• Konya6 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Başörtüsüne anayasal düzenleme yapılmalı
01 Şubat 2012 Çarşamba 11:34

Başörtüsüne anayasal düzenleme yapılmalı

Partisinin genel merkezinde görüştüğümüz Has Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Milli Güvenlik dersi, 28 Şubat, katsayı, 19 Mayıs, dokunulmazlık, Fransa'nın kararı ve Hrant Dink davasına..

Hızlı bir kuruluş aşaması yaşayan ve Türkiye'de teşkilatlarını tamamlayıp hiç durmadan o hızla genel seçimlere giren Halkın Sesi Partisi (HAS Parti), Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş'un o dönem söylediği gibi, “Maksat hasıl olmuş, bu fidan tutmuştur” sözünü apaçık ortaya koyuyor. HAS Parti, ürettiği fikir ve TBMM'de olmamasına rağmen yaptığı muhalefet ile dikkatleri üzerine çekmeyi sürdürüyor. İşte gündeme dair önemli mevzuları konuştuğumuz Prof. Dr. Numan Kurtulmuş ile yaptığımız o röportaj:

“MGK VE YAŞ, ANAYASAL KURUM OLMAKTAN ÇIKARILMALI”

Milli Güvenlik dersi kaldırıldı? MGK ve YAŞ'ta oturma düzenleri de değişti. Bunlar yeterli mi?
- Milli Güvenlik dersinin kaldırılması doğru bir karardır; ancak yeterli değildir. Mesela Yüksek Askeri Şura'da (YAŞ) Sayın Başbakan'ın masanın başında oturması güzel bir resimdir. Yine Sayın Cumhurbaşkanı'nın, Milli Güvenlik Kurulu'nda asker-sivil her iki taraftan karışık oturması da çok güzel bir resimdir. Bizce kimin nerede oturduğu değil, kimin nerede durduğu önemlidir. Bu nedenle biz diyoruz ki; Türkiye'de öncelikle sivil-asker ilişkilerinin normalleşmesi gerekir. Bunun için de MGK ve YAŞ'ın anayasal kurumlar olmaktan çıkarılması gerekiyor. YAŞ'ın Milli Savunma Bakanlığı'na bağlı, MGK'nın da Başbakanlığa bağlı istişari bir kurul haline getirilmesi gerekir.
28 Şubat bitti mi? Has Parti olarak 28 Şubat süreci ile ilgili suç duyurusunda bulundunuz..
- 28 Şubat bitmedi. Bütün bu yasal düzenekleri yapmadığınız sürece de bitmez. İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesi hala duruyor. Hala birtakım faili meçhul cinayetler işlenebiliyor. Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopter kazası kuvvetle muhtemeldir ki bir suikast gibi görünüyor. Hrant Dink meselesi, kazılarda çıkan kemikler, kimsenin konuşmadığı Bayram Ali Hoca, Hızır Ali Hoca'nın suikastleri gibi çok açık faili meçhul cinayetler devam ediyor. Bütün bunlar 28 Şubat mantığının sürdüğünü gösteriyor. Türkiye'de herkesin yerli yerine oturtulduğu, sadece kendisine ait olan kamu görevini yaptığı, kimsenin birtakım kirli işlere cesaret edemeyeceği Türkiye oluşmalıdır. Bunun yolu da 28 Şubat ve 27 Nisan'la hesaplaşılmasıdır. Biz Halkın Sesi Partisi olarak 28 Şubat ile ilgili çok geniş kapsamlı bir suç duyurusunda bulunduk.

“BAŞÖRTÜSÜ İLE İLGİLİ YASAL MEVZUAT DÜZENLENMELİ”

Başörtüsü sorunu bugün çözülmüş gibi görünüyor. Ancak yarın CHP iktidara gelirse, yeniden bir yasak uygulamaya kalkışırsa ne olacak?
- Hukuken dün de başörtüsü yasağı yoktu, bugün de yok. Allah korusun başörtüsüne karşı çıkan bir hükümet geldiği zaman, silbaştan yeniden 28 Şubat'ın karanlık dönemine dönülebilir. Lafla peynir gemisi yürümez. Bu konuda yasal mevzuat düzenlenmelidir. Biz anayasanın 24. maddesindeki inanç özgürlüğü meselesinin çok ciddi şekilde düzenlenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Hiç kimse kıyafetinden, inancından ve inancını yaşamaktan dolayı ne kamu hizmetlerinden, ne de eğitim hakkından mahrum bırakılmamalıdır. Bunların açık şekilde Anayasa'ya yazılması gerek. Bu yapılmadığı sürece bugün bu hükümet göz yumar, yarın başka bir hükümet göz yummaz. Aslında bu konuyu konuşmak bile çağdışıdır. Herkes inancını nasıl yaşıyorsa yaşasın.
Binlerce başörtüsü mağduru var. Bu mağduriyetlerin giderilmesi gerekmiyor mu?
- Kamu görevlileri ile ilgili olarak kamu görevinden atılmış olanlar için tekrar dönüş imkanı sağlayacak yasal düzenleme yapılabilir. Ama dediğim gibi Anayasa'da inanç özgürlüğünü ciddi şekilde tahkim etmek gerek.

“FRANSA, KÖHNE BATI'NIN GERÇEK YÜZÜNÜ GÖSTERDİ”

Fransa Senatosu'nun kararına tepkiler var...
- Türkiye'nin güçlü bir şekilde ayağa kalkmasını istemeyen çevreler var. Bu çerçevede, “Siz ne kadar Batı ile uyumlu olursanız olun. Sonunda siz bir Müslüman ülkesiniz. O yüzden haddinizi bilin ve yerinizde oturun” demeye çalışıyorlar. Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ve ABD'de Cumhuriyetçilerin adayı Rick Perry'nin “Türkiye'de İslamcı teröristler iktidarda” sözlerinin onların devletinin resmi ideolojilerini yansıtmaktadır. Fransa, köhne Batı'nın gerçek yüzünü göstermiştir. Ancak bu yasa tasarısı geçti diye dünyanın sonu geldi diye düşünmemek gerekir.
Kararın ardından Türkiye'nin tavrını eleştirenler var? Neler yapılabilirdi?
- Büyükelçimizi çekmişiz, 15 gün sonra geri göndermişiz. Kendimizi Fransız yetkililerin yerine koysak, “Bu Türkler hep böyledir. Bağırır çağırırlar, 10 gün sonra unuturlar” diye düşünmez miyiz? Biz ilk günden beri söylüyoruz. Birincisi Meclisten geçtiği anda Fransa'nın Türkiye'deki Büyükelçisini istenmeyen adam ilan etmeli ve ülkesine geri göndermeliydi. Ayrıca Fransa ve diğer ülkeler, Ermeni dostu olduğu için değil, Türkiye düşmanı olduğu için bu işleri yapıyorlar. İkincisi bizim Ermenistan ile ilişkilerimizde Azerbaycan'ın hassasiyetlerini dikkate alarak üçüncü ülkeleri devre dışı bırakmamız gerekir. Üçüncüsü 1915 olayları konusunda bizim tarihimizden hiç utanacak çekinecek tarafımız yok. Arşivleri kim istiyorsa buyursun incelesin. Dördüncüsü Türkiye, Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'ne bu olayların incelenmesi için başvurabilir. Beşincisi Avrupa'daki Türkiye'nin diasporası harekete geçirilmelidir. Bu 5 adım atılmadığı müddetçe üzülerek söylüyorum ki; önümüzdeki yıllarda biz daha çok Ermeni soykırım tasarılarıyla karşılarız.
Hrant Dink davasında çıkan karar da bu süreci hızlandırdı gibi..
- Tam böyle bir ortamda Hrant Dink davası, Türkiye'nin imajını olumsuz hale getirmek için uluslararası camianın eline verildi. Zaten mahkeme başkanı da “Bu karardan ben de tatmin olmadım” dedi. Örgüt var ama ispat edemedik diyor. Kusura bakmasınlar, soruşturmayı derinleştirme kararı
alınabilirdi.

‘HEPİMİZ ERMENİ DEĞİLİZ HEPİMİZ MÜSLÜMANIZ'

Kararın ardından yapılan eylemlerde “Hepimiz Ermeniyiz” sloganını siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Hrant Dink davası Türkiye'de vicdanın, insafın ve adaletin nirengi noktası olmuştur. Türkiye kamuoyu dindar, liberal, sağcı, solcu hepsi hakkaniyet ve vicdanlarıyla çok ciddi bir dayanışma göstermiştir. Ama maalesef bu kadar ortak nokta olan konu bile bir kamplaşma konusu yapılmaya çalışılıyor. “Hepimiz Ermeniyiz” sloganının kullanılması bazı çevreler tarafından yanlış şekilde yorumlandı veya bilerek istismar edildi. Biz bu noktada “Hepimiz Ermeni değiliz, Hepimiz Müslümanız” diyoruz. Çünkü Hrant Dink davasında adalet aramamız Müslüman olduğumuz içindir. Müslüman olduğumuz için Hrant Dink'e sahip çıkmamız ve onun hukukunu zalimlere ve despotlara karşı korumamız gerekir. Bunu açık şekilde ortaya koymak lazım.‘CHP milletin çocukları üzerinden siyaset yapmayı bıraksın!'
YÖK katsayı uygulamasını kaldırdı. Ancak CHP, iptal için Danıştay'a dava açtı. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Katsayı uygulaması başından beri hükümeti eleştirdiğimiz konudur. Katsayının kaldırılması doğrudur. Ama geç kalınmıştır. CHP'ye tavsiyem; bu milletin çocukları üzerinden siyaset yapmayı bir kenara bıraksın. Bu adalete, hakkaniyete, vicdana sığmaz.
CHP yönetimi, “İptal davasını Nur Serter ve Dilek Akagün Yılmaz bireysel olarak açtı. Parti yönetimini bağlamaz” diyebilir mi?
- Bireysel olarak başvuru yaptılarsa bu iki bayan hakkında derhal disiplin mekanizmaları çalıştırılır. Aksi takdirde “Çocukların özgürlüklerini engelliyorsunuz” diye yeni CHP'nin icraatı olarak ortada kalır. Bunu yapmazsanız CHP, “Yeni CHP” değil, bildiğimiz eski CHP olduğunu göstermiş olur. Bu da yanlış bir yoldur. Zaten CHP, AK Parti iktidarının değirmenine su taşıyor. İşte burada bizim farkımız ortaya çıkıyor. CHP ve statükocu partiler iktidarı geriye doğru çekiyorlar. Biz ise ‘niye yapmadın' diye ileriye doğru itiyoruz.

“BİREYSEL SUÇ İŞLEYEN HERKESE DOKUNULMALI”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında fezleke hazırlandıktan sonra dokunulmazlık tartışması gündeme geldi. Siz nasıl bakıyorsunuz dokunulmazlık konusuna?
- Bu konuda en tutarlı siyasi parti, ne dediğini bilen ve savunan biziz. Dokunulmazlık konusunun iki yönü var. Bir fikir özgürlüğü alanındadır. Türkiye'de teröre bulaşmadığı, halkın huzurunu bozacak eylemlere bulaşmadığı sürece sadece siyasetçi değil, herkes her türlü fikri savunabilmelidir. Türkiye'de hiçbir fikir suçu olmamalıdır. İkincisi ise özel suçlardır. Örneğin bir adam trafik suçu ve vergi kaçakçılığı gibi suçlar işlemişse, bu kimseleri dokunulmazlık zırhına sokmak fevkalade haksızlıktır. Her kim olursa olsun, ister milletvekili, ister bürokrat, bireysel suç işleyenlerin hepsine dokunulmalıdır. Bireysel suçlarla ilgili dokunulmazlıklar kaldırılmalıdır.
‘19 Mayıs'ı kutlamak değil, ruhunu yaşatmak önemli'19 Mayıs törenlerinin statlarda yapılması kaldırıldı. CHP karşı çıkıyor. Siz nasıl bakıyorsunuz?
- 19 Mayıs törenlerinin kutlanıp kutlanmadığı değil, 19 Mayıs ruhunun devam edip etmediği önemlidir. 19 Mayıs bağımsızlık, anti emperyalist, sömürgeye karşı çıkmak, vesayete karşı çıkmak, milletin egemenliğini her hal ve şart altında savunmak, bu milletin kendi ayakları üzerinde dikilerek dünya milletleri karşısında güçlü olmasını sağlamak ve hepsinden daha önemlisi bizim medeniyet havzamızın gücünü korumak ve kollamaktır. 19 Mayıs ruhu budur. Gönül arzu eder ki; siyaset şunu tartışsın: 19 Mayıs bağımsızlıkçı sömürüye karşı olan bizim medeniyetimizin ruhunu savunan yönünü müfredatımızın içinde veriyor muyuz, vermiyor muyuz? Müfredatınızda bunu vermiyorsunuz. Bunu vermedikten sonra, çocuklarımız kendi milli şuuru ve medeniyet değerlerine bağlı olarak yetişmeden 19 Mayıs'ı statta kutlasan ne olur, meyhanede kutlasan ne olur. Mühim olan 19 Mayıs'ın nerde kutlandığı değil, 19 Mayıs ruhuna nasıl sahip çıkıldığıdır.


YENİ AKİT / HASAN TOSUN

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten
  • Erdoğan'ın sözleri Alman gazetelerinde manşet oldu
  • İş arayanlara hükümetten müjde! 607 lira...
  • Konya'da 4 eski emniyet mensubuna FETÖ tutuklaması
  • Konya'da dev uyuşturucu operasyonu
  • FETÖ kumpasına Yargıtay engeli

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA