• Konya19 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
11 Eylül saldırılarıyla bağlantılı olaylar gelişti
25 Mayıs 2013 Cumartesi 15:32

11 Eylül saldırılarıyla bağlantılı olaylar gelişti

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Konya Şubesi tarafından geleneksel hale getirilen toplantıların bu haftaki konuğu Gazeteci-Yazar Taha Özhan Suriyedeki Son Siyasi ve Ekonomik...
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Konya Şubesi tarafından geleneksel hale getirilen toplantıların bu haftaki konuğu Gazeteci-Yazar Taha Özhan “Suriye’deki Son Siyasi ve Ekonomik Gelişmeler” konulu konferans verdi.
MÜSİAD Konya Şubesi’nde düzenlenen konferansa AK Parti Konya Milletvekili Kerim Özkul, Siyaset ve Ekonomi ve Toplum Araştırmaları (SETA) Vakfı Başkanı ve Gazeteci-Yazar Taha Özhan, Konya Ticaret Borsası (KTB) Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Uğur Kaleli, Eski MÜSİAD Konya Şube Başkanı Aslan Korkmaz, İttifak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Korkmaz, Mevlana Kalkınma Ajansı (MEVKA) Genel Sekreteri Ahmet Akman, MÜSİAD Konya Basın Komisyonu Başkanı Lokman Koyuncuoğlu, MÜSİAD ve Genç MÜSİAD üyeleri ile çok sayıda davetli katıldı.
11 EYLÜL SALDIRILARIYLA BAĞLANTILI OLAYLAR GELİŞTİ
Konferansa katılan Gazeteci-Yazar Taha Özhan, Arap Baharı, Suriye’deki son siyasi ve ekonomik gelişmeler ile Türkiye’nin Suriye politikası ve etkileri gibi konulardan bahsetti. 11 Eylül 2001 den 2010 a kadar olan 10 yıllık sürecin, büyük ölçüde 11 Eylül saldırılarının oluşturduğu atmosferle bağlantılı olduğunu belirten Taha Özhan, “Bu süreç içerisinde yani 10 yıl içerisinde bizim yakın bölgemizde 2 tane işgal 2 tane de savaş yaşadık. Afganistan ve Irak işgal edildi. Lübnan ve Gazze’ye de İsrail saldırdı. Bu 4 ülkede büyük katliamlar yaşandı. Her birisinin siyasi yansımaları ciddi bir şekilde tüm coğrafyayı tabi ki Türkiye’yi etkiledi. Hatta dönüştürdü. Fay hatları kırıldı. Etnik, mezhebi, siyasi fay hatları harekete geçti. Bunların neticelerini hem Arap Baharı’nda hem de Arap isyanları sırasında özellikle gördük. O dönem şekillenen siyasal kırılmalar, kendisini ifade edecek alan bulduğundan itibaren bazen yıkıcı, bazen yapıcı aktörlerin ortaya çıkmasına yol açtılar” diye konuştu.
ABD SESSİZ KALDI
Arap Baharı ile birlikte başlayan yeni düzenin ABD üzerindeki etkisine de değinen Özhan, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: ‘‘Arap Baharı’nın yaşanmaya başladığı 2010 yılı küresel sistem, batı ve ABD açısından da baya zorlukların olduğu bir seneye tekamül etti. Zorluklar ve ekonomik kriz vardı. 1930lardaki krizi aşacak derecede ve yaygın bir şekilde bütün batı sistemini sarmış durumdaydı. Bir taraftan bununla baş etme çabası, diğer taraftan da güvenliğin tam anlamıyla sağlandığını farz ettikleri düzenin sallanmaya başlaması özellikle ABD’yi sıkıntıya soktu. Tunus’a ABD hiç tepki vermedi. Libya ise önce sessiz kaldı ardından kendilerinin icat ettiği bir kavram olan, arkadan iten güç pozisyonunu aldı, çok fazla bulaşmadı. Hem jeopolitik okumaları içerisinde hem de ekonomik okumaları içerisinde Libya’nın çok önemli bir yere oturmadığını açıkça ifade ettiler. Bunda da doğru söylüyorlar. Burada çok ciddi bir komploculuğa gerek yok. ABD’nin Libya kaynaklı elde edeceği bir avantaj yok. Libya zaten sorunlu oldukları bir yerdi, çokta umursamadılar. Ama askeri müdahalede sürecin başlaması için aktif rol oynadılar. Bu kavramla da bu işi nitelendirdiler. Bu daha sonra ABD’nin kendi siyasal sisteminde eleştirilen bir misyona dönüştü. Çünkü neopon, misyoner, kurucu bir siyaset geleneğinin 8 yıl sürdüğü ABD’den devraldığı Obama iktidarı böylesine kurucu ve aktif siyasetten bir anda o kadar pasifize geleneğe bir geçiş şiddetli eleştirilerin çıkmasına yol açtı. ABD’nin asıl imtihanı Mısır’la başladı. Ortadoğu’da ki İsrail’den sonra en önemli ve en büyük ortağı kabul edilebilecek olan çok ciddi siyasi ve askeri ilişkileri olan sisteminde içerisinde derinden nüfus ettiği ülkeydi Mısır. Yıllarca da özellikle Mübarek zamanında 29 yıl boyunca suhuletle işleri götürüyorlardı. Mısır’da gerilim başlayıp isyan dalgası bütün ülkeyi sarmaya başlayınca özellikle 2. Haftadan itibaren ABD yönetiminden en az 3-4 ayrı ses çıkmaya başladı. Bütün bu kafa karışıklığı, yada iktidarın siyasal söylem anlamında tek bir elde toplanamamasından dolayı, ABD kararsız bir tutumda bulundu. O gün bu gündür, ABD, Mısır’da nasıl bir pozisyon takındıysa, bundan sonraki dönemde Arap isyanının yaşandığı ülkelerde ve Suriye’de bu pozisyonunu korudu.   ABD’nin Arap isyanlarına dair hem süreçleri Hemde neticeleri konusunda ne dediği pek anlaşılamadı. Bu ABD’nin cümle kurmayı becerememesinden değil, tam tersine kararsız bir siyaset izlemenin kendisine zaman kazandıracağı, çünkü diğer aktörlerin yıkılan statükonun doğrudan parçası olmadığından dolayı bedel ödemediklerini ve ödeyemeyeceklerini bildiğinden dolayıdır.’’ SAMİ GEDİZ
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Senin Şehrin, Senin Siten

Tüm Hakları Saklıdır © 2013-2015 Haber Konya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 332 351 66 50 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA