• Konya-1 °C

Aydoğan Deveci

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Faruk Dügen'in fedakarlığı

01 Temmuz 2009 11:14

         Partilerde insanlar gibi imajlarıyla değerlendiriliyor. İmaj işi medyanın gücüne güç katıyor. İstediğiniz politikaları üretmiyorsa parti; gazetenizle, televizyonunuzla, uzmanlarınızla al aşağı ediyorsunuz. Hatırlıyor musunuz bölücü başını yakalatan Ecevit portresini. Çok geçmeden DSP’yi iktidar yapmıştı. 3-5 yıl içinde DSP % 5 oy alamayan bir partiye dönüşmüştü… İmaj değirmenin suyu medyadan geliyor. Suyunuzu ketsimi patronlar milim kıpırdayamıyorsunuz. Baraj altı partisi olarak yok olup gidiyorsunuz. En azından Ak Parti’ye kadar durum böyleydi.

   Ak Parti’nin siyaset sahnesinde ki ilk hamlelerini hatırlıyorum; boyalı basın hep karşısında durdu. Bildik irtica kalleşliğini bulduğu her fırsatta kullandı. Yetmedi iftira attı, yetmedi muhalefet partilerinin ötesine gitti. Yargıyı etkiledi, bürokrasiyi kullandı… Sonuç son yerel seçime kadar Ak Parti’nin artan oy oranlarıyla tükürdüğünü yalamak zorunda kaldı.

            Abdüllatif Şener ayrıldı partiden. Öncesinde medyanın büyük desteği vardı Şener’e. Cumhurbaşkanı adayı bile gösterildi. Kale duvarından koparılmış taş misali partiden ayrılması çok abartıldı ama o da beklenen sonucu vermedi.

            Nedir Ak Parti’yi güçlü yapan? Normalde medyanın bu baskısına, yargı tehdidine, iktidar yüküne, muhalefetin bel altı saldırılarına, asker muhabbetlerine hangi parti dayanabilirdi? Refah Yol iktidarda bir yıl kalabildi…

Ak Partiyi güçlü yapan lideridir. Çünkü; bırakın Türkiye’yi dünyada bile Sayın Başbakan’ı “Pijama” ile karşılayabilecek bir medya patronu yoktur. O’nun hükümetine muhtıra verecek bir Genel Kurmay Başkan’ı da yoktur. ABD Başkanına telefonla emirler yağdırabilse de Türkiye Başbakanı’na sesini yükseltebilecek bir İsrail Cumhurbaşkanı’da yoktur. Gücünü milletinden alan liderin partisidir Ak Parti. Kimsenin güç yetiremediği Tayyip Erdoğan’a İstanbul Belediye Başkanlığı seçimlerinde küçük bir kızın hediyesi olan minik bilezik göz yaşı döktürür. Kimsesizlerin kimsesi olma misyonu parti lideri olmadan önce adam olma şartını getirir. Recep Tayyip Erdoğan adam gibi adamdır.

            Cumhurbaşkanlığı makamına “Kardeşi” Abdullah Gül beyi layık görmesi de memleket tarihinin yaşanmamış hadiselerinden biridir. O gün aday olarak Recep Tayyip Erdoğan ismi zikredilseydi salondaki alkışlar inanıyorum çok daha fazla olacaktı. Ama Sayın Başbakan kardeşliğin, memleket sevdasının, siyasetçiliğin dersini veriyordu. Yıllarca “Bu sevda bitmez” nakaratını dilinden düşürmeyen Tayyip Bey sevdanın ilk adımının fedakarlık olduğunu öğretiyordu.

           
 Memleket böyle yönetilir dostlar. Cumhurbaşkanlığı hiç kimsenin ret edemeyeceği bir makamken Tayyip Erdoğan hayır diyebildi. Bundan büyük imtihan, bundan daha muhteşem bir netice olabilir mi? Algılayamayanlara minik bir not düşeyim. Dikkatli bakarsanız Tayyip Bey’in de, Bülent Bey’in de, Abdullah Bey’in de üzerinde çok önceden giydikleri ve asla kirletmedikleri “Beyaz gömleği” görürsünüz. O gömlek bir şekilde kapağı  il yönetimine atmış uyanık partililerin giydiği markalı gömleklere benzemez. Abdülhamit Han’da görürsünüz o gömleği, Mehmet Akif’te, Adnan Menderes’te…
 
            Ak Parti Konya Teşkilatındaki arkadaşlarımızın hayatı Recep Tayyip Erdoğan’la kesişmeseydi, böyle bir parti kurulmamış olsaydı kaç tanesi bu gün o makamlarda oturuyor olacaktı. Başka bir açıdan bakalım: Recep Tayyip Erdoğan dışında kim Ak Parti’yi kurabilir ve bu günkü seviyesine getirebilirdi. Elbette ekibin emeği saygıdeğerdir ancak lidersiz parti hayatta kalabilir mi? 20 yıl önce bu günkü ANAP’ı kim tahayyül edebilirdi?
           
Bu gün Ak Parti camiası, Recep Tayyip Erdoğan Bey’in Cumhurbaşkanlığı Makamına aday gösterdiği “Kardeşi” Abdullah Gül’e yaptığı jesti Konya Teşkilatından bekliyor. Fedakarlığın, ağabeyliğin, delikanlılığın Konyalıcası nasıl oluyormuş görmek istiyorlar. Sayın Başbakan’ın sözünü yerde bırakmayacak, parti içinde bölünmüşlük görüntüsü vermeyecek bir şölene katılmak istiyorlar. Biz bu kabiliyeti, hassasiyeti ve üzerindeki “Beyaz gömleği” Faruk Dügen ağabeyimize çok yakıştırıyoruz. Selçuk Öztürk’ün Genel Merkezin ve teşkilatın adayı olarak seçilmesi, elinin Faruk Dügen ağabeyimiz tarafından havaya kaldırılması Ak Parti’nin fedakarlık kültürüne yakışır bir görüntü olacaktır. Bu zor süreçte üzerine düşeni yapmayan, partili ağırlığı gösteremeyen, Genel Başkanı’na sadakatsizlik edenlerin en azından Konyalı tarafından affedilmeyeceğinin de altını çiziyoruz. Konya çekişmelerin değil kardeşliklerin şehri olmalı, kendine yakışanı yapmalı.

             

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA