• Konya3 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Davutoğlu: Asıl meselemiz içerideki hainler
30 Nisan 2016 Cumartesi 11:40

Davutoğlu: Asıl meselemiz içerideki hainler

Katar dönüşü soruları cevaplayan Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin insani bir destan yazdığı şu günlerde kendilerini ‘dışarıdaki düşman’dan çok, ‘içerideki hainler’in uğraştırdığını söyledi.

İşte Davutoğlu’nun açıklamalarından satır başları: 

Kilis'e roketler düşmeye devam ediyor. Türkiye hangi adımları atacak? Silahlı İHA'ların kullanılacağı söyleniyor. Son durum nedir?

İstihbarat birimlerimiz, askeri birimlerimiz alınacak ek tedbirlerle ilgili geniş çerçeveli çalışma yürütüyorlar. Bu ABD ve koalisyon tarafıyla da paylaşılan çalışmalardır. Saldırıların durdurulması, gerekli cevabın verilmesi, askeri gereklilik olarak alınacak her türlü tedbir konusunda talimat verildi.

ORTAK KADER BİRLİĞİ

Birinci Dünya Savaşı'nın ortaya koyduğu Sykes Picot'un 100'üncü yılı gelirken, Ortadoğu başkentlerinde dolaşıyorsunuz. Kendinizi yalnız hissediyor musunuz? Türkiye'nin Ortadoğu politikasını yürütürken en çok nerede zorlanıyorsunuz?

100 yıllık parantez bir yerde kapanmak zorunda. Hep söylüyorum, ya Kut'ül Amare kazanacak ya Sykes Picot kazanacak. Bizim bütün meselemiz, emin olun Arap Baharı'nın öncesi ve sonrasında olabilecek her aktörle konuşup bölgeyi bütünleştirmek, bölgede ortak kader birliği oluşturmak. Ama bizi en çok zorlayan, bütün bu tarihi ve insani boyutu Türkiye'de anlayamayan muhalif çevreler oldu. Dışarıdaki zorluktan çok içerideki zorluğu görüyorum.

TUZAKÇI ÇETE VE MUHALEFET

Türkiye'nin askeri kapasitesi sınırlı değil. Ama askeri kapasiteyi kullanmak istediğinizde yaptığınız her hamleyi teröre destek gibi gösteren bir muhalefetiniz varsa veya o askeri kapasiteyi milli stratejinin parçası olarak görmeyip dünyaya şikayet eden bir muhalefetiniz varsa, paralel devlet yapısı diye bir çete varsa, bütün dünyada Türkiye'nin yaptığı her hamleyi kötüleyen Türkiye'yi köşeye sıkıştırmaya çalışan ihanet çetesi varsa, işte zorlandığınız yer odur. Türkiye'nin bu kadar büyük insani destan yazdığı dönemde Türkiye hakkındaki olumsuz algının sebebi dışarıdaki düşman değil içerdeki hainler. MİT TIR'ları operasyonunun nelere yol açtığını bilmiyor musunuz? Askeri kapasite dediğiniz kapasiteyi kullandığınızda o kapasiteyi milli bir kapasite olarak görmeyip haince tuzaklar kuranlar... Esas bizi zorlayan bu hainler.

BAZI İNCE İŞLER KALDI

İsrail'le yürüyen görüşmelerle hangi noktadayız?

Bütün adımları en geniş kapsamlı istişarelerle atıyoruz. Gazze'nin elektrik, su, inşaat ve temel ihtiyaçları konusunda ve diğer konularda sağlanacak ilerleme ile birlikte anlaşma neticelenebilir. Çok ileri bir aşamaya gelmiş durumda. Bu anlaşmanın Gazzeli Filistinli kardeşlerimize olumlu sonuç doğurması için bazı ince işler kaldı.

İsrail tarafının Hamas ile ilgili Türkiye'den talepleri var mı?

Bunlar ayrı konulardır. Biz Filistinli gruplarla, kardeşlerimizle ilişkileri müzakere masasının pazarlık konusu yapmayız. Her halükarda ve her şartta Filistinlilerin yanındayız.

Tansiyonla yazılmaz

Herkes sakin olsun. Türkiye'nin neye ihtiyacı var diye bana sorarsanız önce sükûnete ihtiyacı var. Sakin ve rasyonel düşünmeye, birbirimizi dinleyerek yol almaya ihtiyacımız var. Biraz rahat olalım, anayasa tansiyonla yazılmaz, sükûnetle, suhuletle rahat olarak yazılır. Her kelimeden, her kavramdan ürkecek olursak çağdaş bir anayasa yazma şansını kaybederiz.

HDP'liler içlerindeki şiddeti Meclis'e yansıtıyor

TBMM'de ibretlik manzaralar sözkonusu. Yumruklu kavgalar hakkında ne diyeceksiniz?

Birileri şiddet kültürüne alıştığı zaman mekan değişse de o kültür dışarı yansıyor. Sadece milletvekilleri değil, danışmanlar da salona giriyor. Danışmanların salona girmeye ve terör estirmeye ne hakkı var? Bunlara biz tolerans gösterecek olursak hiçbir yerde düzen kalmaz. Üye olmayan milletvekilleri gelebilir ama danışmanların, kimliği meçhul kişilerin komisyon salonuna girmesi diye bir şey sözkonusu olamaz. Arkadaşlara, 'İsteyen herkes istediği kadar konuşsun, bir sınır olmasın ama Meclis kuralları konusunda taviz vermeyeceksiniz' dedim. Söz talep eden hiç kimse engellenmiş değil. HDP dışarıdaki şiddet kültürlerini Meclis'e yansıtmaya çalışıyor. Burası onların at oynatabileceği mekân değil.

Pür başkanlık

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'partili cumhurbaşkanlığı' seçeneğinin de olabileceğine yönelik açıklaması oldu. Farklı alternatifler konusunda bir çalışma var mı?

Güya ben demişim ki 'tam başkanlık sistemini savunursam kendimi inkâr etmiş olurum.' Bu varsayım üzerine Cumhurbaşkanımıza bir soru yöneltmiş bir gazeteci. Böyle bir şey kesinlikle yok. Böyle bir ifademi birisi bulsun çıkarsın, ben özür dilemeye hazırım. Şanlıurfa'da gençlerle buluştuğum zaman, gençler “Başkanlık olursa kendiniz ile ilgili kaygı duyuyor musunuz?” diye bir soru sordular. Ben de, “12 Eylül Anayasası'na hayır oyu vermiş biri olarak bu anayasayı savunmam halinde kendimi reddetmiş olurum. Aksine başkanlık da dâhil bu anayasanın tümden değişmesinin gerekli olduğuna inanıyorum” dedim. 27 Nisan e-muhtırası başkanlığın önünü açan en önemli süreçlerden birisidir. Sayın Abdullah Gül'ün seçilmemesi için ne uğraşlar verdiklerini unutmamak lazım. Bir sistem çarpık deniyorsa, ilk yapılması gereken şey revize edilmesi değil tümden değişilmesidir. Partili cumhurbaşkanı nihayetinde bir revizyondur. Varolan sistemi bir unsurla revize etmektir. Bizim öncelikli hedefimiz revizyon değil; anayasayı başkanlık sistemi etrafında kurgulamak. Sistemi 'pür başkanlık' sistemi olarak kurgulamak. Bunun hepsini deneriz olmuyorsa başka seçeneklere bakarız. Bir şeyin olmayacağı varsayımı ile yola çıkmayız. Biz müzakere marjı olmayan Türkiye'nin ihtiyaç hissettiği başkanlık sistemine dayalı bir anayasa için çalışıyoruz. Şu anki tek hedefimiz çağdaş, evrensel değerleri barındıran, milli bünyeye uygun, başkanlık sistemine dayanan bir anayasayı yazmak.

İkisi de illegal

Yargıtay'ın Ergenekon kararı içinize sindi mi?

Türkiye'de bazı şeyler ifrat-tefrit arasında gidiyor. Bu da normalleşmeyi engelliyor. 2003 ve sonrasında AK Parti iktidarına karşı bir hareketlenme vardı. Bu hareketlenme AK Parti'ye, milli iradeye karşı bir eylem niteliğindeydi. 'Ergenekon' davası adı altında yürüyen bir sürü olayla alakası olmayan insan yanlış yöntemle bu davanın içine sokuldu. Bunu paralel çete yaptı. Şimdi, 'Ergenekon diye bir şey yoktur' deniyor. Biz bunları yaşadık. Haksızlıklar yapıldığı konusunda müttefikiz, paralel yapının emniyet ve hukuk içindeki etkisinin nelere yol açtığını görüyoruz. Buna karşı da mücadele ediyoruz. Ama Ergenekon ve paralel yapı benzeri seçilmiş iktidarı hedef alan kim olursa buna karşı da mücadele etmemiz lazım. Paralelin mevcudiyeti Ergenekon'u meşru kılmaz, Ergenekon'un mevcudiyeti paraleli meşru kılmaz. İkisi de aynı ölçüde illegal yapılardır. (star)
 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten
  • Konya’da araç sayısı bir milyon bandını zorluyor! Peki trafik ne olacak?
  • Konya’da silahlı kavga: 1 ölü, 3 yaralı
  • Araç sahipleri dikkat! Muayene ücretlerine zam geliyor
  • Yüzüne madde atılan kadının durumu iyiye gidiyor
  • Çiftçiden Recep Konuk’a teşekkür

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA