• Konya10 °C

Dr. Ali Can

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Davos ve sonrası

17 Şubat 2009 17:51
“Davos” un bundan böyle tarihimizde ve literatürümüzde önemli bir yeri tutacağı kesindir. Davos’da olanlar öyle sıradan bir şey değildir; çünkü orada, o gün sayın Başbakanımızın şahsında milyarlarca mazlumun duyguları, bu seviyeden ve bu boyutta tarihte ilk kez, zalimin yüzüne dünya kamuoyunun önünde haykırıldı. Tarihin hiçbir döneminde ABD, AB ve İsrail gibi ülkelerin temsilcilerinin yüzüne bu düzeyde gerçekler söylenmedi ve söylemeye de cesaret edilemedi. O gün orada Perez’in şahsında ,bu savaş makinesi, öldürmek ve yok etmekten başka bir şey bilmeyen zalimlere, kısmen de olsa hadleri bildirilmiştir.
Dünyanın her yerinde sadece Müslümanlar değil, bütün mazlumlar bayram ederken, kimin adına yazdıkları pek ala malum olan bazı kalemler ve sözde aydınlar,sayın başbakanın haklı ve yerinde davranışını diplomasi dışı gösterme gayreti içine girerek eleştir, “diplomasi böyle bir rezillik görmedi, “başbakanının bu davranışı Türkiye Cumhuriyeti’ne çok büyük zararlar verecektir” gibi ifadelerle eleştirmişlerdir. Bu görüşlere hiç katılmıyorum ve yadırgıyorum. Aynı odakların, geçmişte Sayın Erbakan’a neler dediklerini gayet iyi hatırlıyoruz. Bu iki yüzlülüğü de esefle kınıyorum.

Diplomasi sadece kelime oyunu ve kibar konuşmak değildir; dünyanın hakimi olduklarını sanan ve öyle inandırılan, küstah ve had bilmez devlet adamlarının karşısında acziyet göstermek ve her söylediklerini içlerine sindiremeseler de, suskunlukla onaylamak ve boyun eğmek hiç değildir. Diplomasi, gerektiği yerde, var olan şartlara göre, her türlü metotla, icap eden üslupla, temsil edilen ülkenin ve toplumun itibarını, şerefini, menfaatini, değerlerini korumak ve kollamak için gerekli davranışları göstermektir. Sayın Erdoğan da farklı bir şey yapmamış, haklı ve doğru olanı söyleyerek yerinde bir davranış göstermiştir. Her türlü takdire şayandır.

Bu eleştirileri yapanları bir açıdan da, temsil ettikleri misyon açısından haklı görmek lazım; çünkü ülkemizde özellikle gazetecilikle iştigal eden bir grup 20.yy. başından beri masonik ve emperyalist kültürün kalemşör ve misyonerleri olarak bu millete gerçekleri çarpıtarak, ters yüz ederek kendi arzularını, halkın lehineymiş gibi yansıttılar veya işlerine gelmeyen ve millet lehine olan her türlü gelişmeyi karartarak görmezden geldiler. Maalesef bizleri yıllarca tek yönlü ve tek kaynaklı sözde tarafsız haberlerle kandırdılar, uyuttular ve avuttular. Biz acı ve karanlık bir tarihin çocuklarıyız vesselam. Abdülaziz Han’ın katlini, “intihar”, Abdülhamid Han’ın son derece zekice bir politikayla ülkesinin menfaatlerini koruması ve çapulculara ülkeyi sattırmamasını “istibdat”, Yine o şerefli Osmanlı sultanına suikast düzenleyen Ermeni teröriste methiyeler düzen ve “şanlı avcı” diyenler de, bu zihniyetin temsilcileriydi. En hazin olanı ise, kendisine Kudüs’ü satmadığı için,yerli işbirlikçileriyle beraber Abdulhamid Han’ın hal’ini Emanuel Karaso gibi birinin elinden tebliğ edilerek öç alınması, yine bu oyunun bir parçasıydı.

Özellikle Gazze’deki vahşetin ve mezalimin başladığı günden beri batı basınını daha fazla takip etmeye başladım. Ne yazık ki, Gazze olup bitenlere ilişkin ve bizim tv ‘lerde izlediğimiz görüntülerin hiç birinden Avrupa basınında eser yoktu; sanki böyle bir vahşet yoktu ve olmamıştı. Sadece , Hamas’ ın İsrail’e attığı iddia edilen füzelerden, sedyelerle taşınan yaralı İsrail askerlerinin görüntüleri ve Hamas’ın terörist bir örgüt olduğuna ilişkin yorumlar ve gazete makaleleri vardı. Sayın Erdoğan’ın söyledikleri, onların da bunlardan haberdar olmaları, İsrail ve yandaşlarının uluslar arası propagandalarının sorgulanması açısından da önemli bir rol oynamaktadır.
Malum , dünya ekonomisini Yahudi ve İsrail yandaşı gruplar elinde tutuyorlar ve dünya politikalarını onlar yönlendiriyorlar. Aynı şekilde dünya haber ajanslarının kapılarını onlar tutmuşlar ve İsrail’in aleyhinde olabilecek hiçbir haberi sızdırmadıkları gibi, lehinde olan her türlü propagandayı dünyaya yaymaktadırlar.Bilinçli ve sistemli çalışıyorlar kısacası. Evrensel gelişmelerin ve icatların, felsefi, ekonomik ve siyasi gelişmelerin neredeyse hepsi onların eliyle gerçekleşmiştir. Başta ABD ve AB olmak üzere, bütün gelişmekte olan ülkelerin ekonomisi, siyaseti ve kültürü onlardan bağımsız değil. Bu nedenle, ülkeler ve toplumlar üzerinde oldukça etkilidirler ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde hüküm süren elitist oligarşiler”in ve “statüko”nun destekçisidirler. Arap ülkelerindeki krallar koltuklarını onlara borçludurlar. Her ülkede her kesimden, farklı isimler altında dernekleşmiş ve örgütlenmiş temsilcileri vardır. Söz konusu ülkelerde kilit noktaları tutmuşlardır. Çoğu zaman , yerli kişiler olduğu için bu kişiler, aleyhte bir yapacakları düşünülememektedir. En büyük silahları, vatan millet diyerek politikalar yürütürler. Sıradan insanların yorumlayıp anlayamayacağı kadar ince ve kurnaz politikalar yürütürler ki, hiç farkında olmadan, onların safında yer alman işten bile değil. Sanırsın ki, senin değerlerini ve menfaatinin mücadelesini veriyor.
İşte bu güç, insanları hep korkutmuştur. İsrail ve yandaşlarının yaptıklarına aykırı bir şey yapmayı bırak, gözünün üstünde kaşın var demekten bile çekinmişlerdir. Yapılan yanlışlara karşı çıkılmak bir tarafa, insanlar, özellikle devlet yöneticileri ve elitler hep bu yanlışa , korku nedeniyle çanak tutmuşlardır. Bu korkuyu dünyaya yayan İsrail ve örgütleri, hiçbir eylemlerinde dünya kamu oyunu ve Birleşmiş Milletler’in hiçbir müeyyidesini de kale almamışlardır. Maalesef henüz hiçbir güçte onları bu kurallara uymaya zorlayamamıştır. İsrail var olalı beri, had bilmez ve sınır tanımaz şımarıklığının sonucu, masum insanları öldürerek dünya ile dalga geçmektedir. İşte Başbakanımızın çıkışları ve resti bu açıdan da çok önemlidir.
Belli kesimlerin Türkiye cumhuriyeti’nin aleyhinde olacak şekilde eleştiri getirmeleri ve Avrupa basınından kaynak göstermeleri hiç inandırıcı değildir. Önce haberi ihraç ediyorlar, sonra kendi haberlerini ithal edip tercüme ediyorlar.Sonra da Avrupa basınında şöyle denildi , böyle denildi gibi haber yapıyorlar. Ayrıca başkalarının her terörist dedikleri örgüt, terörist değildir. PKK ‘yı söz konusu ülkeler yıllarca terörist ülke olarak kabul etmediler. Bu, o dönemde PKK’nın terörist örgüt olmadığı anlamına mı gelmelidir sizce? İlla terörist arıyorsanız, işgal edilmiş topraklarını kurtarmaya çalışan Hamas’a değil de, bence İsrail’in geçmiş ve mevcut yetkililerinin geçmişine bakarsanız, daha iyi edersiniz.
Valla, ben onu bunu bilmem, Başbakanımız Davos’ta okkalı bir Osmanlı tokadı attı ve sesi dünyanın öbür ucunda duyuldu. Diline ve yüreğine sağlık.
Ama dünyada bu kadar güçlü olan İsrail’den her an içte ve dışta aleyhimize olabilecek her türlü eyleme karşıda dikkatli ve uyanık olmalıyız. Eğer kendimiz gibi olur, birlik ve beraberliğimizi kavi bir şekilde sürdürürsek, korkmaya gerek yok, bize hiç kimse bir şey yapamaz; yeter ki buna inanalım. Allah (c.c.) yar ve yardımcımız olsun.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten
  • Kamuda 4 bin 970 ek kadro açıldı
  • Türkiye'den NATO'ya rest!
  • Milyonlarca çalışana müjde!
  • TSK'da operasyon! 144 gözaltı var
  • Konya'da FETÖ/PDY operasyonu: 10 gözaltı

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA