• Konya3 °C

Alev Ayyıldız

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Benim Adım Khan

01 Şubat 2012 16:43

Ülke genelindeki soğuk hava, siyasete ve gündeme de yansıdı. Eski uçuk planlar ve akıl almaz teoriler yerini daha gerçekçi bir olguya bıraktı, kar yağışına.

 Yarıyıl tatilinin de gelmesiyle birlikte, tüm komplolardan uzaklaşan sade vatandaş, sinema salonlarına akın etti.

Sevindirici bir gerçek var ki, her alanda olduğu gibi sinemada gelişiyor. Eşkıya ile birlikte yeniden canlanan yerli film sektörü, yabancı sinemayla boy ölçüşecek durumda, hatta çok daha iyi hâsılatlar elde etmeye başladı.

Sanat toplum içindir ya da sanat sanat içindir geyiklerine girmeden, bizi yansıtan ve hoş bir amaç için çekilen tüm filmleri destekliyorum ben. Lakin sırf farklı görünmek adına yanlışı doğru lanse etmekte olmaz. Son dönemlerdeki Zenne filminde olduğu gibi. Üzerine yapılan açıklamalardan biri oldukça ilginç. Diyor ki değerlendirmeci “Eşcinselliğin normal bir şey olduğunu anlatmak istiyoruz”

Eşcinselliğin normal olduğunun düşünülmesi, eşcinsel olanlara kötü davranmak ve onları toplum dışına itmek kadar çarpık bir zihniyet. Eğer amaç buysa, yapanın niyetinin gerçekten sorgulanması gerekiyor.

Her şeye rağmen yerli dizilerle kıyaslandığında kalitesi hayli yüksek sinemanın. Simge bilim teorisi ve zihnin algılama süreci incelendiğinde, sinemanın önemini daha iyi kavrıyoruz.

Gerçi Hollywood bu durumu fark edeli uzun yıllar olmuş. Arka planda küçük kareler içerisine gizlenmiş görüntüler zaman içerisinde belirli bir şartlandırma olgusu yaratıyor. İlluminati ve tek göz sembolü, çizgi filmlerde erotik şekiller ve şarkılarla zihinlerle yerleştirilen farklı beyin yıkım metotları. Özellikle kimi yapımlarda Türklerin kara tenli ve barbar olarak algılatılması, Arap deyince peçe giyen kadınlar ve etekli erkekler, Müslüman coğrafyası kaos ve fakirlik.İslam kelimesinin cihat sözcüğüyle birlikte kullanılması.

Örnekleri çoğaltmak mümkün.

Sinemaya bu gözle yaklaştığınızda ise bir süre sonra izlemekten ziyade incelemeye başlıyorsunuz. Hatta kare kare ekranları dondurup, arkadaki figürleri ve anlamlarını çıkartıyorsunuz. Keyifli bir uğraş mı ?. Tabiî ki değil ama amaç niyet çözmekse oldukça işe yarıyor.

Zayıf olduğunuz alanda size hiçte iyi niyetle bakmayan insanların bu denli sembol delisi olduklarını görmek ve bilinçaltına bunları yerleştirmek için uğraştığını bilmek hayli sinir bozucu.

Özellikle İslam dinin anlatılması konusunda bu denli geri olduğumuz bilmenin hüznüde karışıyor bu duruma. Bir dakika düşünün. Çağrı’dan sonra kaç tane kaliteli filim çekildi ki ?.

Tüm bunlara karşın yadırganacak ama ben Hint sinemasından umutluyum. Hani şu saatler boyu süren, içinde insanların tuhaf danslar eşliğinde oynadıkları filmlerden.

Beni bu beklentiye itense 2010 yılı yapımı bir film oldu. Benim Adım Khan…

Tekrarını dahi üç kere izlememe rağmen hala sıkılmadığım, birçok yerinde ağladığım bir film. 11 Eylül sonrası Amerika’daki Müslümanların çektiği sıkıntıları anlatmış. Hem de Aspergen hastası olan birinin üzerinden.

Filmde öyle bir cümle var ki paylaşmadan edemedim. “İbadet yere göre değil inanca göre yapılmalıdır”. Hiç çekinmeden, toplum içerisinde namazını kılan biri söylüyor bunu.

İşin ilginç yanı ise bu filme birçok Amerikan firması da sponsor olmuş. 11 Eylül sonrası kendilerince bir günah çıkarma filmi mi diye sorarsanız, kanımca değil.

İslamiyet’in hoşgörü esasını temel almış.

Özellikle belirtmek istediğim diğer bir yapım daha var. Bir araştırma belgeseli. Adı “Hadi Para Yapalım”. İnterneti olanlar video olarak izleyebilirler. Çünkü televizyonda çıkması neredeyse imkânsız.

Paranın asıl kimlerde olduğunu ve insanların niye ve niçin fakir bırakıldığını anlatıyor.

Akşamları ekran karşısında, uydurma senaryoların eşliğinde, amaçsız görüntüleri izlemektense bu tür yapımları seyretmek daha bilinçli olmamızı sağlayacaktır.

Muhakkak ki ağır cinsellik kokan, türlü entrikaların izlendiği diziler yerine Coşkun Aral’ın İz Tv’sini seyretmek yada bu tür çalışmaları izlemek pek keyifli görünmüyor.

Lakin yaratılış itibariyle evrenin en muhteşem canlısı olan insanoğlunun, sınırlı senaryolarla küçük dünyaların ardına gizlendirilmesi de hoş değil.

Dizilerin gerçek olmadığının fark edildiği bir hayta temennisiyle 

 

 

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten
  • Jandarma'da bir dönem sona erdi
  • FETÖ'cü hainler cezaevinde birbirine girdi
  • Ucuz et dönemi başlıyor
  • Avrupa Türkiye'ye engel olamadı! Araplar peşinde
  • Meram Gençlik Meclisi’nde yeni dönem

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA