• Konya28 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bu bir insanlık dramı!
28 Temmuz 2011 Perşembe 09:59

Bu bir insanlık dramı!

Doğu Afrika ülkeleri, son 60 yılın gördüğü en büyük kuraklıkla boğuşuyor.

Afrika Boynuzu bölgesini oluşturan ülkelerde yaklaşık 12 milyon insanın hayatı, en kısa zamanda bölgeye ulaşması gereken yardımlara bağlı. Eğer vaat edilen yardımlar yapılmazsa, dehşet verici manzaralara sahne olan Afrika’daki durum tam bir kabusa dönüşebilir.
 
Kuralıktan tarım alanlarının harap olması, çiftlik hayvanlarının ölmesi, gıda kaynaklarının tükenmesi, yiyecek ile yakıt fiyatlarının tavan yapması ve sonu gelmeyen iç çatışmalar milyonlarca insanı, açlıktan ölmenin eşiğine getirdi.
 
Tüm bu nedenler, Afrika Boynuzu bölgesinde başta Somali olmak üzere Cibuti, Etiyopya, Kenya, Somali ve Güney Sudan’da 10 binlerce insanın komşu ülkelere akın etmesine neden oluyor. Hamile kadınlar ve küçük çocuklar göç yollarında açlıktan ölüyor, ağzına kadar dolan mülteci kamplarında insanlar hastalıktan kırılıyor, çatışmaların tıkadığı yardım yollarını kullanmaya çalışan yardım örgütleri dünyaya acil yardım çağrısı yapıyor.
 
BM yetkilisi Elisabeth Byrs, “Kırsal alanda iki sezon üst üste yeterli yağış alınamaması 1950-51’de yaşanan kuraklıktan bu yana en ağır kuraklığa neden oldu. 2012’ye kadar bu durumun düzeleceğini beklemiyoruz” derken, UNICEF üst düzey yetkilisi Anthony Lee, “Tanık olduğumuz çok büyük bir göç fırtınası” ifadesini kullandı.
 
İngiltere Afet Acil Komitesi (DEC) yöneticisi Brendan Gormley ise “Evlerini terk etmek zorunda kalan insanlar, hayatlarının nasıl parçalandığına tanık oluyor. Kuraklık sahip oldukları her şeyi ellerinden aldı” şeklinde konuştu. Gormley’in bahsettiği durumu en iyi şekilde anlamak için, ilk olarak Somali’ye göz atmak gerekiyor.
 
On yıllardan beri süren iç savaşın harabeye çevirdiği Somali, gıda ihtiyacını ithalatla karşıladığı için fiyatlar tavan yaptı. Bu durum karşısında milyonlar iki seçeneğe başvuruyor: Halkın büyük kısmı haftalar, hatta aylar süren bir yolculuğa çıkarak Kenya’nın yolunu tutarken, geri kalan kısmı, paralarının yetmeyeceğini bilse de, sırf yemek bulabilmek için, çatışmaların ikiye böldüğü başkent Mogadişu’ya gidiyor.
 
Mogadişu, bugün etrafı göçmen kamplarıyla çevrilmiş bir harabe kent. Kamplara her gün, çoğunluğu yetersiz beslenme sorunu yaşayan çocuklardan oluşan bin 500 kişinin geldiğini belirtiliyor.
 
İrlanda merkezli yardım derneği Concern Woldwide, 25 yıldan beri Somali’de faaliyet gösteriyor. Derneğin bölgesel direktörü Austin Kennan’ın sözleri, Mogadişu’daki vahim durumu özetliyor: Yanıma, yemek bulmak için 10 günden beri yürüyen bir kadın geldi... Yolculuğu boyunca altı çocuğundan üçünü kaybetmişti. Büyük bir travma yaşıyordu ve konuşacak hali yoktu”.
 
Kennan, “En son 1992’de çok büyük bir kıtlık yaşanmış ve 250 bin insan ölmüştü. Bugünkü durum o günleri hatırlatıyor” dedi.
 
EL KAİDE BİLE İNSAFA GELDİ
Dokuz milyon nüfuslu Somali’de üç milyon kişinin açlıkla boğuşması, hükümet güçleriyle çatışan El Kaide’nin Somali uzantısı El Şebab örgütünü bile insafa getirdi. Militanlar, 5 Temmuz günü Dünya Gıda Programı’nın (WFP) göndereceği yardımların ulaştırılmasına izin vereceklerini açıkladı.
 
Somali’nin güneyinin büyük bölümünü kontrol eden El Şebab, yabancı yardım örgütlerini İslam’a karşı oldukları gerekçesiyle 2009 yılında yasaklamıştı. WFP, 2010’un başlarında faaliyetlerinin engellendiğini belirterek El Şabab’ın etkin olduğu bölgeden çekildi. WFP yetkilisi Josette Sheeran, “2008’den bu yana Somali’de 14 kişi kaybettiklerine dikkat çekerek, bu ülkede büyük bir risk altında olduklarını” ifade etti.
 
El Şabab’ın katkılarıyla 1991’den beri iç savaşın taş üstünde taş bırakmadığı Somali’ye giden BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Başkanı Antonio Guterres, “Somali’nin dünyanın tanık olduğu en büyük insanlık krizine sahne olduğunu” söyledi. Somali halkının nelere katlandığı anlayabilmek için, dünyanın en büyük mülteci kampına girmek lazım.
 
İNSANLIĞIN ÇIRPINDIĞI YER: DADAAB
 
Yüz binlerce insanın yaşam mücadelesi verdiği Dadaab, sahip olduğu her şeyi kaybetmiş, geride sadece ümitleri kalmış insanların toplandığı üç kamptan oluşuyor. Kenya’nın Kuzeydoğu eyaletinde bulunan Dadaab’a yaklaşık iki hafta önce varan Sadia Ogle, Le Monde muhabiri onunla konuşmadan önce sarı bir bileklik almak için sırada bekliyordu.
 
Bu bileklik, mültecilere iki hafta boyunca yemek verilmesini sağlıyor. Ogla, Somali’den Kenya’nın batısındaki kampa ulaşmak için yaşları bir ile yedi arasında değişen altı çocuğuyla 60 gün boyunca yürüdü. Ogla, “Kocamla 30 ineğimiz ve 14 keçimiz vardı. Su olmadığı için hepsi öldü… Yiyecek hiçbir şey yoktu ve çatışmalar sürekli şiddetleniyordu. Evimizi terk etmekten başka çaremiz kalmadı. Burada yardım bulabileceğim söylendi” dedi.
 
Dadaab kampında her beş çocuktan üçü yetersiz beslenme yüzünden hastalanmış durumda. Her gün çocuk ölümleri yaşanırken, bugüne kadar göçmen akınıyla zar zor baş eden yardım örgütleri, kampın artan nüfusuyla baş edemez hale geldi.
 
Daily Telegraph gazetesine konuşan 29 yaşındaki Batulo Abukar, kıtlığın vurduğu Bakool’den Mogadişu’ya kaçarken karnındakiyle birlikte dört çocuğunun öldüğünü, yol üzerinde altı yaşlı kişiyi bir ağacın dibine ölüme terk ettiklerini, çünkü onlara yardım edecek kimse bulunmadığını söyledi.
 
KURAKLIK SADECE AFRİKA’YI TEHDİT ETMİYOR

Daily Telegraph gazetesinde Geoffrey Lean imzasıyla yayımlanan analize göre, sadece 1970 ve 80’li yıllarda dünya 500 milyar ton toprak kaybına uğradı. Bu miktar, neredeyse ABD’nin kapladığı alana denk geliyor. Ve her yıl, 12 milyon hektar, yani İsviçre’nin yaklaşık üç katı kadar toprak kullanılamaz hale geliyor. Bu zararın büyük kısmı, dünyanın tarım alanlarının yarısını içeren kurak alanları etkiliyor. Ortaya çıkan insan yapımı çöller, zamanla büyüyor ve birleşiyor.

Bugün, dünya üzerinde devam eden çatışmaların beşte dördü kurak alanlarda yaşanıyor. Bu duruma en iyi örneklerden biri Sudan. İklim değişikliği nedeniyle Darfur bölgesindeki çöl alan son 40 yılda güneye doğru 100 km genişledi. Bölgede yaşayan kabileler yerlerini terk etmek zorunda kaldı. Yine de olumlu gelişmeler söz konusu. Çin hükümeti ve Dünya Bankası’nın 15 yıl süren çalışmaları, dünyanın en kurak yerlerinden biri olarak bilinen Loess Platosu’nda Belçika büyüklüğünde bir alanı tekrar tarıma elverişli kıldı.

GÜCÜNÜ YOLDA TÜKETTİ
20 yaşındaki Hatice Aliov Muhammed, dallardan yapılma eskimo kulübesinde yaşıyor. Hatice, Dadaab’a ulaşmak için iki yaşındaki kızı Madina ile 30 gün boyunca yürüdü. Guardian gazetesine konuşan Hatice, “çok aç ve yorgun hissettiğini, yaşadıkları kıtlığın ailesinin başına gelen en büyük felaket olduğunu” söyledi. Günler geçtikte genç kadın gücünü az da olsa toparlamayı başarabildi.
 
Ancak, Madina telef olan binlerce çocuğun arasına katıldı. Hamile olan Hatice, yaşadığı şoktan konuşamaz hale geldi. Madina’nın büyük babası Ali Muhammed ise elindeki küçük mavi kağıdı gösterdi. Bu, kamp yetkililerinin Madina’nın gömülmesi için verdiği izin kağıdıydı.
 
63 yaşındaki Ali Muhammed, “90 devemi, keçilerimi, ineklerimi kaybettim... Her şeyimi yitirdim. Bu hayatımda tanık olduğum en kötü kuraklık” dedi.
 
HAYVAN MEZARLIĞI BEBEK MEZARLIĞINA DÖNDÜ
Dadaab kampının eteklerinde, bir zamanlar ölü hayvanların cesetlerinin atıldığı bir düzlükte, şimdi açlık ve yorgunluktan bitap düşmüş insanların kurduğu derme çatma kulübeler var. Geçmişte “cesetlerin yeri” olarak bilinen bu yerin adı Bulabakti. Burada kalan göçmenler, akbaba ve yırtıcı hayvanların ulaşmasını engellemek için dikenli dallardan bir çalılık örmüş. Çalılığın altında, son iki haftada ölen 13 çocuğun bedeni var.
 
Bu çocuklardan biri, geçen hafta ölen iki yaşındaki Tamina. Tamina, dört kardeşiyle 12 gün süren bir kamyon yolculuğuyla Somali’den kaçarak Kenya’ya geldi. Ancak yüksek ateşe yakalanan küçük kız kurtarılamadı. Dünya, yedi aylık annesi Isho Muhammed Adu’nun başına yıkıldı.
 
Isho, “Somali’yi terk etmek için sahip olduğumuz her şeyi sattık. Elimize geçen para kocamın ulaşım masraflarına yetmediği için onu geride bırakmak zorunda kaldık” dedi.
Dadaab’daki Dagahley kampında nüfus 56 bini geçti. Lüteriyen Dünya Federasyonu’ndan (LWF) Soraya Musa, 6 Haziran’da kamp için acil durum ilan edildiğine dikkat çekerek, “Henüz en kötü durumla karşı karşıya kalmadık” ifadesini kullandı.
 
Her sabah saat beşte kampa gelen yüzlerce insan kapıda sıraya giriyor. Anne-babaların çocuklarından başka taşıdığı bir şeyi yok. Yeni gelenler, çadır kurma zorunda kalıyor. Dagahley’de, hala kayıt olmayı bekleyen 27 bin mülteci sırada bekliyor.
 

GELEN GERİ DÖNEMİYOR
Kenya’da 1991’deki kıtlık döneminde BM Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından kurulan üç kampın kapasitesi 90 bin idi. Bugün, nüfusu 376 bini geçen Dadaab, dünyanın en büyük kampına dönüşmüş durumda. 2011 sonunda, kamplardaki toplam nüfusun 450 bini bulması bekleniyor.
 
Dabaad’ın birkaç kilometre ötesinde, su kuyuları açılan ve metal levhalardan çatıları olan tuğla evlerin inşa edildiği yeni bir kamp var. Ancak mülteci istilasından korkan Kenya hükümeti kampı kullanıma açmıyor.
 
Kenya hükümeti, “Mülteciler burada geçici olarak bulunuyor” ifadesini kullanıyor. Ancak durum hiç öyle görünmüyor. Dadaab'da yaşayan Abdifalah İsmail, “1992’den beri buradayım. Ülkeme geri dönmemin tek yolu barışın sağlanması” diyor.  BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin rakamlarına göre, son iki hafta içinde Somali’den Kenya’ya gelen kişi sayısı 20 bin.
 
AFRİKA BOYNUZU’NUN GEÇMİŞİ

Etiyopya, 1980’li yıllarda Albay Haile-Mariam Mengistu’nun diktatörlüğü altında en ağır kıtlıklardan birini yaşamıştı. İç çatışmaların dış dünyadan kopardığı ülke, Batı ülkeleri tarafından unutuldu. Sebebi, kimsenin Sovyetler'in desteklediği Mengistu’nun ülkesine yardım elini uzatmak istememesiydi. Bahar yağmurlarının gelmediği 1984 yılında, on binler yemek bulma umuduyla iç göçlere başladı. Etiyopya’ya giden BBC muhabiri Michael Buerk, yüksek bölgelerden göç etmeye çalışırken yollarda ölmüş sayısız insanın cesedine rastladı. Yorgunluktan yollarda kalmış ve yemek isteyen en az 40 bin insan gördüğünü söylemişti. O yıl yaşanan kuralıkta, neredeyse 1 milyon insan öldü.

2003 yazında, Afrika Boynuzu ülkeleri yine kıtlıkla boğuşuyordu. WFP, Afrika’da acilen gıda yardımına ihtiyaç duyan 38 milyon insanın büyük bölümünün Afrika Boynuzu ülkelerinde olduğunu açıkladı. Rakamlar, o dönemde Eritre’de 11.3 milyon kişinin açlıkla ettiğini gösteriyor. BM, Eritre’deki gıda ihtiyacını karşılamak için 105 milyon dolar aktarılacağını açıkladı. 2004’e girildiğinde, yapılan yardım miktarı sadece 9 milyon dolardı. Etiyopya’da, Şubat 2003 itibarıyla 2 milyon kişi açlığa direniyordu.

BM, 150 milyon dolarlık yardım çağrısı yaptı. ancak gıda stokları 2 ay içinde tükenen ülkeye yardım, gerektiği zamanda ulaşmadı. Sonuç olarak küçük çocukların birkaç litre temiz su için kilometrelerce yürümek zorunda kaldığı ülkede 10 bine yakın çocuk, beslenme yetersizliğinden öldü.

DEMOKRASİ SAVAŞÇILARI NEREDE?
Afrika Boynuzu’nda yaşanan insanlık dramına gerekli müdahaleyi yapmak konusunda oldukça geç kalan uluslararası kamuoyu, yardım örgütlerinin haftalardır süren çabalarının açıkça yetersiz kalması üzerine harekete geçti. Pazartesi günü Roma’da düzenlenen BM Gıda ve Tarım Örgütü toplantısının sonucunda, Dünya Bankası kıtlığın vurduğu bölgelere 500 milyon dolardan fazla yardım yapmayı kabul etti.
 
Fransa Tarım Bakanı Bruno Le Maire, “Eğer zamanında gerekli önlemler alınmazsa Afrika’da yüzyılın skandalı yaşanır” uyarısında bulundu. BM verilerine göre, Somali'de gıda yetersizliği çeken 800 bin çocuk bulunuyor. Acil beslenme programı kapsamına alınması gereken çocukların oranı ise yüzde 40’dan 82’ye çıkmış durumda.
 
UNICEF, Ocak ayından bu yana yardıma ihtiyacı olan insan sayısının bir milyon arttığını, bu rakamın geçen yıl aynı döneme kıyasla yüzde 85 artışa işaret ettiğini açıkladı.
 
Yoksulluk ve kanunsuzluğa karşı savaşan küresel yardım ağı Oxfam’ın başkanı Barbara Stocking ise BM’ye ateş püskürdü. Gereken yardım miktarının en az bir milyar dolar olduğunu belirten Stocking, “Bir daha kıtlık yaşanmayacağı sözü verildikten üç yıl sonra karşımıza çıkan tablo sadece kararlı sözler etmenin yeterli olmadığını gösterdi” dedi.
 
Dünya Gıda Programı yöneticisi Josette Sheeran, “ölüm yollarında” her gün çocukların telef olduğu Somali’de halkın yüzde 60’ına hala yardım ulaşmadığına dikkat çekti. Sheeran,”Çocuklar uzun yolculuklardan çok kötü etkileniyor. Beş yaşın altındakilerin vücutları ve beyinleri normal gelişim göstermiyor” dedi.
 
65 BİN ÇOCUK AÇLIKTAN ÖLECEK
Kızılhaç sözcüsü Yves van Loo ise Doğu Afrika’da bazı bölgelerde gıda fiyatlarının yüzde 270 arttığına, ayrıca çok büyük bir lojistik karmaşası yaşadıklarına dikkat çekti. Loo, “para yardımı artmadan yardımlarını belli bölgelerin dışına çıkaramayacaklarını” söyledi. Ancak, BM’nin Somali ve Kenya için talep ettiği 525 milyon dolarlık yardımın ancak yarısına yakını karşılanmış durumda. Cibuti için talep edilen 30 milyon dolarlık yardımın ise sadece 9 milyon doları ülkedeki yardım derneklerine ulaştırıldı.
 
BM’nin çocuklara acil yardım ve gıda sağlamaktan sorumlu olan kolu UNICEF, sadece Kenya’da 65 bin çocuğun açlıktan ölmek üzere olduğunu bildirdi. Bu rakam 2009’da ölümle burun buruna olan çocukların sayısının üç kat arttığını gösterdi. UNICEF, Somali’de her altı çocuktan birinin beş yaşına girmeden öldüğünü belirtti.
 
BM yetkilisi Adrian Edwards, BM’nin Doğu Afrika’da ne kadar insanın hareket halinde olduğunu tespit edemediğini söylerken, BM’nin Somali’deki bağımsız insan hakları gözlemcisi Şamsul Bari de, ülkedeki durumun Mart ayından bu yana daha da kötüleştiğini, dünyanın yaşanan krize müdahale etmekte geç kaldığını, ifade etti.
 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten
  • Ribat Derneğinden Sudanlı yetimlere okul malzemesi desteği
  • ABD üssünde skandal terör toplantısı!
  • "İsrail, Harem-i Şerif’ten derhâl elini çekmeli"
  • Büyükşehir'den Suriyeli öğrencilere üç bin kitap
  • Seydişehir’e sulama göleti çalışmaları

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA