• Konya13 °C

Alev Ayyıldız

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bebek katili Mübarek ve Çağın Diğer Firavunları

17 Ocak 2009 01:34
Aklın, mantığın, vicdanların en önemlisi artık insanlığın sorgulandığı bir dönemdeyiz. Gelişen teknoloji sağ olsun(?) kundaktaki bebeklerin, çaresiz kadınların nasıl öldürüldüğünü canlı canlı gösteriyor bizlere. Yazık ki yalnızca seyirci kalınıyor. Ötesi yok. Aslında hiçbir şey yok. Söylenecek sözler tükendi.

Ne zulümler, ne vahşetler gördü yaşlı Dünya. Ama sanırım böylesi bir felakete ilk kez şahit olunuyor. Nasıl bir ülke ki bu İsrail, 2 aylık bebekten başlıyor öldürmeye ama kimse sesini çıkartamıyor. Kınamalar, ateşkes çağrıları, o kadar boş o kadar anlamsız ki.
Barış için uğraşanlar, insani tepkiler vermeden önce muhataplarının kim olduğuna baksınlar önce. Diğer insanları insan- hayvan arası gören ve onları öldürmekten zevk alan bir toplumla anlaşmadan bahsediliyor. Genlerinde, inançlarında vahşet ve zulüm olan artık insan olarak nitelendirmediğim Yahudilerden merhamet dileniyorlar. Bombaları imzalamaktan zevk alan çocuklar ve kendi bölümlerinde savaşın korkunç çığlıkları arasında öldürülen insanları izleyen bir milletten merhamet beklemek ne kadar da anlamsız aslında. Filistin’de işgal ettiği her toprağa katliamlarla adını yazdıran bu toplum Cenin’de kan içmeye doymadı ki Gazze’de doysun.

Şehitlerin cenazelerinde ''La İlahe İllallah Veşşehid Habibullah'' diye haykıran, şahadete koşarak giden Gazzelileri ölümle korkutmak, sindirmek tabii ki mümkün değil. Özünde Müslüman’ım diyen hiç kimseyi de sindirmek mümkün olmamalıydı. Fakat Filistinli çocuklar kadar cesur olamadı bir buçuk milyarlık İslam dünyası.

Bahanelerimizse hazır, “Onlar çok güçlü”, “Olaylara duygusal yaklaşmamak lazım”, “Ülke çıkarlarını korumak gerekiyor”. Bilindik anlamsız sözler. İsrail var olduğu müddetçe aynı saldırının kendilerine yapılmayacağını garanti edemeyenler günü kurtarma telaşındalar. Hele bu tavır içinde olanların çoğu sözde İslam ülkeleri ya canımı en çok bu durum yakıyor. Saldırıların ilk başladığı dönemlerde azda olsa ümitvardım. En azından kınarlar, tepki veririler diye. Fakat o kadar bencil, öylesine donuk vicdanlılar ki İsrail’in feshedilmesini söyleyen Norveçli bir yazardan, elçisini ülkesinden kovan ve ilişkilerini bitirme noktasına getiren Venezüella Devlet Başkanından, yaşanan dramı anlatmak için tank paletleri altında ölen Amerikalı kızdan, Gazze’yi terk etmek istemeyen İtalyan’lardan daha cesur olunamadı.

İsrail gibi necis bir devlet kendisine yakışanı yapıyor kuşkusuz. Fakat kraldan daha çok kralcı kesilenler var ki onlar Yahudilerden daha bencil, daha hissizler. Bu devletlerden en başında da Mısır geliyor. Adeta İsrail’in komutanı gibi davranan Mübarek’e kendi halkı başta olmak üzere bir parça vicdan taşıyan herkes kızgın. Zulme seyirci kalmayı bırakın destekliyor bile. Mübarek’e değinmeden önce Mısır hakkında bilgi vermek istiyorum sizlere. Hekimoğlu İsmail’in Minyeli Abdullah’ı ile ilk tanımıştım Mısır’ı. Kültürel ve toplumsal yozlaşmanın, inançta samimiyetsizliğin tüm şiddetiyle yaşandığı bir toplum aktarılıyordu. Tarih boyunca zulmüyle anılan, Firavunları yetiştiren Mısır oldukça farklı kozmopolitan bir yapıya sahip. Halkında oldukça yüksek bir Hıristiyan nüfus var.

Öz değerlerinden uzak İsrail’e ve Amerika’ya yaranma telaşındaki Mübarek’te sanıldığının aksine halkı tarafından da sevilmiyor. Hak etmediği makam ilk kez 1981 yılında devlet başkanı Enver Sedat’ın suikaste kurban gitmesi ardından gelen Mısırı’ı adeta dikta rejimiyle yöneten bu insan, son 2005 seçimlerinde de koltuğunu korumayı başarmıştır. Halkını sindirme politikasına giden Mübarek yüzünden yalnızca yüzde 23'lük bir kesim oy kullanmıştır. Ülkeyi ordu yönetir gibi yöneten bu cani lider kendi halkına acımaktan uzakken Filistinlilere nasıl merhamet edebilir ki?. Utanmadan birde katliamdan dolayı Hamas’ı sorumlu tutan Mübarek’in tek korkusu İsrail’i incitmemek. Kendisiyle ilgili en güzel benzetmeyi onu Yahudi generali olarak nitelendiren timeturk.com’da görmüştüm.

Diğer körfez ülkeleri başta olmak üzere Arap devletlerinin de pek farkı yok Mübarek’ten. Çünkü onların desteği olmasa bu derece vahşi bir saldırıyı korkak İsrail gerçekleştiremezdi. Büyük bir çoğunluğu, İsrail'e biat etmek için birbirleriyle yarıştılar. Filistin sorununun sadece Filistinlilerin davası olduğu, Arapların ve Müslümanların davası olmadığını savunuyorlar. Çünkü demokrasiden uzak saltanatla ülkesini yöneten ve kimlerin desteğiyle o koltukta oldukları belli olan Arap yönetimlerinin halkın desteğiyle lider olan Hamas’ı kabullenmeleri oldukça zor. Ayrıca , Amerika’da aldıkları yardımı sürdürmeleri de İsrail’e desteklerine bağlı. Bu tabloyu düşündüğünüzde çağın firavunu olan Mübarek başta olmak üzere bu devletlerin İsrail’in Türkiye’ye karşı bir saldırısında kimin yanında yer alacağı çok açık. Katar’ın toplantısına dahi katılmayan Suudi Arabistan ve Mısır, İsrail desteğini ise artık utanmadan dile getiriyor. Daha sonraları nasipse bu konuya ayrıntılı değineceğim ama kısaca söylemek isterim ki Arabistan’ın tavrı ülkesindeki otelleri kimlerin işlettiğinde ve Osmanlı yapılarını yıkmaktaki hassasiyetinden(!) belli aslında.

Ürdün’den Tunus’a kadar uzanan geniş bir Arap coğrafyasında yönetimler nasıl bir akılsızlıkla İsrail’e güveniyor merak ediyorum. Şüphesiz ki Romalılardan günümüze bulundukları coğrafyada kin ve fesat tohumları eken Yahudiler gün gelip onları da sırtından hançerleyecektir.

“Peki yönetimler böylesine satılmış olabilir ama halk neden duyarsız?” diye soracak olursanız çok acı bir cevap vereyim ki, Filistin için Ortadoğu'daki Arap ülkelerinde yürüyüş yapmak eylem yapmak yasak.
Destekçi Körfez ülkeleri arasında İsrail’le diplomatik bağı bulunmayan tek ülke Katar. Kurduğu ve “İşte medya böyle olmalı” dedirten televizyon kanalı El-Cezire ile İsrail işgalini tüm Dünya’ya duyurmayı başaran Katar diplomatik çalışmalar ve maddi desteklerle de Filistin’in yanında. El- Cezire’nin Amerika’da yasaklanması ise ne denli büyük bir başarı sağladığını gösteriyor. Mümkün mertebe soğukkanlılığını koruyan İran’da olası bir Ortadoğu’da savaşının çıkmasını önlüyor. İsrail pasaportu taşıyanı ülkesine dahi sokmayan Suriye ve son günlerde halkıyla, hükümetiyle destekleyen Türkiye ise yeni ve kendisine yakışan bir Filistin politikası belirliyor.

Ülkemizde vaktiyle Hamas’ın adını dahi söylemekten çekinilirken, destekleyenler radikal görünürken bugün yüz binlerce insan Hamas’ın yanında yer alıyor ve meydanlarda kimin yanında olduğunu özgürce haykırıyor. Tabii bu önemli süreç anlık öfke çığlıkları olmaktan ziyade bir yaşam şekline dönüşmelidir. İsrail’e karşı önyargı Gazze katliamı dursa da devam etmelidir. Yazıkki bu soykırımla kurulan gönül bağımız ekonomik ve ticari ilişkiler başta olmak üzere geliştirilerek sürdürülmelidir. Hakan Albayrak’ın belirttiği benimde tüm yüreğimle gerçekleşmesini istediğim bir diğer çalışma da Hamas liderlerinin gecikerek de olsa artık ülkemizde baş tacı edilmeleri ve Meşal’in Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden siyasilerimize ve milletimize seslenmesidir.

Tabii bizim bu beklentilerimizi hayal olarak değerlendirenlerde olacaktır. Çünkü özellikle silah başta olmak üzere her alanda İsrail’e bağımlı bir Türkiye olduğunu savunacaklardır. Özellikle hava kuvvetlerimizdeki savaşa uçaklarının yazılımlarının büyük bir bölümünün İsrail’e ait olduğunu söyleyeceklerdir. Hazır söz yazılımdan açılmışken intihar süsü verilerek şehit edilen ASELSAN’lı mühendislerimizi bir kere daha dualarla yad etmek istiyorum. Çünkü onlar yerli bir yazılım için uğraşıyorlardı. Ne kadar ilginçtir ki bütün bu anlattıklarım insanlar arasında konuşulan şehir efsanelerinden daha çok belgelerle ispatlanmış hatta bu konuyla ilgili yazılmış eserlerle dile getirilirken bir taraftan da hasırardı edilmeye çalışılıyor.
Artık millet olarak bilinçlenme vaktimizin geldiğini düşünüyorum. Lütfen vakit buldukça ülkemizin İsrail ile yaptığı geçmiş dönemdeki anlaşmaları bir inceleyin. Milyon dolarlık silah anlaşmalarından, hububat başta olmak üzere ithal edilen tohumlara kadar her alanda hangi siyasiler ne tür kararlar almış kısaca bir bakın. Kullandığımız gıdadan yapılan tüm alışveriş malzemelerine kadar evimize biz zaten İsrail’i hayatımıza aldığımız gerçeğini sizlerde üzülerek fark edeceksiniz.
Tabii ki artık olan oldu fakat ilerisi için en azından millet olarak bu noktada tavrımızı belirlemeliyiz. Yalnızca biran katledilen emzikli çocukların kendi kardeşiniz ya da evladınız olduğunu düşünün. Düşmesinden korktuğunuz bakmaya kıyamadığınız bebeklerinizi, çocuklarınızı kanlı kefenlerde götürdüğünüzü hayal edin. Eğer bir parça vicdanınız varsa yalnızca birkaç saniye empati yapmayı deneyin. Eminim ki uzun bir müddet kendinizi toplayamayacaksınızdır.
Durum bu haddedeyken artık işgalin ve zulmün adı İsrail’e tavırlarınız dikkatli belirleyin. Örneğin Coco Kola başta olmak üzere İsrail’i destekleyen ya da direkt onların firması olan hiçbir ürünü evinize almayın. Çocuğunuzla Mc Donalds’a gitmeden önce babasının kucağında İsrail ateşiyle şehit edilen küçük Muhammed’i ve öldürülen diğer çocukları düşünün. Yalnızca bugün için değil bu uygulamayı bir yaşam şekli haline dönüştürün. Hani artık elden ele dolaşmaya başlayan Yahudi ürünleri adlı listeyi mutfağınızın bir kenarına asın. Filistinli bir yetkilinin telefon bağlantısında bizlerden beklediği dua dışında tek istekti buydu. Eğer bir parça vicdan ve inanç taşıyorsanız lütfen bu çağrıya duyarsız kalmayın.Özgür Filistin’e kavuşacağımız günlerin temennisiyle.
 
Selam ve dua ile
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten
  • Yeni sistem Türkiye'nin kurtuluş reçetesi olacak
  • Türkiye'den 'Sincar' hamlesi
  • Türk Büyükelçiliği'ne çirkin pankart
  • Selçuklu’da Gençlere Daha Çok Görev Düşüyor
  • Yeni Sistemle Güven Ve İstikrar Kalıcı Hale Gelecek

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA