• Konya5 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Dindarların tüketim eğilimi nereye gidiyor?
28 Haziran 2009 Pazar 10:07

Dindarların tüketim eğilimi nereye gidiyor?

Türkiye'de dindar kesimin tüketim eğilimi giderek merkeze kayıyor. Pardösünün yerini trençkotlar alıyor. Ruj kullanımı artıyor. Son olarak bir alternatif otel hanımlara ait disko açtı.
Antalya'da ağırlıklı olarak dindarlara hizmet veren 5 yıldızlı bir tatil köyünde 'hanımlara ait' disko açıldı. Uzmanlara göre bu durum toplumdaki ayrışmayı kuvvetlendirmiyor.  
 
Yer, Antalya'da 5 yıldızlı Şah inn Paradise Tatil Köyü. Mekânı, ağırlıkla "dindar tatilciler" kullanıyor. 30'u aşan benzeri arasından ayırt edici özelliği, içinde "bayanlara özel disko" bulunması. Bu, İslami tatil köyleri açısından bir ilk. Disko saat 22.00'de açılıyor, 04.00'te kapanıyor. İçeride tipik bir disko; ortada bir dans pisti.. Önünde tabureleri olan bir bar bile var. Hadise de çalıyor, Serdar Ortaç da. DJ'i ise kadın. İçki satılmıyor, gazlı içecekler ve meyve kokteylleri içiliyor. Daha çok 25-38 yaş grubu geliyor. Tatil köyünün genel müdürü Yusuf Yücel, fikri ortaya attıklarında "inançlarımızla uyuşmaz" diye itirazlar yükselse de artık erkeklerin de "bize niye yok" demeye başladıklarını söylüyor.
 
Durum ilk anda garip hatta, "kitch" görünebilir. Ama daha 80'lerde İstanbul'un göbeğinde alkolsüz öğle matinelerinde diskolara takılan kesim dindarlar değil, modern Türkiye'nin yüzü olarak lanse edilen gençlerdi. O günlerde dindarların bırakın diskoya gitmesi, kot pantolon giymesi dahi tartışma konusuydu. Oysa 2009'da Türkiye'de dindarlara hizmet veren bir tatil köyünde tipik bir disko açılıyor. Fakat harem-selamlık düzeni kadınlar hamamı kıvamında korunabiliyor.
 
Peki bu neyi ifade ediyor? Acaba dindarlar kendi tatil köylerini, restoranlarını, diskolarını yaratıp "adacık" olarak tanımlanabilecek bir süreçte mi yaşıyor, yoksa bu adımlar tüm toplumun kamusal alanda buluşmasına hizmet edecek bir güzergâhı mı işaret ediyor? Uzmanlara göre mesele aslında "merkeze kayma". Yani tüm toplum kamusal alanda buluşmak üzere hareket halinde.
 
AGB Nielsen Media Research'ün 2001'den beri yürüttüğü Target Group Index (TGI Türkiye Araştırması'nın trend verileri de bu eğilimi doğruluyor. 15 yaş ve üzeri kentli kitleyi baz alan araştırma, cep telefonu sahipliğinden sinemaya gitmeye, parfüm kullanımından evcil hayvan sahipliğine kadar pek çok ürün ve hizmetin yanı sıra psikografik tutumlar ile ilgili de bilgi topluyor. Araştırmaya göre dindarların tüketim alışkanlıkları genel kitleyle benzer yönde ilerliyor. Örnekse dindar kadınların ruj kullanımı 2001'den beri yüzde 9.7 artmış. Oysa tüm kadınlar içinde bu artış yüzde 7.9. 2001'de tüm kitleye göre yüzde 33 daha az ruj tüketen dindar kadınlarda bu oran yüzde 23'e düşmüş durumda.
 
Tüketim kalıpları değişiyor
 
Erkek tüketim malzemelerinde de görülen bu eğilim dindarların tüketim alışkanlığı bakımından giderek merkeze yaklaştığını gösteriyor. Genç ve eğitimli dindarlar bu ve benzeri tüketim artışlarında belirleyici rol oynuyor olabilir. Dindar çevrelerde yaşayanlarla yaptığımız görüşmelerde "bizden olan" ve "olmayan" algısının da kırılıyor olması merkeze giden istikametin bir başka kilometre taşı oluyor.
 
Araştırma verilerini Referans için yorumlayan TGI Türkiye Proje Yöneticisi Funda Kadıoğlu, "İzlediğimiz başka göstergeler de merkeze dahil olma eğilimini doğruluyor. Artık dindarların kültürel ve politik etkinliklere katılımları da artıyor. Asıl itici güç ise dindar kesimlerdeki eğitimli kadınlar. Eğitim, sağlık, çocuk yetiştirmek gibi geleneksel tüm mümkün kamusal katılım olanaklarını kullanıyorlar" diyor.
 
Dindarların adacıklarında değil, kamusal alanda var olmak istediklerini vurgulayan Kadıoğlu, "Ancak bunu ‘dindarlık arttı' olarak nitelemek doğru değil. Daha önce merkezde değil, çevredeydiler. Bu nedenle değişim, dindarlığın artmasından çok, çevrenin merkeze taşınması olarak okunmalı. AB süreci, dindar kesimlerin de özgüvenlerini artırdı. AKP iktidarı bu özgüveni pekiştirdi, dindar kesimlerin sisteme ve merkeze dahil olabileceklerine ilişkin inançları arttı. Tüketim seyri, eğitime katılım, üretime katılım, tüketime katılım çizgisinde ilerler. Katılım imkânları arttıkça dindar kesimleri pek çok farklı alanda daha göreceğiz" diyor. Kadıoğlu'na göre mevcut kamusal yasaklar dindarların ekonomik alana da katılımlarını artıracak. Peki tüketimleri merkeze kayan dindarların kendileri merkezde mi? Kadıoğlu, bu değişimi geleneksel yaşam biçimden kopuş olarak nitelemenin erken olduğunu söylüyor.
 
Daha da liberalleşecekler
 
Şah inn'in de aralarında bulunduğu Türkiye'de sayıları 30'u aşan İslami tatil mekânı dindar müşterileri ağırlıyor. Kadın ve erkekler denize ayrı giriyor, ayrı eğleniyor. Ancak bu anlayış kırlamaya başladı.
 
Kendisini de dindar olarak tanımlayan Burnaz Turizm'in ortağı Metin Kandaz, değişimi "1990'larda bırakın havuzu, denize bile girmezlerdi. Şimdi diskoya gidiyorlar" cümlesiyle doğruluyor. Kandaz, "Dindarların yüzde 5-10 arasında bir bölümü dışındakiler zamanla daha liberal bir tatil anlayışına kayıp merkezi noktada buluşacak. Ama ne olursa olsun haşemalı kadınla erkek aynı havuz başında güneşlenip suya girmeyecek" diyor.
 
Bir zamanların sembolü tesettür markalarının artık yüzde 10'luk bir kesim tarafından kullanıldığını belirten Kandaz, yeni neslin moda ve kaliteyi öne aldığını ve "bizden-bizden değil farkı"nın azaldığını belirtiyor.
 
Ramazan Bingöl Et Lokantası'nda ise Kandaz'ın "bizden-bizden değil" ayrımını tartışanlar dindarlar değil. Lokantaya adını veren Bingöl, alkol satmıyor ama İstanbul Tekstilkent'te 3 katlı saray yavrusu restoranında en katı "laik" müşterisini bile doyuruyor. Bingöl'le sohbetimiz sırasında kısa kollu, diz üstü eteğiyle yanımızdan bir kadın geçiyor. 2 masa arkamızda ise başörtülü bir kadın yemek yiyor.
 
Ama bu karışım, tatilde Bingöl'ün işine gelmiyor: "İçkisi olmayan, hanımın haşemasıyla denize gireceği yere giderim tabii ki. Eskiden para yine vardı ama muhafazakârların bu kadar sosyal açılımı yoktu. Şimdi harcayacak yer de var. Yine de dindarlara yönelik tüketim pazarı hâlâ büyük arz boşluğu barındırıyor."
 
Kendi tüketim alışkanlıklarına da değinen Bingöl, "Bazen parfüm kullanıyorum. Hacdan aldığım kokuyu da kullanıyorum. İsraf haram ama ben de Ramazan Bingöl'üm Anadol'a binemem, eski gömlek giyemem. Kabul etmeli ki kızım benden daha iyi ve kolay harcıyor. Aldığı mallarda da benden daha esnek" diyor.
 
Marka tutkusu artıyor
 
Dindarların eskiden kolalı içecek tüketmediklerini söyleyen Şah inn Genel Müdürü Yusuf Yücel, "Şimdi tüketiyorlar. Artık takıntı derecesinde marka tutkunları oluştu" diyor.
 
Selçuk Üniversitesi'nden sosyolog Doç. Dr. Mustafa Aydın ise kapitalizmin, dinin sekülerleşmesine yardım ettiğini belirterek son tahlilde kapitalizmin din duyarlılığını izole ettiğini savunuyor. "Allah için çok üretildi, az harcandı" diyen Aydın, gelinen aşamada eskiden insanlara yardım eden dindarın "onlar da çalışsın" demeye başladıklarını kaydediyor. Aydın, "Yaşayan din, hayata uyarlanan dindir ama modernitenin dini zorladığı alanlarda sıkıntı yaratacağını da kabul etmeli" diyor.
 
 
Pardösünün yerine trençkot
 
Dindarların merkeze kayışı modaya da yansıdı. Eşarp ve düz bir pardösüden oluşan giyim tarzı tarihe karışıyor. Artık pantolon üstüne dizüstü trençkotlar ya da tunikler ve bunlara uygun renkte eşarp ve ayakkabılar ortak giyim tarzını oluşturuyor.
 
Konuştuğumuz tesettürlü bir kadına göre özellikle yüksek gelirli tesettürlüler Fatih'ten alışveriş yapmak yerine Nişantaşı'na çıkıyor. Louis Vuitton, Armani, Gucci ve Zara ilk tercihler. Kapalı giyim tarzının liderlerinden Tekbir markası "out" olurken Garize "in". Elbise, tunik, trençkot gibi günlük kıyafetler Mango ve Zara gibi İspanyol markalarından alınıyor.
 
Pierre Cardin, Cacharel, Vakko ve Aker ise eşarpta öne çıkarken çiçek desenliler yerini geometrik desene bırakmış. Siyah, kahve gibi düz ve koyu renkler yerine mavi, pembe gibi canlı ya da karma renkler tercih ediliyor. Eşarplar, uygun renkte babet ayakkabı ve güneş gözlükleriyle tamamlanıyor.
 
En pahalı gecelikler
 
İstanbul'un Bağdat ve Bahariye Caddesi'ndeki mağaza satış görevlileriyle konuşuyoruz.
 
Mango'dan bir yetkili, "Son dönemde müşterilerimizin yüzde 10'u tesettürlü bayanlar. Özellikle yazları terlememek için daha çok keten kumaşlı kıyafetler alıyorlar" diyor.
 
Bir kozmetik mağazası müdürü ise artık müşterilerinin yüzde 40'ının tesettürlü kadınlardan oluştuğunu söylüyor: "Daha çok ruj, rimel ve far gibi ürünleri satıyoruz" diyor.
 
Ayyıldız'dan bir yetkili içgiyimde en pahalı ve işlemeli gecelikleri tesettürlü bayanların aldıklarını söylüyor. Aksesuarda ise büyük taşlı yüzükler, küpe ve kolyeler alınıyor.
 
 
Dünya nimetleri ahireti unutturuyor
 
A&G araştırma şirketinin sahibi Adil Gür, "CHP'lilerin yüzde 91'i ‘Din hayatımda önemli yer tutar' derken AKP'lilerin yüzde 95'i böyle" diyor.
 
Gür'e göre dindarları artık tüketim arenasında daha sık görmemizin nedeni arzın artık dindarları da kapsaması. Kadınlarının yüzde 60'ının başının kapalı olduğu bir ülkede diskolu otel benzeri yerlerin çoğalacağını kaydeden Gür, "Dünya nimetleri ahireti unutturuyor. Gelir arttıkça namaz kılanlar, oruç tutanlar azalıyor. Bu Hıristiyan ya da Yahudi toplumlarında da geçerli. Burada zayıflayan inanç değil ibadet alışkanlığı.
 
Dolayısıyla günümüzün gerçek dindarı varoşta yaşayan kıt kanaat geçinen kitle. Ülkeyi bekleyen gerçek tehlike Esenler'de yaşayan bir çocuğun Nişantaşı'nda yaşayanlara kin güderek büyümesi" diyor.
 
İnternetteki İHL Sözlük'ten alıntılar
 
Dindarların "Ekşi Sözlük"ü olarak niteleyebileceğimiz İHL Sözlük'te genç kuşak dindarların marka algısını da ortaya koyuyor. İşte bazı başlıklar için yapılan yorumlar:
Tekbir Giyim: Genç kuşak Müslümanların artık itibar etmediği giyim markası (feride).
Versace: Milli Görüş'ün sembolüdür (teflon tava).
Caprice Hotel: Dışarıda kapalı gördüğünüz kadınlar, havuzbaşında bikiniyle otururlar.
Zara: Tiki kızlarımızın ibadethanesi (hugo).
Vakko: İthal eşarplardan sonra, papucu dama atılan marka (feride).
Jean Paul Gaultier: Bir dönemler her 10 erkek kişisinin 9'unun kullandığı parfüm (puding).
 
İndeks değerleri nasıl hesaplanıyor?
 
Hesaplamada, dindarların tüketim yüzdesi tüm kitlenin tüketim yüzdesine bölünüyor. Çıkan rakam yüz üzerinden değerlendiriliyor. Örneğin Coca Cola'da indeks 91 ise bu, dindarların Coca Cola'yı tüm kolalı içecek tüketicilerine göre yüzde 9 daha az tükettiğini gösteriyor.
 
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA