• Konya24 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Başbuğ bugün bize yarın size demişti
28 Temmuz 2014 Pazartesi 09:25

Başbuğ 'bugün bize yarın size' demişti

Başbuğ'un Genelkurmay Başkanı olduğu dönemde kendisini paralel yapı ile ilgili olarak uyardığını belirten Başbakan Erdoğan, 'Bugün bize yarın size, demişti. Ve hakikaten dediği oldu' dedi. Başbakan, 'Bazı konularda herhalde onlar da kendilerine göre sinyaller alıyorlardı ki bu endişeyi taşıyorlardı' ifadelerini kullandı

 

Anketlere göre bölgedeki durumuz nasıl?

Kendimi onunla karşılaştırmak istemiyorum ama Diyarbakır'da Demirtaş ve benim adım geçiyor. Güneydoğu'nun genelinde zaten durum böyle ama Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman da güneydoğu ve oralarda tablo Diyarbakır'ın tam tersi. Açık ara oralarda biz öndeyiz.

Seçim ikinci tura kalırsa yaptırdığınız araştırmaya göre Ekmel Bey burada yokmuş. Oyunuz ise yüzde 95'i bulabilirmiş?

Malum Ekmel Bey de esnaf ziyareti yaptı burada ama esnaf ziyaretinde mahvetmişler. Biz de dikkat ettiyseniz caddelerde ilgi alaka çoktu. Buradaki vatandaşlarımızın nihai noktada teveccühünü gösteriyor. Ama temennimiz odur ki ikinci tura kalmadan seçimi kazanacağız.

CHP VE MHP'DEN DESTEK

Araştırmalarda katılım oranı nasıl görünüyor?

Bütün kamuyoyu araştırmalarında katılım yüzde 90'ın altına hiç düşmüyor. 94-96 civarında.

Bunları parti tabanlarına göre ayrıştırabiliyor musunuz?

Tabii bize CHP ve MHP'den destek var. Kendi tabanımız da tabii iyice kenetlendi. Bütün partilerin seçime katılım oranı yüksek görünüyor ama CHP'de biraz düşük görünüyor.

10 Ağustos'ta nasıl bir netice bekliyorsunuz?

Anketlere göre yüzde 54-56 oranında bir oy bekliyoruz. Ama bir artış var. Mesela İstanbul'da 3 puanlık bir artış var. İstanbul 54'e yükseldi. İstanbul'un 54'e yükselmesi Türkiye genelindeki eğilimi gösterir.

SEÇİMDE EN ÇOK OYU MHP'DEN ALACAĞIZ

Yurtdışını ölçebiliyor musunuz?

Ona girmedik. Ama zannediyorum ki orada da açık ara öndeyiz. Oradaki beklentimiz çok yüksek.

Anketlerde en yüksek oyu MHP'den alacağınız görünüyor. Fakat seçim çalışmalarınızda Türk milliyetçiliğine dair mesaj olmadı?

Bu konu çok hassas. Eğer orada dengeyi tutamazsanız bir yanı tutayım derken Güneydoğu-Doğu oylarına olumsuz bir etki yaparsınız. Onun için dikkat ederseniz şu ifadeyi ısrarla kullandım. Biz ne siyasal Kürtçüyüz ne de siyasal Türkçüyüz dedim. Biz tamamen 77 milyonu kucaklayan bir partiyiz dedim. Farkımız burada. CHP de ağzından kaçırdı ama bir daha düzeltemedi. İşte 'tüm kumsallarda CHP var' diye. Halbuki kumsallarda da CHP değil biz varız. Neredeyse Karadeniz'in tamamında birinciyiz. Ege'de hamdolsun onlar kadar olmasa bile yine varız. Akdeniz' e geliyorsun, başta Antalya olmak üzere biz varız. Bu tablo bunları rahatsız ediyor. Orta Anadolu falan zaten belli. 78 vilayetin hepsi ağırlıklı varız. Malesef büyükşehir olarak tek olmadığımız yer Tekirdağ. Yani belediye olarak söylüyorum. Milletvekili seçimi olsa neredeyse birinci partiyiz.

30 Mart seçimlerine göre belirgin bir fark var mı?

Var, tırmanış devam ediyor. 2015 seçimleri daha da iyi olacak.

EKMEL 30 YAŞINDA TÜRKİYE'YE GELMİŞ

Çözüm bunu etkiliyor mu?

Etkiliyor. Şimdi Diyarbakır'da vatandaş 24 saat sokağa çıkabiliyor. Mesela iki gün içinde dağdan 21 kişi indi. 22 aile hala devam ediyor eyleme. Temenni ederiz ki onlar da inecek.

Zorunlu din dersiyle ilgili Demirtaş ve İhsanoğlu açıklamada bulunuyor. Sizin tavrınız nedir?

İhsanoğlu zorunlu din dersine karşı. Bir taraftan din İslam diyeceksin sonra din dersine karşı çıkacaksın. Şimdi zorunlu din dersi Evren'in getirdiği bir şeydi; o da din kültürü ahlak dersi şeklindeydi. Bu da bir taraftan Evren'in adamı görünmeye çalışıyor bir yandan da devrin adamı gözükmeye çalışıyor. Onu aynen koruduk ama Kur'an-ı Kerim'i ve Siyer-i Nebi'yi okullarda seçmeli ders olarak koyduk. Yani ister girer ister girmez. Sadece İmam Hatip okullarında bu ders zorunlu olarak var. Şimdi tabii Demirtaş bu hassasiyeti gözetecek kapasitede değil. E öbürü, o da değil çünkü bu ülkenin yabancısı, insanın yabancısı. Mesela Kılıçdaroğlu konuşuyor: Diyor ki Anadolu'nun evladı. Şimdi ben Ekmel ile ilgili konuşmak istemiyorum ama Kahire'de doğmuş, 30 yaşında Türkiye'ye gelmiş.

Dönüş takvimi başladı

Seçildiğiniz takdirde barış sürecinde silahsızlandırma ve hayata dönüş konusunda adımlar atacağınızı ifade etmiştiniz. Takvim belli mi?

Takvim çerçeve yasayla başladı zaten. Hükümet bundan sonra Cumhurbaşkanıyla el ele verecek. Aynı zamanda tabii güvenlik güçleri elele verecek ve bu konuda eve dönüş gibi projelerimizin hepsini hayata geçireceğiz. Eğer zaten bunu Allah'ın izniyle yaşama geçirebilirsek, ürküntü korku biter. Ne yazık ki bu seçime bile girerken, mesela Bingöl'de camii basmışlar, bir vatandaşı tehdit etmişler. Van'da yine evlere, muhtarlara baskıya başlamışlar. Oyları kendilerine göre ipotek altına almak istiyorlar. Sıkıntımız burada. Benim en büyük meselem, Güneydoğu'da ne zaman bacalar tütmeye başlayacak. Sermaye buraya gönül rahatlıyla ne zaman girmeye başlayacak. Geçen TÜSİAD Başkanı Haluk Bey bana geldiğinde onu konuştuk. Bugüne kadar halef selef olduğunuz zat Güneydoğu'ya bir kere ziyaret yaptı o kadar dedim. Ben ziyaret istemiyorum. Diyorum ki gelin siz yatırım yapın kardeşim. Eğer siz Doğu'ya yatırıma başlarsanız bir defa size bu noktada verdiğimiz teşvikler çok ilerilere çıkar. Siz istihdam yaratırsanız, halkın terör örgütlerine tavrı çok daha farklı olur.

Bütün pisliklerin içinde Ali Fuat Yılmazer var

Paralel yapının Emniyet ayağındaki en önemli isimlerden Yılmazer'le ilgili Başbakan şu yorumu yaptı: 'Kelepçelerle şov yapıyor. Bu işlerin İstanbul ayağının bütün pisliklerinin içinde o var.'

Bugün pensilvanya ile ilgili sert açıklama yaptınız. Irkçı pensilvanya dediniz. Operasyon nasıl gidiyor? Bir de İlker Başbuğ'un askeri davalar sürecinde sizinle konuştuğuna dair sözleri var...

Şimdi İlker Paşa'nın söylediği sözün detaylarını okumadım ama görevde olduğu sürede bana söylediği bir sözü vardı. Onu ben bu arada söyleyeyim. O da şuydu 'bugün bize yarın size!' demişti. O zaman tabii daha Genelkurmay Başkanıydı. Toplamalar malum başlamıştı. Ve hakikaten dediği oldu. Ve bazı konularda herhalde onlar da kendilerine göre sinyaller alıyorlardı ki bu endişeyi taşıyorlardı. Sonra ne oldu. İşte Hakan Fidan meselesi çıktı. Şimdi Hakan beyde patlak veren konu sıradan bir olay değildi. İlker Paşa tarafından içeri girdiklerinde falan da bizim gönderdiğimiz insan hakları komisyonu üyelerine de işte 'Hakan Beye sahip çıktığı kadar bize sahip çıkmadı' gibi bir ifade kullanıldı. E şimdi tabii Hakan ile onların konumu çok farklı. TSK mensuplarının bu noktadaki beklentileriyle sivildekinin beklentisi farklı. Şimdi benim sivildekine çok daha müdahele etmem mümkün. Ama bizim asker şuna alışmamış, sivilin kendilerine müdahale etmesine alışmamış. O demokratik diyalogu da bu şekilde hala oluşturmamış. Şimdi şu paralel yapı meselesini gündeme getiriyoruz, bu varlığın olduğunu artık görmeleri lazım. Bu olaylardan sonra İlker Paşa'nın o tespiti manidardır. Bugün bize yarın size!

BÜTÜN PİSLİKLERİN İÇİNDE O VAR

Başbuğ'un isim telaffuz ettiğini hatırlıyor musunuz? Ali Fuat Yılmazer'in ismini söyledim diyor?

Evet o vardı tabii. O zaten bizim de gündemimizdeydi. Onu ben de duymuştum ve zaten aynı şeyi ona ben de söylemiştim. Şimdi de kalkmış kelepçelerle falan şov yapıyor. Bu işlerin İstanbul ayağının bütün pisliklerinin içinde o var.

Hakkında işlem yapılan polisler ve emniyetçiler bu yapının ana operatörleridir diyebilir miyiz?

Tabii yargı süreci başladı ve benim bu kadar rahat konuşmam mümkün değil. Ama bilinen bir şey var. Bunlar işin bir ayağı. Ama ben inanıyorum ki, şu anda yurtdışında olanlar var, meslektaşlarınız var, meslektaşlarınızın içinde burada olan var kaçan var. Hepsinin üstlendiği görevler, roller var. Mesela şimdi bizden ayrılan milletvekilinin gözaltındayken gidip resim çektirmesi... Sen hangi diktatörlükte sen gidip böyle resim çektirebilirsin. Adam gidiyor gözaltında olanlarla resim çektirip şov yapıyor, hale bak! Ama nedir bunların hepsi haneye yazılacak.

YILMAZER BANA 2-3 KEZ GELDİ

Başbuğ, Hrant Dink davası çözülürse bu yapı deşifre edilebilir minvalinde sözler söyledi. Siz de o dönemde kamuoyunda tepki yaratan cinayetlerin ve suikastların askeri dava süreçlerine kamuoyu desteği sağlamak için düzenlenmiş birer komplo olduğunu düşünüyor musunuz?

Olayı Dink davasına indirgemek olayı küçültmek olur. Dink davası bence kişiselleştirilmiş davadır. Dink'in yazılarını, onun düşünce dünyasını kabullenmemek gibi bir nedenle yapılmıştır. Parelel yapı meselesinde ise devleti ele geçirme, ulusal güvenliği tehdit gibi büyük bir amaç var. Dink'in bu amacı gerçekleştirmelerini kolaylaştıracak devlette bir konumu yoktu ki. Bu teoriler parelel yapıyla mücadalenin hedefini saptırmasın. Mesela bu yapının parasal boyutu var.

Yılmazer'den hiç şüphelenmediniz mi?

Bana bu adam 2-3 kez gelmiştir. Getirdiği bilgiler bir genelleme yapabileceğimiz fikirler değildi, şimdiki gibi rahatsız edici değildi. Çok basit kişisel bazı duyumlardı. Ama son görüşmede baktım ki, biraz farklı bir görüntü veriyor. Sonra zaten diyaloğu kestim. Konu olarak farklı şeylerden bahsetmeye başlayınca kestim dedim ki sen dedim artık görevine dön! Ama onlar paralel yargı paralel emniyet yapısını kurmuşlar!

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA