• Konya-5 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
2011in en büyük riskini açıkladı
07 Ocak 2011 Cuma 14:41

2011'in en büyük riskini açıkladı

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye'nin global anlamda karşı karşıya olduğu 2011'in en büyük riskini açıkladı.
Türk çimento sektörünün 100. yılı dolayısıyla Yapı Ürünleri Üretici Federasyonu tarafından İstanbul'da düzenlenen ''Türk Ekonomisi ve İnşaat Sektörü'' konulu toplantıda konuşan Şimşek, 2009 yılında ortalık toz dumanken Türkiye'nin temelinin sağlam olduğunu söylediklerini ifade etti.
 
2011 yılında da yine ümitli olmak için birçok sebep bulunduğunu ifade eden Şimşek, ''Çünkü doğru politika çerçevesi konulacak. Ama bunun da ötesinde mikro bir takım adımlarla da bu makro temelleri daha da sağlamlaştırıyoruz'' dedi.
 
Konuşmasında, sektörle ilgili dile getirilen sorunlara da değinen Şimşek, kayıtdışılığın sadece vergi kaybı anlamında bir problem olmadığına dikkati çekerek, kayıt dışılığın aslında adil rekabetin oluşmasını engelleyen, Türkiye'nin geri kalmasında en önemli faktörlerden biri olduğunu vurguladı. 
 
KAYIT İÇİNDE OLAN BİRİSİ ÇOK DAHA BÜYÜK BİR REKABETLE KARŞI KARŞIYA
Mehmet Şimşek, ''Kayıt dışı demek, aslında şirketlerin rekabetçi bir ortamdan yoksun bir şekilde kendilerini daha verimli, üretken kılacak bir süreçten uzak kalması demek. Yani kayıt içinde olan birisi çok daha büyük bir rekabetle karşı karşıya... Dolayısıyla çok daha verimli, inovatif, yenilikçi olmak zorunda'' dedi.
 
Kayıt dışılıkla mücadele etmek gerektiğini, bu konuda son 1,5 yıldır birçok adım attıklarını, sonuç almaya başladıklarını belirten Şimşek, uluslararası çalışmalarda Türkiye'de kayıt dışılığın azaldığına dair birçok gösterge olduğunu, ancak hala seviyenin ciddi boyutlarda bulunduğunu kaydetti.
 
''Bu birçok sektör açısından önemli bir ayak bağı'' diyen Şimşek, bunun hem bir vergi kaybı hem ülkenin refah artışını sınırladığını hem de şirketlerin adil bir rekabet ortamında ilerlemesini engellediğini, bu konu üzerinde durmaya devam edeceklerini söyledi.
 
Şimşek, rekabet gücünü belirlemede enerjinin çok önemli bir faktör olduğuna işaret ederek, birçok komşu ülkeye göre Türkiye'nin, enerji verimliliği ve maliyetlerde arzuladıkları noktada olmadığını, ancak bu konuda da büyük bir çaba içerisinde bulunduklarını anlattı.
 
Nükleer santrallerle ilgili çabalarının uzun vadede Türkiye'yi rekabetçi bir konuma getirme amaçlı olduğunu vurgulayan Şimşek, Türkiye'nin rüzgarını, güneşini, suyunu enerjiye dönüştürme çabaları bulunduğunu, enerjinin, bir gecelik sonuç alınabilecek türden bir konu olmadığını söyledi. Şimşek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Aslında sizin sektör için bir niş, özgün alanlar var. Türkiye'de enerji verimliliği konusu çok ciddi bir sorun. Bir kentin gece resmini çekerseniz, evlerin büyük bir kısmının dışarıyı ısıttığını, doğru düzgün yalıtımın, izolasyonun olmadığını görürsünüz. Bu sizin sektör için büyük bir fırsat.
 
Bu alan çok önemli. Belki bizim bu alanı daha fazla ön plana çıkartmamız lazım, teşvik etmemiz gerekiyor. Çünkü cari açık önemli ölçüde enerji kaynaklı... Şu son 8 yıla bakın, enerjiyi dışarıda tutun. Açık verdiğimiz yıllar istisnadır. Fazla verdiğimiz yıllar çoğunluktadır. Ama enerjiyi bir kenara bırakamıyoruz. Ülkenin var olan kaynaklarını bir teorik potansiyel alan olmaktan çıkartıp gerçeğe dönüştürüyoruz. Bu konuda hükümetimiz çok ciddi adımlar atmıştır. Devletin bütün çekmecelerindeki bütün projeleri özel sektöre devrettik. Özel sektör şu anda onları yapıyor, bitiriyor.''
 
CARİ AÇIK
Enerji konusunun önemli olduğunu yineleyen Şimşek, şöyle devam etti:
''Dünya enerji fiyatlarının yükselmesi tabii ki maalesef global anlamda karşı karşıya olduğumuz en büyük risk. Niye? Çünkü global emtia fiyatlarının, özellikle petrol ve benzeri ürünlerin fiyatlarının artması demek aslında Türkiye açısından sadece büyük bir cari açık anlamına gelmiyor. Aynı zamanda daha yüksek bir enflasyon, bir anlamda daha yüksek bir risk primini beraberinde getirebiliyor. Hatta daha düşük büyümeyi beraberinde getiriyor. Çünkü cari açığınız olmazsa net ihracatın büyümeye katkısı eksi olmaz, artı olur. 
 
Şu son birkaç çeyrektir Türkiye ekonomisine bakın; Türkiye'nin dünya ile olan dengesi bu kadar büyük bir açık içinde olmasaydı inanın Türkiye'nin büyümesi Çin'in çok çok daha üstünde olurdu. Çünkü net ihracatın büyümeye etkisi eksi... Yani bu nötr olsa Türkiye 2010'da yüzde 10'lardan çok daha hızlı büyümüş olurdu. Fakat bu aşılamaz bir konu değil. Biz katma değeri yüksek, bilgi, teknoloji yoğun ürünlere geçtikçe, enerjiyi daha verimli kullandıkça inanıyorum ki Türkiye orta, uzun vadede bu sorunu çok daha idare edilebilir seviyelere çeker.''
 
BAZI BAKANLIKLAR PARALARI İADE ETTİ
Şimşek, çimento sektörünün Avrupa'da hem ihracat hem de üretimde birinci olunan nadir sektörlerden birisi olduğunu, dünyada da ihracatta 3., üretimde 4. sırada olunmasının çok önemli bir gerçek olduğunu söyledi.
 
Şimşek, ''4,5 milyar dolarlık üretim, 1 milyar dolarlık ihracat... Türkiye çimento sektörü büyük bir gurur kaynağımız. 99. yıllarını çok büyük başarıyla tamamladılar, ümit ediyorum 100. yılda da bu başarı ve birikim çok daha üst noktalara varır ve bizler de sizlerle gurur duymaya devam ederiz'' dedi.
 
İç piyasa açısından bakıldığında düşük faiz ortamının, özellikle konut sektörü açısından çok önemli olduğunu belirten Şimşek, Hazine'nin bugün yüzde 7'nin altında borçlanabildiğini vurguladı.
 
Kredi faizlerinin ilk defa tek haneli rakamlarda olduğunu ifade eden Şimşek, ''Bu gerçekten tesadüf değil, garanti de değil. Bu çalışmayı gerektiriyor. Bir yandan siyasi istikrarla sağlanan bir ortam var. Doğru reform ve adımlar, özellikle de bütçe disiplini ve fiyat istikrarının beraberinde getirdiği bir sonuç'' dedi.
 
''Düşük faiz konut sektörüne, yapı malzemesi sektörüne verebileceğimiz en büyük destektir'' şeklinde konuşan Şimşek, Türkiye'nin demografik yapısının, bu sektörün çok çok daha ileri noktalara gelmesi noktasında elverişli olduğunu anlattı.
 
2010 yılında herhalde bir ilktir, bilemiyorum, geçmişte olmuş mudur? Bir çok icracı bakanlık sonradan verdiğimiz ekstra imkanların tamamını kullanamadı.
 
Binali Yıldırım, Veysel Eroğlu ilk defa paranın bir kısmını bize iade etmek zorunda kaldı. 2009 yılı sonunda Meclisimiz bütçeyi kabul etti. Biz orada 50 milyar liralık açık öngörüyorduk, milli gelire oran olarak da yaklaşık yüzde 4,9 oranında bir açık öngörüyorduk. Fakat Ekim ayı itibariyle baktık ve açığın çok altında kalacağız, imkanlarımız beklenenin ötesinde bereketli bir yıl, imkanlarımız çok... Biz Ulaştırma Bakanlığı'na sadece karayolu için 3 yerine 10,5 milyar lira imkan sağladık. Diğer alanlara da ciddi şekilde kaynak ayırdık. Ona rağmen yılın sonuna doğru baktık ki, Ekim ayında ortaya koyduğumuz hedefin de çok altında kalacağız. Onun için hiçbir sorunu 2011 yılına bırakmadık. Çok şanslı bir Maliye Bakanı'yım herhalde... İlk defa inanılmaz şekilde 2010 yılında hem hedeflerimizin çok ötesinde bir bütçe dengesi tutturduk hem de ülkenin bir çok ihtiyacını karşılayacak ekstra imkan sağladık. Onun ötesinde 2011 yılına da hiç bir sorunu ötelemedik. 2011 yılının yükünü aşağıya çekecek, 2011'deki hedefleri tutturmamıza yardımcı olacak bir sürü adım attık.''
 
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten
  • Facebook'tan Türkiye'deki islami sayfalara ambargo
  • ‘Evet’ mitingleri başlıyor
  • Yeni Kararname ile Konya'da ihraç edilen isimler
  • 65 terörist etkisiz hale getirildi
  • Konya'da tekneleri batan çift, buz kütlesine çıkarak kurtuldu

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA