• Konya20 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Çözüm sürecinin sahibi gençlerdir
02 Ağustos 2013 Cuma 12:35

Çözüm sürecinin sahibi gençlerdir

Gençlik ve Spor Bakanı Kılıç, Gezi Parkı odaklı eylemlere katılan gençleri anlamaya yönelik çalışmalarını ve çözüm sürecinin geleceğine dair görüşlerini anlattı.

Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, çözüm süreci, başbakanlık sistemi, Gezi Parkı odaklı eylemlere katılan gençleri anlamaya yönelik çalışmaları ve yaşananlardan bakanlığının çıkardığı dersleri, büyükşehir belediye başkan adayı olup olmayacağını anlattı.

Gençlik ve Spor Bakanı Kılıç'ın verdiği cevaplar şöyle:

Soru : Çözüm süreciyle ilgili çalışmalar devam ederken, sürece yönelik sabotajlar da sürüyor. Sizce çözüm sürecinin seyri olumlu mu?

Kılıç: Çözüm sürecinin sahibi gençlerdir, 40 yaş üstü siyasetçiler değil. 40 yaşın altındaki gençler, hatta 30 yaşın altındakiler, hatta kundaktaki bebeler çözüm sürecinin gerçek sahibidir. Şehit olanlar gençler, dağa kaldırılan hayatı karartılanlar gençler, anne babaların hayalini gerçekleştirememenin ızdırabını taşıyanlar gençler, terör örgütü ya da paralel yapılara üye olduklarından sabıkalı olanlar ve hayat kuramayanlar gençler. Köyleri yakılanlar, davarından olanlar, toprağını, hayvanını kaybedenler yine gençler. Türkiye'nin 300 milyar dolar olarak tahmin edilen terörle mücadelesinin faturasını kaybedilmiş gelecek olarak ödeyenler gene bu ülkenin gençleri. Terörün faturasını ödeyenler gençler olduklarına göre, ölenler gençler olduğuna göre, hayalleri katledilenler gençler olduğuna göre, çocuklarının nasıl bir ülkede yaşayacağınının kaygısını taşıyanlar gençler olduğuna göre, o zaman çözümün sahibi olanlar da gençler. Hem doğuda hem bat'da gençlerin çözüme direnenlere karşı başkaldırması lazım. Çözümsüzlükten yana tavır koyanlara karşı gençlerin 'Ozaman sen öl, ozaman sen dağa çık, ozaman senin hayatın kararsın, ama benim hayatımı bırak, beni bana bırak, ben ölmek değil yaşamak istiyorum, ben ne olduğu belirsiz bir geleceğe karanlık bir tünele girmek değil aydınlık bir Türkiye'yi inşa etmek ve çocuklarımı o Türkiye'de dünyaya getirmek istiyorum' demesi gerekiyor. Delikanlıların da bunu haykırması lazım, genç kızların da bunu haykırması lazım. 30 yıldır terörle mücadele ediyoruz.

"Çözümün karşısına dikilenlerin, karşısına dikilin"

Soru : Çözüm sürecinin geldiği noktayı, yaşanan gelişmeleri "olağan gelişmeler" olarak değerlendiriyor musunuz?

Kılıç: Gittiğim her yerde, batıda doğuda da Türk gençlere de ve Kürt gençlere de aynı gerçeği haykırıyorum. Çözümün karşısına dikilenlerin, karşısına dikilin. Çünkü katletmek istedikleri sadece canlarımız değil, hayallerimizdir, beklentilerimizdir ,yaşama sevincimidir, bunu onlara teslim etmeyelim. Bir genç bir defa dağa çıkarıldığında bir gence bir defa molotofkokteyli attırıldığında, bir genç bir defa bir iş yerini yaktığında, bir polis aracını ateşe verdiğinde, o genç sabıkalı hale geliyor ve hayatı kararmış oluyor, yazık günah. Anne babaların da bu özenle hareket etmesi lazım.

"Samsun Büyükşehir adaylığı niyetim, arzum yok"

Soru : Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı için aday olmaya hazırlanıyor musunuz?

Kılıç: Samsun Büyükşehir Belediye başkanlığıyla ilglii konu bu sadece şahsımla ilgili bir yakıştırma değil tabii, 3. dönemi olan pek çok bakan arkadaşımızla ilglii seçim bölgesinde belediye başkanı olmasına yönelik benzer türden yakıştırmalar var. Eğer bu benim niyetimle olacaksa benim bu yönde bir niyetim yok. Benim arzumla olacaksa benim bu yönde bir arzum da yok, benim isteğimle olacaksa bu yönde bir isteğim de yok. Bunu rahatlıkla söyleyebiliyorum. Ama genel başkanımızın, partimizin yetkili kurullarının uygun göreceği görevin ne olduğu konusunda bugünden bir akıl yürütmek mümkün değil, o iradeye saygı duymak lazım. AK Parti'de oturmuş bir kurumsal yapı var. Ben partimin çatısı altında da seve seve hizmet vermeye devam ederim.

Soru : Gezi Parkı odaklı gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kılıç : Gezi Parkı odaklı olaylar bir senaryo. İşin başında çevreci bir hassasiyet gerçekten var ama yazılan ve oynanan senaryo açısından, başlatılan senaryonun devamını takip eden çevreler de var. Twitter hareketlerine sosyal medyadaki sahte hesaplara bakıldığı zaman ki Gezi Parkı'nın sosyal medya yansımalarını biz şu an yaşamaya devam ediyoruz. O günlerde ortaya çıkan ve bizi takibe alan sahte hesaplar, bugünlerde her gün, belli sayıyla bizden kopmaya devam ediyorlar. Bu yönüyle bakıldığında Gezi Parkı olayları bir senaryo. Gezi Parkı, Türkiye'yi istikrarsızlaştırmak üzere kurgulanmış bir senaryo. Belli ki Türkiye'de 11. yılına siyasal iktidardan sıkılan çevrelerin bir teneffüs meyadanı, bir operasyonuydu. Ama tezgah tutmadı, sahnelenen oyun toplumsal reaksiyon ve Türk insanının sağduyusu nedeniyle amacına ulaşmadan yarım kaldı. Dolayısıyla bu oyun Türkiye'den sekti, başka coğrafyalara yöneldi. Tahmin ediyorum, burada Türkiye'yi istikrarsızlaştırmak arayışı kadar Ortadoğu'yu dizayn etmeye yönelik yaklaşımların da yansımaları var. Türkiye'nin oyun kurucu olduğu bir Ortadoğu'yu kafanıza göre dizayın etmeniz mümkün değil ama Türkiye'nin kendi iç sorunlarıyla boğuştuğu bir Ortadoğu'yu Türkiye'yi denklemin dışına iterek istediğiniz şekilde yapılandırmak çok daha kolayca mümkün.

Soru : Gezi Parkı odaklı olaylarla birlikte gündeme gelen ve "Y Kuşağı" olarak anılan 30 yaş altındaki günümüz gençliğine yönelik çalışmalarınız var mı?

Kılıç : O kuşakla ilgili boyut, Gençlik ve Spor Bakanlığının faaliyet ve ilgi alanı. 15-16 yaşlarından itibaren genç kitleler var ve ağırlıklı olarak 24-25 yaş ortalamasında olan genç gruplar eylemlere katıldı. Bu hem polis raporlarında var, eylemler sırasında yapılan kamuoyu araştırmalarından elde edilen sonuçlar arasında var. Eylemcilerin yoğun olarak toplandığı yerlere bizim gönderdiğimiz arkadaşlarımızın edindiği izlenim ve intiba arasında bütün bunlar var. Eylemcilerin arasına biz de arkadaşlarımızı gönderdik, Gezi Parkı'na da Taksim'e de Kızılay'a da Gündoğdu Meydanı'na da Türkiye'nin başka meydanlarına da biz de arkadaşlarımızı gönderdik. Kalabalığın arzusu, bu olayların sebebi hikmeti nedir. Nasıl dinlememiz lazım, nasıl anlamamız lazım. Sordurduğum sorular arasında şu da vardı: AK Parti'den nefret var mı? Siyasal iktidardan nefret var mı? Birlikte yaşayabileceğimize inanıyorlar mı. Özellikle çevreci duyarlılıkla bir araya gelenler arasında nefret söyleminin çok yaygın olmadığını gördüm. Ama kalabalıkların önünden yürüyen bir provakatör kitle vardı. Bu kitleyle eylemin omurgası olan büyük kalabalıkları ve gençleri birbirinden ayırmak lazım.

Soru : Bu tablo ışığında vardığınız sonuç, çıkardığınız ders nedir ?

Kılıç : Köşeli olarak bizim yakaladığımız bir şey var. İktidar mensupları olarak bizler hayatın genelini ilgilendiren bazı adımlarımızı topluma ve kamuoyuna yeterince izah edememişiz, özellikle de gençlere. Gençler bizim yeterince izah edemediğimiz konularla ilgili istismarlara fazlaca kendilerini kaptırmışlar. İktidarın bireyin yaşam alanına müdahale edeceğine yönelik bir kanaat oturmuş, iktidarın insanların özel yaşamında alkol tüketimine doğrudan müdahale edeceğine yönelik bir algı bu kitlelerde oluşmuş. Bunların devam etmesi halinde, bunlara itiraz edilmemesi halinde yarın bir gün farklı giyim kuşam seçeneklerine müdahale edebileceğimiz, farklı felsefi yaklaşımlara müdahale edebileceğimiz, farklı inanç gruplarının mevcudiyetlerinin devamına müdahale edebileceğimiz gibi birtakım korkular yaratılmış, sonra bu korkulara kitleler inandırılmış, bu inanç oluşturulurken medya kullanılmış, muhalefet kullanılmış, bir kısım sivil toplum örgütleri kullanılmış, bir kısım kanaat önderleri kullanılmış. Sosyal medya yaygın olrak kullanılmış. Bütün bunların neticesinde Gezi Parkı vurgusu etrafında oluşturulan, hayali itirazlar üzerinden de  toplumun kalan kesimlerinin bu hususlarda farkındalık sahibi olması sağlanmış, mesele bu aslında.

"Gençlere adam adama markaj gerekiyor"

Soru : Nasıl bir gençlik yetiştirmeyi hedefliyorsunuz?

Kılıç: İnsana, tesise, altyapıya, malzemeye yapılan yatırım da harcanan paralar da bir gerçeği değiştirmiyor: Gençlerle birebir ilgilenmemiz lazım zaten o vizyonla hareket ediyoruz. Deyim yerindeyse adam adama markaj.

Kamplar, gençlik merkezleri, tematik kamplar, lider gençlik kampları bunun için var. Bizim derdimiz siyasi görüşümüze uygun tipolojide gençlik yetiştirmek değil, bizim derdimiz dünyayı kavrayan, vizyonu olan, çağın gereklerine uygun bir yaşam perspektifi ortaya koyan nesillerin yetişmesine öncülük edebilmektir. Manevi değerlerine sıkı sıkıya bağlı, milli değerlerini yaşayan ve yaşatan, bu coğrafyanın yarattığı kültürü, medeniyeti, değerleri, buradan alıp bütün insanlığın hizmetine sunabilecek enerjide olan aktivitede olan nesillerin yetişmesine katkıda bulunmak. Bu vizyondaki bir nesil hayata sağdan da bakabilir soldan da bakabilir. Bu vizyondaki bir nesil hayata çok farklı felsefi pencerelerden bakabilir. Çok farklı inanç gruplarına aidiyet içinde olabilir. Önemli olan ortak değerler kümesinde aynı söylemi seslendirebilmemizdir: Tek vatan, tek devlet, tek bayrak, tek millet. Burada zaten aynı kümenin insanı olduğumuz takdirde geri kalan teferruat.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten
  • 1,4 milyar liralık buğday israf ediliyor
  • Rus medyası: Ankara SSCB'nin mirasına kafayı taktı
  • Konya'da 22 milyonluk büyük vurgun!
  • Yolcu otobüsü "sünnet arabası" oldu
  • “Selçuklu’ya dair çok fazla bilgimizin olmadığını anladık”

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA