• Konya18 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Aydınlar Ocağında Türkçe ezan sohbeti
02 Şubat 2012 Perşembe 12:05

Aydınlar Ocağı'nda Türkçe ezan sohbeti

Konya Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Dr. Güçlü: Arapça ezan aslına dönünce Kapu Camii cemaati gözyaşlarıyla camiye girdi. Allah, Türkçe ezan zulmünü bu millete bir daha yaşatmasın.
Konya Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Dr. Güçlü: “Arapça ezan aslına dönünce Kapu Camii cemaati gözyaşlarıyla camiye girdi. Allah, Türkçe ezan zulmünü bu millete bir daha yaşatmasın.”

Konya Aydınlar Ocağı’nın Salı Sohbetleri’nde, 80. Yılı münasebetiyle Türkçe Ezan ve Kur’an Çalışmaları gündeme geldi.
 
Sille Kültür Evi’nde gerçekleştirilen sohbette konuşan Konya Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, Türkçe Ezan ve Türkçe Kur’an faaliyetleri ile Türkiye’de uygulamaya konulan Dinde Reform Hareketleri’ni tarihi kronolojik geçmişi üzerinde durarak inceledi.

Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden itibaren dinde reform hareketlerinin, devletlerin ekonomik ve siyasi açıdan güçsüz kaldığı dönemlerde daha da belirginleştiği ve azdığı fikrinden hareketle “Biz, adîl ve haklı olmak kaydıyla güçlü bir devlet olmak zorundayız” tesbitini yapan Dr. Mustafa Güçlü, Osmanlı Padişahlarından 3. Selim’in Fransa’ya Fransızca mektup yazması, Tanzimat Fermanı, I. Meşrutiyet ile II. Meşrutiyet’in ilanlarını ardından devlet müesseselerinin statükolaşmaya başladığını, yenileşmeye açık olmayan Batılılaşma hareketleriyle birlikte dışarıdan iç müdahalelerin devreye sokulduğuna dikkati çekti.
 
Sadrazam Mustafa Reşit Paşa’dan itibaren Osmanlı’yı Sultan II. Abdülhamid’e kadar paşaların yönettiğine işaret eden Dr. Güçlü, Jön (Genç) Türkler Hareketi ve İttihat Terakki Cemiyeti’nin çalışmalarıyla Batılılaşma ve modernleşme hareketlerinin hız kazandığını ve kökü dışarıda örgütler ile içimizdeki Truva atları okullarla birlikte misyoner hareketlerinin başladığına değindi. 30 Ekim 1918’de yapılan Mondros Antlaşması’yla Osmanlı’nın yenilgiyi kabul etmek zorunda kaldığını ve Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmasıyla birlikte Anadolu’da başlayan Milli Mücadele’den sonra 23 Nisan 1923’te Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulduğunu belirten Dr. Güçlü, isyanların ardından sırasıyla hilafet makamının kaldırılması, şapka ve kıyafet devrimi, harf devrimi gibi devrimlerle birlikte 22 Ocak 1932’de, minarelerden Arapça okunan ezanın, 1950’ye kadar Türkçe okutulduğunu ve camilerin de asıl fonksiyonlarından ayrı olarak depo, hangar ve daha başka şeylerde kullanıldığı gerçeğini dile getirdi.
 
1945’lerde bazı camilerde, kiliselerde olduğu gibi sıraların konduğunu hatırlatan Dr. Güçlü, “1947’de Türkiye’ye ve dolayısıyla Orta Doğu’ya nüfuz etmeye başlayan Amerika, Marshall Planı ile 1948-1951 yılları arasında yürürlüğe konan ekonomik yardım paketiyle bizi kendine benzetmek ister. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 16 ülke, bu plan uyarınca ABD’den ekonomik kalkınma yardımı almıştır. Yalnız bu sadece para yardımı değil, Amerika’nın askerî eşyaları da elinden çıkardığı bir yardımdır” dedi.

TÜRKÇE EZAN
Cumhuriyet’in ilanından sonra ibadetin Türkçeleştirilmesi için birkaç teşebbüs yapıldığını fakat halktan gelen tepkiler üzerine vazgeçildiğini kaydeden Dr. Güçlü,  bu yöndeki çalışmaların durmadığını belirterek “Daha sonraki yıllarda uygun ortam meydana gelince, ibadetin Türkçeleştirilmesine ezandan başlandı. 1932’de Eğitim Bakanı Reşit Galip ile Hasan Cemil Çambel’in yönetimi altında Dolmabahçe Sarayı’nda devrin meşhur dokuz hafızının katılımıyla ezan Türkçeleştirildi. 1932 yılı Ramazan’ında 29 Ocak 1932’de Türkçe ezan, Fatih Camii minaresinden okundu. Ardından Türkiye’nin her yerinde Türkçe ezan okutulmasına çalışıldı. Fakat Türkçe ezan kabul görmedi. 1 Şubat 1933'te Bursa’da Ulu Camii’de Topal Halil adında halktan birinin Arapça ezan okuması üzerine tutuklanmaya kalkınca halk durumu protesto etti.
1950 seçimlerinde Demokrat Parti’nin iktidara gelmesinin hemen ardından ilk gündem maddesini Arapça ezan okuma yasağının kaldırıl¬ması oluşturdu. DP milletvekilleri 14 Haziran 1950’de Başbakan Adnan Menderes hükü¬metince TBMM’ye bu konuda çeşitli kanun teklifleri sunuldu. Ve 16 Haziran 1950’de minarelerden Türkçe ezan okunmasına son verilerek ezan aslına tekrar kavuştu” dedi.

KONYA’DAN BİR ÖRNEK
Dr. Güçlü, ezanın tekrar Arapça olarak okunması ile ilgili olarak Konya’dan da 13 yaşındaki bir şahidin ağzından şu örneği verdi: “Gittik, Kağnıcı Hafız’ı aldık, getirdik. Konya’da Kapu Camii var, minaresine çıkarmışlar, okumuş bir kere. Aşağıda cemaat hüngür hüngür ağlıyor. “Ulen bir daha oku” diyorlar Konya tabiriyle, “bir daha oku”. Üç defa okuttular ezanı, ondan sonra millet gözyaşlarıyla camiye girdi.”
 
Dr. Güçlü, sözlerine “Allah, Türkçe ezan zulmünü bu millete bir daha yaşatmasın” temennisiyle son verdi. Aralarında İstanbul Sabahaddin Zaim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adem Esen’in de bulunduğu davetlilere, sohbetin ardından Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü tarafından Ahiaşı (Arabaşı) yemeği ziyafeti sunuldu.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten
  • Ak Parti Konya il başkanını arıyor
  • Beyşehir’in 27 mahallesine çok amaçlı spor sahası
  • Beyşehir’de mahalle ziyaretleri
  • Konya'da uyuşturucu almak için 15 çuval nohut çaldılar
  • Solotürk Konya'nın gururu oldu

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA