• Konya2 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Başkanlık Sultanlık değil
21 Eylül 2010 Salı 13:34

'Başkanlık Sultanlık değil'

Referandumdan sonra Türkiye'nin yeni gündemi olan 'Başkanlık sistemi' formülü hakkında ilk defa geniş çerçeveli yorum yapan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, görüşünü açıklamadı ama sözleriyle tavrını belli
Cumhurbaşkanı’nı dinlerken, verdiği örneklerden ‘hakanlık, sultanlık’ hatırlatmalarından, ‘temsil ve katılım’ gibi ilkeleri vurgulamasından, başkanlık sistemine ‘mesafeli’ durduğu izlenimini edindik.
 
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, referandumda yüzde 58 çıkan “evet” oylarının 2011’de AKP tüzüğü gereği son kez seçime gireceğini ilan eden Başbakan Erdoğan’a 2012’de Çankaya yolunu açtığı konusundaki yorumlarla bağlantılı “5-7” yıl polemiklerinden kaçınırken, “başkanlık sistemi” tartışmalarının henüz “planlı” bir düşünceyi yansıtmadığını söyledi.
Gül, Türkiye’nin çağdaş bir anayasaya olan ihtiyacını dile getirirken, partilerin seçimden önce görüşlerini deklare etmelerinin Meclis’in işini kolaylaştıracağını savundu.
 
Cumhurbaşkanı’nı dinlerken, verdiği örneklerden, “hakanlık, sultanlık” hatırlatmalarından, “temsil ve katılım” gibi demokratik ilkeleri vurgulamasından, başkanlık sistemine “mesafeli” durduğu izlenimini edindik.
Abdullah Gül’ün, “Başkanlık sistemi denilince herkesin kafasında bir şey var ama altına inince 15 dakika konuşamazsınız. Tek cümlelik değişiklik yanıltıcı olabilir” sözleri ciddi bir hazırlık beklentisinin işareti. Cumhurbaşkanının bundan sonra halk tarafından seçilecek olması, Çankaya’daki görev süresinin 7 yıldan 5 yıla inmesiyle ilgili tartışmaları da gündeme getirmekte.
 
Kimlik ve anadil tartışmasıNew York Plaza otelindeki söyleşide Cumhurbaşkanı Gül’ün yeni anayasa ihtiyacı konusundaki sorulara verdiği yanıtlar şöyle:
Kürt sorununun çözümünde kimlik, anadilde eğitim, özerklik gibi talepleri karşılayacak bir Anayasa değişikliği beklentisi var.
Gül: Bugünkü terör olayı, terör örgütleriyle bu talepler arasında bağ kurmak istemem. O zaman sanki terörle bir yere varılabilir diye anlaşılabilir. Oysa terör olmasaydı, güvenlik endişemiz olmasaydı demokrasi standartları daha yüksek olurdu. Terör üzerine konuştuktan sonra bu konulardaki görüşlerimi açıklamak istemem.
Ama yeni bir anayasa Türkiye’nin AB hedefleriyle uyumlu, çağdaş, ekonomik ihtiyaçlarını karşılayan, bugün ve yarına cevap verebilecek, Türkiye’nin itibarına yakışacak yeni bir anayasa yapmak gerekir. Bu anayasayı büyük bir özgüven içinde yazmamız gerekir. Bizim anayasalarımız bugüne kadar kısıtlayıcı, reaksiyoner, tepki anayasaları oldu. 1960’ta böyle, 1980’de böyle. Askeri dönemlerde yapıldı. Yeni anayasayı yazarken özgüven içinde olmalıyız. Güvenlik endişelerinden uzak hazırlamak lazım. O zaman Türkiye’nin geleceği düşünülebilir. Bütün bu konulara o zaman bakılabilir.
 
Bugünkü anayasadan şu cümleyi çıkaralım, yerine başkasını koyalım demek doğru değil, tepki de doğurur.
Seçim sonrasına, yeni Meclis’e mi kalmalı?
Gül: Ben bu Meclis’e çok önem veriyorum. Yapılabilirse bu Meclis’te yapmak gerekir. Yapılamıyorsa seçim sonrasına kalır. Seçime de az bir süre kaldı ama? Fakat genel seçimden önce yeni anayasa niyeti halka deklare edilmeli?
Siyasetin jargonu: Üslup, dil
CHP lideri Kılıçdaroğlu da olumlu bakıyor.
Gül: Demokrasinin iki özelliği var. Biri temsil, diğeri katılım. Zor meselelerin çözümünde katılım noksanlığından sorun çıkıyor. Katılım için ona uygun dil lazım.
 
Hükümet için mi?
Gül: Hükümet için de muhalefet için de söylüyorum. Her iki tarafa da söylüyorum. O açıdan ana muhalefet partisinin de daha iyi değerlendirmesi, geleceğe odaklanması önemli. Katılım olmuyor sonra uzlaşma deniyor. Meclis’te komisyona temsilci vermiyor sonra uzlaşma yok diye şikâyet ediyor. Siyasetin o dili, jargonu, bir süre sonra diyalog ortamını da yok eder. Diyalog olacak ki -tabii her şeyin kamuoyuna deklare edilmesi de şart değil- açık veya kapalı ortak görüşler ortaya çıksın. Dil ve jargon kötü ise beraber olmayı yok eder, iyi ise diyalog ortamını sağlar.
CHP liderine destek
Kılıçdaroğlu’nun Brüksel ziyaretini nasıl karşıladınız, AB sürecinde desteğini artırıyor.
Gül: İzliyorum. Takdir ettim.
Çankaya’ya davet edecek misiniz?
Gül: Görüşmek için değişik vesileler oluyor. İlk defa kendisiyle genel başkan seçildikten sonra görüştüm. Sayın Kılıçdaroğlu’na görüşmemizde terör konusunu detaylı, çok geniş şekilde anlattım. Yeni genel başkan seçildi, bazı konulara vakıf olması iyi olur.
İktidarla muhalefet arasında diyalog beklentisi var ama tam gerçekleşmiyor.
Gül: Meclis açılır açılmaz gündemde temel yasalar var. Mesela ticaret yasası var. 1936 tarihli. Bugünkü ihtiyaçları nasıl karşılar? Komisyondan geçti. Aralarında görüş farklılığı da yok. Yargıyla ilgili bekleyen temel yasalar var. Barolar Birliği’nin bu konuda açıklaması oldu. Ne yazık ki bunlar diyalogsuzluk nedeniyle tutuluyor.
Evet’ler daha yüksek çıkardı
İktidar referandumda istediği sonucu aldı ama Türkiye bir türlü rahatlamıyor. Hakkâri’deki patlama, güvenlik meseleleri ve giderek kutuplaşan, ayrışan bir ülke görünümünden çıkamıyoruz.
Gül: Referandum anayasal bir araç. Meclis’te gerekli çoğunluk sağlanamadığı için bu yola gidildi. Referandumdaki maddeleri ben hep savundum zaten. Yüksek yargı başkanlarıyla görüştüm, itirazlarını hükümete aktardım, bazı maddeler de değişti. Referandum kampanyası çoğunlukla genel seçim kampanyasına dönüştü. Yanlış olan buydu. Kimse çıkıp ombudsmanlık gerekli mi, askere sivil yargı yolunun açılması, Anayasa Mahkemesi’nde, HSYK’da değişiklik işe yarar mı yaramaz mı bunları tartışmadı. Bunların tartışılması gerekirdi. Ben hükümetteyken o dönem Anayasa Mahkemesi Başkanı olan Mustafa Bumin bugünkü değişikliğe benzer teklif getirdi. Ben çok büyük bir kesimin referandumdaki bu maddelere evet diyeceği kanaatindeyim. Ama seçim gibi olunca “hayır” dediler. Bir genel seçim havasında olmasaydı evetler daha yüksek çıkardı. Başta bütün partiler uzlaşma komisyonuna temsilci verselerdi bu işler daha kolay olurdu.
Başkanlık sistemine mesafeli
Başbakan’ın referandum gecesi “başkanlık” tartışmasına girmesine ne diyorsunuz?
Gül: Planlı bir şey değil. Sayın Başbakan’a soru soruldu, o da haliyle cevap verdi. Ne olduğu, nasıl olduğu sorularının cevabı yok. Başkanlık sistemine ilişkin herkesin kafasında bir şey var. Ama biraz altına inince 15 dakika, yarım saat konuşunca herkesin algısının farklı olduğunu görüyorsunuz.
Çankaya’da başkan olarak otursanız daha mı farklı olacak? 1982 Anayasası güçlü bir Cumhurbaşkanlığı sistemine dayanıyor. Daha fazla yetki neden isteniyor?
Gül: Tek cümlelik cümleler yanıltıcı olur. Şakası da yok. Başkanlık sisteminin kongresi, yetkileri, seçim sistemi, kontrol dengeleme sistemi farklıdır. Sadece yasa değil onun ötesinde farklılık olur. Milletvekillerinin seçim şekli farklı olur. Tarihimize baktığımızda biz Türklere sempatik gelebilir. Ama buradan da hakanlık sultanlık anlayışı çıkmamalı. Başkanlık sisteminin her ülkede farklı uygulamaları var. Parlamenter sistemin de avantajları var. Onun ya da başka sistemin lehine bir şey söylemek istemiyorum. Zamanı gelince tartışılır. Öyle bir gün gelir ki, görüşümü çok açık söylerim. Açıklarım.
 
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten
  • Reina saldırganı Abdulkadir Masharipov yakalandı
  • Yeni mezunların maaşının yarısı devletten
  • Reina katliamcısı yakalandı, süreç nasıl işleyecek?
  • Reina saldırganının yakalandığı evin görüntüleri
  • İşte AK Parti'nin yeni planı!

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA