• Konya-1 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Depresyon annelik keyfi yaşatmıyor
17 Eylül 2013 Salı 12:15

Depresyon annelik keyfi yaşatmıyor

Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Annagür, doğum sonrası depresyonun, anneleri hem fiziksel hem de duygusal açıdan etkileyen önemli bir psikolojik hastalık olduğunu söyledi.
Selçuk Üniversitesi (SÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Bilge Burçak Annagür, doğum sonrası depresyonun, anneleri hem fiziksel hem de duygusal açıdan etkileyen önemli bir psikolojik hastalık olduğunu söyledi.
Birçok kadının anne olduktan sonra hafif hüzünlü ve kaygılı olduğunu, ruh halinde değişiklikler görüldüğünü ifade eden Yrd. Doç. Dr. Annagür, “Bu belirtiler normalde 7-10 gün içinde kendiliğinden düzelir. Az görülen ancak daha ağır sorunlar doğum sonrası depresyon ya da doğum sonrası psikozdur. Doğumdan sonraki ilk 6 hafta içinde başlar ve tedavi edilmediği durumlarda 1-2 yıla kadar sürebilir” dedi.
Anne olan kadınların yüzde 10-15’inde doğum sonrası depresyonun gelişebileceğini belirten Yrd. Doç. Dr. Annagür, hastalığın nedenleri arasında hamilelikte salınan hormonların doğumla birlikte aniden düşmesi gibi biyolojik nedenler ve kişilerarası ilişkilerde bozulma, stres ve sosyal destekte yetersizlik gibi psikososyal nedenlerin sayılabileceğini vurguladı. Annagür, “Doğum öncesi depresyon, anksiyete bozukluğu gibi bir psikiyatrik rahatsızlığın olması, hamilelikte başlayan depresyonun bulunması, ilk gebelik olması, annelik rolü için hazırlıksız, istenmeyen gebelikler ve gebelikte yaşanan sağlık sorunları, doğum korkuları, sosyal desteğin olmaması, evlilikle ilgili sorunların bulunması anneyi ruhsal açıdan olumsuz yönde etkileyen önemli risk faktörleridir” diye konuştu.
 
Hastalığın çeşitli belirtilerinin olduğunu kaydeden Annagür, bu belirtileri şu şekilde sıraladı: “Şiddetli hüzün ya da suçluluk duygusu, aşırı yorgunluk, enerji kaybı, konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık, öncesinde zevk aldığı etkinliklerden eskisi kadar zevk alamama, uzak durma, endişe, sinirlilik, huzursuzluk, sıkıntı, bunaltı, kendiliğinden ağlamalar, iştahsızlık, kilo kaybı, uykusuzluk veya aşırı uyuma, bebeklerini yeterince sevmediklerine ya da yeterince besleyemediklerine yönelik inanışlar, bebeğin uykusuyla ilgili endişeler, bebeğe zarar verme korkusu ve bunlarla ilgili kendini suçlu görme, bebekle ilgilenmek istememe ve bebeği öldürmek istemeyle ilgili düşünceler ortaya çıkabilir.”
 
Ağır depresyonda mutlaka bir tıbbi değerlendirme yapılması gerektiğine dikkat çeken Yrd.Doç. Dr. Annagür, “Öncelikle depresyona neden olabilecek hormonal nedenler veya başka medikal hastalıklar saptanmalıdır. Gerektiğinde antidepresan ilaç kullanmaktan korkmamak gerekir. İlaç kullanmaktan korktuğu için tedavi alamayan birçok kadında intihar davranışı ortaya çıktığını veya diğer sosyal sorunların ilerlediğini biliyoruz. İlaç kullanmak her zaman emzirmenin kesileceği anlamına gelmez. Bebeğinizin sadece emziren anneye değil ruhsal açıdan sağlıklı bir anneye ihtiyacı olduğunu unutmayın. İlaçsız tedavi (psikoterapi) seçeneğini de psikiyatristiniz ile mutlaka konuşmalısınız. Ayrıca uyku ve yeme düzeninin sağlanması ve iyi bir sosyal destekle bu süreç daha kolay atlatılmaktadır” dedi.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA