• Konya10 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Erdoğanı Hamasa destek vermekle suçladı
20 Ocak 2009 Salı 16:38

Erdoğan'ı Hamas'a destek vermekle suçladı

Gazze'deki ateşkese değinen Baykal, Başbakan'ı duygusallıkla suçlayarak "Filistin, Hamas dedi şimdi Abbas'ı eleştiriyor. Türkiye duygusal davranma hakkına sahip değil"

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal partisinin grup toplantısında konuştu. İşte Baykal'ın konuşmasından satırbaşları:

Ortadoğu'da en çok biz konuştuk. Ama gerekeni yapamadık. Bir tavır takınmak istiyorsak bunu devlet olarak TBMM olarak hep beraber kınarız. Bu tabi konuştuğun etkin olmaktan çıkıyorsun. Yanlış olmuştur. Mısır bu olayda hiç konuşmamıştır. Ama etkin diplomasiyi Fransa ile götürmüştür. Mısır anahtar ülke haline geldi. Mısır sessizce Fransa ile birlikte proje ortaya koydu ve sonuç almaya gayret etti. Sonuç henüz alınamadı, bunun daha çok aşaması var.

- Hamas İsrail burdan ayrılmazsa ateşkes biter diyor. Çok kırılgan her an ortadan kalkabilecek bir durum. Yaptırımı olan bir ateşkes haline götürmek gerekmektedir. Malesef bu çalışmalar askıda bu konuda da gereken yapılamıyor. Oyalama taktiği sürüyor. Olayın olabildiğince üzerinde kim yanlış yaparsa o yanlışı söyleyebilecek mesafeli tavır içinde olmamız lazım. Biz sadece oradaki insanın değil 70 milyonun güvencesi olmak zorundayız. Biz koca ülkeyi taraf yapamayız. Acırız, üzülürüz, elimizden geleni yaparız. Elimizden geleni yapmayız Türkiye'yi ordaki çatışmanın içine sürükleriz. Kimse Türkiye'yi o çatışmanın içine sürükleyemez.

- Başbakan kaptırdı gitti. Filistin, Hamas dedi şimdi Abbas'ı eleştiriyor. Türkiye duygusal davranma hakkına sahip değil. Kendimize ordakı tartışmaların bir parçası haline dönüştürmemeliyiz. Yönlendirmeye gelmemeliyiz. Filistin'in haklı davasını düşünen ve kendi konumunu koruyan bir ülke olmalıdır.

- Acı olayın Türkiye'de kitlesel bir duygusallığın gelişmesine ve halkın vatandaşlarımızın bu çatışmayı kendi ölçüsünün ötesinde bir din çatışması bir ırk çatışması olarak algılamakta olduğu izlenimi var. Bu konularda Türkiye sokaktaki insanımızla her düşünceden insanla yaşanan olaya karşı insani tepkimizi göstermeliyiz Ama bir din ırk çatışmasının parçası haline getirmemeliyiz. Bu konuda en büyük sorumluluk iktidara düşüyor. Biz yıllarca birbirinden farklı barış kardeşlik içinde yaşamayı başardık. Bizim hiç bir dine, ırka karşı husumet içinde olan kampanyayı desteklemeyiz. Türkiye bu tuzağa düşürmeyiz. Hem Filistin olacak hem İsrail olacak. Filistin bağımsız bir devlettir. Bunu ertelemenin çok ağır insani suçu vardır. İnsanların haksızlık duygusunun kuşaktan kuşağa geçmesine seyirci kalıyorlar. Filistin'in de bağımsız bir devlet olarak kalıcı barış sağlanmalıdır.

ERGENEKON SORUŞTURMASI

- Malum dava ile ilgili ilginç gelişmeler oldu. Bu yürümekte olan davanın niteliğinin ne anlama geldiğinin bugün bilerek çok daha iyi ortaya çıktığıını görüyoruz. Dava çok değişik savrulmalar yaşıyor. Başlangıçta ortaya konan şekli ile zamanla ortaya çıkan görüntüler köklü şekilde farklı oldu. Bir defa geride bıraktığımız günlerde bu davanın hukuki niteliğinin artık çok yaygın bir hukukçular kesimi tarafından doğru bir şekilde değerlendirildiğini biliyoruz. Türkiye'nin saygın hukukçuları. Olayın tarafı konumunda olan insanlar saygın hukukçular bu aşamada seslerini yükseltme değerlendirmeler yapma zorunluluğunu hissetmeye başlamışlardır. Bu iddialar bu davaya sahip çıkanlar tarafından da teslim edilmeye başlandı. Bugun kimse bu davanın standartlara uygun bir biçimde yürütüldüğünü söyleyemez. Hukukun gereğinin yerine getirildiği hukuki bir kuşkuya açık olmayan dava süreci yaşanmaktadır denilemez. Daha geçen hafta baroların tümü bir iki istisna var mı bilmiyorum ama 74 tane baro 01'den başlayın Zonguldağa kadar gidin. Bizi rencide eden yanlışlıklar yapılıyor diyorlarsa kulak vermek gerek.

- Bu insanlar 1.5 yıl sustular bağırlarına taş bastılar. Hukuk ortaya çıkar diye düşündüler ve daha geçen hafta ortaya çıktılar. Bunun bir anlamı bir değeri yok mu? Bunu yok saymak mümkün mü? Türkiye'nin saygın Onursal Yargı Başkanı Sami Selçuk diyor ki 40 yıllık devlet yaşamımda ben böyle bir iddianame görmedim diyor. Bunun bir anlamı yok mu? Olur mu canım. Memleketin saygın tarafsız hukukçuları AİHM'de bizi temsil eden Rıza Türmen her hafta yazılarında yanlışları anlatıyor. Şimdi geldiğimiz noktada aşağı yukarı herkes şunu kabul etti. Bazıları biz Türkiye'de o kadar büyük bir iş yapıyoruz o kadar da hukus dışı olay olsun diyor. Bu insanların zihninde şöyle birşey var. Bir dava götürülürken hukuk kuralları uygulansa iyi olur, uygulanmasa da bizim istediğimiz seyirde gidiyorsa sorun yoktur. Bunlar olayın esasını göremez haldeler. O olsa iyi olur denilen konular olsaydı bugünkü tablo olmazdı. O gözaltına aldığın insanları 1.5 yıl gözaltında tutamazdın. 2500sayfalık iddianame ile rencide edemezdiniz.

- Ucu açık iddianame. Hukuk ucu açık dalga dalga hukuk. Kimlerle yargılandığımı göreceğim. Başı sonu belli olmayan 2500 sayfalık iddianame 2. 3. gelecek dalga dalga iddianame. Böyle hukuk olur mu? Gözaltına almalar tedbir olmaktan çıktı işkenceye dönüştü. Gözaltına alınanlar hepsi bir siyasi görüşü temsil ediyor. Siz kendi rakiplerinizi şimdi devlet elimizde diye aldırıyorsunuz. Hani savcı aldırıyordu. O savcı sizin istediğinizi mi gerçekleştiriyor. Bu sorular boşlukta. Önce insanlar alınıyor sonra delil aranıyor. Onların suçlu olduğu belirleniyor sonra delil aranıyor. Kişilerin tanıkları, telefon görüşmeleri, iddialar, iftiralardan birşey çıkar diye bekleniyor. Türkiye böyle bir yargılanmayı kabul edemez. Bu tablo böyle giderken bir önceki hafta yeraltından silahlar çıktı. Aaaa silahlar var durun bunları anlayalım. Diğer olaylarla bağlantılarını kuralım deniyor. Silah işi ayrı, Ergenekon işi ayrı. Ergenekon işi siyasi hedefi olan Başbakan'ın Cumhurbaşkanı'nın kafasında olaşan davadır. Herşey onun içine yerleştiriliyor ama ortada birşey yok. Yüzlerce gözaltı var. Bunların bir biri ile nasıl bir ittifak içinde örgüt içinde olduklarına dair kanıt olmadı. Kanıtlar bir susurluk uzantıları ve şimdi Susurluk öncesi terörle mücadele dolayısı ile faili meçhul cinayetleri işleyenler ve o olaylar. O olayları getirin sonuna kadar hesaplaşalım, devlet içinde yer tutmuş örgütlerin etkisizleştirilmesi için yapılacak çalışmaya hazırız. Bunun bir an önce ortaya konması lazım.

- Şimdi o silahlardan yola çıkarak sanıkları yakalayın. Yani tiyatro sanatçılarını şöhretleri gazetecileri televizyoncuları aydınları profesörleri silaha bağlamaya çalışıyorsunuz. Silahı buldum kendine güveniyorsan o silahtan parmak izini çıkar. Çıkar da göreyim seni. O silahlar oraya nasıl girmiştir, kim koydu, kime ait, ait olduğu merciden bugün bir başkasına nasıl geçti onu çıkar o önemli. Derhal bu konuda bir komisyon kurulmalı ve seyrine bakmadan dava temposu içinde değil derhal bu işin üstüne yürünmelidir. Derhal aydınlatılması lazım. Orada dursun sonra biz ya buluştururuz ya buluşturmayız. Derhal derhal. Bunu istiyoruz. Bu olay ortaya çıkınca grubumuz hemen hazırlıga başladı. 2 önerge hazırladık. Derhal TBMM olaya el koymalı. Oraya nasıl geldi. Bu tabloyu incelemelidir. Bu konu aydınlığa kavuşturulursa çok farklı olur. Susurluğa terörle mücadelemi, nereye giderse onu araştıralım. Türkiye'de devleti hukukun üstünde tutmak.

- Yüksekova çetesi ortaya çıktığında CHP olarak biz devlet kuruluşları ile devlet kurumları arasındaki ilişkiyi gündeme getirdik. Milletvekillerini bölgeye gönderdik. Sorumluluğunu yaptıracağız dedik. O günden bu güne daima biz hukuk dışı yetki kullanılmasına karşı tavrımızı sürdürüyoruz. Bu konuda çok ciddi sorunlar var. Fasa fiso gbupları bunlar dans yapıyor diye alay ederken. Onun gereğini yapılmasını istiyorduk. 1995 yılında ben CHP genel başkan olarak seçilince kendimi koalisyonda buldum. Başbakan ile uzun bir görüşme oldu. 4 saat sonra çıktım devlet kuşatma altında böyle bir ortamda hükümet ortağı olmak istemiyoruz dedim. 4-5 ay sonra da Susurluk patladı. Susurluk'u biz teşhis ettik ve tavrımızı ortaya koyduk. Kimse bize davayı önümüze getirmesine imkan yoktur.

- Hem olayın hukuki niteliği ortaya çıktı. Şu görüldü ki iktidar psikolojik savaş anlayışı ile olaya yaklaşıyor. Olay hukuk süreci olarak değil toplumu yönlendirmeye etkilemeye yönelik bir savaş içinde uygulanmaktadır. Bu görülmüştür. Düşmanlar dostlar tespit edilmiş. Hukuk arada var yok. Bu harekatın bir parçası olarak TRT'de devreye sokulmuştur. TRT'nin konumu savaşın tetikçisi olarak görev aldı. Düşünün ne idüğü belirsiz bir kişi ortada birkaç gün güvenlik güçleri tarafından alındığı söylenen bir ifadesinin kaseti televizyonlara dağıtılıyor. O kasetler servis edildi. Neymiş 3 saat 4 saat poliste alınan ifadesi. Bunun kaseti. Bu nerden çıktı. Daha önce onun ifadesi intikal etmişti. Baktılar bu eksik falan kişi ile de ifşaatları da vardı onu göremedik dediler. Savcılık yazı yazdı ve kaset ortaya çıktı. Kasete baktık o bölümler gene yok. Gene eksik. Belki biraz daha geniş. Bu kasetle ilgili spekülasyonlar var. Bu 2001'de mi çekildi 2005'te mi çekildi. Efendim işkence altında alınmış ifade deniliyor. Maaşallah işkence altında değil derse veren birisi anlatıyor. Ne işkence ne baskı tam tersine küstah ve ukalaca alınmış bir ifade. Bu 2001'de alınmış ifade mi. Sorular yığınla sorular. Hemen ertesi gün TRT Kanada'dan bu kişi ile bağlantı kurdu. Gene saatlerce bu insan aklından geçen herşeyi Türkiye'nin önüne serdi. TRT resmi kuruluş. Milletin vergileriyle oluşturulmuş kuruluş. Hepimizin o kuruluşun kurulmasında emeğimiz var. Onun hukukunu gözetmemiz gerekir. Kimseyi suçlamayacak. Yanlış varsa onun kabul edilemeyeceğini anlatacak. Canlı yayın bu anlayışla önüne geleni dizmiş söylüyor. Onu ciddiye alıp cevap vermem doğru değil. Devletin kuruluşlarının bu adamı ciddiye alıp bunu karşımda görmektir.

- Çıkacak konuşacak herkes de kendi anlayışına göre izleyecek. Böyle bir manzaraya tanık olmak beni üzüyor. Temel kurumlar kurallar allak bullak oldu. Herşey çığrından çıktı. Cumhurbaşkanı çağrı yapmış. Yasama, Yürütme ve Yargı organlarının başkanlarını çağırıyor. Yargı organınını başı olarak kimi çağırıyor neyi çağırıyor onu göreceğiz. Şimdi ne oluyor Türkiye 80 yıllık Türkiye bölgenin en güçlü ülkesi ne hale geldi. Bu AKP olmasaydı bunlar başımıza gelir miydi? Türkiye'yi baştan çıkardılar. Bu değişim yenilenme diye ortaya konuldu bir baktık ki kendimizi Ortadoğu'da Hamas'ın yanında bulduk.

- Bu iyi bir gidiş değil. Bunlar pisikolojik savaş yapacağız Özel tv kuruluşların çıkaracağız. Olmaz. Buna bir son vermek gerekiyor. Yani her alanda önce yargı Türkiye'ye bu manzaranın yakışmadığını değerlendirmeli gereği yapılmalı. Ortaya çıkan silahlar mermiler karışık ilişkiler derhal onlarla ilgili en etkil tedbirler alınmalı gerçekler ortaya çıkarılmalı hesap vermeli vermeyenlerin de vermesi sağlanmalı. Türkiye ipini kimin çektiği belli olmayan oyuncağa dönüştürülmemeli. Türkiye kendine gelmeli. Bu da yapılmazsa milletimiz bunun gereğini yerine getirmeli.

- Umut ediyorum milletimiz çare olarak üstüne düşeni yapacaktır.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA