu değil. Bence Bu 10 yıl içinde siyasetçiler de markalaştı. Hepsi bu" oldu.

Latin Amerika IMF'ye direndi

Geçen yılki finansal krize de değinen Klein Wall Street'in çökmesinden sonra neo-liberal politikalara entelektüel desteğin azaldığını ama neo-liberal mekanizmaların devam ettiğini savunuyor. Klein, "Örneğin IMF'nin Türkiye'ye yönelik politikalarında bir değişiklik yok. Dünya bu politikaların yıkımını görmüş olsa bile IMF sanki hiçbir şey olmamış gibi davranıyor, özelleştirme için baskısını arttırıyor. IMF iflasa gidiyor, Latin Amerika direndi, kazandı tek müşterisi Türkiye kaldı" yorumunu yapıyor.

2001 yılında "No Logo-Logo Yok" adlı kitabı bir anda dünyada Neo liberalizm karşıtı hareketin "best seller"ları arasına girerken Yazarı Naomi Klein da bu hareketin "pop yıldızı" haline gelmişti. No Logo'da küresel kapitalizmin işleyişini eleştirirken sadece marka üzerinden ticaret yapan dünyanın önde gelen birçok "içi boş" şirketini yerden yere vuruyordu.

Klein, Kanadalı bir Yahudi. Ortadoğu'yu da yakından takip ediyor. İşgal sonrası Bağdat'ta kalmışlığı var. Gazze saldırısı sonrasın da bölgeye gidip yazılar kaleme almış; gözlem yapmış. Ama Gazze'ye gitmesi sadece gazetecilikten kaynaklanmıyor. Çünkü birkaç yıldır bir çok kalburüstü isimle birlikte İsrail'e karşı "boykot, yaptırım" hareketinin (Boycott, Divestmen, Santcions Movement) savunucularından. İsrail'in ancak yaptırımlarla "yola gelebileceğini" düşünüyor. "İsrail kendisini Ortadoğu'nun değil Amerika ve Batı'nın bir parçası sayıyor. ABD'den her yıl askeri yardım alıyor, ticaret devam ediyor. İsrail'in bu açıdan dünya ile bağını kesmek, izole etmek gerekiyor. Çünkü, ayrımıcı uygulamaları sonlandırmanın başka yolu yok. Bu barışçıl ama etkili bir yoldur. İsrail olan bitenin farkına ancak böyle varabilir" diyor.

Konu İsrail olunca biz sormadan kendisi sözü Başbakan Erdoğan'ın Davos'taki "One minute" çıkışına getiriyor. Bu çıkışı anlamlı buluyor ve Türkiye'nin son dönemdeki tavrının önemli olduğunu vurguluyor: "Başbakan Erdoğan gerçeklerin söylenmediği bir dönemde gerçekleri söyledi. Ama asıl önemlisi Türkiye gibi İsrail'in güvenilir bir müttefiki, İsrail'e dokunulabileceğini gösterince güçlü bir etki yaratıyor."

Kaynak: Star-Referans
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten
  • Otomobil ve telefonda indirime hazır olun!
  • Gülen'den Clinton'a Monica mektubu
  • Ahmet Kural ve Murat Cemcir'den yeni dizi sinyali
  • Başkan Toru, kültür elçilerini misafir etti
  • Karatay'dan asker ailelerine maaş

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA