• Konya1 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Adalet, insana saygıyı gerektirir
13 Şubat 2011 Pazar 12:02

'Adalet, insana saygıyı gerektirir'

MÜSİAD Konya Şubesi Cuma Toplantılarına, bu hafta Tarihçi-Yazar Yavuz Bahadıroğlu konuk oldu. Osmanlının Ortadoğu Politikası ve Türkiyeye Etkileri konulu konferansa çok sayıda dinleyici katıldı.
MÜSİAD Konya Şubesi Brifing salonunda yapılan toplantının açılış konuşmasını MÜSİAD Konya Şube Başkanı Aslan Korkmaz yaptı. Korkmaz; “Tarihini bilmeyen toplumlar, geleceklerini bilemezler. Geleceğimize yön vermek ve çocuklarımıza geçmişe dair en büyük sermayeyi bırakmak istiyorsak, tarihimizi doğru şekilde öğrenmeli ve gelecek nesillere de aktarmalıyız. En önemlisi de yakın tarihimizi objektif açılardan derinlemesine irdelemeli, mukayese yapabilmeliyiz” dedi.
 
Açılış konuşmasının ardından konferansa geçildi. Tarihçi-Yazar Yavuz Bahadıroğlu Osmanlı tarihine özet olarak değinerek, Osmanlı’nın Ortadoğu üzerindeki politikalarını ve bunların günümüz Türkiye’sine yansımalarını anlattı. Bahadıroğlu; “Osmanlı İmparatorluğu ile Selçuklu eğitim sistemi, aile yapısı konusunda benzerlik gösterir. Osmanlı bir sünnet medeniyetidir. Bunun ilk örneği ise İstanbul’un fethidir. Yüce Peygamberin Konstantiniye’nin fetholunacağı müjdesine mazhar olmak için gerçekleştirilen o kutlu fetihtir. İşte bizler böylesi bir medeniyetin evlatlarıyız. Büyük bir şeref olmakla birlikte beraberinde büyük yükümlülükler getirmektedir. Bu yükümlülükler aileden başlayıp, devlete kadar uzanmaktadır” dedi.
 
Osmanlı Medeniyetinin toplum ve insan haklarına duyduğu saygıdan da bahseden Yavuz Bahadıroğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Düşmana bile insanca davranan bir dinin ve milletin çocuklarıyız. Adalet, insana saygıyı gerektirir. Tarihteki ilk insan hakları manzumesini yayınlayanlar Müslümanlardır. Bu manzumenin de başlangıcı Peygamber Efendimizin Veda Hutbesi’dir. Nasıl olurda böylesi bir milletin tepe noktası olan padişah günümüz dizilerindeki gibi lanse edilebilir? Osmanlı padişahları dizilerde anlatıldığı gibi dört duvar arasında yaşıyorlardıysa peki kimler Viyana kapılarına dayandı, kimler Mısır’a sefer çıkardı? Kanuni Sultan Süleyman’ın 46 yıl hüküm sürdüğü ve padişahlığı müddetince toplamda 16 sefer düzenlediği rivayet edilir. O zamanın imkânlarıyla bir düşünelim. Her sefer en az 150–200 bin asker ile yapılmakta. Kah yaya olarak, kah at üstünde yapılan bu seferlerin varın başlangıç ve bitiş tarihleri arasındaki zaman mefhumunu siz hesap edin. Yavuz Sultan Selim çıktığı seferlere katırlar dolusu kitap götüren bir padişahtır.  Kanuni Sultan Süleyman ise bu büyük padişahın evladıdır. Osmanlı’da her evlat babasını ilmi, fikri ve bilim noktasında geçmekle yükümlüdür. Padişahlar sarayda kaldıkları süre içinde günlerinin 6 saatini sadece okumakla geçirirlerdi. Enderun mekteplerinde yetişen geleceğin padişahları ve o günün şehzadeleri günümüz tabiriyle ilkokuldan tutun üniversite ve doktora eğitimine kadar eğitim alırlardı. Böylesi bir padişah nasıl olur da harem duvarları arasında yaşantısını
sürdürür?
 
Osmanlı’daki harem sisteminden de bahseden Bahadıroğlu haremin günümüz eğitim-öğretim anlayışıyla birebir örtüştüğünü ve haremin sanılanın aksine bir eğitim yuvası olduğunu söyledi. “Harem’de kızlar küçük yaşta eğitime alınır ve bütün ilimler verilirdi. Harem’den ilköğretim düzeyinde mezun olan kızlar saraya hizmetçi, lise düzeyinde mezun olanlar saraya katip ve üniversite düzeyinde mezun olanlar ise belli şartları taşımaları dahilinde padişaha eş olurlardı. Osmanlı Devleti’nde padişah en özgür olmayan kimsedir. Çünkü ne işini ne de eşini seçme hakkına sahiptir” dedi.
 
Ortadoğu ve Mısır’da yaşanan son gelişmelere de değinen Bahadıroğlu; “Mısır şu an Türkiye’nin 1940’lı yıllarını yaşamakta. Mısır’da ülkenin lideri Mübarek’in gitmesine ilişkin halk ayaklanması mevcut ancak asıl yanlış gitmesini istediklerini bilmeleri değil, gelmesini istediklerini bilmemeleridir. Mısır’ın bundan sonraki işi daha zor ve çetindir. Önemli olan halkın karışıklıklara mahal vermemesi ve kimin gelmesini ve ne şekil yönetilmek istediklerini bilmeleridir. Unutmamalıyız ki; kalabalıklar her zaman için hep haklı değillerdir ve de hep kazanamazlar. Mısır’ın bir toparlanma sürecine girmesi ve fikir birliği oluşması gerekmektedir. Temennimiz hem Mısır için hem de Ortadoğu için işlerin sükûnete kavuşmasıdır” dedi. 
 
Program, katılımcıların soruları ile son buldu. Program sonunda Başkan Aslan Korkmaz tarafından gecenin anısına Yavuz Bahadıroğlu’na bir hediye takdim edildi.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten
  • Teröristin konuşmak için şartı!
  • Yakalanan PKK'lı HDP eski milletvekili adayı çıktı
  • Türk askerine DEAŞ saldırısı: 5 şehit
  • Karne heyecanını başkanla paylaştılar
  • Yardımlar Halep için yola çıktı

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA