• Konya-5 °C

Alev Ayyıldız

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Dünyada mabedinde din eğitimi alamayan tek ülke

20 Temmuz 2010 17:00

    Belirli kelimeler vardır ya. Hani söylendiği andan toplumun genelinin zihninde birbirine yakın kavramlar çağrıştırır. Bunlardan bana en itici gelenlerinden biriside yobaz sözcüğü. Hakaret, küçümseme, kibir hatta alay dahil bir çok olumsuz hisleri bünyesinde birleştiriyor nede olsa.

    Bu çirkin sözcük yazık ki benim güzel ülkemin kaderi oldu. Uzun bir süre hayatları hakkında hiç bilinmeden yorum yapılan sarıklı, şalvarlı  erkekler ve çarşaf giyen bayanlar için kullanıldı. İnanca saygısı olanların dahi akıllarına bu şekilde kazındı. Gelişmenin yolunu kılık kıyafet gibi çaputlarda arayanların, beyinlere işlediği nakıştı bu kelime.

    Yobazlık maskesi altında inanç düşmanlığı daha açık tabiriyle İslam düşmanlığı gerçekleştirildi. İmkanları olsa bir kaşık suda boğacakları, yaşama hakkı tanımayacakları insanlardan sözle alınan intikamdı.

    Yıllar içinde öğrenildi ki bu sözcüğün aslında hoşgörüden bihaber olanlar için kullanılması gerekiyormuş. İnsan vasfını taşıyan herkes kendisi gibi düşünmeyene yada yaşamayana saygı duymalıymış. Kişiliğe saldırı olmadığı müddetçe yabancısı olunan hayatlar hoşgörüyle karşılanmalıymış.

    Yazık ki kutuplaştırmaların etkisiyle anlayış ve saygı yerini çoktan nefrete ve değiştirme uğraşlarına bıraktı. Olgunlaşmayı yeniden kazanacağımız, birbirimizi kabulleneceğimiz, farklılıklar zenginliğimdir diyeceğimiz günler gelir mi bilmem ama “yobaz” yaftasıyla inanca saldırılara bir yenisi daha eklendi geçtiğimiz günlerde.

    Medya’da fazla yer almadığından pek gündeme gelmedi ama manzaralar yüreğinde bir parça iman taşıyan herkes için iç parçalayıcıydı.

    Daha önceki senede de gerçekleşen baskın bu yıl daha bir ateşli oldu. Konuyu bilmeyenler için ufak bir hatırlatma yapmak gerekirse Kıbrıs’ta inançlı insanlara karşı yürütülen eziyetin rezilce yaşanmış başka bir örneğiydi.

     Gayet masum  bir taleple başlamıştı her şey. Çocuklarının dini eğitim almasını isteyen velilerin isteği üzerine KKTC Milli Eğitim Bakanlığı ve KKTC Din İşleri Dairesi, yaz kuran kurslarının okullarda verilmesini kararlaştırmıştı.

    Fakat verilecek olan eğitim birilerini çok rahatsız etti. Eğitimci adıyla anılan ve sendika adı altında baskı kurmaya çalışan öğretmenler kursları bastı, öğrenci kovaladı. Zorbacı eğitimcilerin oluşturduğu Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) Başkanı Ahmet Eraslan’ın açıklamasıysa gülsem mi ağlasam mı dedirtecek cinstendi. Doğru düzgün Türkçe  konuşamayan bu zat tüm pişkinliğiyle yaptıkları baskını savundu. Kur’an Kurslarına karşı olduklarını dile getirmekten çekinmeyen öğretmen, bu kurslarla şeriat getirilmek istendiği gibi komik bir gerekçede sundu.
Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası Başkanı Şener Elçil'in sözleri daha vahim ve tam bir cehalet örneği. Elçil, sadece yaz kurslarına değil, Kur'an'ın Arapça öğretilmesine de karşı. Kur'an'ın Türkçe öğretilmesi gerektiğini savunan bu zat, Arap harfleriyle verilen eğitimin , Arap emperyalizmine hizmet ettiğini savunuyor.Türkiye’de bile bu denli aptalca, ezberletilmiş açıklamalara şahit olduğumu hatırlamıyorum.

    Bu rezalet baskınlar ve ardından yapılan akıl almaz açıklamalar  yavru vatan Kıbrıs'ta iki yıldır krize sebep oluyor. Kursları basan sendikacıların uyguladığı şiddet, aileleri bezdirmiş. Konuyla ilgili KKTC Din Görevlileri Birliği Başkanı Hayri Koç'un açıklamaları kapsamlı bir yıldırma politikası olduğunu gözler önüne seriyor.

    Koç’un açıklamasında öyle bir cümle var ki insanın kanını donduruyor ve acı gerçeği bir tokat gibi yüzümüze çarpıyor. “Dünyada mabedinde din eğitimi alamayan tek ülke Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetidir.”

    Artık üstüne yapılacak bir yorum dahi getiremiyorum. En doğal haklardan birisi olan inanç özgürlüğünün ne denli kısıtlandığını gözler önüne sermiş cümlesiyle.

    Baskın krizi ve ardından yapılan açıklamaları takip ettiğimde Koç’un demeci kadar Başbakan İrsen Küçük'ün sözleri de oldukça manidar. İngiliz sömürgesi döneminde dahi adada din eğitimi olduğunu söyleyen Küçük, o dönemlerde okul müfredatlarında cuma günleri topluca namaza gitme zorunluluğu olduğunu hatırlatıyor. Bu açıklamalarına karşın Kıbrıs siyasetinin ağır toplarından  Mehmet Ali Talat konuyla ilgili açıklama yapmaya gerek bile duymazken, Serdar Denktaş’ta Kıbrıs’ın daha büyük sorunları  olduğunu belirten bir gafı var.

    Baskın kahramanı hocalara destek vermeyende yok değil. Girne'de faaliyet gösteren 'Protestan Türk Kilisesi' ya da diğer adıyla 'Lütuf Kilisesi'nin Pastörü Kemal Başaran, öğretmenler sendikasının dini bilgiler kurslarına yaptığı 'denetime' destek veriyor.  

    Başaran baskına nasıl destek vermesin ki ?. Çünkü sözde laik bu insanların asıl rahatsız olduğu din eğitimi verilmesi değil, İslam’ın kendisi. Eğer öyle olmasaydı Hıristiyan nüfusunun olmadığı yerlerde dahi kilise açılmasına da tepki gösterip, artık ayyuka çıkan misyonerlik çalışmalarına da tepki verirlerdi.

    Soruna gerçekçi ve geniş bir perspektifte bakmayı başaran ise KKTC’de yayınlanan Demokrat Bakış gazetesi yazarlarından Doç. Dr. Erkan Arıklı . Arıklı Hoca yapılan baskınların asıl nedeninden tutunda KKTC’de artan intihar oranlarına, inanç ve insan arasındaki ilişkinin kavranmasına kadar derin  ve etkili analiz yaptığı "Din eğitimine karşı çıkan laik yobazlar" isimli yazısında gerçekleri tüm çıplaklığıyla anlatmış.

    Ülkemizde de konuya sahip çıkan ve olayı değerlendiren isim olarak ta Bursa Düşünce Kulübünün açıklamalarına şahit oldum. Sözde diğer bilinçli ve inançsal hassasiyet taşıyan  dernek, kuruluş yada siyasilerden çıt yoktu.  Umdum ki Bursa düşünce kulübü gibi pek çok yer sahip çıksın bu davaya ama yazık ki konuya yönelik değerlendirmeleri okuduğumda ülkemizden yalnızca onların sesinin çıktığını gördüm.

 

 

 

 

 

 

 

 

    Kumarhaneleri ve baskınlarıyla adı duyulan Kıbrıs’ı düşünürken fethedildiği günden tutunda barış harekatında şehit olan Mehmetçikleri düşünmeden edemiyor insan. İnanç ve vatan adına ölüme yürüyen şehitlerimize bir parça vefa borcu taşıyan herkesin konuya sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum. Korkuyorum ki bizim kırklı yıllarda başımıza geldiği gibi cenaze kaldıracak, dua okuyacak tek insan kalmayacak yavru vatanda.

 Selam ve dua ile

 

 

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA