• Konya-9 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Eşrefoğlu Cami hakkında genel bilgi
05 Mayıs 2011 Perşembe 11:08

Eşrefoğlu Cami hakkında genel bilgi

Beyşehir'de bulunan Eşrefoğlu Kümbeti ve Eşrefoğlu Camii Hakkında Bilgi
Eşrefoğlu Kümbeti hakkında bilgi
 
Konya Beyşehir ilçesi Eşrefoğlu Camisi’nin doğu duvarına bitişik olan türbe, Emir Seyfettin Süleyman için 1301 tarihinde yapılmıştır.
Kümbet kesme taştan sekizgen gövdeli, klasik türbe mimarisi üslubunda olup, içten kubbe dıştan konik bir çatı ile örtülüdür. Türbeye iki yanlı dik basamaklı merdivenlerle çıkılmaktadır. Türbenin altında mumyalık kısmı bulunmaktadır. Türbenin dış cephesi son derece sade olmasına karşılık içerisi çini mozaiklerinin zengin örnekleri ile bezenmiştir. Ayrıca kubbenin tümü kıvrık dallar, palmetler, Rumiler ve yıldızlarla kaplanmıştır. Kubbe kasnağı kufi yazıyı andıran çinilerle bezelidir.
 
Eşrefoğlu Camii Hakkında Bilgi
Büyük Selçuklular’ın XI. yüzyıldan itibaren oluşturdukları mimarinin zamanla Anadolu kültürüyle kaynaşma-sı sonucu, kıymetli eserler vücuda gelmiştir. Bu eserlerarasında camiler büyük yer tutar. Anadolu’da yapılmış olan Selçuklu dönemi camiler genellikle çok sütunlu ulucami tipindedir. Bunların çoğudikdörtgen planlı yapılardır. İlk örnekleri düz tavanlı veahşap kirişli olan bu camilerin duvarları kesme taşlarlaörülürdü.Türk mimarisinde ahşap direkli camilerin ilk örnekleri Orta Asya’da X-XII. yüzyıllar arasında Semerkant, Bu-hara ve Hive gibi şehirlerde görülür. Bu camilerin Ana-dolu’daki benzerleri Anadolu Selçukluları, Beylikler veOsmanlılar dönemlerinde inşa edilmiş olup, bir kısmışöyle sıralanabilir: Konya Sahip Ata Camii (1258) Siv-rihisar Ulucami (1274-1275), Afyon Ulucami (1272-1277), Ankara Arslanhane Camii (1290), Beyşehir Eş-refoğlu (1297), Karaman Hoca Mahmud Camii, (XIV.yüzyıl) Kastamonu Kasabaköy Camii (1367) Niğde Es-kiciler (Şah) Mescidi (1413-14), Ayaş Ulucami (XV.yy)… Türk mimari kültüründe önemli bir yeri olan ağaç di-rekli düz tavanlı ulu camilerin Anadolu’daki ilk örnek-lerinden olan Beyşehir Eşrefoğlu Camii, Anadolu beylikleri döneminin ilk camisidir. Anadolu’nun olduğu kadar İslam cami mimarisinin de eşsiz bir örneğini oluşturur. Selçuklulara bağlı küçük bir beyliğin sınırları için-de yapılmış olmakla birlikte, Türk sanatının en olgunörneklerini barındıran seçkin bir yapıdır. Eşrefoğlu Camii, Selçuklu Ulucamilerinde görülen şu özelliklerin tamamını barındıran tek örnektir: Ahşap sütunlar, ahşaptavan, kalem işçiliği ile yapılmış süslemeler, kündekâritekniğiyle imal edilmiş ahşap minber, çinili mihrap, tuğla örgülü kubbe… Eserin en önemli özelliklerinden birisi de, süslemeciliğinde gölgeli nakış tekniğinin uygulandığı ilk eser olmasıdır… Hem köklü geçmişi, hem de Türk mimarlık tarihindeözel bir yere sahip olması, Eşrefoğlu Camii’nin yazımı-za konu olmasını sağlamıştır.
 
Eşrefoğlu Süleyman Bey’den Hatıra… Peki, bu cami hangi tarihî dönemin eseridir, kimin mirasıdır? Bunun içintarihte kısa bir gezinti yapmak şarttır. Cami, adını Eşrefoğlu Seyfeddin Süleyman Bey (Vefatı: 1302)’den al-mıştır. Eşrefoğlu, 13. yüzyılın sonlarına doğru, Beyşehir ve çevresindekurulmuş olan Eşrefoğulları Beyliğinin kurucusudur. Önceleri AnadoluSelçukluları’nın uç beyi olan Eşrefoğlu, 1283’te Selçuklu Sultanı 3. Gı-yâseddin Keyhüsrev’in İlhanlılar tarafından öldürülmesinden sonra geli-şen birtakım karışıklıkların ardından Konya çevresinde beyliğini kurmuş-tur.Bugünkü adıyla “Beyşehir” ya da geçmişteki isimleriyle “Süleymaniye”,“Süleymanşehir”, “Beyşehri” Eşrefoğlu Süleyman Bey tarafından imaredilmiştir. Zira, daha 1243’te Kösedağ savaşında Moğollarca tahrip edi-len şehir, önceleri “Viranşehir” adıyla anılmaktadır. Aynı yüzyılın sonla-rında da sık sık rakip beylik ve ülkelerin saldırılarına maruz kalan Beyşehir, Eşrefoğlu’nun hassas çabalarıyla bölgenin en önemli siyaset vekültür merkezi durumuna gelmiş, döneminin bir medeniyet şehri ol-muştu.Eşrefoğlu’nun Beyşehir’de yaptığı eserlerin en önemlisi kendi adıylaanılan camidir. Eşrefoğlu Camisi belgelerde “Sultan Sancar b. Melikşahb. Alparslan”, “Süleyman b. Eşref”, “Süleymaniye”, “Beyşehri”, “Eşre-foğlu”, “Eşrefzâde Camii” gibi isimlerle anılmıştır. Tam adı EşrefoğluSeyfeddin Süleyman Bey Camii’dir. Camin Beyşehir’in gelişmesindeçok önemli işlevleri olduğu bilinmektedir. 1296–1299 yılları arasındayaptırıldığı taç kapı üstündeki kitabesinden anlaşılan Eşrefoğlu Camii,Beyşehir merkezinde, Beyşehir Gölü’nün 100 m. kuzeyinde, bugünküİçerişehir Mahallesi’nde, Eşrefoğlu Külliyesi içindedir. Eşrefoğlu Külliyesi’nde camiden başka, Eşrefoğlu Süleyman Bey’in tür-besi, Bezzaziye hanı ve hamamı bulunmaktadır. Çevresindeki medrese ve bugünkü bedesten sonraki dönemlere aittir. Eşrefoğlu Süleyman’ın 1301 tarihli türbesi, caminin doğu duvarına biti-şik, sekizgen planlı, konik taş külahlıdır. Burada Eşrefoğlu SüleymanBey’in, eşinin ve oğlunun kabirleri bu-lunmaktadır.Dikdörtgen Plân, Beşgen Yapı… Eşrefoğlu Camii, Anadolu’da ağaç direkler üzerine oturan düz ahşap tavanlı camilerin en büyüğü ve orijinali-dir. Güney cephesi 31,80 m, batı cephesi 46,55 m olan dikdörtgen bir pla-na sahiptir. Yalnız, dikdörtgenin kuzeydoğu köşesi dik kesişmemektedir.Bu kısımda 45 derecelik bir kesik şeklinde yaklaşık 20 m uzunluğunda yenibir cephe karşımıza çıkmaktadır. Böy-lece yapı beşgene dönüşmektedir.Burada başka bir ayrıntıya da temasetmek gerekir. Camin diğer cephelerdeki beden duvarlarının örülmesindemoloz taş kullanılmışken, bu bölümdekesme taşın tercih edildiği görülür.Eşrefoğlu Camii’nin, birisi kuzeydoğudaki bu çarpık duvara, diğerleri doğuve batı cephelere açılan üç girişi bu-lunmaktadır. Bunlardan en önemlisi,kuzeydoğuda olanıdır. Bu, ana giriş ka-pısı olup, dışa taşan ve yüksekliği yapıyüksekliğini geçen bir taç kapı şeklin-dedir. Bu taç kapı yedi metre genişlikve on metre yüksekliktedir. Taç kapının sivri kemerinin içi mukarnas dolguludur. Kapı kemerinin başlangıcıpalmetlerle, kilit taşı şakayık motifle-riyle vurgulanmıştır. Taç kapıyı kuşa-tan bordürlerin bezemesinde yoğunolarak rumi ve palmet motiflerinden oluşan bezemeler bulunur. Öne doğru taşma yapankütlesi, bitkisel tezyinatlı bordürleri, rozet ve yan mihrabiyeleriyle Selçuklu taç kapı geleneğini devam ettirir.Üstteki kitabe ise vakfiye niteliğindedir. Taç kapı başta olmak üzere, camin kapılarında ahşap kanatlar kullanılmıştır. Kapı kanatları üzerindeki ahşap süslemelereşi benzeri olmayan eserler olarak kabul edilmiştir. Taç kapının hemen sağında tuğla örgü minare yükse-lir. Kare kaideli minare çokgen gövdeli ve tek şerefeli-dir. Minarenin kaidesinde bir su tesisi olan “Sebil” dik-kati çeker. Burada daha önceki dönemlerden kalmamermer kabartma figür kullanılmıştır.Ana kapının doğusundaki pencerenin aynalı kemerlialınlığında kıvrık dal, rumi ve palmet motiflerinin orta-sında şakayık çiçeği, köşeliğinde ise düğüm motifleribulunur. Taç kapıdan, yapı enince uzanan dar bir galeriye girilir. Harimin bir parçası olan bu dar galeri aynı zaman-da son cemaat yerinin ulu camilerdeki ilk uygulamala-rındandır. Üzerinde boydan boya bir galerinin bulun-duğu bu bölüm iç mekândan kısmen ahşap bir duvar-la ayrılır. Buradan ana mekâna sırlı tuğla ve çini moza-ik kaplı bir duvarın içindeki sivri kemerli bir kapı ile gi-rilir. Bu iç kapının üstündeki çini kitabede caminin inşatarihi (1296-1299) yazılıdır. Kapının kemer köşelikle-rinde firuze zemin üzerine koyu mavi altı adet ışınlı yıl-dız şeklinde yerleştirilen ve çarkıfelek olarak da isim-lendirilen çini mozaik süslemenin kûfî tarzda yazılmış“Ali” ibaresi olduğu ileri sürülmektedir.Ağaç Dersem GönüllenmeHarim, mihrap duvarına dik olarak yerleştirilen, altı sıra oluşturacak bizimde dizilmiş, taş kaidelere oturan,ortalama 40 cm çapında ve 7,5 m yüksekliğinde, silindirik ve çokgen ahşap direklerle (sütun) yedi sahna(nef) ayrılmıştır. Mihrabı da kapsayan orta sahın öte-kilerden daha geniş ve yüksek tutulmuştur. Camiyi sa-hınlara ayıran ahşap sütunların sayısı 48’dir. BunlarınAnamas dağındaki sedir ormanlarından kesilip, Beyşehir gölünde 6 ay bekletildikten sonra fırınlanıp kurutu-larak Eşrefoğlu Camii’nde kullanıldığı kaydedilir. Ahşapsütunların doğal kök boya ile renklendirildiği ve günü-müzde de özgünlüklerini korudukları belirtilir. Bu ahşap direklerin abanoz ağacından oyma mukarnaslıbaşlıkları vardır. Direkler kıble duvarına dik yönde, ah-şap kirişlerle birbirine bağlanmıştır. Bu kirişlere deenine olarak yuvarlak ahşap aşıklar oturtulmuş, böy-lece düz bir çatı örtüsü oluşturulmuştur. Buradakiana kirişlerin yüzeyleri, tali kirişlerin uçları, konsolla-rın araları, alt ve yan yüzleri ile başlıklar renkli boyalar ve motiflerle nakışlanmıştır. Özellikle orta sahınçok zengindir. Orta sahında, mihrabın önündeki kubbe, güneyde du-vara bitişik olup, kuzeyde yıldız kesitli iki kâgir ayağaoturan üç sivri kemer üstünde yükselir. Kemerlerdenkubbeye yelpaze biçimli üçgenlerle geçilir. Dıştan çokyüzlü piramidal bir külahla örtülü olan kubbenin içi sır-lı tuğlalarla örülmüş ve mozaik çinilerle kaplanmıştır.Kubbenin ortasında beş köşeli bir yıldız içersinde kûfîile Allah, Muhammed ve dört halifenin isimleri yer al-maktadır.Düz tavanlı cami tiplerinden olan Eşrefoğlu Camii, ta-van sistemindeki işleme ve nakışlarıyla da dikkat çeker.Caminin ahşap tavanı renkli kalem işi süslemelere sa-hiptir. Özellikle konsollardaki kök boyalı motifler dik-kat çekicidir. Bu tavanın ortasında ise bir aydınlık fene-ri bulunmaktadır. Caminin özelliklerinden birisi de aydınlık fenerinin tamaltına gelecek şekilde caminin zeminine yerleştirilenve ‘karlık’ denilen bir havuzun bulunmasıdır. Üstü açıkbırakılan 4-5 metre derinliğindeki bu havuza, kış ayla-rında caminin damındaki kar çatının ortasındaki boş-luktan atılırmış. Biriken karın yavaş yavaş erimesiyle ca-mi içinde meydana gelen nem, harimdeki ahşap un-surların ömrünü uzatmakta, çatlayıp kurumasını, çürü-mesini engellemekteymiş… Ahşap unsurların 700 yılı geçkin bir süredir ayakta kalmasını ‘karlık’a bağlayanlar,bu tesis üzerine denk düşen çatıdaki aydınlanma fene-rinin restorasyonlar sonucunda kapatılmış olmasınıyanlış bulmaktadır. Caminin aydınlatılmasında altlı üstlü dikdörtgen ve ke-merli pencereler kullanılmıştır. Kapılarında olduğu gibi,pencerelerinde de ahşap kanatlar tercih edilmiştir.Pencere kanatlarındaki süslemeler de, kapı kanatların-dakine benzer bir nitelik taşımakta, eşsiz ve benzersizkabul edilmektedir. Beden duvarlarının hayli yukarısın-da yer alan pencerelerin altından ve üstünden, bütünyapıyı dolanan ahşap hatıllar geçmektedir. Çini Mihrap, Ceviz Minber… Eşrefoğlu Camii’nin mihrabı tamamıyla dönemininzengin mozaik çinileri ile kaplanmıştır. 4,58 m eni, 6,17m yüksekliği ile Konya çevresindeki bütün çinili mih-raplardan daha büyüktür. Bu sanat şaheserinin bir kı-sım çinileri nemden etkilenerek dökülmüştür. Mihrapcephesine işlenen bitkisel, geometrik ve yazılı bordür-lerde firuze, patlıcan moru ve lacivert renklerin ege-men olduğu görülür.Mihrabın hemen yanındaki minber tamamen cevizağacındandır. Üstün bir işçilik ve zengin bir süslemey-le, “kündekâri” tekniğiyle, oymalı, çatmalı, çivisiz vetutkalsız olarak yapılmış olan minber, caminin gösterişve zenginliğine yaraşır üstünlüktedir. Kündekâri tekni-ğinin, beylikler dönemindeki en zengin örneklerindenolan minber, beşgen, sekizgen ve yıldız şekilli geomet-rik dolgular ve bitkisel bezemelerle kaplanmıştır. Bu iş-çilik ancak sedef veya fildişi çatmalarında görülebilecekderecede inanılmaz bir düzgünlük ve inceliktedir. Min-ber, hat sanatına mahsus unsurları da taşır. Örneğin,minber kapısına ahşapla yazılmış hat’la Allah, Muham-med ve dört halifenin adları bulunmaktadır. Kapınınsol üst köşesindeki kıvrıkdal (rumi) bezemelerin arası-na ise caminin muhteşem ahşap işlerini yapan İsa Us-ta’nın imzasına rastlanır: Ameli İsa”Mihrabın önünde, orta sahnın dört direği arasında ge-ne ahşaptan müezzin mahfili vardır. Oldukça alçakolan bu mahfil 1574/75’te yapılmıştır. Kıble duvarıyla batı duvarının birleştiği köşede ‘Beymahfili’ vardır. Merdivenle çıkılan bu bölümün ahşapişlemeli parmaklıkları ile taşıyıcı kirişlerin konsol halin-de yontulmuş uçlarında ve aralarında zengin nakışlarkullanılmıştır. Bu mahfilin tavanı ise hatai üslubunda çi-çeklerle süslüdür. ‘Bey mahfeli’ne cami dışından yapı-lacak en kolay giriş için caminin batıdaki kapısı kulla-nılabilir. Ahşabın Daveti… Eşrefoğlu Camii çeşitli bakım ve onarımlara tâbi tutul-muştur. Bunlar; 1900, 1934, 1937, 1941, 1956, 1962,1965, 1968, 1996 tarihlerinde yapılmış restorasyon-lardır. Bu tamiratlar caminin birtakım değişiklikler geçirmesi-ne sebep olmuş, sözgelimi üstü önceleri toprak dam-la örtülü iken, önce kiremitle, sonra bakırla kaplanmış-tır. Günümüzde ise kurşunla kaplıdır. 1996 yılındaki ta-miratta ana mekânın zemini açılmış, demir ve betonkirişlerle takviyeye gidilmiştir. Yapıda bozulmaların enfazla görüldüğü unsur ise taç kapıdır. Bu kısımda mu-karnasları oluşturan taşlarda bozulmaların fazla olduğusöylenebilir. Bitirirken söyleyelim: Beyşehir’de güzide bir mirasıbünyesinde taşıyan görkemli bir ahşap cami bizi sec-deye davet ediyor. Davete icabet gerekir…
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten
  • Medova Hastanesi, muhtarları ağırladı
  • 65 terörist etkisiz hale getirildi
  • Yeni Kararname ile Konya'da ihraç edilen isimler
  • ‘Evet’ mitingleri başlıyor
  • Dağda kaybolan gençleri jandarma kurtardı

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA